Deccal Hakkında Merak Edilenler:
Deccal’ın sözlük anlamı; bir şeyi örtmek, yaldızlamak veya boyamak demektir.

Yahudiler ve Hıristiyanlar da Deccal’ın varlığından bahsetmişler ve zaman zaman Deccal’ın kimliği hakkında bazı tahminlerde bulunmuşlardır. Asrımızda ise bu tür tahminlerden vazgeçilmiş olup Deccal’ın henüz zuhur etmediği kanaati hâkimdir.

İslâm âlimlerinin çoğunluğu ahir zamanda Deccal’ın gelip insanları dinden uzaklaştıracağı ve daha sonra semadan inecek Hz. İsa tarafından öldürüleceği inancında olmuşlardır.

Kur’an-ı Kerim’de Deccal’dan bahsedilmemektedir. Ancak bazı âlimler aşağıdaki ayette geçen “bazı alametler” ifadesinden hareketle Kur’an’da Deccal’ın da geleceğine işaret edildiğini savunmuşlardır.

Sözkonusu ayet mealen şöyle: “Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. De ki: bekleyin, şüphesiz biz de beklemekteyiz.” (6.En’am–158)

İslâm âlimleri “Rabbinin bazı alametleri geldiği gün” ifadesinden kıyametin büyük alametlerini anlamışlardır. Buna göre, Hz. Peygamber tarafından Deccal’ın gelmesi bu alametler arasında sayıldığına göre, Kur’an’da Deccal’a da bir işaret vardır. Bu ayeti, kıyametin öteki alametleriyle birlikte Deccal’a da bir işaret saymak için, Deccal’ı anlatan hadislerin sıhhatinden emin olmak gerekir. Söz konusu hadislerden bir kısmı zayıf olmakla birlikte, bir kısmı sahihtir.

Şu var ki Deccal konusunu tam anlamış olmak için aşağıdaki sorulara da cevap vermek gerekir:
Acaba Deccal yalnız bir şahıs mıdır? Çok sayıda Deccal olması mümkün mü? Veya Deccal, bir insan olmanın ötesinde zararlı bir cereyan mıdır? Hz. İsa Deccal’ı nasıl öldürecektir? İnsanlar Hz. İsa’yı tanıyacaklar mı?

Bu sorulara çok da net cevaplar vermek mümkün değildir. Deccal’ın zararlı bir akım, bir şahs-ı manevi olma ihtimali de vardır.

Bazı İslâm âlimleri ilgili hadisleri yeterli bulmayıp Deccal konusunu tamamen olmayacak bir şey saymışlar, böylece belki de farkında olmadan, açıklanması çok zor ve kafa karıştıran bir konudan kurtulmayı tercih etmişlerdir.

Konu hakkında varit olan hem Buhari hem de Müslim’in naklettiği Hadis-i şeriflerden iki tanesini nakletmek faydalı olacaktır:

“Allah’ın gönderdiği her peygamber, ümmetini onunla inzar etti. Nuh (a.s.) ümmetini onunla inzar etti, ondan sonra gelen peygamberler de. O, sizin aranızda çıkacak. Onun hali sizden gizli kalmayacak. Rabbinizin tek gözlü olmadığı size kapalı değildir. O ise sağ gözü kör birisidir. Onun gözü, sanki (salkımdan) dışarı fırlamış ve bir üzüm tanesi gibidir.” (Prof. İ. Canan, Kütüb-ü site, c:14, s:98)

“Deccal çıktığı vakit beraberinde su ve ateş vardır. Ancak halkın ateş olarak gördüğü tatlı sudur; halkın su olarak gördüğü ise yakıcı bir ateştir. Sizden kim o güne ererse, halkın ateş olarak gördüğüne düş(meyi kabul et)sin. Çünkü o, tatlı soğuk sudur.” (Prof. İ. Canan, Kütüb-ü site, c:14, s:96)

Deccal hakkında bilgi veren bu hadisler onu bir şahıs olarak anlatmaktadır. 

Deccal’ın, İslam’ı yok etmeye çalışan bir cereyanın lideri olması mümkündür.

Hadiste, Deccal ile birlikte bulunacağı söylenen su, onun dağıtacağı dünya menfaati, ateş ise kendisine uymayanlara vereceği zarar olarak yorumlanabilir. Ancak konuyu tam olarak anlama hususundaki zorluklar aşılamamaktadır.

Hz. Peygamber döneminde yaşayan Yahudi asıllı İbn Sayyad’ın deccal sanılması ve Hz. Ömer’in onu öldürmek istemesi de hadislerde anlatılmaktadır. Hz. Muhammed (s.a.v.), Hz. Ömer’in onu öldürmek istemesi üzerine şöyle buyurmuştur: “Eğer (Deccal) bu ise, sen ona musallat edilecek değilsin, eğer bu deccal değil ise onu öldürmekte sana hayır yok!”(Ebu Davud, Melahim–16) Bu konuda hadis kitaplarında değişik rivayetler ve açıklamalar (şerhler) vardır.

Hadislerde Deccal’ın doğudan çıkacağı, Mekke ve Medine’ye giremeyeceği bildirilmektedir.
Yaygın kanaate göre Deccal, ahir zamanda gökyüzünden inecek olan Hz. İsa tarafından öldürülecektir.
Açıklaması çok zor olduğuna göre, konuyu karmaşık ve anlaşılması zor (müteşabih) bir mesele olarak görmek daha doğrudur.

Deccal hakkında isim ve tarih vermek yanıltıcı olur. Meydana gelecek her olay, kendi tabii seyri içinde vuku bulacaktır.

Hz. Peygamber dualarında Deccal’ın şerrinden de Allah’a sığınmıştır. Bu, bizler için öğretici bir durumdur. O halde bu bölümü, şu dua cümlesiyle bitirmemiz yerinde olacaktır:

Deccal’dan, şeytandan ve her türlü kötü şeyden Allah’a sığınırız.

        Güneşin Batıdan Doğması

 
Konu ile ilgili olan aşağıdaki hadis-i şerif Buhari, Müslim ve Ebu Davud tarafından rivayet edilmiştir:
Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

“Güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak daha önce inanmamış veya imanın sevkiyle hayır kazanmamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlamaz.” (Kütüb-ü Sitte, Prof. İ. Canan, c:14, s:125)

Yukarıdaki hadis-i şerifin yoruma ihtiyaç bırakmayan izahından, güneşin batıdan doğmasının müteşabih bir haber olmadığı ve haber verildiği gibi gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. Ancak bu doğuş şeklinin hangi sebeple olacağını ve ne kadar süreceğini izah etmek zordur.

Ayrıca güneşin batıdan doğması ile ilgili olarak şu sorular da akla gelmektedir:

*Dünya, nasıl bir değişikliğe uğrayıp ters dönmeye başlayacak?

*Dünyanın ters dönmeye başlamasını sağlayacak enerji nereden ve hangi sebeple gelecek?

*Acaba kıyamet kopmaya başlayacağı için, Dünya bir süre kayıp giderken mi Güneşin batıdan doğduğu görülecek?

Bu sorulara net cevaplar vermek mümkün değildir. Güneşin batıdan doğma olayı, bu soruların cevaplandırılabilmesi açısından müteşabihtir.

Güneşin batıdan doğması gibi, inanmayı mecbur hale getirecek çok açık bir alametten sonra tövbe kapısının kapanması doğaldır. Çünkü artık kıyametin kopacağını net olarak gösteren böyle bir alametten sonraki iman, ölen bir kişinin yeis halindeki imanından farklı bir durum değildir. Yeis halindeki imanın geçersizliği de bilinmektedir.

Güneşin batıdan doğmasını batı medeniyetiyle veya İslam’ın batıda yayılmasıyla izah eden görüşler, zorlama yorumlar olarak görülmektedir.

         Mehdi İle İlgili Görüşler

 
Ahir zamanda gelip insanları doğru yola iletecek olan “Mehdi” konusu, kıyameti haber veren on alamet arasında yer almamaktadır. Kur’an’da da Mehdi konusunu açık olarak anlatan bir ayete rastlamıyoruz. Ayrıca bu konu ile ilgili olan hadisler Buhari ile Müslim’in sahihlerinde yer bulamamışlardır. Mehdilik konusunu haber veren bir kısım hadisler de zayıftır. Ancak ahir zamanda bir mehdi geleceğini haber veren sahih hadisler de vardır.

Mehdi, sözlük itibariyle, Allah’ın hidayetine ermiş kişi anlamına gelmekle beraber, hidayete erdirecek manasında da kullanılır.

Aşağıdaki hadis Ebu Davud ve Tirmizi tarafından rivayet edilmiştir:
İbn Mesut, Resulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu haber verdi: “Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah o günü uzatıp, benden bir kimseyi o günde gönderecek.”  İbn Mesut, Resulullah yahut da şöyle buyurmuştu der: “Ehl-i beytimden birisi ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, eskiden cevir ve zulümle dolu olmasının aksine, adalet ve hakkaniyetle doldurur.” (Prof. İ. Canan, Kütüb-ü Sitte, c:14, s:76, 5006. hadis)

Bu hadisten Ahirete yakın ve zulmün doruğa çıktığı bir sırada Hz. Peygamberin soyundan bir kurtarıcının çıkacağı anlaşılmaktadır.

Ebu Davud tarafından nakledilen aşağıdaki rivayet de aynı anlamı pekiştirmektedir:

“Hz. Ali (r.a.), oğlu Hasan’a baktı ve: “Bu oğlum, Resulullah (s.a.v.)’in tesmiye buyurduğu üzere Seyyid’dir. Bunun sulbünden peygamberinizin adını taşıyan biri çıkacak. Ahlakı yönüyle peygamberinize benzeyecek; yaratılışı yönüyle ona benzemeyecek.”dedi ve sonra da yeryüzünü adaletle dolduracağına dair gelen kıssayı anlattı.”(Prof. İ. Canan, Kütüb-ü Sitte, c:14, s:76, 5008. hadis)

Şu hadis-i şerif de Ebu Davud tarafından nakledilmiştir:

Ümmü Seleme anlatıyor, Resulullah buyurdu ki: “Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fatıma’nın evlatlarındandır.” (Prof. İ. Canan, Kütüb-ü Sitte, c:14, s:76, 5007. hadis)

Bütün bu rivayetler, Hz. Peygamberin soyundan gelecek bir kurtarıcıyı haber vermektedirler.
Bu noktada akla şu soru gelmektedir:

Acaba mehdi ile Hz. İsa aynı şahıs mıdır?

Mehdi ile Hz. İsa tarafından yapılacak işlerin birbirine çok benzemesi bu soruyu daha da önemli hale sokmaktadır.
Evet, mehdi ile Hz. İsa’nın yapacağı haber verilen işler, birbirine çok benzemektedir. Ancak hadislerde Mehdi’nin Hz.

Peygamberin zürriyetinden olacağının haber verilmesi, Hz. İsa ile aynı şahıs olabileceği sonucunun çıkarılmasına engel olmakta,  ikisinin de aynı dönemde yaşayacakları ve Deccal’ı birlikte yenilgiye uğratacakları fikrini öne çıkarmaktadır.

Hz. İsa’nın ahir zamanda yeryüzüne döneceği ve İslam ile amel edeceği, ahiretin on büyük alameti arasında yer almaktadır. Hz. İsa’nın geleceğini haber veren sahih hadisler, Mehdinin geleceğini haber verenlere göre daha çoktur.

Hz. İsa’nın döneceği inancına, bazı yorumlar yaparak, Kur’an ayetleriyle de varmak mümkündür. Buna rağmen, Buhari ve Müslim, ilgili hadisleri rivayet etmemiştir diye mehdinin geleceğini kabul etmeyenler, genellikle konuları akılla izah etmeye çok önem verdikleri, dini hurafelerden arındırmak istedikleri ve biraz da aklı öne çıkaranlara karşı zor durumda kalmak istemedikleri için, Hz. İsa’nın öldüğünü ve geri dönüşünün de söz konusu olmadığını savunmuşlardır. Ancak tek tek haber-i vahid olmalarına rağmen, hepsi bir araya geldiğinde manevi yönden, yani ifade ettikleri anlam açısından mütevatir derecesine ulaşan hadis-i şerifleri de bir yere koymak gerekiyor.

İnsanı yaratan, peygamber görevlendiren, Cebrail ile vahiy gönderen, Hz. İsa’yı babasız olarak yaratan ve dininin yok olmasına rıza göstermeyen Allah’ın ahir zamanda Hz. İsa’yı yeryüzüne göndermesi ve bir mehdi görevlendirmesi akla mugayir görülmemektedir.

Zor durumda kalan insanların tarih boyunca bir mehdi beklentisi içine girmiş olmalarını hoş karşılamayıp, kolaycı ve bir bakıma piyangocu zihniyetlerin oluşmasına tepki olarak seçilecek yol, konuyu bir bütün olarak yok saymak olamaz.

Değişik din ve mezhep mensuplarına göre mehdi beklentileri şöyledir:
BİR: Yahudiler, Hz. Davut’un soyundan bir kurtarıcının ahir zamanda gelerek, Yahudileri dünyaya hâkim kılacağı görüşündedirler.

İKİ: Hıristiyanlara göre ise ahir zamanda Hz. İsa gökyüzünden inecek ve dünya imparatorluğunu kuracaktır.

ÜÇ: Sünni Müslüman âlimlerinin çoğunluğu, ahir zamanda Hz. Muhammed (s.a.v.)’in soyundan bir zatın mehdi olarak zuhur edeceğine ve Hz. İsa İle işbirliği yapıp İslamiyet’i dünya hâkim kılacağına inanırlar.

DÖRT: Şiilere göre ise Mehdi, m.328 yılında 73 yaşında iken büyük gizlilik (gaybet-i kübra) dönemine giren ve halen sağ olan 12. imam Muhammed Mehdi’dir; günü geldiğinde Allah’ın izniyle meydana çıkacak ve dünyayı adaletle dolduracaktır.

Konunun müteşabih olduğu ve insan aklını zorladığı meydandadır.

Bazı yorumcular, her cemaatin kendine doğru yol gösteren salih bir lideri mehdi olarak görmelerinde sakınca görmezler. Ancak bu yaklaşım, gelip gelmeyeceği tartışılan mehdi konusuna bir açıklık getirmez. Çünkü söz konusu şahısın Deccal’ı öldüreceği ve esasen sınırlı bir cemaate değil, bütün dünyaya hidayet yolunu göstereceği anlaşılmaktadır. Cemaatlerin kendi liderlerini mehdî olarak vasıflandırmaları mevzii bir yaklaşımdır; mehdî kelimesinin terim yönüyle alakalı olmaktan çok sözlük anlamıyla ilgilidir.

Allah neyi murat etmişse, o olur.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.