Dini anlamda boşanma genel olarak kocanın hanımını boşaması ile gerçekleşmekle birlikte boşanmanın veya boşanmış sayılmanın başka yolları ve sebepleri de vardır.

Dinimize Göre Boşanmanın Gerçekleştği On İki Durum:

1-Sünnete Uygun Boşama: Erkeğin sünnete uygun olarak, her biri bir temizlik müddeti içinde olmak şartıyla, her ay bir talakla olmak üzere, hanımını üç talak ile boşamasıdır. Buna sünni boşama denir.
Konumuz ile ilgili ayet şöyledir:

"(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır…" (2.Bakara-229)

Buna göre erkek, hanımı ile arasındaki üç bağdan her birini, hanımının temizlik döneminde koparır, yani hanımına onu bir talak ile boşadığını söyler. Birinci talak ile boşamadan sonra kopmayan iki bağ, ikinci talak ile boşamadan sonra ise, nikâhın varlığını devam ettiren kopmamış bir bağ kalır. Bu noktada koca, isterse hanımını tamamen boşamaktan vazgeçip evlilik hayatını devam etmeye karar vererek hanımına dönebilir. Böylece yuva kurtulur. Eğer boşamanın gerekliliği konusundaki kanaati değişmezse, üçüncü temizlik döneminde hanımını üçüncü talak ile de boşar. Bu durumda, boşanma üç talak ile de gerçekleştiği için, artık geriye dönüş olmayacak şekilde evlilik sona erer.

Allah’ın bize bildirdiği ve Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından uygulama biçimi öğretilen sünnete uygun boşama bu şekildedir. Boşanma için sabırlı davranılıp bu yöntem kullanılırsa, birçok yuvanın dağılmaktan kurtulacağı açıktır.

2-Bir Defada Boşama: Erkeğin, hanımını bir defada üç talak ile boşamasıdır. Buna bid'i boşama denir. Hz. Ömer’in hilafetinin üçüncü yılına kadar insanlar, birinci maddede anlatıldığı şekilde boşanmışlardır. Bu dönemde bir temizlik müddeti içinde yapılan üç talak ile boşamalar da bir talakla boşama olarak kabul edilmiştir. Ancak Hz. Ömer, hilafetin üçüncü yılından itibaren, bir temizlik döneminde yapılan üç talak ile boşamayı, sünnetin dışına çıkarak hanımını bir kerede boşayanlara bir ceza olsun diye, tam boşama olarak kabul etmiş ve yaşayan sahabe de bu uygulamaya itiraz etmemiştir. (Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsiri, c 1, s 367) Böylece erkeğin hanımını bir temizlik dönemi içinde boşayabileceği hususu fıkhi bir kural olarak benimsenmiştir.

Şu hususa dikkat çekmek gerekir: Koca hanımını bir kerede boşamaya karar verirken hem aklı başında olacak hem de boşama sırasında kadın temiz günlerinde bulunacaktır.

Şu bir gerçek ki, pişman olunan boşanmalar, hep bu şekilde bir kereden yapılan boşanmalardır. Pişman olan erkek, yuvasını kurtarmak için fetva aramakta, aradığı fetvayı bulamayınca da İslamiyet’in özüyle bağdaşması mümkün olmayan hülle yoluna sapabilmektedir. Bu tür çirkinliklerin yaşanmaması için bilimsel kongreler düzenlenerek, yeniden sünnete uygun boşama dışındaki tek seferde boşamanın caiz sayılmaması gerektiği gibi kararlar alınabilir.

3-Hâkim Kararıyla Tefrik (Ayırma): Evliliğin devamında zarar bulunduğunu düşünen taraflardan birinin, özellikle karının, kadıya (hâkime) başvurarak, evliliğin sona erdirilmesi neticesinde, hâkimin tefrike (eşleri ayırmaya) karar vermesi ile boşanma gerçekleşir. Bu boşanma şekli sayesinde, boşanma hakkını elinde bulunduran erkeğin razı olmaması durumunda bile, kadının haksızlığa uğramasının önüne geçilir.

Tefrik (hâkim kararıyla ayırma) dört sebeple yapılabilir:

1.Hastalık ve kusur.
2.Erkeğin, hanımının nafakasını kesmesi.
3.Kocanın kayıp olması veya yeri belli olduğu halde evine gelmemesi.
4.Şiddetli geçimsizlik, kötü muamele.


Hâkim bu sebeplerden biri nedeniyle eşleri ayırmaya karar verebilir; böyle bir karar verildiği takdirde boşanma gerçekleşmiş olur.

Boşanmadan önce, eşler arasındaki geçimsizlik konusunun hakemlerce çözülmesi için çaba gösterilmesi gerekir. Bu konudaki ayet şöyledir:

"Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır."(4.Nisa-35)

Bu ayette söz konusu olan hakemlerin asıl görevleri yuvayı kurtarmak için barış temin etmektir. Taraflar, yetki vermişlerse boşanmaya da karar verebilirler. Bazı görüşlere göre hakemler, yetki almadan da tefrik kararı verebilir.

Hakemler kurumsal anlamda görev yaparlar. Hakem tayininin hâkim tarafından onaylanması gerekir. Hakemler, tefrik için hâkime de müracaat edebilirler.

4-Muhalaa Yoluyla Boşanma: Kadının, kendisini boşamaya razı etmek için, kocasına mehrini geri vererek, iyi ilişkiler içinde bulunmadığı hocasından boşanma hakkı elde etmesi demektir.

Muhalaa yoluyla boşanmaya Kur’an’da cevaz verilmektedir:

“…Kadınlarınıza verdiklerinizden bir şey (geri) almanız sizin için helâl olmaz. Ancak ikisi de, Allah’ın (evlilik hakkındaki) hududunu gereği üzere yerine getiremeyeceklerinden (ayakta tutamayacaklarından) korkmaları hariç. O zaman siz de eğer, Allah’ın bu hududunu ikame edemeyeceklerinden (gereği üzere yerine getiremeyeceklerinden) korkarsanız, bu durumda kadının (ayrılmak için) verdiği fidye konusunda her ikisinin üzerine de günah yoktur…”  (2.Bakara-229)

Bu şekilde karşılıklı rıza ile alınan karar ile boşanma geri dönülmeyecek şekilde gerçekleşir.

5-Eşlerden Birinin Ölümü: Eşlerden birinin ölümü ile diğeri üzerindeki nikâh bağı kalkmış ve boşanma fiilen gerçekleşmiş olur.

6-Eşlerden Birinin Mürtet Olması: Eşlerden birinin İslam dininden çıkmasıyla (irtidat etmesiyle/mürtet olmasıyla) dini anlamda eşler arasındaki nikâh ortadan kalkmış olur.

Müslüman bir kadının, Müslüman olmayan bir erkekle evlenmesi, Müslüman bir erkeğin de müşrik bir kadınla evlenmesi caiz değildir. Bu konudaki ayet şöyledir:

"İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kadından, imanlı bir cariye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye ayetlerini insanlara açıklar." (Bakara-221)

Bu çerçevede bir nedenle dinden çıktığı anlaşılan bir insanın, önce tecdid-i iman (imanını yenilemesi), sonra da tecdid-i nikâh (nikâhını yenilemesi) gerekir. Yeniden iman etmeyecek olursa nikâhını yenilemesi dini açıdan geçersiz olur.

7-Erkek Tarafından Kurulan Gayr-ı Meşru İlişki: Erkeğin eşinin annesi, kız kardeşi, teyzesi ve halası gibi bir yakını ile zina etmesi halinde hanımı ile arasındaki dini nikâh sona erer. (Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C:1, S:361)

Zina, her durumda ceza gerektiren büyük bir günahtır. Ancak erkeğin karısı ile birlikte, meşru yollarla, nikâh altında bulundurması caiz olmayan bir kadınla zina etmesi, mevcut nikâhının düşmesine de neden olur.

8-Tefvizi Talak: Tefviz, kocanın boşama yetkisini karısına vermesidir. Bu yetki, nikâh sırasında verilebileceği gibi daha sonra da verilebilir. Kadın kedisine verilen boşama yetkisini kullanırsa boşanma gerçekleşmiş olur.

Hz. Muhammed (s.a.v.)’in eşlerinin, kendisinden fazla dünyalık istemeleri üzerine nazil olan şu ayet tefvizi talak için delil olarak kabul edilmiştir:

"Ey peygamber! Hanımlarına şöyle söyle: "Eğer dünya hayatını ve ziynetini istiyorsanız, haydi gelin, sizi donatayım ve güzellikle bırakıp salıvereyim. Yok, eğer Allah ve Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, haberiniz olsun ki, Allah içinizden güzellik edenlere pek büyük bir ecir hazırlamıştır." (33.Ahzab-28.29.)

Bu ayet ile Resulullah’ın hanımlarına, boşanmayı tercih etme konusunda tefviz yani muhayyer olma hakkı verilmiş, ancak onlar ziynet istekleri nedeniyle pişmanlıkların dile getirip evli kalmayı tercih etmişlerdir.

9-İlâ: Kocanın, karısına belli bir süre veya süresiz yaklaşmamak üzere yemin etmesi nedeniyle evliliğin sona ermesine neden olan bir çeşit yemindir.

Kur’an, kadının haksızlığa uğramasını engellemek için, ilâ’yı dört ay ile sınırlamıştır. Konumuz ile ilgili iki ayet şöyledir:

"Kadınlarından ilâ edenler (onlara yaklaşmamaya yemin edenler) için dört ay beklemek vardır. Eğer bu yeminlerinden dönerlerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. Yok, eğer boşamaya karar vermişlerse, şüphesiz ki Allah söylediklerini işitir, kurduklarını bilir." (2.Bakara-226.227)

Kocanın, karısına bir süre yaklaşmamak üzere yemin etmesinin bazı hukuki sonuçları vardır:

*Koca, karısına dört ay veya daha fazla süre ile yaklaşmazsa boşanmış sayılır.
*Yeminini bozup dört aydan önce karısıyla birlikte olursa sadece yemin kefareti öder, nikâhı düşmez.
*Yine dört aydan önce karısına dönmesi halinde, yaptığı yemin, belli ibadetleri yapmak veya sadaka vermek gibi şartlara bağlı ise, o şartları yerine getirir; nikâhı devam eder.


İlâ, başvurulmaması tavsiye edilen bir yöntem olmakla birlikte, Kur’an tarafından dört ay ile sınırlandırılması sayesinde, kadınların uzun süre baskı altında tutulup haksızlığa uğramaları engellenmiştir.

10-Yemine Bağlı Olarak Meydana Gelen Boşanma: Koca, bilinçli olarak bir şeyi yapma veya yapmama konusunda karısının boş olması şartına bağlı olarak yemin eder ve yemine konu olan işi yeminini bozarak yaparsa, boşanma gerçekleşmiş olur.

Kuşkusuz nikâhını ortaya koyarak yemin etmek son derece yanlıştır; ancak kişi, bu yanlışı bile bile yani aklı başında olarak yapar ve sonra da yeminini bozarsa, sonucuna katlanmak zorunda kalır.

11-Lian Yöntemi: Kocanın, karısına zina isnat edip bu isnadı dört şahit ile ispat edememesi durumunda, koca ile karının hâkim karşısında usulüne uygun olarak sırayla dörder kere yemin etmeleridir.

Bu yeminin karşılıklı olarak nasıl yapılacağı Kur’an’da ayrıntılı olarak anlatılmaktadır: "Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesidir. Beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir. Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi, Beşinci defa da, eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır." (Nur-6.7.8.9.)

Hâkim huzurunda karşılıklı olarak yapılan bu yemin ile nikâh düşmüş olur; ancak kadın için başka bir ceza gerekmez.

12-Gerdeğe Girilmeden Boşanma: Dini nikâh kıyıldıktan sonra henüz gerdeğe girilmeden, erkek, kendi isteğiyle veya hanımının istemesi üzerine karısını boşarsa boşanma gerçekleşmiş olur. Diğer boşanmalardan farklı olarak bu şekilde boşanan kadının iddet müddeti beklemesi gerekmez.

Bu tür boşanma neticesinde mehir konusunun nasıl çözümleneceği Kur’an’da şu şekilde anlatılmaktadır:
"Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşarsanız (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçtur." (2.Bakara-236)

"Eğer onları, kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız, o zaman borç, o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka. Ey erkekler! Sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah, her ne yaparsanız hakkiyle görür." (2.Bakara-237)

Bu ayetlere göre eğer mehir henüz belirlenmemişse örfe göre bir miktar verilir; mehir belirlenmişse, belirlenen miktarın yarısı verilir.

İddet Müddeti:

Boşanmalar nedeniyle, bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklenmesi gereken süreye iddet müddeti denir. İddet müddetleri boşanma durumuna göre şöyledir:

*Kocası ölenler için dört ay on gündür. "İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. ..." (2.Bakara-234)

*Boşananlar veya tefrik yoluyla ayrılanlar için üç aydır. "Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. ..." (2. Bakara-228)

*Boşanan kadınlardan hamile olanlar için doğum gerçekleştikten sonradır. “...Gebe olanların iddeti, doğurmaları ile tamamlanır. ...” (65.Talak-4)

*Adet görmeyen kadınlar için üç aydır. “... Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi üç aydır.” (65.Talak-4)

*Gerdeğe girilmeden son verilen evlilikler için iddet müddeti zorunlu değildir.

Son olarak şunları söyleyelim:

Evlilik, son derece önemli bir kurumdur. Evlilik ve ailenin olmadığı bir toplumda, sağlıklı ve ahlaki erdemlere sahip bir cemiyetin oluşması mümkün değildir.

Bir yuva kurulduğu zaman asıl olan o yuvayı hayat boyu muhafaza etmektir. Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ'ya, helal kıldığı şeylerin en sevimsizi talaktır." (İbn Mâce, nikâh 1)
Allah,"...Onlarla iyi geçinin..." (2.Bakara-19)
buyurarak kadınlara güzel muamele edilmesini emretmiştir.
 
Eğer şartların boşanmayı zorunlu kıldığı düşünülüyorsa, birinci maddede anlatılan sünnete uygun boşanma şekli tercih edilmelidir.


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.