(…) Her konuda dürüst, tutarlı ve samimi bir tutum içinde olmak mü’min olmanın ayrılmaz bir vasfı iken, riyakârlık ve ikiyüzlülük imanla bağdaşmayan hallerdir. Kur’an-ı Kerim’in inanç ve amelde ikiyüzlü davranan münafıklara cehennemin en alt tabakasını müstahak görmesi (Nisâ, 4/145) bu açıdan anlamlıdır. İkiyüzlü davranarak, gösteriş yaparak insanları aldatmak mümkün olsa bile her şeyin iç yüzünü bilen Yüce Yaratıcı’yı kandırmak mümkün değildir. (Hadislerle Müslümanlık, c. 3, sh.144-145)
 
Hz. Peygamber (s.a.s.)’den rivayet edilen bir hadis-i şerif, Yüce dinimiz İslam’ın, özü itibariyle ihlâs ve samimiyetten ibaret olduğunu bildirmektedir. Sahabeden Temîm ed-Dârî (r.a.)’den rivayet edildiğine göre; Hz. Peygamber (s.a.s.): “Din nasihattir” buyurdu. Sahabeden bazıları: “Kimin için nasihattir, Ya Resûlallah? diye sordular. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Allah’a, Kitabına, Rasulüne, Müslümanların (meşru) idarecilerine ve bütün Müslümanlara.” (Müslim, İman, 95)
 
İslam âlimlerince İslam’ın temel dayanağı (medâru’l-İslam) kabul edilen dört hadisten birisi olan bu hadis-i şerifin hakkıyla anlaşılabilmesi için öncelikle “Nasihat” kavramının doğru anlaşılması gerekmektedir.
 
Nasihat sözlükte dinin ve aklın beğendiği şeyleri tavsiye, öğüt, ibret verici ders, ihtar, iyi ve hayırlı işlere davet, kötü ve şer olan şeylerden nehyetmek, bir işi sadece Allah rızası için yapmak, iyi niyet sahibi olmak ve başkasının iyiliğini istemek, yırtık olan elbiseyi dikmek, balı mumundan süzüp arındırmak gibi çeşitli manalara gelmektedir. Bazı kaynaklarda ise daha geniş kapsamlı olarak nasihat, kişinin inanç, ibadet ve her türlü iyiliklerdeki dürüstlük ve samimiyetini ifade edecek şekilde açıklanmaktadır.
 
Görüldüğü gibi, Arap dilinin en kapsamlı kelimelerinden biri olan nasihat, sadece dilimizde yaygın olarak kullanılan öğüt verme, vaaz, ibret verici ders ve tavsiyeden ibaret olmayıp, daha geniş manalara da gelmektedir. Nasihat; bir şeyi veya bir kimseyi içten ve gönülden sevmek, ona bağlanmak, sadakat, ihlâs ve samimiyet demektir. Konumuzda bahsi geçen hadis-i şerifin ruhuna uygun düşen anlamı da budur. Nitekim Kur’an’da da, içten ve samimi tevbe, “nasûh” kelimesi ile ifade edilmiştir. (Tahrîm, 66/8)
 
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in bu hadis-i şerifi, az sözle pek çok manalar ifade eden (cevamiü’l-kelîm) hadislerden biridir. İslam âlimleri, neredeyse “dini ayakta tutan nasihattir” anlamına gelen bu hadisi, İslam’ın esasını oluşturan hadislerden biri ve en önemlisi olarak kabul etmişlerdir.
 
Hadis-i şerifte geçen Allah’a nasihati, onun varlığına ve birliğine iman; kitaba nasihati Kur’an’a iman edip hükümleriyle amel etmek; Resûle nasihati O’nun Allah’ın elçisi olduğuna iman edip sünnetine uymak; Müslümanların yöneticilerine nasihati, hak üzere olduklarında onlara itaat etmek, hata yaptıklarında uyarıda bulunmak; Müslümanlara nasihati ise onların iyiliğini istemek diye açıklamak mümkündür. Şimdi bunları sırasıyla açıklamaya çalışalım:
 
1. Allah için nasihat:
 
Allah’a nasihat; Allah’a iman etmek, dini Allah’a has kılarak O’na ihlâs ve samimiyetle kulluk etmek ve O’nun rızasına uygun olmayan davranışlardan kaçınmak demektir. Allah için sevmek, Allah için buğz etmek, Allah’a itaat edenleri dost, isyan edenleri ise düşman bilmek, nimetlerine şükretmek de dinin Allah için nasihat oluşunun gereğidir.
 
İnsanın yaratılış gayesi Yüce Allah’a kulluk etmektir. (Zâriyât, 51/56) Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde ayırım olmaksızın bütün insanlara Allah’a ibadet etmeleri emredilmektedir. (Mesela bkz. Bakara, 21; Nisa, 36; Hac, 77; Yasin, 61; Zümer,11; Enbiya,92; Mü’min, 60; İsrâ, 24) Zira insan, iman ve salih amellerle ancak kulluktaki samimiyetini ifade edebilir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de, “İnsanlar, “inandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler?” (Ankebût, 29/2) buyurularak, insanların samimiyetlerinin deneneceği bildirilmektedir.
 
Ancak yapılan ibadet ve iyiliklerin halis bir niyetle yani sadece Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla yapılması şarttır. Başkalarının takdirini kazanmak ve dünyevî bir takım menfaatler elde etmek gibi başka niyet ve düşüncelerle samimiyetten uzak bir şekilde yapılan ameller Allah’ın yanında ibadet olarak değer kazanmaz. Bir hadis-i şerifte bu konuya dikkat çekilerek şöyle buyrulmuştur: “Allahu Teâlâ, ancak samimiyetle kendisi için ve kendisinin rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.” (Nesâî, Cihad, 24)
 
 
DEVAM EDECEK...
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol