Doç. Dr. Soner Duman'dan önemli "üç aylar" açıklaması

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Doç. Dr. Soner Duman "üç aylar" hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Doç. Dr. Soner Duman'dan önemli "üç aylar" açıklaması

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Doç. Dr. Soner Duman "üç aylar" hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

18 Mart 2018 Pazar 14:42
Doç. Dr. Soner Duman'dan önemli "üç aylar" açıklaması

Yarın, "üç aylar" başlıyor.

Halkımız arasında Receb, Şaban ve Ramazan ayları “üç aylar” olarak isimlendirilerek bu aylara, diğer kamerî aylara göre daha fazla önem verilir. Bu ayların “kutsal”, “mübârek”, “faziletli” olduğuna inanılır. Dahası bu aylarda yer alan kimi gecelerin (Reğâib, Mirac, Berat, Kadir ) özel bir takım ibadetlerle ihyâ edilmeye çalışıldığı görülür. Örfte bu şekilde genişçe yer bulan inanç ve uygulamaların dinin ana kaynaklarında ve ilim geleneğimizdeki yeri nedir? Bu yazıda “kısaca” buna temas edeceğim.

1. Yüce Allah’ın değişmez kanunlarından (sünnetullah) birisi de yarattığı varlıklar içinden bazılarını diğerlerine –kendi bildiği bir takım hikmetlere binaen- üstün kılmasıdır. Allah bazı mekânları, bazı zamanları, bazı şahısları diğerlerine üstün kılmıştır. Bu üstün kılma ve seçme konusunda –hâşâ- hiç kimsenin Allah’ı sorgulama hakkı yoktur:

“Senin Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur.” (Kasas, 68)

“Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.” (Enbiyâ, 23)

2. Yüce Allah beldelerden Mekke’yi, ibadethaneler arasında Kâbe’yi, cennetler içinde Firdevs’i, melekler içinde Cebrail’i, Peygamberler içinde Hz. Muhammed Mustafa’yı (s.a.v.), indirdiği kitaplar içinde Kur’an’ı, ümmet içinde ashab-ı kiramı, günler içinde Cuma’yı, aylar içinde Ramazan’ı kendi cinslerine üstün kılmıştır.

3. Her meselede olduğu gibi bu meselede de “ifrat”, “tefrit” ve “itidal” söz konusudur. Allah’ın üstün kıldığını üstün kabul etmeyenler tefrite düşmüşlerdir. Allah’ın üstün kılmadığını kendi kafalarından üstün, faziletli, mübarek ve mukaddes belirleyenler ifrata düşmüştür. Allah’ın üstün kıldığını üstün kabul eden, bundan başka kendi heva ve arzusuna göre üstünlük ölçüsü ortaya koymayanlar itidal ehlidir.

4. Bu kriterlere göre “üç aylar”ı değerlendirelim.

"Üç aylar" ifadesi Kur’an ve Sünnet’te yer almaz. Kur’an’da Araplar arasında bir örf olarak savaşmanın haram kabul edildiği dört aya (Zilkade, Zilhicce, Muharrem , Receb) gönderme yapılır. Bu dört haram aydan bir tanesi de [halkımızın üç aylar olarak isimlendirdiği ayların ilki olan] Receb ayıdır. Receb ayında özel olarak oruç tutma ile ilgili herhangi bir sahih hadis mevcut değildir.

Hadis konusunda otorite olan İbn Hacer el-Askalanî, Receb ayına ilişkin halk arasında bulunan söylentilerin ne derece doğru olduğuna ilişkin yazdığı müstakil eserinde şöyle der:

"Receb ayının fazileti ile ilgili veya bu ayda tutulacak orucun, o ayın belirli bir zamanında tutulacak orucun, belirli bir gecede yapılacak ibadetin fazileti ile ilgili olarak hüccet olmaya elverişli hiçbir sahih hadis bulunmamaktadır." (İbn Hacer, Tebyînü'l-aceb bimâ verede fî şehri Receb, s. 23)

Bununla birlikte Receb ayının başlangıcında dua etmenin ilk dönemden itibaren biliinmektedir. dinihaber.com Nitekim, Hz. Ömer'in oğlu Abdullah'ın şöyle dediği rivayet edilir:

"Şu beş gecede yapılan dua reddedilmez: [Perşembeyi Cumaya bağlayan] Cuma gecesi, Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının ortasındaki [Berat] gece[si] ve iki bayram [öncesindeki arefe] gecesi." (Abdürrezzak, Musannef, IV, 317 (7927 no'lu rivayet)

İmam Şâfiî de el-Ümm adlı eserinde bu rivayete yer vererek şöyle söylemiştir:

"Bize gelen haberlere göre şu beş gecede yapılan duaya icabet edilir: Cuma gecesi, Kurban bayramı [arefesi] gecesi, Ramazan bayramı [arefesi] gecesi, Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının ortasındaki gece." (el-Ümm, I, 264)

Buna göre Receb ayının ilk gecesinde dua etmeye özen ve önem göstermenin selef arasında bir aslının bulunduğu görülmektedir.

Genel olarak haram aylarla ilgili olarak Ebû Davud’da yer alan –ve kimilerince zayıf kabul edilen- bir rivayette şöyle buyrulmaktadır:

“Haram aylarda bazen oruç tut, bazen terk et!” (Ebu Davud, Sıyam, 54)

Yine Ahmed bin Hanbel’in Müsnedinde peygamberimizin genel olarak haram aylarda oruç tutmayı tavsiye ettiği belirtilmektedir.

Receb ayı da haram aylardan birisi olması hasebiyle bu ayda oruç tutmanın, tıpkı diğer haram aylarda olduğu gibi faziletli olduğu söylenebilir. Yine bu ayın ilk gecesinde dua etmenin kabule vesile olduğu inancıyla dua edilebilir.

5. Sahih rivayetlerde Peygamberimizin Ramazan ayı dışında hiçbir ayı tam olarak oruçlu geçirmediği, en çok Şaban ayında oruç tuttuğu belirtilir. (Buharî, Savm, 51; Müslim, Sıyam, 175)

Dolayısıyla bir Müslümanın, Ramazan ayı dışında peygamberimizin diğer hadislerindeki tavsiyeleri de göz önünde bulundurularak “Muharrem” ve “Şaban” aylarında diğer aylara göre daha çok oruç tutması sünnete en uygun davranıştır. Ancak Ramazan ayına dinç bir şekilde girebilmek için Şaban’ın ikinci yarısından sonra oruç tutmak tavsiye edilmemiştir.

6. Halkımız arasında kandil geceleri olarak bilinen zaman dilimleri ile ilgili olarak genel bir ifadeyle şunu belirtmek gerekir:

Bizzat Kur’an’da adı geçen Kadir gecesi de dâhil olmak üzere bu gecelerin hiçbirine dair özel bir ibadet şekli söz konusu değildir. Sahih kaynakların “hiçbirinde” özel bir namaz şeklinden söz edilmemiştir. Muhakkik âlimler bu tür “özel ibadet” tarzı uygulamaların, reddedilmesi gereken bid’atlar kapsamında yer aldığını özel olarak ifade etmişlerdir.

7. “Reğâib” gecesi adı verilen gecede kimileri tarafından kılınan ve "reğâib namazı" adı verilen namazla ile ilgili hadislerin “tamamı” dört mezhebe mensup muhakkik hadis ve fıkıh âlimleri tarafından “uydurma” ve "bid'at" olarak kabul edilmiştir. (İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtar, II, 26)

8. Peygamberimizin Mekke’den Mescid-i Aksa’ya gece yolculuğuna götürüldüğü âyetle sabittir. Oradan miraca çıkarıldığı âyetlerde saraheten yer almamakla birlikte sahih rivayetlerde yer almaktadır. Miracın ne zaman gerçekleştiği konusunda net bir tarih mevcut değildir. Ne Allah Resûlü, ne sahabe ne de müctehid imamlar “miraç kandili” kutlamışlardır. Bu, hicrî beşinci asırda Kudüs ve Bağdat’ta sonradan ortaya çıkmış bir uygulamadır. Diğerlerine göre daha kuvvetli bir takım rivayetlerde miracın Receb ayının 27. gecesi olduğu belirtilmektedir. Buna binaen, söz konusu gecede miracın öneminden bahsedilmesinde, bundan çıkaracağımız derslerden söz edilmesinde bir sakınca yoktur.

9. Şaban ayının ortasında yer alan gece (Berat gecesi) ile ilgili sahih olmasa da hasen seviyesinde rivayetler vardır. Hadislerde o gecenin gündüzünün oruçla, gecesinin kıyamla geçirilmesi tavsiye edilmiş, ancak o geceye özel bir namaz türü vb. belirlenmemiştir.

10. Peygamberimizin Receb ayı girdiğinde “Allah’ım Receb ve Şaban’ı bize mübârek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır” şeklinde dua ettği söylenir.

(Bezzar, Müsned, XIII, 117 (6496 no'lu rivayet); Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat; IV, 189 (3939 no'lu rivayet); İbnü's-Sünnî, Amelü'l-yevm ve'l-leyle, s. 610 (659 no'lu rivayet); Beyhakî, Şuabu'l-îman, V, 348 (3534 no'lu rivayet)

Bu rivayet her ne kadar sahih ya da hasen derecesinde sağlam olmasa da ilgili olduğu konu "amellerin fazileti" meselesi olduğundan ve âlimlerin geneline göre bu gibi meselelerde zayıf hadislerle de amel etmekte bir sakınca bulunmadığından bu şekilde dua edilmesinde bir beis yoktur. Dahası bu fazileti elde etmek için bu şekilde dua etmek iyi bir davranıştır. Nitekim bu uygulama halkımız arasında da bir örf haline gelmiştir.

11. “Kandil kutlaması” dinin özünde değil halkın örfünde bulunmaktadır. Dinde örf bir delildir ancak örfün meşru olması, naslarla çatışmamasına bağlıdır. Buna göre; insanlar bunu dinin aslından görmemek, sırf bir örf olarak kabul etmek, Ramazan ayına hazırlığa vesile saymak, bu konuda bir bilincin uyanmasına vasıta yapmak istiyorlarsa bid’atlara bulaşmadan, dinde olmayan ibadetleri icat ve icrâ etmeden, sosyolojik bir realite olarak yapmalı, bugünleri bir ayrılık ve ötekileştirme değil kardeşliğe vesile kılmalıdır.

12. Bir müslümanın üç ayları en güzel değerlendirme yol ve yöntemi, din konusunda "sahih ilim" ve "sâlih amel"dir. Sahih ilim için bu mübârek zaman dilimlerinde Kur'an' ve sünnet ile içli dışlı olmalı, bilgimizi ve amelimizi arttırmak için gayret göstermeliyiz. Bu sebeple Kur'an'ın, mümkünse bir tefsirden, eğer bu mümkün değilse açıklamalı bir mealden baştan sona okumaya gayret göstermeli, Allah Resûlü'nün hayatını anlatan bir eseri baştan sona okumalı, yine onun sünnetini en güzel bir biçimde ortaya koyan Riyâzü's-sâlihîn adlı eseri baştan sona okumalı, öğrendiklerimizi hayatımıza da yansıtmalıyız. Vallahu a'lem.

Rabbimiz, gerek üç aylar gerekse diğer zaman dilimlerimizi hayırlı, bereketli, rızasına ve elçisinin sünnetine uygun bir şekilde değerlendirmeyi bizlere nasip eylesin.
 

Son Güncelleme: 22.03.2018 19:04
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
pirifani 2018-03-18 18:41:02

konuyla ilgilenenler icin mehmet emin akin in kandil geceleri ve bin yillik yanilgi isimli kitabini tavsiye ederim. medarik yayinlarinda cikmisti

Avatar
ÖMER ÖZKUBAT 2018-03-18 17:29:00

başta verdi̇ği̇ni̇z abdurezzakin ri̇vayeti̇ ne i̇mamlar şerhle mevzu hükmünü koymuş

Avatar
manyak 2018-03-19 06:03:00

çok güzel mu'tedil bir yazıydı. ne birilerinin yaptığı gibi sırf muhalefet olsun diye, sırf dinde farklı şeyler söylenmiş olsun diye, isim yapılmış olsun diye önüne gelen herşeyi toptan reddetme mantığıyla tamamen reddedilmiş ne de başka birilerinin yaptığı gibi ve la ratbin ve la yabisin, doğruluğuna yanlışlığına bakılmaksızın herşeyi alalım mantığıyla yazılmış bir yazı değildi. evet ramazana hazırlık sadedinde belli rivayetler doğrultusunda bu günler ve aylar ibadetle, duayla geçirilmelidir ama bu da zekat gibi namaz gibi Allahın bir farzi deği̇ldi̇r.

Avatar
Egulü 2018-03-19 15:15:25

Bizim okumuş taife halkımız kadar ibadete yatkın değil, birde imam arkadaşlar için ilave mesai durumu, mesela bir tesbih namazı cemaatten bir amca için ruhi bir haz ama kıldıran imamın ruhunu presleyen bir mengene, ilahiyatçılar kimse bizden daha fazla kulluk mahareti göstermesin iddiasıyla kendini tatmin etme derdinde.

Avatar
Erkan 2018-03-18 21:58:11

Allah razı olsun Hocam gayet güzel beyan etmişsiniz.

Avatar
İ.h 2018-03-18 22:21:43

Bu bahsi geçen gecelerde tesbih namazı kıldırıp geceyi camide farklı bir şekilde kutlamayınca cemaat imama gıcık oluyor sonra şikayet ediyor bu hoca işidci hizbullahçı diye sonra soruşturma yer değişikliği yaşanıyor sebebi şahin olmayan yada bidat olan şeylere bidat dediğimiz için, bu konuda müftüler de maalesef arkamızda durmuyor, cuma gecesi nikah tazrlemediğimiz için şikayet edilince müftü bey ne var canım sizde iki dakika yapın diyor sanki mesele 2 dakikalık bir zaman meselesi gibi