Diyanet zor durumda bırakılmamalı

Modoko Camisi İmamı Hüseyin Güleç’in kürsüden “iktidarın yaptığı yatırımların görülmemesi ve referandumda HAYIR diyenlerin durduğu yeri eleştirmesi” hayırcı cephenin itirazına yol açıp bir anda gündem oldu.

Diyanet zor durumda bırakılmamalı

Modoko Camisi İmamı Hüseyin Güleç’in kürsüden “iktidarın yaptığı yatırımların görülmemesi ve referandumda HAYIR diyenlerin durduğu yeri eleştirmesi” hayırcı cephenin itirazına yol açıp bir anda gündem oldu.

08 Şubat 2017 Çarşamba 16:23
Diyanet zor durumda bırakılmamalı
banner221

DiNiHABERLER.COM / öZEL


Haklı olarak HAYIR’cıların en büyük korkusu, Diyanet’in cemaat üzerindeki manevi etkisinin kullanılması durumunda uğrayacakları ağır yenilgi…


SİYASET VE DİN ASLA AYRI OLAMAZ

Bu nedenle bu günkü HAYIR’cı cephesi ile geçmişte Müslümanları baskı altına almak isteyen hayırsızların tamamı din ile siyasetin birbirinden ayrılması gerektiği gibi bir cingözlükle Diyanet ve Müslümanları siyasetten koparma yolu tutmuşlardır.

Siyaset bilmeyen ve siyaseti takip etmeyen bir Müslümanın devlete, ekonomiye, bürokrasiye ve uzantısı olan devletin kontrolündeki milletin fikriyatına hakim olması mümkün değildir.

Siyasetten kopuk Müslüman zamanla kokuşup ruhbanlaşır.

Müslüman elbette siyasetle ilgilenmelidir.

Müslümanlar kadar Müslümanların din hizmetini yürüten Diyanet personelinin de gündemi takip edip siyasetle ilgilenmesi en tabi insan hakkı olmaktan öte vazifesidir de…

DİN GÖREVLİSİ CAMİ DIŞINDA DA CEMAATİ GÖZETİR

Kürsü ve hutbede Allah’ın emir ve yasaklarını gündeme getiren bir din görevlisinin sokakta cemaati başıboş bırakması, yanlış yol, görüş ve dostlar edinmesine seyirci kalması İslam’ın kabul etmediği din adamlığıdır ki bunun diğer dinlerdeki karşılığı ruhbanlıktır.

Bir din adamı kürsü ve hutbede verdiği vaazla yetinip cemaatin sosyal hayatını takiple yanlışlarına engel olmayıp olumlu anlamda bir değişikliğe neden olmuyorsa bu din adamı, namaz memurluğu yapmaktan öte dinin emrettiği emr-i bi’l ma’ruf nehy-i ani’l münker görevini yerine getirmemiş demektir.

Bir din görevlisi kırarak dökerek değil…

Peygamberi bir üslupla, bilgisini kuşanarak, sabır ve hikmetle cemaatin arasına karışmalı ve cami dışında cemaati her konuda bilgilendirip hayırlı olan yol ve görüşlere yönlendirmelidir. Cemaatin gördüğü doğrularını desteklerken yanlışlarını da en güzel bir şekilde uyarıp vazgeçmesini sağlamalıdır.

Camiden dışarı çıkıp cemaatin arasına karışarak gördüğü olumsuzluklara müdahil olan din görevlisi eksikliği, Diyanet’in en büyük sorunu. 

PARTİLİ HAYAT VE REFERANDUMDA DİN GÖREVLİSİNİN TAVRI

Dinin siyasetinin ve dinin sosyal hayata hakim olması adına güdülen siyasetin dışında çok partili hayatın bir sonucu olan partili siyaset konusunda din görevlilerinin tavrının ne olduğu ve nasıl davranması gerektiği büyük bir tartışma konusu.

İslam’dan hoşlanmayanlara için din adamı din ile devleti birbirinden ayırmalı ve asla kendi sahası dışında siyasete girmemelidir. Hatta bu zihniyette olanlar  terörist Fetullah Gülen, terörist Abdullah Öcal, terörist Murat Karayılan ve Ermeni Kılıçdaroğlu gibi insanların dini alanda dahil her konuda siyaset yapmasını mübah görürken din görevlisinin din adına dahi olsa siyasi alanda konuşmasını haram/yasak/çirkin görme gibi absürt bir görüşe sahipler.

Bu görüş, her yönüyle sakat bir görüştür. Her şeyden önce dini bilen ve toplumun ıslahına çalışan insanların susması kadar tehlikeli bir durum olamaz. 

Bir din görevlisi elbette gönül sahibi olarak içinde var olan partilerden birine muhabbet besleyebilir. Beslemelidir de…

Fakat bu parti muhabbeti tarafgirlik noktasına geliyor, İslami tebliği geride bırakıyor, Allah’ın helal ve haramları anlatmanın önüne geçiyorsa burada metotta bir yanlışlık var demektir.

Din adamının partilerle ilgili olarak durumu muhabbet duyduğu partinin artılarını, ülke ve insanlığa katkılarını açıklamak ve neden bu partiyi tercih ettiğini anlatmaktan ibaret olmalıdır.

Karşısında yer aldığı partileri ise avamın yaptığı şekilde karalamaktan ziyade gördüğü eksiklikleri usturuklu bir şekilde belirtmesi doğru olan en geçerli yoldur.

MÜSLÜMANLARA EN BÜYÜK ZARARI KÜRSÜDEN SİYASET YAPAN EMEVİLER VERDİ

Bunu yaparken Emevilerin kendi dünya görüşlerini hakim kılma adına İslam’a ve Müslümanlara en büyük kötülüğü yaptıkları şekilde cemaati cami ve mescitlerden kaçıracak şekilde kürsülerden yapmaktan din görevlisi olabildiğince uzak durmalıdır. 

Din görevlisi referandum ve muhabbet duyduğu parti ile ilgili çalışmaları karşının da kendisi kadar söz sahibi olduğu sosyal ortamlarda yapmalıdır. 

Kürsü ve minberler gibi karşının söz sahibi olmadığı ya da gürültüye neden olabilecek şekilde kalabalık ortamlarda bu konuları gündemine alan bir din görevlisi gelecek itirazlar karşısında hem kendinin hem de kürsü ve minberin saygınlığına zarar verir. 

Kürsü ve minber dışında din görevlisinin eline mikrofon verilmiş, gelenler de o mikrofon verilen şahsı dinlemek amacıyla bir yerde toplanmışsa bu durumda din görevlisinin şahsi görüşlerini aktarmasının mahzuru yoktur.

DİYANET’İ ZOR DURUMDA BIRAKMAMALI

Ama tamamıyla ibadet, manevi sorumluluk ve kardeşlik niyetiyle camiye gelen cemaate bir din görevlisinin kürsüden yapacağı siyasi tarafgirlik kokan açıklamaları iyi niyetle izah edilemez. Bu edebinden itiraz etme imkanı olmayan insanlara karşı psikolojik baskı ve tam bir fırsatçılıktır.

Siyasete sonuna kadar evet, Referandumda da EVET

Ama Emevi hanedanlarının yaptıkları gibi kürsü ve minberlerden değil cami içinde de olsa birebir iletişim ortamı olan ortamlarda, gruplarda, buluşmalarda…

İslam’ı arka plana atmadan, Müslüman kimliğinin önüne geçen gönül verdiği parti ile anılmadan, bağlı olduğu Diyanet İşleri Başkanlığını personeline soruşturma açmak gibi sevmediği bir işi yaptırma durumunda bırakmadan… 

 


 

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Son Güncelleme: 08.02.2017 16:40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
muezzin 2017-02-08 17:46:55

yazı güzel tesbitler doğru, imam müezzin önderdir. fakat ner doğru her yerde söylenmez

Avatar
Bir dost 2017-02-09 17:52:57

Tespitlere katılıyorum yalnız minberde susmak minberle sınırlıdır. Tıpkı dokunulmazlığın millet vekilleri hakkında kürsüyle sınırlı olduğu gibi. Hem kavgayı 90 yıl önce onlar başlattılar. Sarıklarını çıkarmadıkları için idam edilenleri unuttuk mu sandılar. Gerekirse imam arkadaşımız gibi emekli olur aktifleşiririz. Tek gayemiz Rabbimizin bir daha bu güzel ülkemizi CHP nin zulmüne mahkum etmemesi.