Hep sen vardın hocam!
Daha dün gibi hatırlarım. Köyümüze imam olarak tayininiz çıkmıştı. Şehre uzak zorlu bir yolu olan köyümüze gelmiştiniz. İlk görev yerinizdi.

Gözlerimizdeki ışıltı, yüzünüzdeki tebessüm hep gözümün önündedir, hep güler yüzlüydünüz. Dedelerimizle hürmetle tokalaşmanız, hal hatır sormanız ilk günlerden itibaren bütün köylü tarafından sevilmenizi sağladı. Sözde yabancıydınız ama kısa zamanda kiminin oğlu kiminin kardeşi kiminin ağabeyi oldunuz. Farkında olmadan, hayatımızın her safhasında bulundunuz, iyi günümüzde siz oldunuz.

Bir yiyenim dünyaya geldi: dedem sizi namazdan sonra bize getirmiş, bebeğimizin sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okudunuz, ismini 3’er defa kulağına söylediniz…

Sevincimize acımıza ortak oldunuz. Aylar sonra ağır hasta olan dedem için seni çağırdık. Dedem için dua edip Yasin okudunuz. Ve dedem aynı gün vefat etmişti. Ağlayan babama en büyük desteği siz vermiştiniz.

Ağlayan babamın acı gününde de kabre konan dedemin son anın dada sen vardın hocam…

Köyümüzün gençleri askere gideceklerdi.  Sabah köy meydanında toplandık. Hep beraber asker uğurlaması yaptık. Yine sen vardın hocam. Amcamın iki oğlu sünnet olmuştu. Hayırlı evlat ile ilgili bir konuşma yapmış ve uzun bir dua ile bitirmiştiniz. Hatırlarmısım hocam…

Dargın iki aile vardı. Eskiden gelen bir dargınlık. Bayram namazında sen barıştırmıştın ve bütün köylünün duasını almıştınız.

Köyün çocukları bahçeden size zerdali erik getirdiler. Sen helalmi haramı diye sormuştun.

Çocuklar Ahmet amcanın bahçesinden gizlice aldık dediler. Ve siz yememiştiniz. İmamı Azam Ebu Hanife’nin izinsiz ısırdığı elmayı helalleştirmek için iki sene hizmetçilik yaptığını anlatmıştınız. Ve o gün çocuklar erik ve zerdalileri Ahmet amcaya götürmüş ve helallik dilemişlerdi. O günden sonra asla haram yemedim.

Bizi camiye çağırdın, abdest aldırdın ‘’ezan okumak isteyen varmı’’ dediniz. Hepimiz heyecanlanmıştık, ezanı bize ezberlettin ve ilk ezanı ben okumuştum.

Yaz tatillerinde bize Allah’ın kelamı Kur’an-ı sen öğrettin ve okuduğumuz her harfe on sevap var demiştin. Ben ilk okulu bitirmiştim, şehre gidip okumak istiyordum ama babam izin vermiyordu, köyün koyunlarını gütmemi istiyordu ben ise okumak istiyordum ve ağlıyordum. Camide size ağlayarak derdimi anlattım sizde gözyaşımı silip babamla konuşacağınızı söylediniz.

Bir sabah babam müjdeyi vermişti, hadi hazırlan şehre gidiyorsun dedi, ben ya koyunlar deyince, babam hoca efendi çok güzel şeyler söyledi okumalısın annene, babana, milletine, devletine faydalı olmalısın demişti. Yatılı okumak için şehre gitmiştim, sizin öğrettiğiniz azimle, sabırla tahsilime devam ettim.

Şimdi size bir müjde veriyorum, bende sizin gibi imam oldum, benimde artık bir camim var, bir mihrabım ve kürsüm var. Benimde cami önünde üç beş kelimeyle de olsa Allah’ı Kur’an-ı ve peygamberimi anlatacağım bir cemaatim var. Dertlerini dinleyip derman olmaya çalıştığım insanlar var, bende tıpkı sizin gibi cemaatimin iyi ve kötü günlerinde yanlarındayım.

Unutmadan yazayım hocam, geçen gün köyün çocukları erik çalmışlardı, ben de sizin gibi onlara haramı, helali, imamı azam Ebu Hanifeyi anlattım ve farkında olmadan sizi hatırlayarak ağladım. Bu şükür gözyaşlarıydı ama çocuklar bunu bilemezdi. Ellerinizden öpüyor dualarınız bekliyorum.

Sizi unutmayan taleben Tevfik Aydoğan.

Kaynak: kulununsesi.net
Anahtar Kelimeler:
hep vardın hocam
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yasin saykılı 3 yıl önce

Rabbim niceliğimizi ve niteliğimizi artırsın.

Avatar
imam 3 yıl önce

allah razı olsun

Avatar
duran aydın 3 yıl önce

geçmişten örnek alarak geleceklerini daha ileriye götürmek gerekir.tebrik ediyorum meslektaşımı....