Rüya gibiydi. Ya da kâbus. 

Büyüklerimizin hep anlattığı darbenin şahitleri bu sefer biz oluyorduk. Ekranlardan canlı izliyorduk üstelik. Olur muydu bu zamanda. Hangi devirde yaşıyorduk. Oluyordu işte basbayağı. Boğaz köprüsüne gelen tankları "terör saldırısı mı var acaba?" diye hayra yorarken, televizyon ekranlarından bir spiker korku dolu gözlerle bunun bir oyun olmadığını, tarihin tekerrür ettiğini anlatıyordu. 

Bu darbeydi. 

Niye peki? Ne olmuştu ki böyle bir şeye gerek görülmüştü.

Ekonomi iyi olsun, terör bitsin, ülke kendi savunma sistemini kursun, milli gelir artsın diye mi yapıyorlardı darbeyi?

Niye!

İnsanları üzerine tanklar sürülüyor, yakın mesafeden öldürme kastı ile ateş ediliyor, Milletin meclisine, Polis birliklerine ateş ediliyor, sokaklardaki yaşlı teyze, hacı amca ve henüz on yedisindeki gençler öldürülüyordu?

Niye? 

Hangi asker, hangi Müslüman, hangi insan bunu yapabilirdi?

Biz iyi olalım diye mi yapıyorlardı bu darbeyi?

Yoksa sadece kendi yumurtalarını kavurmak için ülkeyi ateşe mi veriyorlardı?

Sadece kendi düşüncesindeki insanlar iyi olsun, kaybedilmiş makamlar geri kazanılsın diye mi darbe yapıyorlardı?
Bir ülkenin geleceğini, istikbalini, toprağını, bayrağını, mukaddes değerlerini, bağımsızlığını hapsedip, o ülkeyi köleleştirecek şeyi kim adına, ne için yapıyorlardı?

Bunun cevabını onlara dur diyen halka, Hakka vermek zorundalar. Verecekler de inşallah.

Bir de bunun darbe olmadığını iddia edenler var.

Bir kurgu olduğunu iddia edenler var. 

Peki, tankın içerindeki askeri kıyafet giymiş eski emniyetçiyi oraya kim oturttu?

Çoğunluğunu paralel diye adlandırılan subayların oluşturduğu bu kalkışmada onları oraya kim getirdi?

Sosyal medya sitelerinde cemaatten kişilerin yakın zamanda böyle bir kalkışmanın olacağına dair ince mesajlar verdiğini bilmeyen yok. 

Yatağında basıp, şafakta asacak olanlar şimdi çıkmış bu darbe değil diyorlar.

Karga gibi başlarına çökeceğiz diyenler darbe değil diyor.

Az kaldı, sabredin, korkma titre diyenler bu darbe girişimi değil diyorlar.

Darbe değil diyenler darbecilerin ta kendileridir. Darbenin başarısız olmasına üzülen zavallı taraftarlardır.

Tabi bu kendileri için darbe değil; bir hezimet. 

Son tahlilde bizler için de halkın ve hakkın darbesidir.
 
Heyyy!

Ebabiller filleri yendi!

Mağara yarenleri uyandı..

Bedir'de gökten inenler geri geldi

Kabe duvarlarında hakkı haykıran Ebu Zer şimdi sokaklarda haykırdı

Bilaller şimdi tüm minarelerden sesleniyor ümmete.

Gece yarısı ayak basılan kaldırımlar, üzerinde şehitler verilen boğaz köprüsü, yıldızlar, gökler ve melekler şahit olsun ki; kim dini değerlerimize, ülkemize, ümmetimize, toprağımıza, vatanımıza ve sevdiklerimize kastederse karşısında sürekli, hep bu halkı bulacaktır.

Dünyaya alışamayanlar, dünyayı sevemeyenler; bizler Allah'ı ve Onu sevenleri sevenler yemin ediyoruz ki üç günlük dünyada zillet içerisinde yaşamaktansa adam gibi ölmeyi tercih edeceğiz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol