Toplumda bozgunculuk yapanların ortak nitelikleri!

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, "Referansını dinden aldığını iddia ederek toplumda bozgunculuk yapan DEAŞ, Boko Haram, FETÖ gibi yapılar, sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği üstün ahlak ilkelerinden uzaklaşmanın, yanlış bir din ve peygamber tasavvurunun neticesidir." değerlendirmesini yaptı.

Toplumda bozgunculuk yapanların ortak nitelikleri!

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, "Referansını dinden aldığını iddia ederek toplumda bozgunculuk yapan DEAŞ, Boko Haram, FETÖ gibi yapılar, sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği üstün ahlak ilkelerinden uzaklaşmanın, yanlış bir din ve peygamber tasavvurunun neticesidir." değerlendirmesini yaptı.

Ömer Yaylalıgüller
Ömer Yaylalıgüller
28 Kasım 2017 Salı 12:40
Toplumda bozgunculuk yapanların ortak nitelikleri!
banner221

Diyanet dergisinin bu ayki sayısında, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş ile Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla yapılan röportaja yer verildi.

Röportajında, Veladet-i Nebinin, Müslümanlar için  bir tefekkür ve muhasebe iklimi olduğunu kaydeden Erbaş, "Sözler, fiiller, idealler ve sorumluluklar dairesinde bütün bir hayatın, rahmet peygamberinin hayatı ve sünneti ekseninde muhasebeye tabi tutulmasıdır. Gönüllerdeki peygamber aşkını, hayata peygamber ahlakı olarak taşımaktır." ifadelerini kullandı.

Erbaş, şöyle devam etti:

"Hazreti Peygamber'in çağrısını arayan insanlığa onun sesini ve sünnetini taşımak için birinci önceliğimiz, günümüz insanının ve dünyanın özlediği değerlerin, huzur ve güvenin; bilgi, bilinç, ahlak ve sistem düzeyinde Hazreti Peygamber'in tebliğ ettiği hakikatler ile mümkün olduğunu idrak etmektir.

İkincisi, Hazreti Peygamber'i hayatı, gayesi, mücadelesi, dindeki yeri gibi boyutlarıyla çok iyi ve doğru tanımanın gerekliliğidir.

Üçüncüsü, onun tebliğ ettiği hakikatleri, ahlakını, örnekliğini yani sünnetini bugüne taşımak, her mümin için önemli bir sorumluluktur. Bugün kendi hayatımızdan başlayarak bütün insanlığın huzuru için çalışmak, onun getirdiği şefkat, merhamet ve güzel ahlakı yeryüzünün bütün köşelerine taşımak, peygambere muhabbetin neticesi ve onu sevmenin en büyük tezahürüdür.

Dördüncüsü, Kur'an'ın hakikati sunuş biçimini idrak etmek ve Hazreti Peygamber'in, vahyin evrensel mesajlarını insanlığa öğretirken takip ettiği metodu ve ilkeleri kuşanmaktır."

- "Rehberliği, günümüz problemlerine ışık tutuyor"

Bilgiyle, şuurla Hazreti Peygamber'i anmaya, anlamaya, tebliğ ettiği mesajları, ahlakını, ahkamını hayata yansıtmaya ve en uygun yöntemle çağa taşımaya muhtaç olunduğunu kaydeden Erbaş, "Zira onun örnek ahlakı ve rehberliği, günümüz problemlerinin çözümünde de bizlere ışık tutmaya devam etmektedir." dedi.

Ümmetin hep beraber ciddi ve köklü bir muhasebe ve özeleştiri yapmak zorunda olduğunun altını çizen Erbaş,  "Coğrafyamızın nasıl küresel aktörlerin güç gösterisi alanı haline geldiği, hangi boşluktan bu terör örgütlerinin ortaya çıktığı, ihmal ettiğimiz değerler, hangi unsur ve argümanların şiddeti ve tefrikayı beslediği gibi hususları kapsamlı olarak düşünmek zorundayız." ifadelerini kullandı.

- "İslam tasavvuru konusunda ciddi sıkıntılarımız var"

Doğru ve sahih bilgi zemini kaybedildiğinde, bilgiyi üretmek ve geliştirmek ihmal edildiğinde; sağlıklı düşünme, sorunları tespit etme ve çözüm üretme imkanının da kaybedildiğine dikkati çeken Erbaş, şunları kaydetti:

"Bugün Müslümanlar nezdinde peygamber sevgisinin azaldığını söyleyemeyiz. Ancak peygamber algısı ve İslam tasavvuru konusunda çok ciddi sıkıntılarımızın olduğu muhakkaktır. Herkesin yaşama özgürlüğünü en mukaddes ve dokunulmaz hak olarak ilan eden İslam'ın muazzez kavramlarının, masum insanların hayatlarına kasteden terör örgütleri tarafından istismar edilmesi, söz konusu örgütlerin din anlayışının ne kadar sorunlu olduğunu ortaya koymaktadır. Referansını dinden aldığını iddia ederek toplumda bozgunculuk yapan DEAŞ, Boko Haram, FETÖ gibi yapılar, sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği üstün ahlak ilkelerinden uzaklaşmanın, yanlış bir din ve peygamber tasavvurunun neticesidir."

Hazreti Peygamber'in hayatı ve ahlakı ile Müslümanların davranışları arasında mesafe açıldıkça, yaşanan buhranların daha da derinleştiğini belirten Erbaş, "Öyleyse çözüm; bütün davranışlarımızı, ideallerimizi, gayemizi, din anlayışımızı onun örnek ufkuyla bütünleştirmektir." değerlendirmesinde bulundu.

- "Yeni neslin dünyasına dokunamazsak..."

Hayatın boşluk kabul etmediğine vurgu yapan Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim dokunamadığımız nesillerin zihin ve gönülleri başkaları tarafından doldurulduğunda, bu durum ne yazık ki birtakım istenmeyen neticeler ortaya koyacaktır. Dahası eğer bir inancı, meseleyi ve davayı doğru olarak neslimize tanıtamazsak, o nesli ve değerleri birileri istismar edecek, hatta yakın zamanda yaşadığımız gibi, Allah korusun, vatanına, milletine karşı bir enstrüman olarak kullanacaktır. Hal böyle olunca gözümüzün nuru, istikbalimiz ve hayallerimiz ihanet sarmalına kurban gidecektir. Eğer yeni neslin hissiyatına ve dünyasına dokunamazsak, yarın başka felaketler yaşamamayı garanti edemeyiz."

- "Bu ülkenin bütün gençleri bizimdir"

Bir neslin kaderini bir önceki neslin tayin edeceğine dikkati çeken Erbaş, röportajda, "Bu ülkenin bütün gençleri bizimdir. Kıyafeti, düşüncesi, hayat tarzı ne olursa olsun, tek bir gencimizi dahi ihmal edemeyiz. Bütün gençlerimiz bizim için aynı derecede değerli ve önemlidir. Çalışma ve planlarımızı bütün bir nesli kuşatacak şekilde genişletmek durumundayız." ifadelerine yer verdi.

Erbaş, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Dolayısıyla haz ve hız çağı sarmalında kuşatılan gençlerimizi, kendi medeniyet değerleriyle, inancıyla ve mevlidini idrak ettiğimiz Hazreti Peygamber ile tanıştırmak bizim sorumluluğumuzdur. Biz, İslam'ın aydınlık mesajını ve peygamberimizin örnek ahlakını gençlere güzel şekilde taşıyabilirsek, onların bu inancı ve değerleri daha çok sahiplenecekleri muhakkaktır.

Veladet-i Nebi, bütün insanlık mefkuresinde zihinsel bir inkılaptır. Toplum düzeninde evrensel bir ahlak dönüşümüdür. Bizler, toplumu din konusunda aydınlatma görevimizi bütün personelimizle icra etmeye çalışırken, onun insanlığa getirdiği değerleri yeniden ihya etmenin gayreti içindeyiz. Dünyanın zor zamanlar yaşadığı bugünlerde, Hazreti Peygamber'in ahlakına, örnekliğine her zamankinden daha fazla muhtacız. Hazreti Peygamber'in çağlar üstü rahmet mesajlarını topluma ve bütün insanlığa sahih bilgilerle ve doğru yöntem ve üslup ile anlatmalıyız. Özellikle gençlerimizin Hazreti Peygamber'i daha yakından tanımalarını sağlamalıyız."

Kaynak: AA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Eliaçık 2017-11-28 13:31:56

Toplumda bölücülük fitne sadece bu örgütler yapmıyor ki
Diyanet en temelinin olan aile konusunda sessiz kalıyor

Boşanma Allahu Teala nın geçmediği helal dir
Ama kanun hemen her davada cinsiyetçi TMK ve uygulamalar ile maddi manevi erkeği şiddet Uyguluyor ne insanlıkla nede dinimizde zerre bağı olmayan bir zulüm işleniyor erkek ler evlilikten soğutulur hayatları mahvolur kendi

Kadını boşanmaya teşvik ediyor

Zinaya teşvik ediliyor toplum

Buna zulme sessiz kalmanız zulüm lütfen artık ferasetle insiyatif almanız şart

Ben 3 çocuğuma rağmen iptal ettiremedigim süresiz nafaka ödemek zorunda kalıyorum
Çocuklarımın velayeti bende doğurarak ana sayılan kişiyle hiç bir bağımız alakamız kalmadığı halde

Bir ay dahi evli kalan gencecik çocuklu cocuksuz erkeklerde aynı

İkinci evliliğini yapan erkeklerde aynı
Her türlü zulme maruz kalıyor

Taraflı yargı olamaz kararlar taraflı adalete güven biterse develet biter

Sessiz kalmayın bu zulme

Ahmet eliaçık Kayseri
@ahmtela

Avatar
Zeynel Abidin 2017-11-28 22:31:25

Kuru vaaz u nasihatla yol alamayiz Cubbeliler gibi.
*Evlenme yasi degil evlenme olgunlugu kabul edilmeli. Bu da saglik raporuyla olmali.
*Bu durumda gonullu kacan kiz ve kaciran kizan suclu olmakta, hapiste yatirilip beslemekten kurtulmus olur devlet de millet de.
*Dua suc olmaktan, nikah da resmi olmaktan cikarilmali. Evlenme de bosanma da kolaylastirilmali. Evlenme sozlesmesi de bosanma anlasmasi da noterlerce yapilmali. Nikah farz olmadigi gibi nikah duasi da farz olmadigindan isteyen nikahtan once sonra okutabilmeli.
*Kadina evli kaldigi gun, ay, yil suresince nafaka odenmeli. Mirasinda yarisina degil ucte birine ortak olmali. Aksi takdirde yabanci kadinlar gelir, bir gun evli kalir, ertesi gun bosanir, kocanin mulkuna yarin ariya ortak olur. Boyle uc kocayla evlenip bosansa zengin bolur.
*Bosanan kadin cocuklara bakmak istiyorsa cocuklar ve kadin nafakasini alir.
* Resmi nikahi olmayan kadin sahitler gosterip haklarini alir, gosteremezse alamaz. Ancak cocuklar ve bosanan koca o kadinin cocuklara bakmasini istedikleri anda esi sayilip ayni haklardan yararlanmalidir...
Kisacasi DİB genclerin is as es sorunlarini cozmeye yardimci olacak yada ve yonetmeliklerin cikarilmasi konusunda Aile Bakanligi ile surekli isbirligi halinde calismalidir. Kuru vaazlarla geminin yurumedigi ortadadir...