Mehmet Görmez: 'Müslümanlar neden bir ahlak krizinde'?

ESAM’ın ekol haline gelen ‘Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konuğu, Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez oldu. Konuşmasında önemli mesajlar veren Görmez, “Küresel ahlak krizi diye bir kriz var. Ancak aslında bu küresel anlam krizidir. Yaratılışın gayesini kaybeden bir dünya ahlakını da, değerini de kaybeder” uyarısını yaptı.

Mehmet Görmez: 'Müslümanlar neden bir ahlak krizinde'?

ESAM’ın ekol haline gelen ‘Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konuğu, Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez oldu. Konuşmasında önemli mesajlar veren Görmez, “Küresel ahlak krizi diye bir kriz var. Ancak aslında bu küresel anlam krizidir. Yaratılışın gayesini kaybeden bir dünya ahlakını da, değerini de kaybeder” uyarısını yaptı.

Raşit Tavus
Raşit Tavus
01 Aralık 2017 Cuma 07:44
Mehmet Görmez: 'Müslümanlar neden bir ahlak krizinde'?
banner221

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (ESAM) haftalık ‘Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konuğu Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez oldu. ‘Adalet, Özgürlük ve Merhamet Peygamberi’ adlı konferansa, TBMM eski Başkanı Bülent Arınç, ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, Saadet Partisi Genel Başkan yardımcıları Lütfi Yalman, Atik Ağdağ, Fatih Aydın ’ın yanı sıra partinin üst düzey yöneticileri ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Kur’an-ı Kerim’in insanlara en iyi öğrettiği şeyin insanın yaratılış hikâyesi olduğunu anlatan Görmez, insanın yaratılış meselesini öğrenebileceği son kitabın Kur’an-ı Kerim olduğunun altını çizdi. Görmez, “Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratışını anlatan sayısız ayet var. Ama o bütün ayetleri dört yaratılış gayesi ile anlatabiliyoruz; ibadet, hilafet, emanet ve imarettir” değerlendirmesinde bulundu.

İBADET, TEK BAŞINA YETMEZ

İbadetin sadece kulluk olarak tercüme edilmesinin yanlış olduğuna dikkat çeken Görmez, “Oysaki ibadet bir hayat tarzıdır. İnsanın daima yaratıcısının farkında olarak yaşamasını sağlar. Allah bilinciyle kendini tanzim etmesidir. İbadet tek başına yetmiyor. Namaz, oruç ve hac bizi kötülükten muhafaza etmek için emredilmiştir. Namaz bizi her türlü kötülükten korur” dedi.

HER MÜMİN HİLAFETLE YÜKÜMLÜDÜR

Görmez, Müslümanlar için ibadetten sonra en büyük görevin hilafet olduğunu ifade ederek, “Hilafet Müslümanlara dünyadan sorumlu kılmayı yükümlüyor. Her mümin hilafetle yükümlüdür. Bu sorumluluk gidip onları yönetme arzusu ile ilgili değildir. Bu sorumluluk dünyanın her tarafına Muhammed Mustafa’nın rahmetini taşıma görevidir. Hilafetin görevi İslam’ın rahmetini tüm dünyaya yaymaktır. Muhammed ümmeti tüm dünyadan sorumlu kılınmıştır” ifadelerinin kullandı.

BÜTÜN NİMETLER EMANETTİR

Dünyada bütün nimetlerin emanet olduğunu da dile getiren Görmez, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu emanet Allah ile kul arasında bir misakın ürünü olarak var olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de kul ile insan arasındaki ilişkiyi en iyi anlatan kavramlardan biri de misaktır. Buna göre, müminin Allah ile bir sözleşmesi vardır. Sözleşme tek taraflı bir sözleşme değildir. Çift taraflı bir sözleşmedir. Dolayısıyla hilafetten sonra en önemli görev emanettir. Mümin bu misaka uyduğu sürece ibadet, hilafet ve emanet görevini yerine getirecektir.”

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN HAYATINDAN ÖĞRENİYORUZ

Görmez, yaratılış gayesini anlamanın son maddesinin de imaret olduğunun altını çizerek, “İmaret yeryüzünü imar etmektir. Her bir yaratılış gayemiz. Gerçekleşmesi için yapacaklarımız var. Birinci ibadet görevini yerine getirmemiz için ihlas ve samimiyet gerekiyor. Hilafeti yerine getirmek için adalet gerekiyor. Emaneti yerine getirmek için hilafet gerekiyor. İmaret görevini yerine getirmek için cihat ve içtihat gerekiyor. Bunların nasıl tatbik edileceğini Peygamber Efendimiz’in hayatından öğreniyoruz. Onun için başlığı adalet özgürlük ve merhamet koyduk” dedi.

DİNDARLIK AHLÂK ÜRETMELİ

Dünyada küresel ahlak krizinin olduğunu belirten Görmez, “Küresel ahlak krizi diye bir kriz var. Ancak aslında bu küresel anlam krizidir. Yaratılışın gayesini kaybeden bir dünya, ahlakın değerini de kaybeder. Anlamını bulamayan insan, ahlakını bulamaz. Ahlaksızlık bir anlamsızlıktır. Ahlaksızlık manayı kaybetmektir. Küresel anlam krizlerini bir tarafa bırakalım. Ümmetin ahlak konusundaki duruşu çok sorunlu. Sürekli şunu söylemeliyiz; ‘Dindarlığımız neden ahlak üretmiyor.’ Yahut ahlak dindarlığımızın neresinde yer alıyor. Küresel anlam krizini anlıyoruz. Peki, Müslümanlar neden bir ahlak krizinde. Sadece Müslüman’ı kastetmiyorum. Beş vakit namazı kılan ve diğer ibadetlerini eksiksiz yerine getirenlerin hayatlarından çelişkiler görüyoruz” diye konuştu.

İSLAMİYET’İN YAYILMASINDA TACİRLER ÇOK ÖNEMLİ

İslamiyet’in dünyanın dört bir tarafına yayılmasında tacirlerin çok büyük etkisinin olduğunu vurgulayan Görmez, konuşmasının son bölümünde şunları kaydetti: “İslamiyet’in yayılması, daha çok sadık tacirler marifetiyle yayıldı. Ulema mahiyetinden daha fazladır tacirlerin etkisi büyük. Çünkü tacirler, imanı ve İslam’ı taşımadan helali ve ahlakı taşıdılar. İman ve İslam gitmeden helal ve İslam gitti oraya. Onlar önce helali ve ahlakı gördüler. Bu helal ve ahlak onların çok hoşuna gitti. Bunun kaynağı nedir diye sorunca; tacirler bunun kaynağı iman ve İslam’dır dedikten sonra İslamiyet’e teslim oldular. Din, en çok tacirler tarafından taşındı.”

Ajanslar

Son Güncelleme: 02.12.2017 06:26
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.