Çağrıcı: Sarığımız kadar ahlâkımız da temiz olmalı!

Belki bazılarını bir sonraki Ramazan’a kadar camide göremeyeceğimiz cemaatimizi dinimiz hakkında en iyi şekilde aydınlatmak için bilgi hazırlığı yapmalıyız. İmamlık sıfatımızı sadece namaz kıldırmakla değil, ahlâkî ve insanî güzelliklerde öncü olarak da göstermeliyiz. Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı'nın o yazısı;

Çağrıcı: Sarığımız kadar ahlâkımız da temiz olmalı!

Belki bazılarını bir sonraki Ramazan’a kadar camide göremeyeceğimiz cemaatimizi dinimiz hakkında en iyi şekilde aydınlatmak için bilgi hazırlığı yapmalıyız. İmamlık sıfatımızı sadece namaz kıldırmakla değil, ahlâkî ve insanî güzelliklerde öncü olarak da göstermeliyiz. Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı'nın o yazısı;

Erdi Karadeniz
Erdi Karadeniz
16 Haziran 2017 Cuma 18:08
Çağrıcı: Sarığımız kadar ahlâkımız da temiz olmalı!
banner221

Ramazanı yaşıyoruz. Yüce Rabbimiz, razı olacağı şekilde ve huzur içinde bir Ramazan geçirmeyi cümlemize nasip eylesin.

Kutsal ayın henüz başlarındayken okuyuculara ve din görevlilerimize birkaç hususu hatırlatmam gerektiğini düşünüyorum:

Halkımızın bu mübarek ayın değerini, huzur ve bereketini hissederek yaşaması için en çok gayret edenler, din görevlilerimizdir. Ben de altı yıl imam-hatiplik, sekiz yıl müftülük yaptım; din görevlilerimizin bu gayretlerini, özverilerini iyi bilirim.

İmamlarımız ve müezzinlerimiz özellikle şu uzun yaz günlerinde gecenin karanlığında camilerini açarlar; yatsı namazını kılıp gece yarısına doğru camilerini kapatınca o günün görevlerini tamamlarlar. Yani her Allah’ın günü 18-19 saat hizmet halinde bulunurlar. Halkımızın cami görevlilerine yaklaşımlarında onların bu fedakarlıklarını görmeleri, takdir etmeleri gerekir diye düşünüyorum.

Camilerin dinen ve yasal olarak esas yetkilileri cami görevlileri, bilhassa imam-hatiplerdir. İnsanlarımızın bunu bilmeleri ve buna göre davranmaları beklenir; çoğunlukla öyle de oluyor.

Özellikle görev alanları cami merkezli din hizmetlerinde görevlilere yardımcı olmakla sınırlı olan cami dernekleri ve vakıflarının yöneticileri olan kardeşlerimizin bunu bilerek hizmet vermeleri gerekir. Elbette ilgililerin büyük kısmı bu yönde hizmet yürütüyorlar. Ancak hizmet çizgisinin dışına çıkıp, kendilerini caminin sahibi, imam ve müezzinin amiri gibi gören, sürekli onlara sorun çıkaran dernek ve vakıf sorumluları da gördüm. Cami merkezli bir hizmette buna benzer, hatta daha da ağır yanlışların yapılması, ihtilaf ve kavgaların yaşanması son derece çirkin ve üzücüdür.

Görevlileriyle, cemaatiyle, dernek ve vakıf yöneticileriyle, camide buluşan herkes için şu mübarek ayın eksik ve yanlışlardan arınma vesilesi olmasını dilerim.
 


KORKUTMAYIN, MÜJDELEYİN

Din hizmetleri veren kardeşlerime de birkaç hatırlatma yapmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

1. Kültürümüzde din adamlarına hademe-i hayrât yani “hayrın hizmetkârları” denilirdi. Bu kutlu misyonumuzu Ramazan ayında daha çok öne çıkarmalıyız. Bizler, insanlarımıza hem vaaz ve nasihatlerimizle hem de davranışlarımızla sevgiyi, kardeşliği, iyiliği, özveriyi, erdemi telkin etmeliyiz. Sarığımız kadar ahlâkımız, tutum ve davranışlarımız da ak ve pak olmalıdır.

2. Gerekirse mahalli idareden veya komşulardan da gönüllüğü yardım alarak camilerimizi temizlemeli, pırıl pırıl yapmalıyız.

3. Camilerin dolup taştığı bu ayda -belki bazılarını bir sonraki Ramazana kadar camide göremeyeceğimiz- cemaatimizi dinimiz hakkında en iyi şekilde aydınlatmak için kitaplar okumalı, notlar tutmalı; cami içinde ve dışında yapacağımız konuşmalar için bilgi hazırlığı yapmalıyız.

4. Vaaz ve nasihatlerimizde “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, korkutmayınız” şeklindeki kutlu öğüdü, evrensel pedagoji ilkesini asla ihlal etmemeliyiz. Peygamberimizin “kolaylık dini” diye tanımladığı İslâm’ı meşakkat ve korku dini gibi gösterecek bir anlatım tarzından kesinlikle sakınmalıyız. Ramazan ve oruçtan bahseden âyetlerde “Allah sizin için zorluk değil, kolaylık murat eder” buyurulduğunu unutmayalım.

5. İmam “önder” demektir; bu sıfatımızı sadece cemaatin önüne geçerek namaz kıldırmakla değil, aynı zamanda ahlâkî ve insanî güzelliklerde öncü ve örnek olarak da ortaya koymalıyız. İstanbul müftülüğüm sırasında beni en çok üzen şey, “Bu görevliden bizi kurtarın!” şeklindeki şikâyetler; en mutlu eden şey ise “Ne olur hocamızı elimizden almayın!” ricaları olmuştur.

Son Güncelleme: 16.06.2017 21:06
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol