Diyanet'e Bağlayamadı!

Aileyi tahrip eden programların kişi üzerinde oluşturacağı olumsuz etkiyi farklı bir bakışla İlhan Oral kaleme aldı

Diyanet'e Bağlayamadı!

Aileyi tahrip eden programların kişi üzerinde oluşturacağı olumsuz etkiyi farklı bir bakışla İlhan Oral kaleme aldı

İsmet DEMİR
İsmet DEMİR
12 Şubat 2017 Pazar 12:31
Diyanet'e Bağlayamadı!
banner221

Akit yazarı İlhan Oral Diyanet’e bir çağrı yapmak istedi. Ne olduysa oldu ve çağırmaya fırsat bulamadan yazısı bir anda bitiverdi. Oral’ın ele aldığı konu aile kurumunu tahrip eden programlardı. Yazı oldukça güzel geliştirilmişti. 

Ama bir eksik vardı yazı da… 

Diyanet'e hitapla başlayan yazıda yazı ile Diyanet bir türlü bir araya getirilememişti.

Biz, İlhan Oral’ın Diyanet’in bu konuda bir çalışma yapmasını temin ettiğini düşünerek bu güzel yazısını aynen paylaşıyoruz. İşte o yazı:

Diyanet ve Toplum

Diyanet İşleri Başkanlığımız, ülkemizde ve yurt dışında en yaygın ve en etkin bir kurumumuzdur. Artık köylerimizde devlet adına muhtarı istisna edersek tek kurum Diyanetin temsilcisi vardır. Bugün Diyanetin yapması gereken çok görevi vardır. Diyanet İşleri Başkanı Muhterem Mehmet Görmez hoca birçok alanda proje üretme mücadelesi veriyor.  

Diyanet İşlerinde birçok proje yapacak nitelikli insanlarımızın olduğu hususunda kanaat yaygındır. Yapılan birçok hayırlı işlerin yanında hamleci çalışma görünümde pek bir şeye rastlanmamaktadır. Yaklaşık yüz bin kişilik kadrosunun oluşu kolay kolay elde edilemeyecek büyük bir güç ve bulunması zor bir nimettir. Bugün dindar ve mütedeyyin ailelerin bile tiryakisi olduğu izdivaç programları hakkında hutbe okutma gereği duyan Diyanet dönüp kendini sorgulamalıdır. Belki yetkililer daha iyi bilirler. Fakat esasta Diyanetin böyle bir lüksü yoktur. Çünkü milleti maddî ve manevî alanlarda yetiştirme, bilgilendirme, aydınlatma ve şuurlandırma görevi Diyanete aittir. Pasif direnç ve haksız tepki göstermekle bir yerlere varılmaz. Çünkü bu görev ailede babalara, toplumda ise ilgili her kese aittir.

Devlet aileyi koruma ve yeniden dizayn etme ihtiyacını tesbit etti ve gereğini gerçekleştirmek üzere bakanlık kurdu. Fakat bakanlığın gözle görülür teşebbüsü olmadığı kanaati yaygındır. Buna karşılık aile tahribatı, özellikle medya körüklemesi ile ateş topuna dönüşmüştür. İzdivaç programlarıyla erkeğin izzet ve şerefini, kadının iffet ve hayâsını dondurdular. Hele başka programlarda daha korkunç uygulamalar yapılıyor. Genç bayanlar ve genç erkekler uzak ülkelerde ormana götürülüyor ve çardak altında karma yatırılıyorlar. Bu vahametin farkındasınız her halde, ne dehşet verici bir tahribat! Üstelik bu insanlar yüzde doksan çıplaktırlar. Bu genç insanların cinsiyet duyguları içlerinden alınıp iptal edildiğini varsayalım. Ya seyirciler hakkında ne düşünelim? Ana baba, kayınvalide, kayınpeder ve torunlar hep beraber bunları seyrederken onları bir düşünün. Onların hayâ âbidelerinin nasıl harap olduğunu ve nasıl hadımlaştırıldıklarını düşünmek bile çok vahimdir!

Hem Yaradan ve hem kâinat mülkünün yegâne hükümranı Allah Teâlâ; Siz Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? (Bakara: 2/44) buyurup çarpıcı bir uyarı yaparken diğer tarafta; Ey iman edenler! Kendinizi ve aile halkınızı öyle bir ateşten koruyun ki, onun yakıtı insanlarla taşlardır. O ateşin üzerinde öyle melekler vardır ki, çok sert, çok güçlüdürler. Allah kendilerine ne emretti ise, ona isyan etmezler ve emredildikleri şeyi yaparlar. (Tahrim: 66/6) Dış şer güçlerin ve içerideki işbirlikçilerinin direkt aileyi ve dolayısı ile toplumu tahrip planları dehşet verici niteliktedir. İnsanlık tarihinde nice kâfir kavimlerde aile kurumunu tahrip etme planları yapılmış ve dehşet verecek uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Hazreti Musa aleyhisselam zamanında Kıpti hükümdar Firavun, İsrailoğullarının yeni doğan erkek çocuklarını öldürüyor, kız çocuklarını bırakıyordu. Bu tahribat yıllar yılı sürdü. Düşünebiliyor musunuz? Ne korkunç bir soykırım insana reva görüldü. Bu böylesine bir soykırıma rağmen Hazreti Lût aleyhisselam zamanında daha korkunç bir tahribat yapılıyordu. Genç delikanlı şeklinde gelen misafirleri Hazreti Lût aleyhisselamdan almak için nefes nefese toplanıp gelen iğrenç insanlar karşısında çaresiz kalan Hazreti Lût aleyhisselam tüm gücü ile direndi. Sonra çaresiz kalınca “Sizden reşid bir adam yok mudur” feryadı ile o korkunç pislikten kurtulmak, misafirlere rüsva olmamak ve ahlâkî bir düzenin sağlanmak arzusu, onu derin bir hüzne sürüklüyordu. Yani güçlü bir yönetimin proje yapıp uygulayacak bir iradeyi arıyordu. Bütün benliği ile âdeta çırpınıyor ve bekliyordu.

Bu millet, Cumhurbaşkanının, Başbakanın, Diyanet İşleri Başkanının, Genel Kurmay Başkanının ve tüm ilgilinin on beş temmuz gecesi sergilediği performansı unutmayacaktır. Şimdi ise gerek Diyanet, gerek okumuş Müslümanlar, Rahman, Rahîm ve Kâdîr olan Allah Teâlâ’nın Kitabını yeniden hassasiyetle ele alma dönemi ve uygulama görevini üstlenmeliler. On beş temmuz gecesi bu millet benliğini ortaya koydu. Bundan sonra sıra sorumlulardadır.! Haftaya inşallah açık bir proje teklifi sunmak üzere. Esselamu aleyküm.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
biri 2017-02-12 15:08:21

nasıl bir proje

banner220