Diyanet'in uzmanları bir şey söylerken, yazarken çok dikkatli olmaları gerekir!

Yeni Şafak yazarı Faruk Aksoy, "Yakalamışsınız kaçırır mısınız… Bam bam bam!..." isimli köşe yazısında Hem diyanet'in hem de medyanın bam teline dokundu. İşte o yazı;

Diyanet'in uzmanları bir şey söylerken, yazarken çok dikkatli olmaları gerekir!

Yeni Şafak yazarı Faruk Aksoy, "Yakalamışsınız kaçırır mısınız… Bam bam bam!..." isimli köşe yazısında Hem diyanet'in hem de medyanın bam teline dokundu. İşte o yazı;

07 Ocak 2018 Pazar 02:41
Diyanet'in uzmanları bir şey söylerken, yazarken çok dikkatli olmaları gerekir!
banner283

Tartışma büyüdü, aldı başını yürüdü, dallandı budaklandı, ortalık toz duman.

Anlamadığım şu:

Diyanet’in, o sözlüğünde yer alan “buluğ çağı” tarifinden sonra kimin fikri değişti?

Diyanet’in dediğine göre çocuğunu evlendirmeye karar vermiş olanlar vardı, tartışmalardan sonra, “Haaa, demek ki bu yanlışmış” deyip kararlarından vaz mı geçtiler, nasıl oldu?

Sıradanın sıradanı kadar din bilgisine sahibim, fakat şunu düşünebiliyorum; teyemmüm, su bulunana kadardır, suyu buldun mu, yola su ile devam edersin, teyemmümün hükmü kalmaz.

Aslına dokunmamak kaydıyla dini meseleler teyemmüm gibidir, daha iyisi, daha mantıklısı, daha uygunu bulununca, öteki uygulama rafa kalkar, bu kadar basit.

***

Kabul edelim, hepimiz hayatın bir evresinde çakılıp kalıyoruz, mecburen takibi bırakıyoruz, bambaşka bir nesil, bambaşka bir dil kuruyor yanı başımızda, çocukların oyuncaklarını bile büyüklerin anlayamadığı devirler yaşıyoruz.

Bir tarafta bilim, bir tarafta gelenek, bir tarafta kültür, bir tarafta da din… Hele din gibi son derece hassas ve soyut bir başlığı, günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tartışmak, somutlaştırmak çok zor.

Diyanet, bu konularda en yetkili kurum, o kurumlardaki uzmanların bir şey söylerken, yazarken çok dikkatli olmaları gerekir.

***

Alim, bir önceki alimin dediğini tekrarlayan adam değildir… Alim, yaşadığı devirle, inancının sistemleştiği devir arasında bağlantı kurup, sorunları günün şartlarına göre çözen adamdır.

“Kur’ân-ı Kerim, abdestsiz tutulmaz” diye yaygın bir kanaat vardır, bilirsiniz… Geçen gün birisi soruyor, “Cep telefonuna Kur’ân-ı Kerim yükleyenler, abdestsiz olarak telefonlarına dokunamazlar mı?...”

Bu ve bunun gibi şeylere cevap vereceğim diye manasız şeyler söylemeye hiç gerek yok, “İstediğini yap” dersiniz, konu kapanır.

***

Kur’ân okumak isteyen bunları tartışmaz zaten, gider serin ve derin bir abdest alır, bir yere oturur, uzun uzun düşünür, okumaya başlar, okuduğu ayetin tercümesine bakar, sonra kendi hayatıyla, orada anlatılanları karşılaştırır, belki biraz daha düşünür, bir ayet daha okur, tekrar düşünür, Rabbine şükreder ve kalkar.

Kimse bilmez bunu neden, niçin, nasıl, ne kadar yaptığını sadece kendi bilir, kendi bildiği ile başkasını rahatsız etmez, inanmak böyle bir şeydir.

***

Biri çıkıp da, “Yıl olmuş 2018, teknoloji vızır vızır, mesafeler, coğrafyalar, gezegenler ortadan kalkmış, sen hangi hesaba göre Kur’ân okuyorsun, Kur’ân’a göre düşünüyorsun” diyebilir mi?

İbadetin, sığınmanın, tefekkürün yılı, mevsimi, ayı, mekânı mı olur?

İnsandır bu, mecbur düşünecek, ölüm var, gidiş var, dönüş yok, hiçbir şey yoksa ayna var, göz var, nizam var… Her gün kendi yüzüne bakan insan, neyin ne olduğunu görmüyor mu, kendi kendine sorular sormuyor mu?

***

Bu kadar kaybolmuşluğun, buhranın içinde, sesten, gürültüden, acıdan, çileden, kandan, kederden yapılma bu çağda, bütün tartışmaları tükettik, konu geldi, “Evlenme yaşının alt sınırı nedir?“ mevzusuna mı dayandı?

Tıp var, hekim var, insan insanın gövdesini tanıyor artık, bireyin “yetişkin” olarak kabul edildiği yaş, tesadüfen belirlenmiyor, bunları dikkate almak lazım.

***

Kabul ediyorum, ortada bir hata var, bir yanlış anlaşılma var.

Var da…

Bu durumu fark edenler, özellikle medyada etkili olan isimler, neden Diyanet İşleri Başkanlığını arayıp, “Burada böyle böyle bir şey yazıyor, Diyanet’in konuya dair görüşü nedir?” diye sormadılar? 

“Yüceler yücesi dinimiz İslâm’ı lekelemeye kimsenin hakkı yoktur” diyorsunuz, madem bunu biliyorsunuz, o zaman yüceler yücesi dininizi, bir hataya, bir yanlışa kurban etmeseydiniz ya…

Yakalamışsınız, kaçırır mısınız canım... Yüceler yücesi bam bam bam!...

Kaynak. Yeni Şafak 

Son Güncelleme: 07.01.2018 07:51
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hasan halayıksever 2018-01-07 13:00:42

farukcuğum sen merak etme sırf itler istiyor diye atlar ölmezler