Her yıl 05 Haziran günü Dünya çevre günüdür. Bu vesileyle, dünyamız için tehlike alarmı çalmadan,çevre korumacılığına dair söylenecek sözümüzü söylemeliyiz. Eğitimle alakalı yapılması gereken işlerimizi yapmak durumundayız. Çevre eğitimini sadece okullarda okutulan çevre dersleri ile sınırlandırmak doğru olmaz. Esas olan, tüm insanlığa çevre korumacılığı şuurunu aşılamaktır.

Aile ortamında, okulda, camide, kışlada ve tüm kurumlarda çevre korumacılığı eğitimi öncelikli olması gerekir. Çevre bilincinin yaygınlaşması için her türlü imkânı değerlendirmede cömert davranılmalıdır. Çevre eğitiminde özellikle altı çizilmesi gereken noktalar vardır:

Çevre eğitiminden amaç, insana tabiat ve insan sevgisini aşılamak olmalıdır. Tabiat ve insan sevgisini işlerken, tarihî ve kültürel zenginliklerden yararlanılmalı ve konu dini motiflerle desteklenmelidir.

Çevreyi sosyal, fiziksel ve biyolojik öğeleri ile bir bütün olarak anlatılması önem arz eder. Çevrenin ve eko sistemin bir düzen ve ahenk içinde çalıştığını her yaştaki insan kolayca fark edebilmelidir.

Sağlıklı bir çevrede yaşamanın temel bir insan hakkı olduğu kadar, böyle bir çevrenin oluşturulması, korunması ve sürdürülmesinin de aynı zamanda ilgililere bir görev olduğu benimsetilmelidir.

Etrafımızdaki doğal çevre ürünlerinin bütün zenginliği ve çeşitliliği ile tanıtılması sağlanmalıdır.

Yakın çevremizin (ev, okul, bahçe, sokak) korunması ve kollanması için gerekli önemin benimsetilmesi esastır.

Sağlıklı bir çevre ile insanın sağlığı arasındaki ilişkiye vurgu yapılarak temiz bir çevrenin, insan sağlığının temeli olduğu anlatılmalıdır.

İnsanların günlük yaşayış ve davranışları sonucu ortaya çıkan çevresel problemlerin yazılı ve görsel yayınlar aracılığıyla örneklendirilerek anlatılmalıdır.

Çevrenin korunması ve mevcut kirliliğin ortadan kaldırılması için her şeyi devletten bekleme düşüncesinin yanlış olduğu belirtilerek; herkese, bu konuda bir görev düştüğü hususu işlenmelidir.

Çevre korumacılığı ile ilgili istatistikî bilgiler

Ülkemizde ve tüm dünya ’da meydana gelen çevresel olayların rakamlarla anlatılması, kirliliğin ölçüsünü ve buna karşı olarak alınması gereken çevresel tedbirleri daha iyi anlamak için yardımcı olacağı hususu açıktır.
    
Ülkemiz, biyolojik çeşitlilik açısından çok zengin bir ülkedir. Kuş cinsleri bakımından bir karşılaştırma yapacak olursak, tüm Avrupa’da 500 civarı kuş türü tespit edilmesine rağmen ülkemizde 413 tür kuş yaşamakta olduğunu görürüz. Bitki türleri yönüyle değerlendirilecek olursa, tüm Avrupa ülkelerinde 11.500 civarı bitki türü bulunurken ülkemizde 9000 tür bitkinin bulunduğuna şahit oluyoruz.(1)
    
Denizlerin zenginliğine gelince, Karadeniz’de 247, Marmara Denizi’nde 200, Ege Denizi’nde 300, Akdeniz’de ise 500 civarında balık türü yaşamaktadır. Bu canlıların denizde rahat bir şekilde hayatlarını sürdürebilmeleri için, denizin tabii dengesinin muhafaza edilmesi şarttır. Yapılan araştırmalara göre denize atılan bazı atık maddelerin deniz suyunda kaybolma süresi şu şekilde açıklanmaktadır.

Otobüs bileti 2-4 hafta zarfında,
Bez parçası 1-5 ay zarfında,
İp parçası 3-14 ay zarfında,
Yün parçası 1 yıl zarfında,
Teneke 100 yıl zarfında,
Boyalı tahta 13 yıl zarfında,
Alüminyum kutu 200-500 yıl zarfında,
Plastik şişe 450 yıl kadar denizde kalabilmektedir.(2)

Çöp kirliliği ile ilgili yapılan bir araştırma ise bizleri şöyle bir tablo ile karşılaştırır: Dünyanın en büyük çöplük alanı, New York’ta bulunmaktadır, günlük 13 bin top çöpün kalınlığı 60metreyi aşmaktadır. Çöplüğün kaldırılması halinde, aynı alanda 33 milyon kişinin yaşayabileceği; alan kapasitesi iddia edilmektedir. 2500 ton günlük metan gazı üretilen çöplüğün değişik alanlara nakledilmesi bir hayli zor görünmektedir.(3)

Denizlerin sınırlı olan, kendilerini yenileme kapasiteleri vardır. Ancak bu sınır aşıldığı zaman kirlilik başlar. Deniz kirlilikleri daha çok evsel atıklardan deterjan, pet şişeler, petrol ürünleri atıklarından, kimyasal ilaçlardan, kanalizasyon yolu ile arıtılmaksızın denize ulaşan sulardan, ağır metal kirleticilerden ve deniz trafiği yoluyla meydana gelmektedir.

İstatistik incelemelere göre Akdeniz’in kirlenme raporunu görmeye çalışalım; temel kirletici evsel atıklardır. Akdeniz kıyısında bulunan 100’ü aşkın büyük şehir, evsel atıkları yeterince arıtmadan doğrudan denize vermekledir. Yılda yaklaşık 0,5 milyon ton petrolün Akdeniz’e döküldüğü tespit edilmiştir. Akdeniz kıyılarında yaşayan 132 milyon insan bulunmaktadır.

Ayrıca sahil kentleri, her yıl100 milyon turist tarafından ziyaret edilmektedir. Bunların üretmiş olduğu atıklar Akdeniz için ciddi sorunlar ve tehlikeler oluşturmaktadır.

Dünyamızda mevcut olan 900 milyon hektar tropikal ormanın, her yıl 11 milyon hektarının yok olduğunu, 6 milyon hektarlık alanın yok olup çöle dönüştüğünü mevcut istatistiklerden öğrenmekteyiz.(5)

Çevre kirliliğinin en önemli nedenlerinden olan gürültü ile ilgili istatistik bilgileri de vermeye çalışacak olursak; araştırmalar insanın gürültüden olumsuz yönde etkilenebilmesi için 80 desibel ve üzeri olması gerektiğini söyler. Gürültünün düzeyi 90 desibeli geçiyorsa işitme kaybına yol açabilir. 70 desibel ise ruhi bozukluklar için yeterli düzey sayılabilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın tespiti ise sanayi kuruluşlarında 80 desibel olarak belirtilmiştir.Bu ise iş sağlığını tehdit eden bir tablodur. ABD’de meslek sağırı insanların sayısı 10 milyonu geçmektedir. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Kulak Burun Boğaz Anabilim dalı araştırma ekibinin yaptığı çalışmalarda büyük kentlerin dumanlı ve kirli hava ortamında; gürültünün kulakta sağırlık oluşmasına neden olduğu ortaya konuluyor.   Bu veriler doğrultusunda İstanbul kentinde, gelecek yıllarda az işiten insanların çoğalacağı konusunda ciddi kaygılar sezilmektedir.

Çeşitlerine göre gürültü yayıcılarının meydana getirdiği gürültü ölçüleri şu şekildedir.
Düğün salonu 90-105 db.
Diskotek 95-110db.
Futbol maçı 70-100 db.
Restoran 65-83 db.
Evde müzik dinleme 70-95 db.
Kulaklıkla müzik dinleme 83-98 db.
İlkokul bahçesi (teneffüste) 72-88 db.

Hava kirliliği ile bütünleşen ve en az onun kadar zararlı sayılan gürültünün fizyolojik etkileri üzerinde yapılan deneysel araştırmalar, insan sağlığını çok tehlikeli boyutlarda etkilediğini gösteriyor.(6)

Çevre kirliliğinin değişik bir kolu, uyuşturucu ve madde bağımlılığıdır. Daha çok eğitimsizliğin bir neticesi sayılan uyuşturucuya iten sebepleri araştırmacılar şöyle sıralamaktadır.

1-Bilgisizlik: Tehlikeden habersiz olma ve bu sebeple konuyu hafife alma.
2-Özenti: Özenti sergilemede en önemli katkının medyaya ait olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
3-Alkollu eğlence mekânları: Bu yerler beyaz ölüm değirmeninin çarkları ve tuzaklarıdır adeta. Girenler büyük ihtimalle öğütülürler.
4-Grup baskısı-Kötü arkadaş.
5-Merak, denerim bırakırım anlayışı. Bir veya iki deneme sonunda, genç delikanlı, belki de dönüşü olmayan
6-Moda, çevreye uyma gayretkeşliği.
7-Bozuk evre ve hasta toplum.
8- Gençlerdeki tehlike sevgisi, cinsel bozukluklar.
9-Genetik yapının maddeye yatkınlığı.
10-Gençlerdeki manevi boşluk, inanç zaafı. Bozuk aile ilişkilerinden ve hasta toplumdan kaynaklanan güvensizlik duygusu
11-Aile yapısındaki bozukluklar, geçimsizlikler, ahlaki ve manevi zaaflar. Ayrıca ailedeki ekonomik bozukluklar.
12-Eğitim yetersizliği, eğitimdeki yanlışlıklar.
13-Uyyuşturucu kültürü oluşturma faaliyetleri.
14-Dış güçlerin ve içerdeki ajanlarının mafya ile birlikte çalışmaları.(7)

Daha güzel bir çevrede yaşama imkânını elde etmek için, bütün insanlara düşen sorumlulukların olduğu şüphesiz bir gerçektir.

Yarınlarımızın bugünümüzden daha iyi olması ve daha güzel çevrede yaşama fırsatının oluşması temennisiyle…


                                                                                       
01/06/2016
Osman Zeki YAĞCI
Araklı İlçe Müftüsü







(1)    Denizler Yaşamalı, Deniz Temiz derneği yayınları, İstanbul 33.sayı
(2)    A.e.g., s.33-50
(3)     Ulusal Gazete- 03.07.1996 tarihli nüsha.
(4)    Denizler Yaşamalı, Deniz Temiz Derneği yayınları, İstanbul 26.sayı
(5)    İnsanlığa Vakıf Dergisi sayı: II, s.19
(6)    12 Nisan 1993, Hürriyet Gazetesi s.9
(7)    Yeni Hizmet Dergisi, Ocak 1996 sayı 4


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Güzel 7 ay önce

çok donanımlı bir yazı olmuş, üzerinde düşünmek ve istifade etmek gerekir.

Avatar
berkant 7 ay önce

çevreciler bu makaleden istifade edecektir. sn. müftümüzün bu konudaki duyarlılığından dolayı kendisine şükranlarımızı sunuyoruz...

Avatar
Berkay Oğuz 7 ay önce

Gerçekten çok kıymeti bir araştırma yazısı olmuş.Değerli bilgilerinden dolayı hocamıza şükranlarımı sunarım.Daha sık okumak istiyoruz sizi...

Avatar
zeki işbilen 7 ay önce

bu makaledeki tavsiyelere uyulsa idi,dünyamız gülistana döner. bunu yapmak da bizim elimizdedir..

Avatar
çevreci imam 6 ay önce

zamanımızda çevre konusunda duyarlı olan müftülere çok ihtiyaç vardır. bugün dünyamızın en büyük sıkıntısı çevresel kirliliktir.sn. araklı ilçe müftüsü o. zeki bey'e ,bu husustaki çalışmalarından dolayı teşekkürlerimi sunarım..

Avatar
Ali Taşlı 5 ay önce

Allah sayinizi meşkur etsin hocam.bilgilendirici bir yazı.

Avatar
harun öğün 5 ay önce

teşekkürler hocam kaleminize sağlık