Kemalist Arslan Tekin, Diyanet'e bu soru sorulur mu?

Yeniçağ adlı faşist gazetenin yazarı Arslan Tekin Diyanet İşleri Başkanlığına bir siyasi kanadın dağıttığı hediye simit ve çayların fetvasını sorup cevap istedi.

Kemalist Arslan Tekin, Diyanet'e bu soru sorulur mu?

Yeniçağ adlı faşist gazetenin yazarı Arslan Tekin Diyanet İşleri Başkanlığına bir siyasi kanadın dağıttığı hediye simit ve çayların fetvasını sorup cevap istedi.

15 Nisan 2017 Cumartesi 02:05
Kemalist Arslan Tekin, Diyanet'e bu soru sorulur mu?
banner221


Arslan Tekin’in soru ve aldığı cevap aynen şöyle idi: 

Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan bir fetva istedim. Sorum şu idi: "İstanbul'da, ana yol üzerinde, sabah, kalabalık bir durakta, bir bez poşet içinde bedava simit dağıtılıyordu. Simidin konduğu bez poşetin 16 Nisan'da referanduma yönelik bir çalışma olduğunu gördüm. Uzaktan bakınca dikkat çekmeyen, poşet deseni içine yerleştirilmiş tercihi belirten yazı vardı. Yine bir semt pazarında karşılaştığımız hâdise: Tercih belirtilen damga vurulmuş 200 gramlık çay paketleri dağıtılıyordu. Sair zamanlarda yapılmayan, seçim veya referandum vetiresinde maddî karşılığı olan bir 'hediye' verilerek propaganda yapılması 'rüşvet' olarak değerlendirilebilir mi? / Dr. Arslan Tekin"

Diyanet'tenin bu soruya cevabı ise: "Cevap: E-postanızda sözünü ettiğiniz olayı rüşvet olarak değerlendirmek uygun değildir. Zira söz konusu paketi alan kişi, işaret edilen doğrultuda tercihini kullanmak zorunda değildir. Bilindiği gibi insanlar tercihlerini, hür iradeleri ile kimsenin görmediği, kapalı bir mekânda yapmaktadırlar. Tercih yapacaklara bir müdahale de söz konusu değildir. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı."

Alacağı cevabın ne olduğunu önceden çok iyi kestiren Tekin bu cevaptan hoşlanmamış olacak ki “Prof. Dr. Mehmet Görmez! İlminize itibar ettiğimi daha önce yazdım. Bu fetvayı gördünüz mü? Gerçekten siz de böyle mi düşünüyorsunuz? Gazete köşeleri olan (Prof. Dr.) Mustafa Çağrıcı, Faruk Beşer, Mustafa Öztürk ve bilumum ilâhiyatçılar... Sizlerin bir sözü yok mu?” deyip diğer ilahiyatçıları göreve çağırdı.

Bu Ahmet Tekin denen adam Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu…

Yani mahallelerinin deyimiyle dağdaki çobandan önce leb demeden leblebiyi anlayan tiplerden.

Bizim edebiyatçıya ders vermek pek hoş olmayacak ama Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünden Tekin’e az ders verelim.

TDK sözlüğü, “rüşvet: Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar” olarak tanımlıyor.

Aslında TDK’nın Tekin gibi anlayışı kıt edebiyatçılar için bir ayrıntıyı eksik bıraktığını görüyoruz. Rüşvet’in gizli olarak verildiği kısmı…

Aslında sözlük gizli kısmını da vermiş ama Arslan Tekin bunu anlayacak yaşta olmadığı için bir türlü kafası basmamış. 
“…yasa dışı kolaylık ve çabukluk…” zaten o işin gizli yapıldığını anlatıyor.
Şimdi geliyoruz Arslan Tekin’in örneğindeki çay ve simit hediyelerine…
Oyun rengi ne olursa olsun burada bu hediyeyi verenler yasa dışı bir iş mi yapıyor?
Hayır.
Hediye verirken alanların elinden ‘evet’ veya ‘hayır’ diye bir taahhüt mü alıyorlar?
Hayır.
Veya hediye alandan her hangi bir söz mü istiyorlar?
Hayır.
Şimdi bunun neresi rüşvet oluyor, anlamak mümkün değil!


Aynı meyanda ülkede mağaza, pastane, işyeri açılışlarında da gelene geçene bedavadan bazen hediye bazen yiyecekler ikram edilir.

İkram eden bu hediyeyi verirken elbette ikramı alanın kendini tercih etmesini düşünür ama kendini tercih etmese de bu bir noktada reklamdır. Ve ayırt etmeksizin herkese bu ikram yapılır. Bu ikramları alanlar da hayatları boyunca o ikram yapılan yere uğrayıp uğramayacaklarını bilmezler. Ama alırlar…

Şimdi Türkün örf ve adetinde de olan ikram gibi bir toplumsal dayanışma hem de Türk Dili ve örfü üzerine eğitim almış bir adama göre rüşvet olabiliyor.
İşte bu kafa bu gün referandum da hayır diyor.

Daha rüşvetin ne olduğunu bilmeyip Diyanet’e kafa tutan bu adamın neye hayır dediği bile şüpheli…

Arslan Tekin kim bilir neyi tersinden anladı ki ‘hayır’ deyip gündemi saptırıyor.

Biz yine de Tekin’e hatırlatalım. 

Diyanet fetva kurulu, Tekin’i Edebiyattan Türk Diline varıncaya kadar 40 defa cebinden çıkartır mendil diye kenara atar. Ne de olsa bir ilahiyatçı aynı zamanda iyi bir dil bilimcisidir de…

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Son Güncelleme: 15.04.2017 02:17
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
metin sezgin 2017-04-16 00:10:54

bu zat gecen akşam bir tv kanlında kendisinin kemalist,milliyetçi,demokrat...hemi de müslüman olduğundan bahsediyordu..bukalemun misali...fetvayı yanlış yere sormuş:malum zevatlara sorsaydı arzu ettiği cevabi vetvayı alabilirdi...ne diyelim?? seçim üstü müselmanlık temayülü bunların hali...

Avatar
adem öz 2017-04-16 15:31:44

Doğru, rüşvet değil. Ama, oy isteyen birisinin verdiği maddi şey de hediye değildir
Oy, yani kanaat, gerekçe ile istenir, eşyayile istenirse verenii de alanıı da küçültür.
bu da ahlaka sığmaz. Ahlaka sığmayan günahtır aynı zamanda