Cemaat veya tarikatçıların Diyanet düşmanlığı!

Sol azılı medyanın yanında Milliyetçi, maneviyatçı geçinen bazı yazarların hatta "dine hizmet eden bazı dini cemaat veya tarikat mensuplarının da Diyanet'e saldırılarını eleştiren Akit Gazetesi yazarı Ali Sandıkçıoğlu, tenkit ve uyarı varken düşmanlıklar niye?" dedi. İşte o yazı;

Cemaat veya tarikatçıların Diyanet düşmanlığı!

Sol azılı medyanın yanında Milliyetçi, maneviyatçı geçinen bazı yazarların hatta "dine hizmet eden bazı dini cemaat veya tarikat mensuplarının da Diyanet'e saldırılarını eleştiren Akit Gazetesi yazarı Ali Sandıkçıoğlu, tenkit ve uyarı varken düşmanlıklar niye?" dedi. İşte o yazı;

14 Ocak 2018 Pazar 14:08
Cemaat veya tarikatçıların Diyanet düşmanlığı!
banner283

Diyanete neden saldırıyorlar?....

Son günlerde birileri tarafından yine Diyanet İşleri Başkanlığı hedef tahtası olarak seçilmiş. Bir kısım gazeteler ve bir kısım görsel medyatarafından Diyanet'e belli gruplar tarafından sitemli ve organize şekilde (olmamış bir şeyi olmuş gibi göstererek, bütün açıklamalara kulak tıkayarak)ağır saldırılar başlamıştır. Neymiş efendim? Bu insanlara göre Diyanet çok yanlış bir fetva vermiş.

Diyanet'in verdiği sözde bir fetvayı baz alarak (Aslında diyanet öyle bir fetva vermemiş) defalarca açıklamalar yapılmasına rağmen, Diyanet İşleri Başkanı ve onun şahsında Diyanet İşleri müessesine acımasızca ve insafsızca saldırıyorlar. Zahirde bakılınca diyanete düşmanlığın sebebi; güya Diyanet dokuz yaşında kızlar evlenebilir diyebir fetvavermiş olması. Defalarca yalanlanmasına rağmen, konu ile alakalı Türkiye genelinde Diyanetin hazırladığı hutbeler okutulmasına rağmen düşmanlık bütün hızı ile devam ediyor.

Diyanet müessesini asılsız itham ve iftiralarla hedef tahtasına oturtan bir kısım sözde yazarlar, çizerler, siyasetçiler sanki birer namus timsali ve namus kahramanı kesilmişler.. Diyanet'e karşı düşmanlık bayrağı açanlar sözde hanımların ve genç kızların haklarını koruyan birer koruyucu melek durumundalar. Diyanet İşleri Başkanını ve koca bir Diyanet teşkilatı kadın haklarını ayaklara altına alan, kızları çok genç yaşta evlenmeye teşvik eden (!) bir kurum gibibilerek ve kasıtlı olarak göstermeye çalışıyorlar. Bu yüzden Diyanet'e akıl almaz hücum ediyorlar. Dini gericilik sayanveya dini bir afyon gibi tehlikeli gören sözde yazarların, çizerlerin,geçmişte Kur’an-ı Kerimleri kağıt fabrikalarına gönderen, ezanı aslı şekliyle okumayı yasaklayan, özel binaların girişlerinde arapça olarak yazılan veya yazdırılıp asılan “Maşallah”, “Yamalikel mülk”, “Bismillahirrahmanirrahim” gibi isimli levhalarına tahammül edemeyip o güzelim levhaları bekçiler vasıtası ile söktürüp çöplüklere attıran, ecdat yadigari birçok camiyi satan, ahır haline getiren, birçok müslüman mezarlığını yol bahanesi ile yıkanlar, nice din adamlarını sorgulayan, tabutluklarda eziyet eden,bir kısımına cezalar veren, hatta asan, geçmiş ceberut siyasetçilerin bugünkü temsilcilerinin Diyanet'e, saldırısını anlamakta zorlanmıyoruz.

Bu tiplerin niyetleri, tutum ve davranışları hal ve beyanları ile bellidir. Milliyetçi, maneviyatçı geçinen bazı yazarların hatta dine hizmet eden bazı dini cemaat veya tarikat mensuplarının ve bir kısım din adamlarının(!)da mal bulmuş mağribi gibi diyanete saldırmalarını gerçekten bir türlü anlayamıyoruz... Hani sizler (Kol kırılır yen içinde) demiyormuy dunuz?..Samimi Allah rızası için tenkit ve uyarı varken düşmanlıklar niye?

Bir defa milliyetçi ve maneviyatçı olanlar,bir başka ifade ile bir gün mutlaka öbür alemde hesaba çekileceğine inanan yazarlar, ilim sahipleri dinimizin, kitabımızın ve Hz. Allah’ın (cc) emri olarak kendilerine gelen bir haberi ciddi bir araştırmaya tabi tutmalıdırlar. Haberin doğruluğunu, kaynağını tam olarak tesbit ettikten sonraancak o zaman haber yapabilirler. İyice araştırıldıktan sonra ancak o konu üzerine makale yazılabilirler. Dilek, temenni veya edep ölçüleri içinde uyarıcı ve yapıcı tenkitlerini yapabilirler. Aksi halde aslı olmayan şeyi haber yapmakyada konu üzerine fikir yürütmekyalan ve iftira olur... Bir müslümanın diğer bir müslüman kardeşini, bir cemiyeti, cemaati veya bazı eksikleri olsa bile, topyekûn olarakd iyanet müessesesini hedef seçerek gelişi güzel tenkit etmek hiçbir şekilde doğru değildir.

Türkiye’de kısa yoldan yükselmek istiyorsan; Bunun en güzel yolu; dine, dindara, dini müesseselere veya Diyanet camiasına çatmak, daha doğrusu dine düşman gözükmekle mümkündür. Eğer böyle yaparsanız birileri hemen sizi kapar gazetesi ile TV. ekranlarında sizi şöhret yaparlar. Şöhret basamaklarını çabucak çıkar şayet gönlünüzde her hangi bir yerden aday olmak varsa, kolayca adayda yapılırsınız.

Bu yüzden bazı insanlar kısa yoldan yükselmenin yolunun dine ve dini müesseselere çatmakla mümkün olabileceğini düşünüyorlar. Tabii kibu çok yanlış bir yol ve düşünce ve çıkmaz sokaktır. Böyle yapanlar belki dünyalık için bir şeyler elde etmiş olabilirler ancak ebedi hayatlarını mahvetmiş olurlar.

Bir zamanlar diyanetin hedef tahtasına konulmasına sebep;

Memurlar rahat Cuma namazı kılabilsin diye, Cuma’a vaktinde esneklik getirdiğinden dolayıdır. Diyanetin memurlara getirdiği bu esnekliği hazmedemedikleri için bir kısım aydınve ilerici (!) ler hemen anayasa mahkemesine gideceklerini beyan ettiler. Onlara göre laiklik, cumhuriyet elden gidiyor... Bir kısım gazeteciler, TV’lerbazı mesleki kuruluşlar diyanete karşı hep birlikte savaş açmışlardı. Bir defasındada Diyanet İşleri Başkanlığına satın alınan bir arabayı dillerine doladılar. Geçmiş Diyanet İşleri Başkanımızın şahsında Diyanete ne amansız hücumlar yaptılar.

Daha kısa bir süre önce bir kısım malum siyasetçiler biz iktidara gelirsek ezanı kaldıracağız diye beyanat vermediler mi? Belki bazı beyler unutmuş olabilir ancak bizim olaylar hâlâ hafızalarımızda taptaze... Bir zaman resmi bir yemekte o zamanın aydınları (!), siyasetçileri, yetkilileri Diyanet İşleri Başkanını masalarına almadılar.... İlericiliklerine zarar gelir, yahut laiklik elden gider diye ... Şimdi merhum olan zamanın Diyanet İşleri Başkanına mutfakta bir masa ayarlayıp resmi zevattan ayrı bir yerde yemek yedirmediler mi? Nedense papazların kalpaklarından rahatsız olmayan bazı insanlar Diyanet İşleri Başkanı ve hocaefendilerin sarıklarından rahatsız oluyorlar. Ecdadımız Osmanlı tetkik edildiğinde görülür ki, bütün dinlere ibadetlerini yapmakta, dini kisvelerini giymekte tam bir hürriyet vermişti.

Diyanet düşmanlarından bir yetkili bir zamanlar Diyanet İşleri Başkanı benim nazarımda; “Kadastro müdürüyle eştir” deyipdiyanet işleri başkanını ve Diyanet İşleri makamını basite ve hafife almadı mı? Daha doğrusu diyanetle müslümanlarla alay etmedi mi?

Her seçimde nakavt olan din, diyanet, mukaddesat düşmanları ne zaman bu kötü huylarından vaz geçecekler? Dine, diyanete saldırmaktan ne zaman vaz geçecekler?... Doğrusu merak ediyoruz. Bu milletin büyük bir kısmının müslüman olduğunu bu insanlar bilmezler mi? Şimdi dillerine doladıkları dokuz yaşında kız çocukları evlendirilebilir verilmeyen fetvası gibi, geçmişte; Din işleri yüksek kurulu başkanı muhterem; Ekrem Keleş Bey'in (Bazı internet sitelerinde kurul tarafındanverildiği iddiaedilen bir fetva ile ilgili, “Din işleri yüksek kurulumuzun böyle bir fetvasıkesinlikleolmamıştır, olamaz” demelerinerağmenbazıları diyaneti hadef tahtası seçmemişlermiydi?.. Birileri maksatlı bir şekilde; hücum ettikçe,hücum ediyor, saldırdıkça saldırıyorlar... Bilinmez bu insanlar Diyaneti hedefe koymakla kimleri vurmakyada yıpratmak istiyorlar ..... Hedef diyanetmi? Yoksa diyanet ismi altında hükümetmi? Doğu ve güney Doğuda vahşice çocuklar analar öldürülürken bunun için tek cümle yazamayanlar veya konuşamayanlar diyanet'e neden veryansın ediyorlar?...

Efendiler Diyanet İşleri Başkanı bir kadastro memuru değildir.(Yanlış anlaşılmasın. Kadastro teşkilatımızı aslahafife almıyorum. Geçmişte diyanet işleri başkanı kadastro memuruna benzetildiği içinmisal olarak veriyorum.)

Diyanet işleri başkanını resmi protokolde yeri mutfak değil, bütün resmi erkanın oturduğu masadır. Papaz, kalpağına, hahamkipasınasöz etmeyenler, tahammül gösterenler. Esasında onların ibadet haneleri, dini ritüelleri ve kisveleri bizce hiçbir zaman anormal karşılanmaz. (Yüzyıllardır ecdadımız bunun en güzel örneklerini göstermişlerdir.)Artık müslümanlara,müesseselerine, diyanet işleri başkanına başındaki sarığınada yeter artık söz etmeyiniz. Sizler inanır veya inanmazsınız o sizlerin bileceğibir husustur. İnanmasanızda, en azındanmilyonlarca müslümanı temsil eden diyanet işleri başkanına saygı göstermelisiniz. Şunu unutmayınız. Burç değişmiştir. Bir daha diyanet işleri başkanını protokol yerine mutfağa gönderemeyeceksiniz. Ne Türkiye eski Türkiye’dir. Ne milletimiz eski millettir. Rabbim dini celili İslam’a samimiyetle hizmet eden bütün kurum ve kuruluşların yardımcısı olsun. Rabbim bütün müslümanları fitne ateşinden koruyup muhafaza etsin. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Kaynak: Akit Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Safa 2018-01-14 18:42:13

tarikat ve cemaatlerden açık şeffaf olmayanlar kontrol altına alınmalıdır. osmanlıyı bu anlayız batırdı. i̇syanların tamamında onların etkisi var. devleti herzaman uğraştırmışlar. biz vergi vermeyelim, askere gitmeyelim, şunu bunu isteriz vb gibi tehditlerle koca devleti uğraştırmışlardir. bunların finans kaynakları maksatları dine uygunlukları denetlenmelidir. feto yada bu milletin epey kısmı güvenmişti. lakin kuzu postunda kurt olduklarını son anda gördüler. hepsine asla taviz verilmemeli. en iyileri darbe teşebbüsünde bulundu. gerisini siz düşünün.

Avatar
Ekrem Baltacıoğlu 2018-01-14 16:51:47

"böyle bir fetvası olmamıştır" dediğiniz yazı diyanet sitesinde yayımlanmış.. kime ne anlatıyorsunuz, tepki görünce de yazı siteden kaldırılmış.. ne yani, yanlışa tepki göstermeyen, (tarikat ve cemaatlerinizde olduğu gibi) kurumu/kişiyi kutsayan, sadece pohpohlayan, sorgulamayan, aklı kullanmayan bir toplum mu, istediğiniz?.. artık böyle olmayacak, şimdiden alışın.. bu konu arap-fars kültüründen din içerisine yamalanmış örfi bir tutum, dinle ne alakası var ki, bunu din adına savunmaya kalkıyorsunuz.. ne hikmetse, diyanet sizin anlayışınıza ters bir ifade kullandığında da, sizler bir türlü kabınıza sığmıyorsunuz.. diyaneti biz sizden fazla savunuyoruz, ama sizin gibi yanlışlarını değil.. tepki göstermeyen toplum hiç bir şeyi düzeltemez.. aklınızı başınıza alın.. şu an yaşanılan din de islam dini değil, kişisel ve sayısal ibadete dönüşmüş, sıkı bir kast sistemi güden ruhbanlık dinidir bunu da iyi bilin..

Avatar
dost 2018-01-14 20:42:43

kurum ve calisanlarinin toplum onunde hak ettigi degeri ve saygiyi gorebilmesi oncelikle calisanlarinin oz benliklerine saygi gostermesiyle mumkundur.gecmiste kendisine mutfakta yer gosterilen diyanet reisinin yerinde olsaydim makamimi kaybetme pahasina da olsa derhal o toplantiyi terk ederdim.size yapilan bu hakaret islama ve sizlerin nezdinde de tum muslumanlara yapilmis demektir.siz,size bicilen elbiseyi dar yada bol olduguna bakmadan uzerinize giyerseniz birileri de sizleri istedikleri mecraya cekebilmek icin elinden geleni ardina koymayacaktir.ne tahsil ettiginiz ilimden ne de yaptiginiz isten dolayi asla kendinizi kucuk gormeyin.farkli zihniyetteki insanlarla toplanti yapacagi zaman biyiklarini kesen musavirlere sahit olduk.saniyormusunuz ki siz biyiklarinizi kestiginiz zaman onlar sizleri kabul edecek..bu davranisinizla verdiginiz mesaj ancak sudur "ben baskalarinin emir ve direktifleri dogrultusunda hareket eden ,egilip bukulebilen bir insanim".selametle...

Avatar
tayfa 2018-01-14 23:34:25

admin senin süleymancı olduğunu bilse yazını yayınlamazdı

Avatar
Imam 2018-01-15 17:53:26

Cemaat tarikat bunlar siyonizmin piyonlari...yakinda görürsünüz ..anlarsınız..