Mine Alpay Gün ezan okuyanları eleştirdi!
İşte o yazı: 

Hemen başka bir galaksiye, başka bir mevsime, başka bir diyara geçtik Ramazan’dan sonra.

Işıltılı, renkli, feyizli, manevi günler bir anda elimizden uçup gitti.

Hemen hayatın sert kayaları, surat asıklıkları, asap bozuklukları; o sükûtun derin anlamı kayboldu.

Bir curcuna, klakson sesleri.

Bulutların üstünde idik de yeryüzüne geri döndük.

Rüya bitti uyandık.

Masal yaşandı bitti gerçekler tekrar sırıttı, sert sözler, kalp kırıklıkları terk ettikleri sahneye geri döndüler.

Teravihleri de elimizden bir Zümrüdüanka kuşu gibi kaçırdık.

Hele son yıllarda katıldığım Anadolu Hisarı Açık Hava Mescidi’nin lacivert gök kubbe altında yıldızların lambalarını yaktığı o mistik sarayın bahçesinde bütün bu güzellikler yetmiyormuş gibi deniz kenarındaki mescidde okunan ayetlere, deniz dalgalarının vokal tuttuğu o büyülü mekânda, tam namazın ortasında Arafat dağından çıkıp gelen o rüzgâr.

O cennet kokulu esintide kılınan namazın peşine düşüp bir mecnun gibi çöllerde aransa da asla bulunamayacak.
Koskoca bir 11 ayın beklenmesi gerek.

O da kalmışsa eğer ömür.

İstanbul’un hızlı kıldıran hocaları, hızlı mukabele okuyanlar değil de huyum kurusun bu da benim bencilliğim, hiç tahammül edemediğim kötü sesli hocaların tilaveti.

Müminin miracı için saygıdeğer Diyanet, biraz daha hassas olsanız da kötü sesli müezzinleri merkeze çekip başka işlerle görevlendirip yarışmalar açsanız Kur’an-ı Kerim’i, ezanı en güzel okuyan insanları bu büyük makamlara getirseniz, zira tarih boyunca anlatılmıştır ki, pek çok Hıristiyanın Müslüman olmasına neden olan eğitimli, içli, güzel sesli bir hocadır. Hatta kötü sesli müezzinleri devrin kibarları yüksek bir meblağ vererek başka diyarlara gitmelerini isteyerek kendi beldelerinden uzaklaştırmışlardır.

Diyanet İşleri Başkanlığı bu konu üzerinde titizlikle durmalı, sesi güzel olmayanları müezzinlik gibi ulvi bir makamdan uzak tutarak müftü, ataşe, lise ve üniversitelerde öğretici yapmalı.

Bu Ramazan’dan hatıra defterime not aldığım karelerden biri de, evet sokaklarda belki çok oruç yiyeni gördük onlar gözümüze battı ama şehirlerarası yoldan dönerken İzmit yakınında orucumuzu açacak mekân bulamadık, insanlar sıra olmuşlardı yemek yenecek restoranların önünde nereye gidersek rezervasyon almıyoruz dediler, ezan okundu biz bir oraya bir buraya koşturuyoruz artık bir alışveriş yerine kendimizi zor attık o da iftardan yarım saat sonra idi, insanlar oruçlarını açıp iftar edip yola devam için kalkmak zorunda olduklarından masa bulabildik, bu da benim için tatlı bir anıydı, orucun şavkının vurduğu bu kadar çok gül yüzlü kardeşimin doldurduğu mekânlar yüreğimize sevinç verdi, belki geç iftar ettik ama manzara görkemli idi, Müslüman bir ülkenin huzuru idi o iftarlar.

Artık kimi tesislerde güzel mescitlere de rastlamaktayız.

Sapanca Gölü kenarında, yaptığı tesisini bütün ince zevki ile süsleyen kişiyi nasıl takdir ettim mavi çinilerle döşediği minik havuzlar ve arklarla akıttığı suyu özellikle oruçlu müşterileri için çok büyük bir görsel ikramdı ama daha da önemlisini düşünmüştü bu adını bilmediğim kahraman, göle nazır estetik kraliçesi minik cami ile Tac Mahal zarafetini yakalamış, kullandığı kaliteli ahşabın yanı sıra akşam caminin göle vuran aksı ile müthiş bir mistik zirveyi insan ruhlarına hediye etmişti.

Dua festivalinin bitişine yanarken, güzel bir haberi de Ayşe’den alıyorum, telefonlarıma cevap vermeyen Ayşe sonunda itiraf ediyor,”itikâfta idim, her şeyi kapadım, dışarı çıkmadım, sokağa adım atmadım, kalbime çekildim. Ağır hastalıklar, parasızlıklar, çekip giden vefasız yar, hayırsız evlatlar, gelmeyen oğul ve gelin, dünyanın curcunası, yakın ve uzak çevrenin acımasızlığına merhem oldu itikâf.

Nasıl arındım, tazelendim, o ne enfes on gündü hayatım anlam kazandı. Az yedim, bol bol kerim kitabı okudum, seccadem kefenliğimdi, araya dünyayı sokmadan Rahmanla baş başa kalmak, ne kadar iyi geldi”.

Ramazan gibi masal bir diyara elveda derken, herkeste aynı buruk düşünce; son güzel günler midir, seneye ömür var mıdır hiç emin değiliz işte.


 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
x 5 ay önce

söyleyelim d.i.b'e sizin için i.tatlısesi yada b.ersoyu v.s.müezzin yapalım. çünkü siz ve sizin gibiler kuranı, ezanı nağmelerde aradı.içeriğinde, mesajında değil.

Avatar
Bekir dana 5 ay önce

Bence Çok haklı bir eleştiri.bazı imam ve müezzinlerimiz bu ezan işini maalef yapamamaktadır.daha hassas davranmasıdır diyanet.ben de dahil yapamıyorsam eğer alsınlar.elestirilere açığım...

Avatar
ıspartalı 5 ay önce

Kötü bir eleştiri değilki doğru bir eleştiri.ezan okunduğunda yüreklere inmeli okuyanın tabiki sesi güzel olmalı ve okumasını bilmeli

Avatar
alperen demir 3 ay önce

bay x.senin ezanla namazla alakan yok gibi.yazar güzel bir konuya değinmiş.güzel sesli okuyucular tavsiye edilmişken.ibnelerin ismini vererek ne kadar uzak olduğunu göstermişsin konuya.bir müeezzinin okuduğu ezanda kulaklarımı kaparken,bir digerinin okuduğu selada öleceğim geliyor.okadar güzel okuyor