Din görevlisi, nebevî bir görevi yani kutsal din hizmetini yürüten kimsedir. Zira ilk peygamber Hz. Adem’den peygamberlik zincirinin son halkası olan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’e kadar Allah’ın insanlığa gönderdiği tüm kutlu elçileri insanlara kurtuluş yollarını göstermek üzere rehberlik yapmışlardır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) dekendisine verilen insanların hem dünya hem de ahiret mutluluğunu hedefleyen İslamdinini tebliğ görevini(Mâide, 5/99; Ra’d, 13/40) türlü sıkıntılara maruz kalmasına rağmen en güzel şekilde yerine getirmiştir. O (s.a.s.), mihrapta imam, kürsüde vaiz, suffede muallim, halkın içinde bir öğüt verici olarak daima insanlara Allah’ın dinini anlatmış, yaşayışıyla da onlara en güzel örnek olmuştur.Allah Resûlü (s.a.s.) bizzat kendisi bu kutsal görevi canla başla yerine getirirken bir taraftan da çevre beldelere gönderdiği sahabeleri aracılığıyla İslam’ı her yana yaymaya çalışıyordu.

Hz. Peygamber (s.a.s.)’den sonra bu kutsal vazife ilk önce ashab-ı kirama, onlardan sonra da sırasıyla her devirdeki Müslümanlara geçmiştir. Başta ümmetin âlimleri olmak üzere her bir Müslüman İslam’a, Kur’an’a hizmet etmekle yükümlüdür. 

Bugün bu güzel ülkemizde din konusunda halkımızı aydınlatmak, vatandaşlarımıza din hizmeti sunmak Diyanet İşleri Başkanlığımızın uhdesine verilmiştir. Başkanlığımız bu hizmeti en başta Sayın Başkanımız olmak üzere Müftülerimizle, camilerimizde vaizlerimiz, imam-hatip ve müezzin-kayyımlarımızla, Kur’an Kurslarımızda Kur’an Kursu öğreticilerimizve her kademedeki idari personeliyle yerine getirme gayreti içerisindedir. Başkanlığımız bugüne kadar yaptığı özellikle de son dönemlerde yurt içinde ve yurt dışında ifa ettiği birbirinden güzel hizmetleriyle ve ülkemiz için hayati önem taşıyan toplumsal hadiseler karşısında takındığı tavırlarıyla halkımızın teveccühünü ve takdirini kazanmıştır. 

Din hizmetinin merkezinde cami hizmetlerinin dolayısıyla mihrap, minber ve kürsünün bulunduğu herkesin malumudur. Din görevlilerimizbir yandan mihrapta imam, minarede müezzin olarak Müslüman halkımızın ibadetlerini en iyi şekilde yerine getirmelerine rehberlik ederken, bir yandan da Allah Resûlü (s.a.s.)’in, “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir” (Buharî, Fezâilü’l-Kur’an, 21)iltifatına nail olabilmek için çocuk, genç, yaşlı, kadın-erkek demeden her yaştan insana Allah’ın kitabı Kur’an’ı öğretiyorlar.

Yine onlar minberde hatip, kürsüde vaiz olarak da Allah’ın, “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütleçağır” (Nahl, 16/125)emrini yerine getiriyor, insanlara dinimizin ilkelerini, güzelliklerini anlatıyorlar. Hutbe ve vaazlarıylakardeşliğimizin pekiştirilmesine, fitne ve bozgunculuğun önlenmesine, toplumsal barış ve huzurun tesisine önemli katkı sağlıyorlar.Böylece Allah’ın evi kabul edilen Kâbe’nin yeryüzündeki birer şubesi olan camilerimiz, bağımsızlığımızın, kardeşliğimizin, birlik ve beraberliğimizin sembolü haline gelmektedir.

Tarihin hiçbir döneminde camilerimiz kargaşa, şiddet ve terörün, ihanetin, fitne ve fesadın kaynağı olmamıştır. Bu kutsal mekanlarda görev yapan imamlarımız, müezzinlerimiz de bu tür hain eylemlere alet olmamışlar, hiçbir zaman zorbaların yanında yer almamış, ihanet çetelerine destek ve yardımda bulunmamışlardır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.)’in emanetini yüklenmiş olan değerli hocalarımız Kur’an’ın, “…Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez” (Kasas, 28/77) buyruğunun ne anlama geldiğinin idrakindedirler. Yine onlarfitnenin, anarşi ve zulmün ne kadar ağır bir vebal ve günah olduğunu herkesten daha iyi bilmektedirler.

Din gönüllüsü imamlarımız, “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz…” (Âl-i İmrân, 3/110)ayetinin hükmü gereğince insanların iyiliği için çırpınırlar. Nerede insanlığın zararına bir kötülük görseler onu önlemeyi insanî ve dinî bir görev bilirler. İnsanları kötülükten alıkoymaya çalışan bu fedakâr insanların kendilerinin aynı yanlışlıklara düşmesi elbette ki beklenemez.

Ama maalesef günümüzde bir takım çevreler nasıl ki, barış ve huzur dini olan İslam’ı terör dini gibi göstermeye çalıştıkları gibi, bu yüce dinin fedakâr ve cefakâr hadimleri olan din görevlilerimizi, imamlarımızı da terör yandaşı ve destekçisi gibi gösterme gayreti içindeler. Bu tür yanlış tavırlar içinde olanlar bilmeli ki; şefkat, merhamet, barış ve huzur dini olan İslam’ı terör gibi insanlık dışı bir facia ile özdeşleştirmeyi asla başaramayacakları gibi, imam ve müezzinlerimizi, vaizlerimizi, Kur’an Kursu Öğretmenlerimizi hasılı tüm din görevlilerimizi de böylesi çirkin bir suçla karalamayı da hiçbir surette başaramayacakladır. 

Çünkü milletimizin basireti açık, firaseti fevkalade yüksektir. Bu aziz millet, beşikten mezara kadar, yani doğumda çocuğun isminin konmasından, ölümünde cenazenin yıkanıp kefenlenmesi, cenaze namazının kıldırılması ve defin işlerine, hatta sonrasında ölenin arkasından Kur’an okuyup dua edilmesine kadar hayatının her safhasında yanında bulunan; iyi, kötü her anlarında yanlarında bulunan, onların dertleriyle dertlenen, sevinçleriyle sevinen; çocuklarına Allah kelamını öğreten imamlarımızı herkesten daha iyi tanıyorlar. Yaptıkları hizmetleri takdir ediyor ve onları Allah için seviyorlar.


 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
abreg 4 ay önce

geç hocam gazel okumayı gerçekleri görme zamanı o eskidendi imamların Allah resulunun yolunu takip ettikleri şimdi ise bir araştır bakalım kaçta kaçı resulun yolunda hepsi şeyh ve tarikatların yolunda Allah korkusundan yoksun bir din adamı tipi yetişiyor açı gerçek hani senin rehberin kurandı hani senin rehberin peygamberdi nerden geldi bu şarlatan bozuntuları müslüman olun dine islama inannın

Avatar
ersin yıldız 4 ay önce

ağzına sağlık hocam yazdıklarına katılıyorum bu ortama huzur gelecekse bu din görevlılerın öncülüğünde olacaktır

Avatar
Cem 4 ay önce

Esra'rı yüksek; ulvi Kazancı yüksek bir meslektir imamet.

Avatar
VATANDAŞ 4 ay önce

hocam doğruda i̇mamlarimiz vatandaşlarin örneyi̇ olmasi gerek ama nerede öyle i̇mam cemaat selam verse ayak ayak üzeri̇nden i̇ndi̇rmeyen cemaate saygi sevgi̇ i̇le karşiliklii̇şti̇şarede bulunmayan olduğu müttetce düzelmez elleri̇nde telefon nerede güvence bi̇zde var 15 seneli̇k cemaat ondan sıkıldı oda cemaatten sıkıldı artık durum onu gostermekte kocaeli

Avatar
MUSTAFA DİKAL 3 ay önce

hocamızın yazılarını beğenerek okuyorum.güzel ve faydalı şeyler yazıyor.nefsimize ve neslimize öğütler adlı hocamın kitabı vardır.tavsiye ederim.