İşte ilk ünvan alan “Türkiye Müftüsü”

Milli Gazete yazarı Mahmut Toptaş "Mektepli mi medreseli mi?" isimli köşe yazısında mekteplilerin başarıları ile medreselilerin başarıları yarışa sebep olması çatışmalara sürüklenmemesi gerektiğini dile getirdi. İşte o yazı

İşte ilk ünvan alan “Türkiye Müftüsü”

Milli Gazete yazarı Mahmut Toptaş "Mektepli mi medreseli mi?" isimli köşe yazısında mekteplilerin başarıları ile medreselilerin başarıları yarışa sebep olması çatışmalara sürüklenmemesi gerektiğini dile getirdi. İşte o yazı

30 Mart 2018 Cuma 09:24
İşte ilk ünvan alan “Türkiye Müftüsü”

Osmanlı’nın son zamanlarında buna benzer tartışma “alaylı mı mektepli mi?” diye yapılmış.

Askeri okullardan gelen subaylara “mektepli” denmiş, er olarak askerde başarıları sonunda subaylığa yükselenlere de “alaylı” denmiş.

Teoride mektepliler başarılı olurken, pratikte alaylılar başarılı olmuş ve bu başarıları birbirine ekleyerek ileri gitmek varken kıskançlıklar nedeniyle başarılar kavgaya, öbekleşmeye, gruplaşmaya sebep olmuş.

Mekteplilerin başarıları ile medreselilerin başarıları yarışa sebep olmalı.

Başarısızların gizlenme örtüsü, çatışma dürtüsü yapılmamalı.

Hiç mektep görmeyen Halil Gönenç hoca efendi, şu anda en az 500 il ve ilçe müftüsüne Haseki Eğitim Merkezi’nde iki buçuk yıl hocalık yapmıştır.

Onlarca profesörün, birkaç tane Diyanet İşleri Başkanı’nın katılımıyla kendisine Türkiye Müftüsü” unvanı verilmiştir.

Bu merasim de bize böyle bir kavgaya lüzum olmadığını göstermiştir.

Eğitim, mektepte mi medresede mi? tartışmasına girmem.

Faydalı eğitim olsun da nerede, nasıl, kimden olursa olsun.

İster sarayda, ister kulübede.

İster mektepte, ister medresede.

İster dağda, ister ovada. Yeter ki olsun.

Hani bir hikâye vardır. Dilenci başı icazet vermeden kimse dilenemezmiş.

Dilenmesi için icazetli dilencinin yanında dolaşması ve kuralları öğrenmesi lazımmış.

Dilenci başının yanında icazet almayı hak eden çömez dilenciye hamamda yıkanırken, “Sen, bu andan itibaren dilenme iznine sahipsin. Ancak şu nasihatimi hiç unutma:

Kim olursa olsun isteyeceksin.

Nerede olursa olsun dileneceksin.

Ne verirse alacaksın” demiş.

Çiçeği burnunda icazetli dilenci, elini açmış ve dilenci başına uzatarak: “Allah rızası için” demiş.

Dilenci başı, “Benden de mi?”

Çömez: “Kim olursa olsun dedin ya.”

Dilenci başı: “Hamamdayız.”

Çömez: “Nerede olursa olsun, dedin.”

Dilenci başı: “Hamam tasından başka bir şeyim yok.”

Çömez: “Ne olursa olsun” demiş

Halk, mektepli-medreseli ayırımı yapmıyor ama devlet yapıyor.

1970’e kadar imam, vaiz, müftü alınacağında Diyanet imtihan açar ve imtihanı kazanan görevi alırdı.

Halil Gönenç hoca da 1958 yılında imtihanla Müftü olur, İl Müftülüğü’nden Haseki Eğitim Merkezi’ne Hoca olarak atanır.

Şimdi bu ayarda bir medrese hocası görev istese verilmez

Hatta İmam-ı A’zam gelse görev verilemez.

Küçük bir ilçenin müftüsü anlattı: “Benim ilçeye üç tane vaiz atandı. İkisinin arkasında namaz olmaz” dedi.

Mekteplilerden de çok iyiler ve kötüler vardır, medreselilerden de çok iyiler ve kötüler vardır.

Onun için Diyanet de, Tübitak da, ihtiyacı olduğunda çok zorlu bir imtihan yapmalı ve imtihana girmek için diploma istememeli. Kazanan göreve başlamalı.

İster Oxford’un konservatuarından mezun olsun, ister Urfa’nın kenar mahallesinden olsun, yeter ki işini iyi yapsın.

Neşet Ertaş, Aşık Veysel, Zeki Müren gibi sahasında başarılı olan alaylılar, bu bürokratik engelleri aşabilenlerdir.

Arif Etik hoca, ilkokul diplomasıyla Konya İlahiyat Fakültesi’nden emekli olan tek hocadır. Rektörlere, dekanlara, komutanlara, müftülere ve tüm ilgililere ihtiyaç olduğunda ehil olanı imtihanla alma yetkisi verilmeli.

Rabbimiz buyurur:

“Muhakkak Allah size emanetleri ehline vermenizi, hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah bununla size ne güzel öğüt veriyor. Muhakkak Allah işitici ve görücüdür” (Nisa süresi ayet 4/58).

Kaynak: Milli Gazete

Son Güncelleme: 30.03.2018 10:41
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kemalettin Hoca 2018-03-30 22:42:56

haseki sınavına giriliyor. soru geliyor arapçayı nerede öğrendin? diyanet öğretmiyor. müftülükler öğretmiyor. ilitamlar zaten çok yetersiz. müftü bey nereden öğreneceğiz dediğimizde medreselere bi sorun diyor! gitsen fişleniyorsun. öğrensen ve desenki ben şu medreselerde öğrendim cemaatçi yaftası yiyorsun. bacilen diyanetin kendi akademilerini kurması gerekiyor. yılda 300 kişiyi hasekiye almakla bu milletin karşısına donanımlı imam çıkaramazsınız.

Avatar
H 2018-03-30 11:45:03

Hayret doğrusu doğru söyleyen bir adamın yazsın yayınladığınız Şaşırdım doğrusu bak adam ne güzel diyor şin ehli olsun Kim olursa olsun Siz İlla da Diyanet ilahiyat diyorsunuz medreseleri nasıl kötüleri diye düşünüyorsunuz

Avatar
Oğuzhan 2018-03-30 10:35:12

Allah razı olsun hocam

Avatar
müslim 2018-03-30 12:01:51

İşte müslüman profili.

Avatar
medreseli 2018-03-30 17:36:33

Allah razı olsun ne güzel söylemiş hocam.ama dinleyen kala alan nerde

Avatar
Abc 2018-03-30 18:45:08

Diyanette ne mektepli ne alaylı diyanette torpilli vardır. bir MELLE der, bir ihl mezunu olsunda başka şarta gerek Yok der, bir lisans şart var, bir fahri der...

Avatar
Ali 2018-03-31 02:46:34

Topbaş'ın bakışı sıkıntılı.
1. Bahsi geçen dönemde yeterli mektepli yoktu.
2. Başarılı birkaç örnek, genel uygulamaya esas teşkil etmez.
3. Okuma yazma bilmeyen hocalık teşvik edilmiş olur.
4. DİB, aklı ve ruhu başkasına ait olmayan medreseli yetiştirme çabası içindedir. DİB kendi yetiştirdiği medreseliye bile mektepli olma şartı koşarken, diğer medreselilere niye şart olmasın.
5. Medrese eğitimi verdiğini iddia edenler, kendilerine hizmet edecek eleman yetiştirmek yerine, devlette görev görev alan kişiye "evladım biz seni vatana millete hizmet edesin diye yetiştirdik, Allah selamet versin" demeli, kendi ideolojik hedeflerine ulaşma çabası gütmemeli. Ancak başka yerlerden gelip Diyenet'te görev alanlar, yetersizliklerini kabul etmez, Diyanet'i beğenmez, görev aldığı cami cemaatine hizmet etmek yerine; cami cemaatini kendi cemaatine yönlendirip camiye hizmet etmezler. Devletten maaş alır, mensubu olduğu cemaatine çalışır, onların reklamını yapar. Mensup olduğu yapının bilgisinden başka bilgiler içlerine sinmez. Vaaz ve kürsülerdeki sözleri kendi cemaat hocalarının sözleridir. Bunu hemen anlarsınız.
Diyanet niye buna fırsat verip garipliklere kapı aralasın

Avatar
zekeriya koçak 2018-03-30 15:42:44

mele almaya devam di̇yorsunuz herhalde