Böyle ezan okunmaz!
Nereye gittiniz, ey ruhları arıtan o ezanlar!
 
Cemal Aydın'ın "Ezanla Müslüman olmalar ve mealler" başlıklı yazının bir bölümü şöyle:
 
Ezanların hoparlörlerle okunmadığı eski İstanbul’da ezan sesi sayesinde Müslüman olanlar olurdu. Şimdilerde ise turistler hoparlör yüzünden kulaklarını tıkıyorlar! Camilerde cemaate hoparlörlerle işkence ediliyor! İnsan sesine ve mabet sükûnetine hasret kaldık! Sayın Diyanet İşleri Başkanı, hoparlör zulmünü durdurun! 
 
Nerede o ezanlar?
 
Yarım asırdır İstanbul’dayım. Eskiden, yani hoparlörlerinin olmadığı ve seneden seneye şerefelerdeki hoparlör sayısının ve sesinin gittikçe artarak ortalığı velveleye vermediği dönemlerde, “Falan caminin yakınındaki otelde kalan bir turist ezan sesini işitmiş, gelip camiye Müslüman olmuş!” haberlerini çok duyardık. Hiç de şaşırmazdık. Çünkü ezanlar bizlerin olduğu kadar, Allah’ın o kullarının da ruhlarını cezbeder, kanatlandırır,  gönüllerimizi ilâhî duygularla yıkardı. İnsan sesiyle okunduğu için işgal İstanbul’unda bile yabancı komutanların arabalarını durdurup ezan dinledikleri anlatılır.


 


 
Yıllar önce, Paris Güzel Sanatlar Akademisinden birkaç hoca ile birlikte bir öğrenci grubu gelmişti. Kendilerine İstanbul camilerini gezdiriyordum. Bir camiye yaklaştığımızda öyle hoş bir ezan başladı ki bayıldılar. Neredeyse huşu ile dinlemeye koyuldular. Bana anlamını sordular. Ben ezanın mânâlarını söylerken talebeler meraklı gözlerle bakıyorlardı, ama bir iki hanım profesörün bakışlarında (koyu Hıristiyan oldukları belliydi) öyle bir kıskançlık şimşeği vardı ki inanamazsınız! Gözlerindeki o kıskanan bakışları hiç unutamam. Şahit olduğum o ifadeler, fazlası var, eksiği yok şu demekti: “Sizin bu bâtıl dininizin, nasıl olur da bu kadar anlamlı bir ibadet çağrısı olabilir!”
 
Bundan sekiz on sene önce yine Paris’ten gelen koyu Katolik (Hıristiyan) bir turist grubuyla Kapadokya’da da hem farklı, hem de benzeri bir hâle şahit oldum. Orada maalesef Nevşehir’de merkezde okunan ezan Uçhisar’da minarelerin hoparlörlerinden veriliyordu. Otel yanındaki caminin ortalığı yıkan cızırtılı sesinden illallah demişlerdi. Ezanı hiç duymak istemiyorlardı. 
 
Bir akşam benden İslâm konusunda konuşma istediler. Tam ağzımı açıyordum ki yatsı ezanı başladı. Bereket fazla cızırtı yoktu bu sefer. Kendilerine ezanda neler söylendiğini aktarmayı, ezan bittikten sonra da konuşmaya devam etmeyi teklif ettim. Ezanı onların diline çevirirken çok dikkat ettim, papaz efendi dâhil hepsinin de gözlerinde, daha önce İstanbul’da karşılaştığım o kıskançlığın aynısı vardı.
 
Muhteşem çağrı
 
Ezan, dünya dinleri arasında ibadete çağıran en erişilmez, en yüce ve en mübarek sesleniştir. Muhteşemden de öte olağanüstü ve benzersiz bir davettir. Nitekim İskandinav ülkelerinden birinde ezana müsaade edilince, ezanda ne dendiğini öğrenen ateistler çılgına dönmüşler ve onlar da belediyelerden izin alarak hâşâ “Allah yoktur!” diye bağırıyorlarmış. Kilisenin çanına bir şey demeyenler, ezana karşı bu tepkiyi gösterir olmuşlar. Çünkü ezanın bir mesajı var. İslâm dininin iman esasları ezanla insanlara ilân ediliyor. Çan sesinin ayin vakti geldiğini bildirmekten öte ne mesajı var ki!
 
İşte böylesi mübarek ve ulvî bir ezan, günümüzde bakın ne hâle getirildi! Turistleri gördüm, Eminönü’nde kulaklarını tıkıyorlar, ezan sesini duymayacakları bir yere, Mısır Çarşısı’nın içine kaçışıyorlardı! Benim de zaman zaman bir markete dalıp öylesi bir azaptan kulaklarımı kurtarmaya çalıştığım çok oluyor.
 
Son yıllarda oteller yabancı müşteriler ezan sesinden daha az rahatsız olsunlar diye pencerelerine çift cam yerine, üçlü cam yaptırıyormuş! Camiyle burun buruna bazı bina sahipleri de aynısı yaptırıyormuş! Yazıklar olsun bize! İnsanları böyle mi ısındıracağız İslâm’a? Böyle mi kazanacağız kalpleri? Bu gerçekten utanılası bir durum!
 
Değerli Başkan!
 
Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum: 
 
Hoparlör meselesi gerçekten dayanılmaz ve katlanılamaz hâle geldi. Şahsen ben ezan okunurken tekrarlanması gereken o sözleri artık tekrarlayamıyorum. Bende huşu ve huzur bırakmıyor o hoparlörler. Her minareye ve hatta minarelerin her şerefesine, çalı parçaları veya kaz ya da martı ölüleri gibi çirkin çirkin dizilen o hoparlörler, hem estetik, hem de ses bakımından sizi de rahatsız etmiyor mu? İstanbul’un o kalem misali minarelerine karşı işlenen bu hoyratlık nedir? Küçük, büyük camilere gittiğinizde, cumaları hoparlörle bangırdatılarak okunan o iç ezanlar, kametler, hutbeler sizin kulaklarınızı acıtmıyor mu?
 
Bütün müftüleri toplayıp cemaate ve halka yapılan bu ilkel hoparlör zulmünü durdurmayı düşünmüyor musunuz? 
 
Sizden Hallâc-ı Mansur’un ruhî duyarlığına sahip imam ve müezzinler yetiştirmenizi bekleyemeyiz. Fakat hiç değilse onun hassasiyetine imrenecek, keşke ben de yapabilsem diye içinden geçirecek görevliler yetiştirin! Hani, Hallâc-ı Mansur idama götürülürken bir ezan sesi yükselir. Hallâc, “Böyle ezan okunmaz!” diye bağırır. Kendisine “Nasıl okunur?” diye sorarlar. “Ezan, insanı ürpertip kendinden geçirmesi lâzım! Bir taşın üzerinde okunsa, taşın bile Allah korkusuyla erimesi lazım!” cevabını verir ve hemen büyükçe bir taşın üzerine çıkar ve okur. Gerçekten de taş önce yavaş yavaş çatlar, sonrasında tuz buz olur.
 
Değerli başkan, ezanlar bize uhrevî bir hava teneffüs ettirsin! Dindarımız bile bu hoparlör zulmünden şikâyetçiyse, gerisini siz düşünün! Caminin içini yankılı hoparlörlerle dolduran hâllerine ağlanacak görevlileriniz var! İnsan ne diyeceğini bilemiyor. Bu kadar mı medeniyetten nasipsiz ve estetiğe duyarsız kaldık!
 
Mikrofon kullanma, hoparlörden seslenme, sanki namazın olmazsa olmazları arasına girdi! Bir tek safın bile oluşmadığı küçücük mescitlerde dahi, yakasına mikrofon takan imam, eline mikrofon alan müezzinler var!
 
Sabah namazı kıldırırken namazda okuduklarını, dışarıya taktıkları hoparlörlerle bir sokak ötesine duyurmaya çalışan edep ve erkân yoksunları var! 
 
Sultanahmet ve benzeri selâtin camilerinin görevlileri çok daha dikkatli ve hassas olmalılar. Cuma hutbesini, iç ezanını ve kâmetini bir kilometre uzağa duyuracak şekilde dış hoparlör kullanmamalılar! Kulak tırmalayan hoparlörlerle insanlara ayaküstü İslâm’ı sevdirmezsiniz, aksine nefret ettirirsiniz!
 
Anahtar Kelimeler:
EzanşikayetHoparlör
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
birisi 2 yıl önce

aynen bütünüyle katılıyorum.

Avatar
Ferudun Çinko 2 yıl önce

Fevkalâde önemli bir konuyu gündeme getirmiş sn. yazar.Bu konuda biz bize düşeni yerine getiriyoruz kanaatindeyim değilim. Hoparlörlerimiz iyi değil anfinin ayarları çok fazla ve bu en güzel okuyucuyu bile dinlenmez hale sokuyor.2 bin lira harcayıp Camii yapıyoruz ama en önemli envanter olan ses düzenini "es" geçiyoruz.Şu neyimize yetmez hepsi aynı mantığıyla en ucuzuna o işi kapatmaya çalışıyoruz.Diyanet mimaride gösterdiği haklı hassasiyeti cihaz ve onu kullanma konusunda göstermeli ve bir standart getirmeli.Gunumuzde o kalabalık ve gürültülü ortamda çıplak sesle ezanı kimseye duyuramayız ancak cihazimiz kaliteli olurda ayarinida abartı ya varmadan dogru kurabilirsek işte o zaman yine kulaklardan gönüllere inebiliriz diye düşünüyorum.

Avatar
hafız 2 yıl önce

bu kadarmı zor cemal aydın cihazların sesini ayarlarsın iş hallelur demi

Avatar
Mehmet Seymen 2 yıl önce

Öncelikle yüksek sesle müzik dinlenilmesi ve çalınması bu ülkede yasaklanmalı. Çağrı yapılacaksa bunun için yapılmalı.

Avatar
abuzer 2 yıl önce

Adam hakli beyler dağılın.. Şunu yapabilirler aslında herkesin sesi güzel olamaz lakin mahalle itibariyle merkezi olabilir veya mahallede iki yerde okunabilir. Yazarın saçmalığı surda İstanbul diyor Sultanahmet diyor ve beğenmiyor burası saçma oradaki müezzin ve imamlar zaten seçme kişiler

Avatar
saçma yazı 2 yıl önce

Adam saçmalamış bu gürültü de bu bina yığınları arasında o sesi kim duyar adam herhalde ezandan rahatsız yoksa zırvalamaz.ozaman ezanı okuyandan başka kimse duymaZ.

Avatar
PERSONEL 2 yıl önce

Bu hafta Türkiyenin dört bir yanında Konferanslar var.Dikkat edin konuşmacıdan önce ve sonra çalınan bütün musiki ve fon müzikleri kulak zarı patlatmak,dinleyicileri oradan uzaklaştırmak amaçlı yüksek tonda.seçim müzikleri ve düğünlerlerle ezan ve konferansları karıştırıyoruz.kerameti cihazlarda arayıp milleti ezandan , dini musikilerden soğutmamak lazım...

Avatar
cemaat 2 yıl önce

ulan bütün herşey bitti ülkede herşey normal geldi caminin şerefesindeki hopörler bilmem ney peki koca camide görüntü kirliliği oluyorda müezzinin nasıl sesi çıkacak madem bişey yazacaksın bi yazı dizisi yazda bari merkezi sisteme geri dönsün çözüm çözüme kavuşur ozaman ve bir gün başınıza imamlar müezzinler kadar taş düşecek ama ne güne gelecek bakalım görüntü kirliliği diyorsun kardeşim dışarıda öyle arabalar varki dart dart korno sesleri açmışlar müzik seslerini son ses bangır bangır geziyorlar bırakn şu imamları müezzinleri