Hürriyet'ten Melis Alphan Türk aile yapısını aşağıladı

Hürriyet'ten Melis Alphan kendisi gibi aynı dünya görüşüne sahip bir derneğin masabaşı anketi ve mahkemeye yansıyan münferit bir kaç olaydan yola çıkarak Türk toplumunu ensest ilişkinin yüzde 40larda yaşandığı iddiasıyla aşağıladı.

Hürriyet'ten Melis Alphan Türk aile yapısını aşağıladı

Hürriyet'ten Melis Alphan kendisi gibi aynı dünya görüşüne sahip bir derneğin masabaşı anketi ve mahkemeye yansıyan münferit bir kaç olaydan yola çıkarak Türk toplumunu ensest ilişkinin yüzde 40larda yaşandığı iddiasıyla aşağıladı.

02 Eylül 2017 Cumartesi 22:33
Hürriyet'ten Melis Alphan Türk aile yapısını aşağıladı
banner283

DİNİHABERLER / ANALİZ

Hürriyet Gazetesi'nden Melis Alphan tüm dünyanın aileyi bir arada tutmak için gösterdiği gayreti ve geliştirdiği projeleri görmezden gelip sağlam aile yapısına sahip Müslüman aileleri "Kutsal aile miti" ifadesiyle küçümsemeye kalktı.

Alphan, aklınca Türk aile yapısında enset oranın fazlalığını ortaya koyup, "Müslümanlığınızla övünüyorsunuz. Ama bakın sizin Müslüman ülkede enset vakası yüzde 40. Hani siz Müslümanlar ahlaklı idiniz. İşte sizin aile yapınız. Gördüğünüz gibi İslam, çözüm değil..." demeye getirdiği yazıda ortaya koyduğu oranın ise ne kadar inandırıcı olduğu şüpheli.

Galiba bu araştırmayı yapan TKDF, araştırmayı kendi üyeleri arasında veya Hürriyet Medya binasında yapmış olmalı.

Herşeyden önce ahlaki normlar ortaya koyan dinlerin hiçbirine inanmayan, hiçbir ahlaki kanun ve kurala sahip olmayan İskandinav ülkelerinde ensest ilişki yüzde 60 iken CHP'nin tüm engeline rağmen örfi olarak 'ahlak dini İslam'ın emir ve yasakları doğrultunsa' oluşan aile yapısına sahip Türkiye'de bu oranın yüzde 40 olması pek inandırıcı gelmiyor.

Diyelim ki bu oran doğru...

Bu durumda Alphan'a soruyoruz. Türk aile yapısı, 90 yıldır CHP ve medyasının elinde. Sistem ise CHP'nin altı okuna dayalı bir sistem. Bu topluma gerçekten İslam'ı anlattınız da sonuçta bu ensest oranı çıktı ise kendilerine diyecek hiçbir sözümüz yok.

Lakin kimse kusura bakmasın!

Böyle araştırma sonuçları ortaya koymakla bu sorun çözümlenmez. Burada amaç yeni bir tartışma ortamı oluşturup Türk aile yapısını parçalamaktan başka bir amaç güdülmediği açıktır. Bu tür konuları aleni olarak konuşup tartışmak kanalizasyon kapağını açmaktan farksızdır. Çıkan pis kokudan zehirlenen vakaların sayısını arttırır, toplumda güven ortamını yerle bir edersiniz.

Hem Freud yaptığı araştırmalarda çocuğun fallik dönemde psikoseksüel gelişim aşamasında aile bireylerine cinsel yönelimlerde bulunabileceğini söylemişken Alphan'ın bu araştırma sonucuna şaşırması çok şaşırtıcı. Fallik dönemde çocuğun aile bireylerine olası yönelimi ile ailenin büyük bireylerinin küçük fertlerine yönelimi cinsel bir duygudur. Aynı şekilde Freud yaptığı gözlemlerde "cinsellik ve saldırganlık" duygusunun en güçlü güdüler olduğunu söylemektedir.

Freud'un bulguları bir noktada İslam ile de uyuşur. İslam cinsel duyguyu fıtri duygular arasında görür. Bu duyguyu yok saymaz ve ortaya koyduğu ahlaki ilkelerle olumlu yönde kanalize eder. Çocukların küçük yaşlarda iken aynı yatakta yatmasının engellenmesi, bir yorgan altında yatırılmaması, 8 yaşından sonra odalarının ayrılması, aile bireylerinin birbirleri yanında giyim tarzlarının sınırlandırılması, evliliğin teşvik edilmesi, boşanmanın hoş karşılanmasa da kolaylaştırılması, adabı muaşeret kuralları çerçevesinde geliştirdiği eğitim-öğretim ile kişiler arası diyaloğa getirdiği sınır... gibi ilkeler, İslam'ın enset ilişki, taciz, tecavüz konusuna getirdiği tedbirlerden bir kaçı olarak sayılabilir.

Alphan yazısında ensest'in cinsellik olarak algılandığını söylediği satırlar ise tam bir komedi. Ensest adı üzerinde aile içi cinsel yönelimlerin tamamını ifade eden bir kelimedir. Ve burada tamamıyla cinsi duygularla aile bireylerine yönelim varken bunun cinsellik olarak algılandığı şeklinde tespiti büyük bir buluş değil Alphan'ın saftirikliği ile izah edilebilir. 

Melis Alphan'ın Kadın Dernekleri Federasyonu'na dayandırdığı araştırma ile ilgili "Murat Başoğlu'na neden şaşıyorsunuz? Türkiye'de ensest oranı yüzde 40..." başlıklı yazısıyla Başoğlu'nun sapıklığını meşrulaştırır yazısını okurlarımızın dikkatine sunuyoruz...

TÜRKİYE Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) 2014’te yayımladığı Türkiye Ensest Atlası Projesi’nin amacı, ülkemizde çok yaygın olmasına rağmen hemen hiç konuşulmayan ensest konusunu konuşulur kılmaktı.


Ne de olsa, ‘ülkemizde ensest, ‘kutsal aile’ mitini korumak için toplumsal bir konsensüs içinde çok sıklıkla görmezden geliniyor.’


Ensest mağduru çocukların hayatları boyunca bu istismarın etkisinden kurtulamadıklarını, bitmeyen bir travma yaşadıklarını herhalde söylemeye gerek yok.


2009’da yapılan ‘Türkiye’de Ensest Sorununu Anlamak’ araştırmasına göre de ensest vakalarında mağdurlar genellikle kız çocukları, saldırgan ise aile içinden bir erkek. Aynı evde birden fazla çocuk istismar edilebiliyor ve mağdur çocuklar büyüdükçe saldırıyı küçük çocuğa yöneltiyor.


Türkiye Ensest Atlası, bir yanılgıyı da düzeltmişti. Uzunca bir zaman ensest, yoksul ailelere ilişkin bir sorun olarak görülmüş ve bu tip olaylara ekonomik durumu iyi ailelerde pek rastlanmadığı vurgulanmıştı. Ancak artık biliniyor ki, ensest her tür sosyoekonomik ve kültürel çevrede yaşanıyor.

Yani, ‘gündelik hayatlarına devam etmelerini engelleyen psikolojik sorunları olmayan, doğru ile yanlışı ayırt edebilen, alkolik ya da devamlı işsiz olmayan, eğitim seviyesi yüksek kişiler de ensest faili olabiliyor.’ Üst sosyokültürel çevrede ensest yokmuş gibi görünmesinin sebebi ise bu çevrede ensestin daha iyi saklanması.


TOPLUMUN CİDDİ BİR KISMI ENSESTİ CİNSELLİK OLARAK GÖRÜYOR

Haftalardır kendimi hangi ilde, hangi ortamda, kimlerle bulursam bulayım, Murat Başoğlu’nun yeğeniyle ilişkisi konuşuluyor.


İlginçtir, ensesti konuşmaya asla yanaşmayan biz, mesele magazinsel bir boyut alınca, ensesti ağzımızdan düşüremedik. Bu konuda ikiyüzlüyüz, kabul edelim.


Düşünün, TKDF Türkiye Ensest Atlası’nı hazırlarken sitesi hack’lendi, tehditler aldı, dönemin Diyanet İşleri Başkanı bile TKDF Başkanı Canan Güllü’ye “Çok alenen konuşuyorsunuz Sayın Başkan, biraz halının altına süpürün” dedi.


Öyle ki, TKDF 56 ilde yaptığı araştırmanın sonuçlarını, rakamları açıklayamadı bile. Ama tek bir rakam verdi ve tabloyu görmemiz açısından yeterliydi aslında: Türkiye’de ensest oranı yüzde 40. Yani her 10 kişiden 4’ünde ensest var!


Bu oran ne anlama geliyor biliyor musunuz?


Bu toplumun ciddi bir kısmının ensesti cinsellik olarak gördüğü anlamına geliyor!

Ensest Atlası yayımlandığında Güllü, son yıllarda ensest ilişki oranlarında artış olduğunu söyleyerek bunu sosyal çevreden uzaklaşıp içe kapanan toplumdaki muhafazakârlığa bağlamıştı.


Güllü, kimi yerlerde yargıya yansımış ensest olaylarında, avukatlar mağdurların yaşını büyüttüğü için dosyaların kapatıldığını tespit ettiklerinden söz ediyor.


“Öyle bir il geldi ki karşımıza, ensest ilde gelenek, hatta geçmişten beri gelenek. Şimdi hangi il olduğunu söylesek kıyamet kopar” diyen Güllü tüm ısrarlarıma rağmen ilin adını vermiyor, “Bunu sadece 3 kişi biliyor; ben, danışmanım ve araştırmacı” diyor.


TELEVİZYONLARDAKİ TARTIŞMA PROGRAMLARINDA NEDEN ENSEST KONUŞULMUYOR?


Murat Başoğlu ile yeğeninin ilişkisini konuşmayı bitirdiysek eğer, ülkemizdeki ensest gerçeğini etraflıca konuşmaya başlasak mı artık?


18 yaşını bitirmesine rağmen başka şehirde kazandığı üniversiteye kızını göndermeyen babanın devam eden cinsel istismarını konuşalım mı? Evde silah bulunduran, emekli başçavuş adamın 18 yaşını doldurmuş, beyni ve ruhu güya özgür ama korku içindeki kızını konuşalım mı? Kendini kurtaramayan, korkudan ödü patlayan bu kız ve onun gibilerini konuşalım mı?


Televizyonlardaki tartışma programlarında bir kez olsun memleketteki ensest sorununu konuşalım mı?


Gazetelerde Murat Başoğlu haberleri kadar bile yer bulamayan ensest vakalarını konuşalım mı?


Hazır mısın Türkiye? Kendinle yüzleşmeye hazır mısın?

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Son Güncelleme: 02.09.2017 23:28
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Trs 2017-09-02 23:11:00

Eminimki aile veya akrabaları arasında bu anketi yapmıştır bu tipler takip edilmeli toplumu içten yıkmaya yönelik bir hareket oldugunda en az bir FETO veya PKK kadar önem arzetmektedir iyi ki varsın Dini haberler