Din Eğitiminde yöntemleri ve öğretim hataları
-DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAZ KUR’AN KURSLARI YAPRAK TESTLERİ TÜRKİYE’DE İLK VE TEK ÇALIŞMA !!! - TIKLAYINIZ

BÖLÜM 4:
 
ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ ve ÖĞRETİM HATALARI
 
Kitapçığın bu bölümünde çocuklara eğitim ve öğretim yaparken kullanılması ve kaçınılması gereken yöntemlere yer verilecektir. Bu bölüm iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda çocukların nasıl daha iyi öğrendiğine yönelik bilgiler verilecek, ikinci kısımda ise çocuk eğitiminde sıklıkla kullanılan yanlış öğretim yöntemlerinden bahsedilecektir.
 
A) ÇOCUK EĞİTİMİNDE BAŞVURULACAK ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ
 
Oynayarak ve Eğlendirerek Öğretmek
 
Çocuklara yapılan her türlü öğretimde çocukların keyif almasını sağlamak öncelenmelidir. İçinde keyif olmayan bir eğitim çocuklar için yorucu ve sıkıcıdır. Bu nedenle çocuklara yönelik her türlü eğitim planlamasında oyuna ve eğlenceye bol bol yer verilmelidir.
 
Eğitimi keyifli hale getirmenin ilk adımı eğitim programına, ders saati ile birlikte mutlaka oyun saati koymaktır. Her iki saatlik eğitimin en az yarım saati oyuna ayrılmalıdır. Bu oyun saati teneffüslerden ayrı olarak planlanmalıdır. Eğitimi keyifli hale getirmenin ikinci adımı “oyunla öğretmek”tir. Bu adımda ders içeriğinin kendisi bir oyun içinde sunulur. Örneğin Kur’an harfleri çocuğa yap-bozlar ve boyamalar ile birlikte öğretilir. Namaz kılmak çocuğa, bir drama içinde anlatılır. İkinci adımın gerçekleşebilmesi için eğitimcinin önceden “Acaba ben bu konuyu bir oyun içinde nasıl anlatırım?” sorusunu kendisine sorması gerekir. Bu soru sorulduktan sonra uygun cevaplar mutlaka bulunacaktır. Tekrar hatırlatmak gerekirse eğer bir çocuk öğrenirken keyif almıyorsa, zorlanıyor demektir. Eğitim sürecinde çocuğu zorlanmak genelde tam tersi sonuçlar verir.
 
Sözü Görüntü ile Güçlendirerek Öğretmek
 
Çocukların zihinsel kapasiteleri kelimeleri alıp işlemlemede zorlanır. Bu nedenle sadece konuşma yoluyla çocuklara yeni alışkanlıklar kazandırmak zordur. Atalarımızın deyimi ile sözler çocukların bir kulağından girip öteki kulağından çıkabilecek bir özelliğe sahiptir. Çocuklar görsel imajlar yolu ile daha kolay öğrenirler ve öğrendiklerini daha iyi pekiştirirler. Çocuklara anlatılan konuları görüntüye dökmek çocuk eğitiminin en önemli şartlarından biridir. Namazı, orucu, cenneti, yardımseverliği sadece kelimelerle anlatırsak çocuklar bu kavramları öğrenmekte zorlanabilirler. Çocuğun öğrenmesi, edindiği bilgiyi zihninde canlandırması ile mümkündür. Bu görsel canlandırma model olan birisini izlemekle, bir hikâye, bir resim ya da bir video ile olabilir.
 
Çocuklara “Dürüst olun!” demekle birlikte, onun önünde dürüstçe davranışlar sergilemek daha eğiticidir. Ya da dürüstlük, bir hikâye ile çocuğun zihninde canlandırılabilir. Abdesti sadece anlatarak, sabırlı olmayı uzun nasihatler vererek çocuklara aktarmak zordur. Çocuk, kelimeleri zihninde pek tutamazken görüntüleri tutar ve tutulan bu görüntüler çocuğun hayatını şekillendirir.
 
Bu nedenle özellikle ahlak eğitimini (dürüstlük, cömertlik, sabır, vefa, tevazu vb.) çizgi filmler, resimler, gerçek hayattan örnekler, çocukların zihninde görüntüye dönüştürülen hikâyeler ve menkıbeler yolu ile desteklemek gerekir.
 
Somutlaştırarak Öğretmek
 
Anlatılan konuyu görüntüye dökmek, aynı zamanda bilginin somutlaştırılmasını da sağlar. Böylece çocuklar hem görüntü, hem de somutluk elde etmiş olur ve öğrenmeleri hızlanır. Hac ibadetini masa başında konuşarak anlatmak yerine bir Kâbe maketi ve oyuncak bebekler ile anlatmak daha doğrudur. Yemek adabını konuşarak değil de, örnek bir sofra kurup, canlandırma yaparak anlatmak çocuk için daha kalıcıdır. Bu konuya, çocuğun bilişsel gelişimi bölümünde geniş yer verilmiştir.
 
Öyküleme Yolu ile Öğretmek
 
Her zaman çocuklara video, oyuncak, kukla, drama gibi somut ve görsel malzemeler bulmak kolay olmayabilir. Bu noktada canlı öyküler eğitimcilere yardımcı olabilir. Çünkü çocuk öyküyü kendi zihninde hayal gücü ile canlandırarak görüntüye dönüştürebilir. Çocuklara özellikle karakter ve değerler eğitimi esnasında bol bol öyküler anlatılabilir. Geçmiş kültürümüz öykü, kıssa açısından oldukça zengindir. Hatta yaz kurslarında günlük programın bir kısmı sadece öykü ve kıssalara bile ayrılabilir.
 
Model Olma ve Taklit Yolu ile Öğretmek
 
Çocuk eğitiminin en etkili yollarından biri çocuğa doğru rol modellerle buluşturmaktır. Çocuklar en çok model alma ve taklit yolu ile öğrenirler. Eğitimcilerin, çocuktan bekledikleri davranışları çocuğun önünde yapması ve çocukların bu sahneyi gözlemlemesi öğrenmeyi hızlandırır. Eğitimcilerin anlattıklarını, bizzat kendilerinin yaşaması çocuk için en etkili öğrenme yöntemlerinden biridir. Eğitimciler, çocuklara model olduğu gibi, onların içinden seçtiği iyi modelleri de öne çıkarabilir. Mesela, Kur’ân çalışmasında, bir harfin doğru okunuşunu eğitimci kendi telaffuz ettiği gibi, bu işi iyi yapan bir çocuğa da telaffuz ettirebilir. Çocuklar, istenen davranışı kendi önünde yapan birisini gördüklerinde o davranışı daha kolay yaparlar. Çocuğun önünde uygulayıcı model yoksa çocuk beklenen davranışı sergileyemez. Dürüst olması gerektiğini bilir ama nasıl dürüst olacağını bilemez. Çocuğu iyi modellerle karşılaştırmak, iyi modelleri çocuğun yanına getirmek çocuklar eğitiminde kullanılacak en iyi yöntemlerden biridir. Bu modeller yaşayan kahramanlar olabileceği gibi, geçmişte yaşamış kişiler de olabilir. O kişilerin hayatlarından sunulan somut olaylar, çocuğun model almasını kolaylaştırır.
 
Çocukların sözle birlikte görüntüler yolu ile öğrendiğinden bahsettik. Görüntüler çocuk için bir somutlaştırma görevi de görür. Model olmak, öykülemek ve oyun içinde öğretim aslında birer görüntü ile öğretme yöntemidir. Ancak tüm öğretim yöntemlerinin üzerinde bir yöntem vardır ki, o da yaparak-yaşayarak öğrenmektir. Örneğin abdesti anlatmak yerine resimlerle ve videolarla göstererek öğretmek daha güzeldir. Bunun bir adım ötesi, çocuğun önünde abdest alarak çocuğa rol model olmaktır. Bu sayede çocuk gerçekte bu işi yapan birine temas etmiş ve daha iyi öğrenmiş olur. Ancak bu öğrenmenin de bir adım ötesi vardır ve o da çocuğun yanı başında durup, bizzat onun abdest almasına fırsat verip yaparak öğrenmesini sağlamaktır. Bu tarz bir öğretim birebir ilgiyi gerektirir. Namaz, dua gibi ibadetler yaptırarak ve yaşatarak öğretilebilir. Bir yardımseverliği yaparak-yaşatarak öğretmek istiyorsak, çocukları bir yardım faaliyetine katmak gerekir. Dürüstlüğü yaparak yaşatarak öğretmek için evde vazo kıran bir çocuğun annesine karşı dürüst olup “Ben kırdım anneciğim, özür dilerim.” dediği bir öyküyü çocuğun canlandırması sağlanabilir. Çocuğun öğrendiğini bir rehber ile birlikte deneyimlemesi, bunu defalarca tekrarlaması en kalıcı öğretim şeklidir.
 
Doğru eğitim yaklaşımlarını kısaca özetleyecek olursak diyebiliriz ki; çocuk eğitim sürecinde öncelikle eğlenmeli ve keyif almalıdır. Eğitim kelimelerde kalmamalı görüntülerle desteklenmelidir. Resim, video ve öykülerle görüntülerle dökülen eğitim çocuğun zihninde somutlaşır ve daha kalıcı olur. Eğitimi somutlaştırmanın en güzel adımı ise çocuğun önünde yaşayan bir rol model olmaktır. Daha da ötesinde çocuğa anlatılan konuları bizzat kendisine yaşatmak ve deneyimletmek en etkili öğretim yöntemidir.
 
B) SIKÇA YAPILAN ÖĞRETİM HATALARI
 
Yaz kurslarında doğru öğretim yöntemlerini kullanmak kadar, yanlış öğretim yöntemlerinden kaçınmak da önemlidir. Bu kısımda çocuk eğitiminde çok sık yapılan öğretim yanlışlarına yer verilmiştir.
 
Tehdit birçok insanın hoşuna gitmez. Birisi bize tehditle bir iş yaptırmaya çalıştığında o işi pek yapmak istemeyiz. Tehditte amaç, öfke ile karşıdaki kişinin kalbine korku salıp ona istenilen davranışı yaptırmaktır. “Eğer şunu yapmazsan, o zaman görüşürüz.” demek bir tehdittir ve çocuk eğitiminde pek işe yaramaz. Üstelik aksi sonuçlar verebilir. Tehdit edilen kişi zorla istenilen davranışı yapsa da, o davranışı isteksiz ve geçiştirerek yapar. Bir süre sonra zorla yaptığı bu işe karşı nefret duyabilir.
 
Çocuk eğitiminde tehdit yerine uyarı ve ceza kullanılabilir. Çocuklara, eğitim öncesinde kurallar güzelce anlatılabilir ve çocuklar ikaz edilebilir. Örneğin derste çocukların ayağa kalkmamasını isteyen bir eğitimci “Arkadaşlar, ders esnasında herkesin yerinde oturmasını istiyorum, herkes ayağa kalkarsa ders işleyemiyorum ve hepimizin dikkati dağılıyor. Biliyorum, çocuksunuz ve hareket etmek istiyorsunuz. Ben size hareket etmeniz için izin vereceğim. Ancak buna rağmen yerinizden izinsiz kalkıp gidip bir arkadaşınızı rahatsız ederseniz, o gün oynanan oyuna katılamayacaksınız.” cümlesini kurabilir. Burada hem gerekçeli açıklama, hem bilgilendirme ve hem de ikaz vardır. Bu cümledeki ikaz bir cezayı da içermektedir. Ancak bu cümlede çocuğa açıkça korku verme niyeti yoktur, eğitimci hiddetli değildir. Amacı çocukları bilgilendirmek ve uyarmaktır. Bu cümle daha yapıcıdır ve çocukları incitmez. Bu nedenle çocuk eğitiminde tehdit yerine uyarı ve cezaya yer vermek daha isabetli olur.
 
 
Din eğitiminde yapılan en temel hatalardan biri, çocukları Allah ve Cehennem ile korkutarak, tehdit ederek çocukları dine ya da istenilen bir davranışa yöneltmeye çalışmaktır. “Namaz kılmazsan Allah seni yakar!”, “Kötü konuşursan cehennemde yanarsın!” gibi yaklaşımlar çocuklarda kaygı-korku oluşturur ve çocuk rahmeti olan bir Allah değil, yakan, kızan bir Allah inancına sahip olur. Sevdiklerinden biri kötü konuştuğunda onun yanacağı kaygısı ile uykusuz geceler geçirebilir.
 
Dinin kavramlarını kullanarak çocukları korkutmak, onlarda dine karşı olumsuz bir tepki oluşturabilir. Bu nedenle çocukların yanlışlarını Allah ve Cehennem ile korkutarak düzeltmekten vazgeçilmelidir. Çocuklarla iletişim kurarken negatif bir dil yerine pozitif bir dil kullanmak gerekir. “Yalan söylersen Allah seni sevmez.” demek yerine “Allah doğru sözlü olanları çok sever.” demek daha doğru olur.
 
Çocuklar bazen eğitimcinin istediklerini yerine getirmezler ya da getiremezler. Bu durumda çocuklarla alay etmek, onları toplum içinde küçük düşürmek, eleştirmek, azarlamak çocukların duygularını örselemek anlamına gelir. Çocuk bu olumsuz duygusunu bulunduğu mekan, bilgi ve kişi ile eşleştirir. Daha sonra camiye, hocaya ve dini değerlere karşı olumsuz duygular besleyebilir. Bu nedenle eğitim süresince çocukların duyguların incitmemeye aşırı özen gösterilmelidir.
 
Ödülün yanlış kullanımı en az ceza kadar çocuklara zarar verebilmektedir. Bu nedenle çocuklarda ödül kullanımına dikkat etmek gerekir. Ödül davranıştan öncesinde söylendiğinde, yani “Çocuğa şu kadar dua ezberlersen, şu ibadeti yaparsan sana şunu vereceğim” dendiğinde çocuk o davranışı yapar. Ancak dua ve ibadeti kendisi için değil, ödül için yapar. Ödül ön plana çıkarken dua ve ibadet geri planda kalır. Dua ezberlemek ve ibadet yapmak, ancak ödülle yapılacak zor bir iş halini alır. Bu nedenle ödülü davranıştan önce söyleyip çocukları teşvik etmek doğru değildir. Ödül iyi davranışın öncesinde söylenmemeli, iyi davranış ortaya çıktıktan sonra, bazen verilmelidir.
 
Eğitimci dua ve ibadet konusunda ödül vereceğini önceden söylemeden, bir çocuğun dua ezberlediğini gördüğünde, bu çocuğu ödüllendirebilir. Yani eğitimci çocuklarda görülen iyi davranışları yakalamalı ve yakaladığı bu iyi davranışları bazen sözle, bazen de küçük hediyelerle ödüllendirmelidir. Kursa erken gelen, dersine iyi çalışan, dersi dikkatle dinleyen, güzel not alan, eğitimciye yardım eden çocuklar, rastgele olacak bir şekilde öncesinde kendilerine ödül verileceği söylenmeden ödüllendirilebilir. Ancak bu ödüllendirme de sık sık olmamalıdır. Bu konuda detaylı bilgiye derneğimizin “Çocuk ve Ödül” makalesinden ulaşılabilir.

-DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAZ KUR’AN KURSLARI YAPRAK TESTLERİ TÜRKİYE’DE İLK VE TEK ÇALIŞMA !!! - TIKLAYINIZ
 
Ceza ile Öğretim
 
Ceza, çocuk eğitiminde en son kullanılması gereken bir yöntemdir. Çocuğa örnek olduktan, istenilen davranışları birlikte tekrarladıktan, çocuğun psikolojik yaralarını giderdikten, güzel dille ikaz ettikten ve olumlu davranışları ödüllendirildikten sonra, hiçbir sonuç alınamıyorsa o zaman ceza yöntemi gündeme gelebilir.

 
 
Çocuklara verilen ceza şiddet içeremez. Şiddet, fiziksel, sözel ve duygusal şiddet olarak üç çeşit olabilir. Fiziksel şiddet, çocuğun bedenine zarar vermeyi içerir ve tasvip edilemez. İkinci şiddet çeşidi hakareti, alayı, küçümsemeyi içine alan sözel şiddettir ve çocuklara sözel şiddet de uygulanamaz. Üçüncü şiddet çeşidi duygusal şiddettir, çocukların duygularını ezmek, rencide etmek, istismar etmek anlamına gelir ki bu da tasvip edilmez. Çocuklara verilebilecek tek ceza “kısa süreli mahrumiyet” olabilir. Örneğin tüm uyarılara rağmen dersin akışını bozan, arkadaşlarına vuran bir çocuğa bir günlük grup oyunlarına katılmama cezası verilebilir. Burada çocuğun oyuna katılma hakkı bir günlüğüne elinden alınmıştır. Çocuklara verilen herhangi bir mahrumiyet cezası bir günü geçmemelidir. Mahrumiyet cezası, yemek, içmek, uyumak, sevgi gibi temel ihtiyaçlarla alakalı da olmamalıdır.
 
Tekrar belirtmek gerekir ki, arkadaşlarına vuran bir çocukta cezayı kullanmadan önce diğer tüm yöntemleri denemiş olmak gerekir. Çocuğa vurmanın kötü olduğunu anlatmak, iyi geçinmek üzerine öyküler anlatıp videolar izletmek, çocuğu bazı derslerde yanımıza alıp kontrol altında tutmak, arkadaşlarına vurmadığı günlerde onu takdir etmek, yanlış davranışları için gün sonunda onu bir kenara çekerek güzel dille uyarmak, tüm bunları yaparken sevgi ve şefkatle yaklaşmak diğer yöntemlerdir ve öncelikle bu yöntemler kullanılmalıdır. Tüm bu yaklaşımların sonucunda sınırları çok zorlayan çocuklara mahrumiyet cezası verilebilir. Ancak verilen ceza bir günü geçmemesine ve herkesin önünde uygulanmamasına özen gösterilmelidir. Örneğin, oyuna katılmama cezası alan bir çocuk, oyun öncesinde evine gönderilebilir. Arkadaşları oyun oynarken çocuğu kenarda bekletmek, onu toplum içinde cezalandırmak anlamına gelir ve bu, çocuğun duygularını rencide eder. Bu nedenle, çocuklara toplum içinde ceza vermekten kaçınılmalıdır.
Çocukların bazı olumsuz davranışları (tırnak yeme, alt ıslatma, izinsiz eşya alma, aşırı hareketlilik) psikolojik bir yaranın sonucu olabilir ve bu davranışlar tek başına mahrumiyet cezası ile söndürülemez. Bu konuda uzmanlara danışmak gerekebilir. Kısacası, ceza çocuk eğitiminde en son müracaat edilecek bir yöntemdir ve ancak mahrumiyet cezası şeklinde olabilir.

-DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAZ KUR’AN KURSLARI YAPRAK TESTLERİ TÜRKİYE’DE İLK VE TEK ÇALIŞMA !!! - TIKLAYINIZ

DİN EĞİTİMCİLERİ İÇİN PEDAGOJİK KILAVUZ İÇİN TIKLAYINIZ


BÖLÜM 1: DİN EĞİTİMİNDE PEDAGOJİK AMAÇLAR İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 2: ÇOCUK DÜNYASI ve GELİŞİMİ İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 3: EĞİTİMCİNİN ÖZELLİKLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 4: ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ ve ÖĞRETİM HATALARI İÇİN TIKLAYINIZ

BÖLÜM 5: EĞİTİM ve ÖĞRETİM MEKÂNI İÇİN TIKLAYINIZ

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol