İtikatı bozuk vaizin olaylı vaazı
 
1351-1422 yılları arasında yaşayan Süleymân Çelebi’nin Bursa’daki Ulu Câminin baş imâmlığı sırasında İranlı bir vâiz, vâz ve nasîhat ederken, Bakara sûresinin iki yüz seksen beşinci âyet-i kerîmesinin; “Biz Allahü teâlânın peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırd etmeyiz (hepsine inanırız). Duyduk ve itâat ettik.” Meâl-i şerîfini tefsîr ederken de “Hazret-i Muhammed ile hazret-i Îsâ arasında hiçbir farklılık, üstünlük yoktur.” diye tefsîr etmesi üzerine olay çıktı.
 
Cemâat arasında bulunan bir kimse dayanamayıp, ayağa kalktı ve; “Ey câhil! Kendi kafana göre nasıl tefsîr edebilirsin? Sen bu ilimde çok gerilerdesin. Hiç peygamberler (aleyhimüsselâm) arasında üstünlük farkı olmaz olur mu? Elbette peygamberimiz Muhammed (aleyhisselâm), bütün peygamberlerden daha üstündür.
 
Burada fark yoktur demek, nübüvvet ve risâlet yönünden fark yoktur demektir. Üstünlükler, mertebeler yönünden değildir. Burada; 'Birinin peygamberliğini kabûl edip, diğerini kabûl etmeyerek aralarında bir ayrılık gütmeyiz. Herbirini kendi derecelerine göre peygamber olarak kabûl ederiz' buyurulmaktadır.
 
Bundan, derece ve fazîletleri aynıdır anlamı çıkmaz. Bunun isbâtı ise, yine Bakara sûresinin iki yüz elli üçüncü âyet-i kerîmesidir. Burada meâlen; 'Bu (sûrede sözü geçen) peygamberlerin bir kısmını, kendilerine verilen özelliklerle diğerlerinden üstün kıldık.' buyurulmaktadır.
 
Görüldüğü gibi, bu iki âyet-i kerîme, bizim âlimlerimizin tefsîr ettiği gibi birbirlerini doğrulamaktadır. Hâlbuki, senin bozuk düşüncene göre birbirlerini tekzib etmektedir ki, hâşâ bu olamaz!” gibi pekçok sözler söyledi, pekçok delîller getirdi.
 
Bunun üzerine iranlı vâizin, yanlış düşündüğünü kabûl ettiği ve bütün bunlara şâhid olan Ulu Câmi baş imâmı Süleymân Çelebi’nin ise söz konusu hâdiseden dolayı çok duygulanarak; Mevlid-i Şerîf isimli bir eser yazmaya karar verdiği haber merkezimize ulaşan bilgiler arasında. Süleyman Çelebi, yazmayı düşündüğü eserle ilgili olarak; detaylı bir açıklama yapmazken, Mevlid-i Şerîf adını vermeyi düşündüğü yapıtınıda Ehl-i Sünnet îtikâdına göre Hz. Muhammed’in (s.a.v) fazilet ve üstünlüklerini anlatmayı amaçladığını söyledi.
 
Hazır flaş ve mikrofonlarımız kendisine çevriliyken de “bozuk îtikâdlı” olarak nitelendirdiği vâizin sözlerine cevaben şunları şöyledi:
 
    “Ölmeyüb Îsâ göğe bulduğu yol,
    Ümmetinden olmak için idi ol.
 
    Dahî hem Mûsâ elindeki asâ,
    Oldu O’nun izzetine ejderhâ.
 
    Çok temennî kıldılar Hak’dan bunlar,
    Kim Muhammed ümmetinden olalar.
 
    Gerçi kim bunlar dahî mürsel durur.
    Lâkin Ahmed efdâl-ü-ekmel durur.
 
    Zîrâ efdalliğe ol elyak durur,
    Ânı öyle bilmeyen ahmak durur.”
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
imam 2 yıl önce

tamam güzelde burada itikatta sıkıntı olan birşey yok ki ben anlayamadım nasıl

Avatar
asalım 2 yıl önce

bence bu vaizi asalım. asalım sonra mezarından çıkarıp tekrar asalım. nede olsa bu sitenin canını sıkmış.

Avatar
bir müslüman 2 yıl önce

Maalesef tekerrür eden tarih, böyle hocaların payını unutmuyor, halen günümüzde, bozuk itikadını müslümanlara sevimli ve cazip sunmaya çalışan ismi hoca olan zatlar bulunuyor. Bizi böyle olmaktan ve böylelerine muhib olmaktan muhafaza etsin Mevlam.

Avatar
bilmeden 2 yıl önce



ـ1ـ عَنْ أنَسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قَالَ: ]جَاءَ رَجُلٌ إلى رَسُولِ اللّهِ # فقَالَ: يَا خَيْرَ الْبَرِّيَةِ. فقَالَ #: ذَاكَ إبْرَاهِيمُ خَلِيلُ اللّهِ[. أخرجه مسلم وأبو داود والترمذي.»البريّة« الخلق .

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a bir adam gelip:
"Ey Hayru'l-Beriyye (yaratılmışların en hayırlısı)" diye hitabetmişti. Aleyhissalâtu vesselâm hemen müdahale etti:
"Bu söylediğin İbrahim aleyhisselâm(ın vasfı)dır." [Müslim, Fedâil 150, (2369); Tirmizî, Tefsir, Lem yekun suresi, (2349); Ebu Dâvud, Sünnet 14, (4672).]

Avatar
haytaoglu 2 yıl önce

her devrin her fikrin tetikçisi vardır.her işin bir mühendisliği vardır.işin mühendisliğini bilmeyenler ahkam kesiyorya gerisi önemli değil

Avatar
adem tamcı 2 yıl önce

arkadaş bizde insanı asama kesme biçme ne çabuk oluyo böyle aynı zamanda göğe çıkarma nerden bildiniz hocanın itikatı bozuk olduğunu vay be benim itikatım ne

Avatar
akın türk 2 yıl önce

ikinci evi iran olanların, baş büyücü hamaneyin önünde tesbih taneleri gibi dizilenlerin gününüzde yukardaki itikadı bozuk vaize tabi olduklarında şüphe yok. site bu haberi anlaşılan yanlışlıkla yaptı. eğer görürlerse başağaları ağızlarına tükürür ve bu haberi de yakında kaldırırlar.

Avatar
Ali AK 2 yıl önce

Yersiz lüzumsuz bir konuyu haber yapmışsınız. Peygamber yarıştırma hastalığı.
Hz. İsa ,Hz Muhammed'in ümmetinden olmak için göğe yükseldi. Hz. Musa'nın asası O'nun ümmetinden olmak için ejderha oldu. Öyle mi?