Ankara il müftülüğünde devir teslim töreni
DiNiHABERLER.COM / öZELiÇERiK

18 Temmuz 2013 tarihinde Ankara İl Müftülüğü görevine başlayan Prof. Dr. Mefail Hızlı, bugün görevini istemeyerek de olsa bıraktı.  Ankara il müftülüğüne ise bugünden itibaren müftü yardımcısı Ali Gülden vekâlet edecek.

Ankara İl Müftülüğü görevi esnasında kamuoyunda "Paralel Diyanet" olarak adı çıkan Prof. Dr. Mefail Hızlı, Diyanet'e alternatif logo yapmasıyla ön plana gelmişti. 




3 yıllık Ankara il müftülüğü görevini yürüttüğü esnada Ak Parti ve MHP'nin Koalisyon hükûmeti kurma aşamasında iken Ankara kulislerinde adı bir anda Diyanet işleri Başkanı olarak anılmaya başlandı. 

İddialara göre Müezzin. İ.B, Müftü M.E.A ve Müftü R.M ile birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ismini kullanan "Kadir Nalçınkaya" adlı bir işadamının önderliğinde kulis çalışmalarını yürüten ekibin foyası kısa zamanda gün yüzüne çıktı. 

Haber sitemizin durumu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a iletmesi ve  Cumhurbaşkanı’nın, “Kadir Nalçınkaya'yı tanımadığını, böyle bir şeyin söz konusu dahi olmadığını”söylemesiyle kulis faaliyetleri o günden sonra açılmamak üzere bitti.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na oynayan Hızlı serüven dolu müftülük hayatını bu hafta itibariyle doldurdu.

Görev süresi bugün dolan müftü Hızlı'nın yerine Ankara il müftü yardımcısı Ali Gülden vekâlet edecek devir teslim ise pazartesi günü gerçekleşecek.


 

Kaynak: Dinihaberler.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Allah Hocama uzun ve sağlıklı ömürler versin… 4 ay önce

sadece ankara değil, diyanet camiası büyük bir değerini kaybetti. oysa hocamın hizmet aşkını, mütevazı kişiliğini, sonsuz hoşgörülü olduğunu, kişiliği ve insanlara yaklaşımıyla ne kadar iyi niyetli olduğunu bir kez karşılaşanlar bile kendisine hayran kalırlardı. hocamı tanımadan olumsuz yorumlar ve iftiraya varan eleştiriler sadece hocamı değil onu seven, sayan herkesi üzmektedir. hocam bir derya gibidir. kim onda ne aradıysa, aradığını buldu. sıkıntısı olanın sıkıntısını dinledi. evinde derdiyle baş başa kalıp kimsenin fark etmediği görevlileri evinde ziyaret etti. bir ilçede protokolle lüks yerlerde olmayı en uzak köyün imamının hanesine konuk olmaya tercih etti. tüm mesaisini ve hafta sonu dahil mesai dışını din hizmetine adadı. serbest kürsü programın da mikrofonu eline alan görevlilere kendisini bile eleştirme imkanı tanıdı. umre görevlendirmesi seçilirken uzun yıllar diyanete hizmet edipte hiç umreye veya hacca gidemeyen görevlileri dertlenip umreye görevlendirmelerini sağladı.

Avatar
Bxbkam 4 ay önce

Her kula helal, Müslüman’a haram!..”

hikaye

Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:

“Her kula helal, Müslüman’a haram!..”

Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…



Gitmişler kadıya şikayete, adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dini İslam, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama. Adam:

– “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lakin ispat ister, delil şarttır…”dedikçe kadı kızmış:

– “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlin vaciptir!” demiş. Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:

– “Nedir gerekçen?..” diye sormuş. Adam:

– “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:

– “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helal, Müslüman’a haram yazarsın?..” Adam, başı önünde konuşur:

– “Delilim vardır, lakin ispat ister.”

– “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”

– “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım…”

– “Eeee?!..”-

“Sultanım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…” Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:

– “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler

– “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine… Sultan:

– “Bitti mi?..” demiş adama.

– “Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.

– “Şimdi nedir isteğin?..”

– “Efendim, payitahtımız Bursa’nın en sevilen, alimini alınız minberinden…” Adamın dediğini yapmışlar, Ulucami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler…Ve . Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelam etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok!. Halk halinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta tutuklanan hoca alim için:

– “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”

– “Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!..”

– “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”

– “Sorma, sorma…”

Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:

– “Eee, ne olacak şimdi?.. Adam:

– “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helallik almak lazımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:

– “Ey büyük Sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helal edilir mi?..”

Sultan acı acı tebessüm etmiş:

– “Hava bile haram, hava bile!..” demiş..”’

Misafir Avatar
merve 4 ay önce @Bxbkam

helal olsun...aynen öyle...

Beğenmedim! (0)
Avatar
dürüst olun 4 ay önce

bursa müftülüğü de aynı logoyu yapmıştı. neden onu kaleme almadınız. Allah rızası için dürüst olun. eğer logo yapmak suçsa, bursa müftülüğü de aynı suçu işledi..

Avatar
kaan 4 ay önce

adam kendi gidiyor iftira atanlar bıkmadınız......................

Avatar
Mekke 4 ay önce

Bir dikili taş bırakmadan gitti. Yazık ankaraya üç yıldı.

Avatar
Somuncu 4 ay önce

Yazık size insanları tanımadan yaptığınız yakistirmalara çok şükür ki böyle vefa kâr bir hocamız bursamiza dönüyor, ne yazık ki ankaradan dönmesi geleceğimiz olan çocuklarımız için büyük kaygı. ?

Avatar
imam 4 ay önce

diyanet kendi çekirdek kadrosundan faydalanmaz gider akademisyenlerle doldurursa olacağı bu diyanet biran önce beyin takımını gözden geçirmeli diyanetin kokusunu ala ala büyüyecekki sorunları çözmede fikir üretmede başarılı olsunakademisyen ne anlar kırsalda görev yapanın halini diyanete akademisyenler gireli mevzuat içinde boğuluyoruz kurum içinde din görevlileri horlanan dışlanan duruma düştü

Avatar
Espiyeli 4 ay önce

Eeee diyanetin bu akademisyen sevgiside biter böylece.işin ehilleri varken,Yok Prof,Yok,Doç,,ünvan görev yapmıyor.vasıf olacak vasıf..Bu da tabandan yetişmeyle olur...