Herkes kendi şablonuna uygun Diyanet bekliyor

Dinin hayatımıza girmesiyle birlikte elbette Müslümanlar kendi manevi standartlarına bağlı olarak ardına düştüğü imam ve liderin de hayat standardında yükseklik bekliyor. Tabi bunu yaparken her Müslüman kendince bazı standartlar ortaya koyuyor.

Herkes kendi şablonuna uygun Diyanet bekliyor

Dinin hayatımıza girmesiyle birlikte elbette Müslümanlar kendi manevi standartlarına bağlı olarak ardına düştüğü imam ve liderin de hayat standardında yükseklik bekliyor. Tabi bunu yaparken her Müslüman kendince bazı standartlar ortaya koyuyor.

İsmet Demir
İsmet Demir
19 Mart 2017 Pazar 15:01
Herkes kendi şablonuna uygun Diyanet bekliyor
banner221

DiNiAHBERLER.COM / öZEL


Mikrofunu eline alan bu standartları dinleyiciye sunarken kalemi eline alan da bu standartları köşesine taşıyor.

Bu tür söylemler ilk etapta kulağa pek bir hoş geliyor.

Ayetin tabiriyle sarhoşluk verici maddelere benziyor bu tür söylemler. 

Bu durumlarda hoşa gitmeyen şeyler hoşa giden maddelerin içine şeytani bir mantıkla gizlenip alıcıya ustalıkla servis ediliyor.

Hak ve batılın hem de iyi niyetle Müslüman eliyle karıştırılarak servis edilmesinden başka bir şey değildir yapılan.
Tanımlama hastalığı…

KENDİ KİTABINI ARKASINA ATAN MÜSLÜMANLAR BAŞKASININ TANIMLARIYLA TEKFİRE BAŞLADI

Kendi kitaplarını arkalarına atan Müslümanların tabi oldukları lider ve fırkalar sonrası tekfire varacak boyutta birbirlerini itham ettikleri tanımlama hastalığı… 
Bu hastalığın en belirgin görüldüğü yer tabi ki Diyanet.

Kendi aralarında paramparça olmuş Müslümanlar bereket versin ki Süleymancılar (SÜLO) dışında tamamı camiye gelmekten imtina etmiyor.

Camiye gelen cemaatin kimi iyi niyetinden kimi cemaatsel tepkilerden, kimi ise imamın açık ve eksiğinden yola çıkarak eleştiri babından Müslüman tanımlamasının yanında kendi kafasına göre bir imam tanımı yapmayı ihmal etmiyor.

 “Tabi olunacak imam…”
“İmam da aranacak şartlar…”
“İmam dediğin adam…” hitaplarıyla başlayıp devam eden cümlelerin tamamı birer tanımlama cümlesi. 
Müslümanın ne olacağı ya da olmayacağı ile ilgili bu şekilde sarf edilen cümlelerin tamamı sübjektif tanımlamalardan hareketle edilmiş cümleler.
“Müslüman dediğin tasavvuf ehli olmalı. Bir mürşide bağlanmalı ama uçan kaçan mürşide değil…”
Veya aksine, “Müslüman dediğin tarikat ehli olmamalı. Mürşidin karşısında ölü gibi olmak Müslümanın hangi vasfı olabilir?”
“İmam dediğin tarihselci olmayacak. Fazlurrahmancı olmayacak. Ehli Beyte sövmeyecek. Fısk ve fücur içinde olmayacak…”
“İmam yenilikçi olmayacak. Harici olmayacak. Mutezili olmayacak...”
“İmam, ehli sünnet vel cemaatten olacak. Dört mezhebi bilecek ve tabi olacak…”
“Maturidi veya Eş’ari olacak…”


Emin olun ki bunların birçoğunu ne imam bilir ne de cemaat…
Ama birileri ısrarla karşıdakinin bile haberinin olmadığı hatta kendinin bile haberinin olmadığı tanımlarla kendince koyduğu şablonun içine birilerini zorla sokuşturmaya çalışır.

KUR’AN VE SÜNNETTEN DELİLİ OLMAYAN TANIMLAMALARDAN UZAK DURUN

Allah’ın Kur’an’da tanımladığı, Resulü’nün de uygulama ile gösterdiği tanımlar, Kur’an ve Sünnette yeterince varken yapılan tanımlamalar sonucunda kendimiz dışında herkes bir anda cehennemlik olup çıkıyor.

Bu tür tanımlamalar, ulu orta edilen Kur’an ve sünnet bilgisine vakıf olmayan insanlarca yapılan tanımlamalardır.

Tanımlama içerikli her bir cümleyi, Kur’an ve sünnete vurduğunuzda çoğunlukla sakıncalı görülen Müslümanların Kur’an’da övgüye mazhar görüldüğü, cennetlik ilan edilenlerin ise cehennem ehli olduğu görülecektir.

Hele bir de bu tanımlamayı yapanların sözü kendi fırkasına getirip şerefli ilan etmeleri yok mu?

Dananın kuyruğunun koptuğu yer tam da burası…

ŞEREFİN ÖLÇÜSÜ KUR’AN VE SÜNNETE TABİİYYETTİR

Kendini şerefli ama kendinden olmayanı şerefsiz görmek…

“Şeref/İzzet, Allah’ın Resulü’nün ve mü’minlerindir” (Münafikun, 8.ayeti ortada iken bir kimsenin ortaya çıkıp belli fırkaların diğer fırkalardan daha üstün olduğu gibi bir iddia ile ortaya çıkması cahilliğin daniskasıdır. 

Unutulmamalı ki her grup kendini diğer gruplardan daha şerefli gördüğü için ait olduğu gruba devam etmektedir.

Allah ise ‘Ey Müslümanlar! Hepiniz bu kitaba ve peygambere tabi olmakla ancak şerefli olursunuz. Şerefi, kendinizde ve fırkanızda umduğunuz an zelil olursunuz’ diye uyarıyor.

Hakkı yaymada yarış, hizmette kalite için elbette çeşitli nedenlere bağlı farklı grupların olması muhtemeldir.
Vardır ve olmalıdır da…
Ama rakip olarak değil.
Yeri geldiğinde bir araya gelmesini, konuşmasını, kucaklaşmasını bilerek…

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Son Güncelleme: 20.03.2017 21:37
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Güzel 2017-03-19 15:52:52

Tespitler güzel. İstikamet dairesinde Rabbim cümlemizi muhafaza etsin. Âmin