Bu topluma bir şeyler olmuş, ölü toprağı serpilmiş üstüne, menfi yönde değişmiş-dönüşmüş, müspet cihetle gelişip ahlaklı olacağı yerde toplum süratle ahlaksızlaşıyor, tepkisizleşiyor, nerdeyse ana, bacı sövseler tepki vermeyecek duruma gelmişler. Neden?

Sanırım mevcut durumuna bir halel gelir endişesini  taşıyorlar, ya da kendilerine olan güvenleri iflas etmiş, veya omurga ve iman zafiyeti yaşıyorlar, yahut korkaklar.  Bu çerçeveden hadiseye baktığımızda  gidişatın genel olarak iç açıcı olmadığını söylemek abartı olamaz.

 
Ama ülkemde olsun ama yurtdışında olsun dine, vatana, insan hukukuna yapılan tasallutlar terbiyesizlikler, tecavüzler o kadar çoğaldı ki, tepkisizliklerin ve ciddi cezaların olmaması nedeniyle  gözü dönmüş mütecavizler bundan güç alıyorlar daha da azgınlaşıyorlar.

Birileri çıkıyor ben Allahın elçisiyim diyor ve binlerce salağı peşine takabiliyor,

Birileri çıkıyor ben mehdiyim, mesihim diyor bir sürü cahili etkiliyor,

Birileri çıkıyor, ben vahiy alıyorum, bana tabi olun diyor, bir sürrrü beyinsiz ona bağlanıyor,

Birileri çıkıyor ben ruhlar aleminde tüm peygamberlere ve meleklere namaz kıldırdım diyor, hatta Hz Muhammed’e nezaketen "namazı sen kıldır" dediğimde “olmaz siz buyurun” diye kendisine mukabele edildiğini söylüyor, onbirlerce aptal bu adama Allahın gölgesi diye inanıyor ki bunların içinde doktoru mühendisi, öğretmeni ve bunun gibileri bile var.

Yine birileri çıkıyor televizyonlarda masallarla milleti uyutuyor, kimse Kuranın mesajını dinlemiyor, deli gibi masal hikaye dinliyor.

Birileri çıkıyor Kuran’a ve Peygamberimize ve birçok mukaddes değerimize dil uzatıyor yine kimseden çıt yok.

Birileri çıkıyor bayrağımızı  çiğniyor ve yakıyorlar yine kimseden çıt yok.

Birileri çıkıyor güpe gündüz gençliğinin baharında istikbal vadeden bir kızımızı benzin döküp yakıyor, bizim internet münevverleri çıkıp korkunç cinayetle aynı tarihe yani 14 Şubat'a denk gelen günle alakalı olarak “Sevgililer günü bir gavur icadıdır” köşe yazıları yazıyor veya ben hangi partiden aday adayı olsam da dokunulmazlığım olsa, paraya para demesem  hesapları peşinde…Çıtlarının çıkacağı noktalarda yine çıt yok...

Resmi rakamlara göre 100 bin tane genelev çalışanı, çocuk tecavüzleri ve katliamları, uyuşturucu kullanımının 10 lu yaşlardaki çocuklarımıza kadar inmesi, savunmasız bayanların kocaları tarafından hunharca öldürülmesi, ensest ilişkilerin artıp mağdur olanın da sanki suçluymuş gibi hunharca öldürülmesi noktasında toplumda ciddi tepki olmadığı gibi bizim sevgililer günü yazarlarından, yılbaşı ve hindi fatihlerinden yine  ciddi bir çıt yok.

Birleri imam nikahı adı altında kendilerine 3 tane hatun alırken veya bazıları haram paralarının kudretiyle legal ya da illegal 50 tane metres edinmişken diğer taraftan evlenebilmek için mali imkan bulamayan gençler sistemin kurbanı olarak fuhuş batağına düşerken kimseden çıt yok.

Geçen yıl çok sayıda çocuk kaçırma ve tecavüz olmuştu, neticede taciz ettiği minicik çocuğu öldüren domuzların idam edilmesi ile ilgili fetva yayınladım. Ben böyle toplumu hızla uçuruma götüren konuları gündeme getirirken bizim klavye kahramanları, ekran cengaverleri  “ Yılbaşı kutlamak günahtır” , “14 Şubat Sevgililer Günü çılgınlıktır”, “Patatesin Faydaları nelerdir”, diye milleti uyutmaya mebni yazılar yazdılar, üstüne üstlük milleti uyuttukları yetmediği gibi bir de kalkıp arkamızdan“Adnan Hoca, bizi töhmet altında bırakıyor diye gıybet edip hasudluk yaptılar”…

Ben de bu milleti “çıt yok” hale getirenlere sesleniyorum. Töhmet altında kalmayın, çıkın bu halkı uyandırın, cuş û hurûşa getirin, mukaddes değerlere ve milli kazanımlarımıza dil uzatmanın ciddi günahlar olduğunu söyleyin,  Ahiretten ve hesaptan bahsedin, toplumsal yaralarımız olan mevzuları dile getirin. Mevlana güzellemeleriyle kamuoyunu uyutmayın. Unutmayın bu dine, bu vatana, bu şehid dedelere yapılan ihanetin faturası çok ağır olacak, ama dünyada ama Ahirette…

İnsanımız mütemadiyen barbarca katledilip canlarına kıyılırken, tecavüzler veba mikrobu gibi yayılıp, kamuyu ciddi anlamda tehdit eder hale gelmişken, insanlar yavrularına bir mazarrat dokunacak diye endişe ve korku içinde yaşar hale gelmişse buna acilen tedbirler alınması iktiza ediyor. 3-5 tane protesto ile veya internet ortamında lanetlemeler yetersiz kalıyor. Örneğin Özgecan kızımızın hayatının söndürülmesiyle zirve yapan sabır sınırlarımız öyle bir patlama yapmalı ki, tüm Türkiye ayağa kalkıp yeter artık biran önce canımızı güven altına alın diye büyük yürüyüşler yapmalıydı. İşte çıt yok güruhu haline getirilmiş toplumumuzun emniyet içinde olmadığını minik kızımın içimi yakan şu cümlesinden çıkarabilirsiniz.

"BABA! BİZ, ALMANYADA YAŞAYALIM"

Haberleri bir şekilde izleyen kızım korkmuş ve tedirginlik içinde... Ben, "Kızım! bizim ülkemiz Dünyanın en güzel memleketi. Senin yaşamayı istediğin Almanya'da da bu tip olaylar oluyor" diye mevzuyu geçiştirdim. Tabi ki bu ülkelerde de benzer vahşetler oluyor. Ama bizim toplumlarımızda hiç olmaması veya batıya göre daha belki daha az olması gerekirken tam tersine...Halbuki biz İslam ülkesiyiz, Allah'tan, Ahiretten çekinmeliyiz neden batı toplumlarına kıyasla daha kötüye gidiyoruz. Özde değil sözde Müslümanlığımız söz konusu. Kuran'ın talimatlarına samimi olarak inanıp hayata geçirebilseydik, toplumu ahlaki noktada iyi eğitebilseydik, harama helale dikkat edilebilseydi bu menfur durumlar olmayacaktı, veya çok minimize olarak yaşanacaktı.

Tüm bu yukarıda mebhus anomik (ahlaki çözülme) durumlar toplumu ciddi anlamda tehdit ederken ne dünyanın kölesi olmuş sofucuklardan ne de başka cenahlardan ve de toplumun umumundan hala çıt yok ise Allah bu topluma müstehakkını verecektir diye düşünüyorum.

Konu ile ilgili toplumların tepkisizliklerini dile getiren bir hikaye ve bizi adeta tokatlayan bir ayet ile  yazımız bitirirken müstakbel zamanlarda çıtı olan İslam Toplumları olmayı başarmamızı diliyorum.

“(Ey müminler!)Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennet’e gireceğinizi mi sandınız?”  (Bakara-214)

 "Ünlü virtüöz, piyanonun başına oturmuş ve salonu hınca hınç dolduran seyircilerin önünde konserine başlamıştı. Ancak tuşlara basıyor, çalıyor görünmesine rağmen, telleri önceden sıkılmış olan piyanodan hiç bir ses çıkmıyordu.
Dinleyiciler, birbirine göz ucuyla bakarak ne yapmaları gerektiğini araştırıyorlar, fakat nedense tepki gösteremiyorlardı.
İki saat süren sessiz konserden sonra ünlü virtüöz oturduğu yerden kalkarak büyük bir ciddiyetle onları selamladı. Salon sürekli alkış sesleriyle çınlıyordu.
İngiltere’de yaşanan bu olaydan sonra piyanist, kendisiyle röportaj yapan televizyon spikerine; "İnsanlardaki tepkisizliğin nereye kadar varacağını öğrenmek istedim" diyordu. "Meğer sınırı yokmuş..."

Anlayacağınız dostlar, eğitimin, umumi ahlakın kadri bilinmeden,bunlar içselleştirilmeden,  dini, milli ve insani değerleri uğruna sıkıntı çekilmeden, bedel ödenmeden, patatesin faydaları teraneleri ile konfor içre yüzüp cennete gideceğini, Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kazanacağını, ağır sanayisini üretmeden ülke olarak  terakki edeceğini, zulümlere karşı çıt yok gezegeninin uykudaki sakinleri olarak huzuru ve saadeti yakalayacağını  sananlar berbat yanılmışlardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.