Din Eğitiminde çocuğun gelişimi ve dünyası
-DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAZ KUR’AN KURSLARI YAPRAK TESTLERİ TÜRKİYE’DE İLK VE TEK ÇALIŞMA !!! - TIKLAYINIZ

BÖLÜM 2:
 
ÇOCUK DÜNYASI ve GELİŞİMİ 
Bu bölümde çocukların dünyasını anlamaya yönelik bilgiler bulunmaktadır. Çocukları ne kadar iyi tanırsak ve anlarsak onları daha doğru eğitebilir ve onlara daha iyi şekilde yaklaşabiliriz. Bu bölüm, iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda çocuk dünyasının anahtar kavramlarından bahsedilecektir. İkinci kısımda çocuğun gelişim özelliklerine kısaca değinilecektir.
 
A) ÇOCUK DÜNYASININ ANAHTAR KAVRAMLARI
 
Çocukla çalışan, çocuğa dair bir mesleği olan herkesin görevlerinden birisi de çocuk dünyasını bilmek ve tanımak olmalıdır. Çocuk dünyasının gerçeklerini bilmeden bir çocuğun kalbine ulaşmak, o kalpte iz bırakmak pek mümkün değildir. Yetişkin dünyasının doğruları ile çocuklara yaklaşmak onları zedeleyebilir. Bu kısımda, çocuk dünyasının önemli kavramları ve bu kavramların eğitim süreci içinde nasıl ele alınacağı aktarılacaktır.
 
Oyun
 
Çocuk dünyasının olmazsa olmazlarından birisi oyundur. Çocuklar doğumdan itibaren müthiş bir oyun aşkı ile doludur. Oyun onlar için nefes alıp vermek kadar önemli bir eylemdir. Aynı zamanda bir ihtiyaçtır. Çocuk oyun yolu ile dünyayı anlar, gelişimini hızlandırır ve yaşadığı travmatik deneyimleri çözümler. Bu nedenle oyun, çocuk için lüks ya da gereksiz bir etkinlik değil, önü açılması gereken bir ihtiyaçtır. Oyun, aynı zamanda yeni bilgilerin hazmedilmesini sağlar. Bu nedenle çocuklarla yapılacak her türlü eğitimde oyun mutlaka yer verilmelidir. Çocuklar için bir eğitim planlayıp işin içine oyunu katmamak çocuk dünyasına uzak kalmak demektir.
 
Oyun yaz kurslarına iki şekilde katılabilir. İlki bazı kavramları ve değerleri oyun içinde çocuğa öğretmektir. Özellikle olumlu davranışlar (yemekten sonra dua etme, eve girince selam verme, Allah’a sığınma ve dua etme) ile ilgili kısımlar bir oyun ve drama kurgusu içinde çocuğa öğretilebilir. Çocuk bu şekilde hem eğlenmiş hem de öğrenmiş olur.
Oyunun diğer kullanım şekli ise herhangi bir öğretim amacı gütmeden sadece eğlenmek için oyun oynamaktır. Bu amaçla programın herhangi bir kısmına “oyun saati” konulabilir. Burada çocuklarla geliştirici ya da doğal oyunlar oynanabilir. Ya da çocuklar serbest oynaması için özgür bırakılabilir.

2014 Yaz Kursu Sinevizyon 2



-DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAZ KUR’AN KURSLARI YAPRAK TESTLERİ TÜRKİYE’DE İLK VE TEK ÇALIŞMA !!! - TIKLAYINIZ
 
Hareket
 
Biz yetişkinler hareket etmeden belli bir süre durabiliriz. Bu bizim için normal bir davranıştır. Ancak çocuğun yapısında hareket etmek vardır. Hareket edemeyen çocuk strese girer. Bu nedenle çocukların eğitim ortamları içinde yeteri kadar hareket etmesi sağlanmalıdır. Çocukların harekete olan ihtiyaçlarını anlamak için bir teneffüs vaktinde okul bahçelerini gözlemlemek yeterlidir.
 
Çocuklar teneffüsle birlikte bahçeye çıkarlar ve delicesine koşarlar. Bu onların hareket ihtiyacından kaynaklanır.
Yaz kurslarında çocukların hareket ihtiyacını karşılamak iki şekilde olabilir. İlki hareketi öğretim programının içine katmaktır. Çeşitli drama, skeç ve oyun etkinlikleri ile çocuğun hareket ederek öğrenmesi sağlanabilir. Hac anlatılırken, namaz öğretilirken uygulama yapmak aynı zamanda hareket etmek anlamına gelir. İkincisi ise, çocuklara hareket etmeleri için zaman tanımaktır. Her yarım saatlik öğretimin ardından çocukları hareket etmeleri için serbest bırakmak, bu esnadaki hareketliliklerini hoş görmek gerekir. Masa başı çalışma gerektiren konularda ise çocukların hareketlerini kısıtlamaya gitmemek gerekir. “Ayağını kıpırdatma, kollarını oynatma, iki dakika rahat dur!” gibi söylemler çocuğun yapısı ile çelişen söylemlerdir.
 
Merak
 
Çocuk duygu dünyasının önemli bir parçası meraktır. Çocuklar bu dünyaya yoğun merak duyguları ile gelirler. Bu duygu, onların dünyaya hızlıca adapte olup kısa sürede hayatı öğrenmelerini sağlar. Çocuk bu merakı sayesinde, yürümeyi, konuşmayı, eşyaların adını ve ne işe yaradıklarını kısa sürede öğrenir. Çocukların merak duyguları özellikle yeni ortama girdiklerinde çok tahrik olur. Çocuklar çekmecelerin ve dolapların içini, kitaplardaki resimleri, mekândaki cihazları merak edip ne işe yaradıklarını ve nasıl çalıştıklarını öğrenmek isterler.
 
Yaz kurslarında dikkat edilmesi gereken öncelikli konulardan biri, çocukların mekânda olası merak edebileceği şeyleri tahmin etmek ve çocukların bu meraklarını gidermektir. Camiler çocuklar için ilginç ve sıra dışı mekânlardır. Odası yoktur, tavanı yüksektir ve içinde mobilya bulunmaz. Camiye giren çocuk minareyi, minberi, mihrabı, müezzin mahfilini, renkli camları, mikrofon sistemini, büyük saatleri, seramik duvarları merak edebilir. Eğitimin başlangıcında çocuklara teker teker bu mekânları tanıtmak, onlar hakkında bilgi vermek yerinde olur. Çocukların mekânla ilgili merak duygularını gidermek, onlarda görülen “yaramazlık” ya da “etrafı kurcalama” dediğimiz davranışları azaltabilir.
Merak ile ilgili eğitimcilerin dikkat etmesi gereken bir diğer konu ise öğretimi planlarken sorularla çocukların merak duygusunu diri tutup, öğrenmeyi kolaylaştırmaktır. Bir çocuk için en zor şeylerden biri merak etmediğini öğrenmektir. Merak etmediğini öğrenen çocuk zamanla öğrenmeden soğur. Bu nedenle çocuklara yönelik her öğrenme faaliyeti, merak uyandıran sorular ve öykülerle başlamalıdır. Bir çocuk, merak duygusu harekete geçtikten sonra rahatça öğrenme gerçekleştirebilir.
 
Hayal
 
Çocukların biz yetişkinlerden üstün olduğu bir alan da hayal gücüdür. Çocuklar çok zengin bir hayal gücüne sahiptir. Eğitimcilerin görevlerinden biri de çocukların bu gücünü korumasına yönelik çalışmalar yapmaktır. Her günün sonunda “Hadi hayal kuralım.” diyerek gün içinde işlenen konularla
 
ilgili 10-15 dakikalık hayal kurmak hem çocukları eğlendirir, hem de onların hayal dünyalarını diri tutar.
Hayalen cennete, Kâbe’ye, Peygamberimiz’in (asm) yanına gitmek gibi çalışmalar yapılabilir. Oruç tutan robot, abdest aldıran makine gibi hayal çalışmaları da yapılabilir. Melekleri, Allah’ı, Peygamberimiz’i (asm) nasıl hayal ettikleri sorulabilir. Burada önemli olan çocukların hayallerini yargılamamaktır. Çocuklar kocaman gözleri olan Allah, uzun boyu ve süper güçleri olan peygamber, kanatları olan melekler hayal edebilirler ki, bu normaldir. Allah, peygamber, melek hayalleri zamanla yerli yerine oturacaktır, bu nedenle erken müdahale edip hayallere şekil vermeye bu aşamada gerek yoktur.
 
Şefkat ve Sevgi
 
Çocuk için şefkat ve sevgi demek her şey demektir. Balıkların su dışında yaşayamaması gibi çocuklar da sevginin ve şefkatin olmadığı bir ortamda yaşamakta zorlanırlar. En iyi öğretim teknikleri ve teknolojileri ile donatılmış bir programın içinde sevgi ve şefkat yoksa, bu program çocuklara uygun değildir. Çocuk, ancak sevildiğini ve değer gördüğünü hissettiğinde öğrenme kanallarını açar. Sevilmediği bir ortamda zihnini, duygularını kapatıp ve kendini izole edebilir. Bu nedenle yaz kurslarında öğretimden önceki hedef, çocuklar tarafından sevilir olmaktır. Çocuklar mekânı, eğitimciyi sevdikten sonra kendi zihin kapılarını açarlar ve daha kolay öğrenirler. Bu konu Bölüm 3’te daha detaylı bir şekilde ele alınmıştır.
 
B) ÇOCUĞUN GELİŞİMSEL ÖZELLİKLERİ
 
Çocuklarla çalışan kişilerin çocukların dünyasını tanımakla birlikte çocukların gelişimsel özelliklerini bilmesi de beklenir. Yirmi beş yaşındaki bir kişi ile elli beş yaşındaki bir kişinin zihin, duygu ve psikolojik gelişim, birbirine yakındır. Ancak dört yaşındaki çocukla altı yaşındaki çocuk farklı düşünüp farklı hissedebilir. Sekiz yaşındaki bir çocuk için geçerli bir yöntem on yaşındaki çocukta pek işe yaramayabilir. Yani çocukların gelişim özellikleri değişkendir. Bu nedenle çocukla çalışan kişilerin çocuğun gelişimsel özellikleri konusunda bilgi sahibi olması beklenir. Bu kısımda çocuğun gelişimi psikososyal gelişim, bilişsel gelişim ve duygusal gelişim olarak üç ana başlıkta ele alınacaktır. Çocuğun tüm gelişimsel evreleri anlatılmamıştır. Sadece yaz kursuna katılan çocukların yaşına uygun gelişim dönemleri aktarılmıştır.

-DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAZ KUR’AN KURSLARI YAPRAK TESTLERİ TÜRKİYE’DE İLK VE TEK ÇALIŞMA !!! - TIKLAYINIZ
 
Psikososyal Gelişim
 
Erik Erikson Amerikalı bir psikologdur ve uzun yıllar insanın psikososyal gelişimi üzerine çalışmıştır. Hayatın farklı yaş dönemlerini psikolojik gelişim açısından incelemiş ve bu dönemlerde insnaı bekleyen gelişimsel görevleri ve risk faktörlerini sıralamıştır. Erikson, psikolojik açıdan sekiz gelişim basamağı tanımlamıştır. Eğer insan her basamakta onu bekleyen psikolojik ihtiyacını karşılarsa hayatta başarılı ve mutlu olabilmektedir. Bu ihtiyaçlar karşılanmazsa kişi psikolojik olarak çeşitli sorunlar yaşayabilmektedir.
 
Erikson’a göre 6-12 yaş arasındaki çocuklar, “Başarı & Aşağılık Duygusu” dönemindedir. Yani bu yaş grubundaki çocuklar için en önemli psikolojik gereksinimlerden birisi başarıdır. Eğer bir çocuk hayatının bu döneminde çeşitli başarılar tatmamışsa, kendini yeterli ve başarılı olarak görmemişse bir aşağılık duygusuna kapılabilir. Kendini işe yaramaz ve beceriksiz biri olarak tanımlayabilir. Yani 6-12 yaş arasındaki her çocuğun bir şekilde “Ben başarılıyım ve bazı işleri yapmada iyiyim.” duygusunu hissetmesi gerekmektedir.
 
6-12 yaş grubuna eğitim veren eğitimcilerin önemli görevlerinden biri çocukların başarılı oldukları alanı bulmak ve bunu çocuklara göstermektir. Çocuk kendi başına iyi yaptığı işlerin farkına varamayabilir. Bu konuda bir rehbere ihtiyaç duyar. Kimi çocuklar Kur’ân’ı öğrenmede, kimisi dua ezberinde, kimi ibadetleri uygulamada, kimisi olumlu davranış sergilemede, kimi ise kurallara uymada daha iyidir. Eğitimcinin görevi bu dönemde çocukların eksikliklerini görmekten ziyade çocuğun iyi olduğu alanlarını bulup ona göstermektir. Yaz kurslarındaki eğitimciler kendileri için bir başarı tablosu oluşturup hangi çocuğun hangi alanda başarılı olduğunu kaydedebilirler. Önemli olan bu tabloda her çocuğun karşısına başarılı olduğu bir alanı yazabilmektir.
 
Çocuklara bu dönemde yapılacak iyiliklerden biri de onlara din eğitimi kapsamı dışında hangi alanlarda başarılı olduklarını sormaktır. Bazı çocuklar futbolda, bazıları misket oynamada, bazısı matematikte, bir kısmı fen dersinde, kimisi flüt çalmada, kimisi resimde, kimisi de bilgisayar oyunlarında iyi olduğunu söyleyebilir. Bazıları iyi tamir yaptığından, bazıları da hızlı koştuğundan bahsedebilir. Çocukların bu özelliklerini yaz kurslarının başlangıcında onlardan alıp eğitim süresince bu yönlerine vurgu yapmak çocukların bu gelişim dönemini başarılı bir şekilde geçirmesini sağlar.
 
Bilişsel (Zihinsel) Gelişim
 
Jean Piaget İsviçreli bir psikologdur ve çocukların düşünce sisteminin nasıl geliştiğini araştırmıştır. Çocukların düşünceleri yetişkinlerden çok farklıdır. Mesela hayatlarının bir döneminde güneşi ve ayı canlı olarak düşünürler. Daha büyük nesnelerin daha ağır olacağına inanırlar. Sembollerle (harfleri, sayıları) öğrenmek konusunda zorlanabilirler.
Piaget, çocuğun düşüncesinin gelişimini dört dönemde incelemiştir. Buna göre 6-12 yaş arasındaki çocuklar Somut İşlemler Dönemi’ndedir. Yani altı yaşından sonra çocuklar sembollerle düşünebilirler, akıldan işlem yapabilirler, hayvanları çeşitli özelliklerine göre gruplayabilirler. Ancak bu dönemde soyut düşünce henüz gelişmemiştir ve çocuklar soyut kavramları anlamada zorlanırlar. Kendilerine gelen soyut mesajları hemen somuta çevirirler. Örneğin andımızdaki “büyüklerini saymak” deyimindeki ‘sayma’nın ne demek olduğu bu yaştaki çocuğa sorulsa muhtemelen teker teker parmakla saymayı söyleyecektir. Aynı şekilde, vatan, millet, şehir, ülke, ilçe gibi kavramlar bu yaş çocukları için zor kavramlardır.
 
Dine ait birçok kavram soyuttur. Allah, melek, sevap, günah, ibadet, cennet, cehennem, dürüstlük, sabır gibi pek çok kavram soyuttur. Çocuk bu kavramları dünyasına somutlaştırarak alır. Çocuklara bu kavramlar olabildiğince somutlaştırılarak verilmelidir.

-DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAZ KUR’AN KURSLARI YAPRAK TESTLERİ TÜRKİYE’DE İLK VE TEK ÇALIŞMA !!! - TIKLAYINIZ
 
Çocuk bu dönemde Allah’ı birçok gözü olan bir insan gibi hayal edebilir, melekleri kendi hayalinde somut bir varlığa dönüştürür. Sevap kavramını gülen yüz etiketine, günah kavramını ise okulda kendine verilen üzgün yüz etiketine benzetebilir. Herhangi bir davranışından dolayı “Allah sana sevap yazar” dendiğinde Allah’ın vücudunun bir yerine “sevap” kelimesini yazacağını düşünebilir. “Kadir gecesi geliyor” dendiğinde adı Kadir olan birinin gece geleceğini hayal edebilir.
 
Çocukların somut düşündüğünü bilen bir eğitimci üç konuda dikkatli olmalıdır. İlki, çocuklar tarafından dinin bazı kavramlarının somutlaştırmasının hoş görülmesi ve bu ilginç somutlaştırmadan dolayı onların ayıplanmaması ve onlarla alay edilmemesidir. İkincisi, bu dönemdeki çocuklara yapılacak olan öğretimlerde olabildiğince somut olmaktır. Dürüstlük ve sabır konusu somut olaylarla canlandırılarak, cennet güzel bahçe fotoğraflarına, sevap belki ödül etiketlerine benzetilerek anlatılabilir. Öteki dünya inancı, kurgusal drama çalışmaları ile çocuklara anlatılabilir. Çocuklara soyut bir kavramı somutlaştırırken drama, skeç, kukla, oyuncak, resim gibi somut araçlar kullanılabilir. Üçüncüsü ise çocukların dine ait sorduğu sorulara da olabildiğince somut cevap vermektir. “Allah nerede?” diye soran çocuğa “kalbimizde” gibi bir cevap verirsek çocuk pek anlamaz, ya da bedendeki kalbimizin içinde olduğunu düşünür. Çocuk bu sorusu ile mekânsal ve somut bir cevap aramaktadır. Bu soruya “Her yerde” cevabı verilebilir. “Neden Allah’ı görmüyoruz?” diye soran bir çocuğa “Gözümüz küçük” diye somut bir cevap verilebilir. Nasıl cevap vereceğimizi bilmediğimiz durumlarda soruyu çocuğa yöneltip “Sence nasıl olabilir?” diye onun somutlaştırmasını öğrenmek de faydalıdır.
 
Duygusal Gelişim
 
Hiçbir dini öğretide ergenlik dönemine kadar çocuklara günah yazılmaz. Aynı şekilde hiçbir devlet sisteminde çocuklar yaptıkları eylemlerden dolayı on iki yaşına kadar hiçbir şekilde hapse atılmaz ve cezalandırılmaz. Bunun birkaç nedeni vardır: İlki, düşünce gelişimi açısından çocukların hak, adalet, suç gibi soyut kavramları anlayabilecek yetiye sahip olmamasıdır. İkincisi, çocukların yaptığı davranışların doğurabileceği sonuçları kavrayabilecek düzeyde zihinsel yetiye sahip olmamasıdır. Üçüncüsü ise çocukların fizyolojik gelişimi gereği içlerinden gelen duygu ve dürtüleri yeteri kadar kontrol imkânının olmamasıdır. Bir çocuk markette gördüğü ve çok istediği bir oyuncağı gizlice cebine koyabilir. Bundan dolayı ceza almaz. Çünkü o çocuktur ve içinden gelen istek duygusunu tamamen kontrol edebilecek yetiye tam olarak sahip değildir.
 
Beynimizin ön kısmı (ön lob) daha çok düşünce ve irade merkezidir. Beynimizin orta bölgesinde yer alan limbik sistem ise duyguların merkezidir. Yetişkinlerin beyninin ön lob gelişimi tamamlamıştır ve yetişkinlerden iradelerini kullanarak duygularını durdurması beklenir. Ancak çocuklarda, ön beyin gelişim aşamasındadır ve onlar duygularına set çekmede zorlanırlar. Örneğin bir tartışma esnasında bir yetişkine hakaret edildiğinde o yetişkin kızabilir ve kızgınlık duygusu ile hakaret eden kişiye vurmak ya da bağırmak isteyebilir. Bu aşamada yetişkindeki irade sistemi devreye girer ve bu hakaretlerin doğru olmayacağı konusunda onu uyarır. Yetişkinlerden duygularından gelen “vurma” isteğini engellemesi beklenir. Ancak çocuklar içlerinden gelen “vurma” tepkilerini durdurmada yetişkinler kadar başarılı olamayabilirler. Yine yetişkinler, oruçluyken önlerine gelen güzel yemekler karşısında açlık duygusunun yol açtığı yeme isteğini iradesini kullanarak engelleyebilir. Ancak çocuklar aynı iradeyi gösteremeyerek önündeki yemekten bir parça yiyebilir. Çocukların duygularını kontrol edememeleri gelişimleri gereği mazur görülmelidir.
 
Çocuklar duygularını tam kontrol edemedikleri için bazen söz verip sözünde duramazlar, merak duyguları ile bizim yaramazlık dediğimiz işleri yaparlar ve etrafı kurcalarlar. Öfke ve kıskançlık duyguları ile arkadaşlarına vurabilirler. Çocuklardaki bu tür davranışlar “sık sık” görülmediği sürece normal kabul edilmeli ve cezalandırılmamalıdır. Eğer çocuğun bir olumsuz davranışı sürekli görülüyorsa bu davranışı cezalandırmak yerine, bu davranışın ardındaki psikolojik etkenler araştırılmalıdır. Psikolojik olarak yaralı çocuklar, olumsuz davranışları sık sık tekrarlamak eğiliminde olabilirler. Bu gibi durumlarda davranışı cezalandırmak yerine çocuğu rehabilite etmek gerekebilir.
 
Din eğitimi verirken de çocuklar kimi duygularının etkisinde kalarak ortam bozucu ve can sıkıcı davranışlar sergileyebilirler. “Can sıkıntısı, merak, bıkkınlık, kızgınlık, kıskançlık, korku” duyguları çocuklara olmadık işler yaptırabilir. Bu gibi durumlarda çocukları cezalandırmak yerine onlara şefkatle yaklaşmak gerekir. Unutulmamalıdır ki, Allah çocukların tüm bu davranışlarını hoş görmektedir.

-DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAZ KUR’AN KURSLARI YAPRAK TESTLERİ TÜRKİYE’DE İLK VE TEK ÇALIŞMA !!! - TIKLAYINIZ

DİN EĞİTİMCİLERİ İÇİN PEDAGOJİK KILAVUZ İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 1: DİN EĞİTİMİNDE PEDAGOJİK AMAÇLAR İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 2: ÇOCUK DÜNYASI ve GELİŞİMİ İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 3: EĞİTİMCİNİN ÖZELLİKLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 4: ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ ve ÖĞRETİM HATALARI İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 5: EĞİTİM ve ÖĞRETİM MEKÂNI İÇİN TIKLAYINIZ

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.