Önünü göremeyecek, yönünü tayin edemeyecek hak ve hakikat karşısında kör ve sağırlaşmış olanların başkalarına kılavuzluk etmeye hakları olmasa gerek. ‘‘Kılavuzu karga olanın yolu çöplüğe, leşe gider.’’ Atasözümüz ne de anlamlı değil mi? Elbette bir körün başka bir köre yol ve istikamet göstermesi mümkün değildir.

Mana dünyasının ileri gelenlerinden Topbaş ustadımızın konu ile ilgili şu sözleri son derece önemlidir.
“İş salihlerle ülfet etmeye geliyor. İnsan sâlihlerle ülfet ettiği zaman, farkına varmadan onlardan güzel huylar alır. Fasıklarla ülfet ederse, onlara muhalefet etse dahi, ruhu onlardan gayr-i ihtiyarî zarar görür. Yegâne çare sâlihlerle ülfet etmektir.” 

Aile hayatı da aslında bir beraberlikdir. Eğer siz, eş seçimi konusunda yanılırsanız bir ömrü mahv edersin. Zira aile hayatı sadece iki karşıt cinsin bir araya gelmesi değildir. Bundan dolayıdır ki kişi eş seçiminde günü birlik kararlar veremez, vermemelidir. Huzurlu bir ibadet hayatı için, aile saadetinin ne denli önemli olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Ben burada konu hakkında yine salih kimselerin tecrübelerinden de istifade ederek konu hakkında birkaç önemli konu üzerinde siz okuyucularımın dikkatlerini çekmek istiyorum:

Mutlu bir aile hayatı için;

*Başta erkek, aile reisi olmalıdır. Kur’an-ı Kerimin ahkâmına, helale harama dikkat etmeli, hanımı ve çoluk çocuğuyla meşgul olmalıdır. İşte o zaman aile saadeti başlar.

*Ailenin, muhakkak İslamî adaba göre meydana gelmesi lâzım. Aile bu temel esasa göre kurulmazsa, aile saadeti temin edilemez. Aile reisi, akşamları aile efradını toplar, eline bir kitap alır, onlarla sohbet eder ve bu çalışmalarını alışkanlık haline getirirse aile saadeti devam eder, gider.

*Aile saadetinin korunmasının yegâne çarelerinden birisi de; ailenin, iyi ailelerle görüştürülmesidir. Herkesle görüşmektense, kendi akranlarından üç beş temiz aile ile görüşseler kâfi gelir.

*Aile saadetinin oluşması için muhakkak Cenâb-ı Hakk’ın emirlerini yerine getirmek lâzımdır. Bu olmazsa saadet olmaz. O zaman ne erkek hanımının kıymetini bilir, ne hanım kocasını sayar. Oyalanmayla vakit geçer.

*Evin erkeği, ailesinin kendisine itaatli olmasını istiyorsa, muhakkak kazancının helal olmasına dikkat etmelidir. Hanımının dini bilgilerinin noksanlarını gördüğünde, bana ne? Demeyecek, öğretecek ve tatbik ettirecek. Meselâ namaz kılmasını bilmiyorsa, hem öğretecek, hem de kılmasına yardımcı olacak. İhmal ettiğinde mesul olacağını asla unutmamalıdır. İş böyle olunca, Allah Teâlâ’nın yardımı görülmez. Aralarında aranılan sevgi ve bağlılık tahakkuk etmez.

*Aile hayatında karı koca birbirlerine karşı nezaketli, samimi ve uysal olmalıdır. Her hususta birbirleriyle geçimli olmak saadetin temelidir. Her ikisi de bu hususlara dikkatli olurlarsa aralarındaki sevgi tezayüt eder. Erkek sabah evden ayrıldığında, hanımı onu sabırsızlıkla bekler. Erkek de evine bir an evvel kavuşmak için can atar. Hanımı süslenmiş bir vaziyette efendisini bekler. Hazırlanmış olan sofraya beraberce otururlar. Birbirlerine mecburiyet yoksa sıkıcı, üzücü haberleri ulaştırmazlar. Her hareketleri saatlidir; vaktinde yatarlar, vaktinde kalkarlar. Vakitsiz misafir gelirse, onu da hoş karşılarlar. Komşuları, bilhassa akrabaları ile geçimlidirler, onları aralıklı olarak ziyarete giderler ve gönüllerini alırlar.

*Bilhassa ana ve babalarını baş tacı ederler. İster beraber, ister ayrı olsunlar, daima onlara karşı hürmet ederler ve büyük bir nezaketle hizmetlerini yürütürler.

*Müslüman evlatlar, Hazret-i Allah’ın rızasını kazanmak için gayretli olmalı hem de anne babalarının dualarını almak için gece gündüz onların ihtiyaçlarını gidermeyi evlatlık vazifesi bilmelidir ve bundan da büyük haz almalıdırlar.
Çocuk terbiyesi konuda da şu tavsiyelere anne babalar dikkat kesilmelidirler:

Unutmayalım ki çocuklar, ana baba elinde birer emanettir. Çocukların saf ve temiz kalpleri bir cevherdir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa ne ekilirse, onun meyvesi alınır.

Anne babanın, evlatlarını cehennem ateşinden koruması, dünya ateşinden korumasından daha önemlidir. Cehennem ateşinden korumak da; imanı, farzları, haramları öğretmekle, ibadetlere alıştırmakla ve kişiliksiz, ahlaksız, edep ve ar damarı patlamış edep mahrumu arkadaşlardan korumakla olur. Hiçbir zaman şunu unutmayalım ki bütün kötülüklerin başı, kötü arkadaştır.

Evladına, Allah Teâlâ’yı ve Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimizi öğretmeyen, sevdirmeyen ana babalar; evlatlarının hem dünya, hem de ahiret katili sayılırlar. Evladına dinini diyanetini öğretmeyen ana babalar, dünyanın en merhametsiz insanlarıdır.

Çocuk üşümesin, uykusuz kalmasın diye onu namaza kaldırmamak cinayetlerin en büyüğü sayılır. Bu iyilik değil, ona karşı en büyük kötülüktür. Bundan daha büyük bir budalalık tahayyül edilemez.

Düşünün! Doktor hastasına merhamet ettiği için, icabında onu bıçağın altına yatırıyor ve ameliyat ediyor. Bu doktorun gayesi, ameliyatla onu sıhhatine kavuşturmak ve rahat ettirmektir.

Ana babalar merhametli iseler, evlatlarını seviyorlarsa, evlatlarına evvela dinlerini sonra da dünya ile alakalı ilimleri öğretirler. Dinlerini öğretmeyi ihmal edip, sadece dünyada nasıl para kazanacaklarını öğretirlerse, bu davranış her şeyden önce dünyaya gelmelerine sebep olduğumuz çocuklarımıza ihanettir.

Kaldı ki evladına karşı merhametli olmak demek, ana babanın aslında kendilerine karşı da merhametli olduklarını gösterir. Çünkü ana baba da, çocuklarına dinini öğretmedikleri için yanacaklardır. Yani çocuğuna İslamiyet’i öğreten ana baba, kendisini de cehennemden korumuş olacaktır.

Allah Teâlâ’nın verdiği her nimetin şükrünün yapılması lazımdır. Şükrü yapılmazsa nimet elden gider. Evlat nimeti, Cenâb-ı Hakk’ın verdiği güzel nimetlerdendir. Eğer çocuk, İslâm itikadı ve İslam terbiyesi ile yetiştirilmezse, nimetin şükrü yapılmamış olur. Ayrıca emanete hıyanet edilmiş olur. Yüce Mevla cümlemizi korusun inşallah.

Selam ve dua ile…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.