Kurum dergileri genellikle ait olduğu kurumun resmi yayın bülteni gibi görülür. Kurum dergilerine karşı kurum içinden ve dışından güçlü bir önyargı vardır ve maalesef Diyanet Aylık Dergi de bu algıdan olumsuz etkilenmektedir. Diyanet Dergisini birkaç ay önyargısız bir şekilde okuyan herkes, derginin ilmi ve entelektüel derinliğini teslim eder.

Babam köyde yaşayan bir çiftçi olarak Diyanet personeli olmadığı halde 1970 ve 80’li yıllarda Diyanet Gazetesini düzenli olarak takip ederdi. Beni de okumaya teşvik ederdi. Diyanet Gazetesi, benim için ilk mektep olmuştu adeta. Diyanet Gazetesi 1992 yılından itibaren dergiye dönüştü. İlk sayısı da ücretsiz dağıtıldı. O yıllarda, burnu havada toy bir üniversiteli olarak dergiyi burun kıvırarak karıştırdım ve olmamış, dedim. Diyanet’teki görevime de yeni başlamıştım. Müftülük şefimiz derginin o ayki sayısını satın almamı isterdi, hatıra binaen kerhen aldım. Aday memur olarak üstlerimle sorun yaşamama hassasiyetini de göz önünde bulunduruyordum. Dergiyi elimde gören Ankara İlahiyat’tan bir hocam, dergi hakkındaki düşüncemi sordu. Ben de Mısır’ın yarı resmi el-Ahram’ı gibi bir şey işte, diyerek ukalalığımı hocama karşı da sürdürdüm. Peki kaç sayısını baştan sona okudun? diye sordu. Hiç, deyince, hocam, “Bak, bir kitabı, bir eseri okumadan onun hakkında kanaat belirtmek affedilmez bir bencilliktir.” dedikten sonra sözlerini şöyle sürdürdü: Önce oku, beğenmediğin bir yazı ve yorum olursa arkadaşlarınla mütalaa et, ondan sonra da mektupla derginin yazı işlerine düşüncelerini ilet. Bu dergi, senin mensup olduğun güzide bir kurumun dergisi, bak bizim yazılarımız da çıkıyor bazen, bir emek verilmiş, okumadan beğenmemekle çok ayıp ediyorsun, dedi. Mahcup oldum, bir şey diyemedim.

O an için, hocam da dergide yazdığı için böyle konuşuyor, şeklinde düşünsem de “Bir eseri okumadan onun hakkında kanaat belirtmek affedilmez bir bencilliktir.” sözü zihnime onluk çivi gibi çakılmıştı. Ondan sonra derginin ilgimi çeken bazı yazılarını okumaya okudukça da dergiyi sevmeye başladım. Çocukken Diyanet Gazetesi ile olan gönül bağım dergi ile de kuruldu. Sanırım 1996 yada 1997 yılının Şubat sayısı idi. Kapakta sağ üst köşede kırmız bant üzerinde yatay bir şekilde “Bitmeyen çile başörtüsü” yazısının bağlığı yer alıyordu. Başörtüsü zulmünün bütün ağırlığı ile devam ettiği bir zamanda böyle bir yazının yayınlanması, derginin resmi yaklaşıma rağmen dini ve ahlaki konularda dik durduğu, inancından ve değerlerinden taviz vermediği anlamına geliyordu.

Zamanla kurum içinde vaiz ve müftü olarak görev aldım. Personelimizin Diyanet Aylık Dergiyi hala kerhen aldığına şahit oldum. Bir zamanlar ben de aynı düşüncelere sahiptim, diyerek dergiyi almak istemeyenleri anlıyordum ancak bazı personelin dergiye karşı önyargılı yaklaşımının psiko-sosyal sebeplerini de bulmaya çalıştım. Gözlemleyebildiğim kadarı ile dergiye karşı menfi bir yaklaşımın oluşmasında şu düşünceler ve anlayışlar yer alıyor:

1-Dergi, kurumun resmi yayın bülteni olarak görülüyor, bizi bize anlatıyor, buna ne gerek var? şeklinde bir düşünce var.

2-Derginin emirle satılması antipati oluşturuyor. Personel, “Ben gerek görürsem alırım, nende emr-i vaki yapılıyor?” diyor.

3-Birkaç yıldır dergi, çoğu yerde ay ortasında yapılan mutat aylık toplantıya yetişmiyor, ay sonuna doğru geliyor. Köyden gelen personel, dergiyi bir ay geriden takip ediyor. Bir ay öncesinin dergisini de gazete gibi zamanı geçmiş bir mevkute olarak değerlendiriyor. Oysa derginin bir çok yazısı kitap gibi evladiyelik mahiyete sahiptir.

4-Bazı personelimiz, gönül bağı olan cemaatinin dergisini alıyor, ayrıca kurumunun dergisini almayı zait görüyor.

5-Okuma özürlü bir toplum olduğumuz acı bir gerçektir. Okumama ve okuyamama hastalığı maalesef Diyanet personeline de sirayet etmiş. Bazı hocalar okumayacağım bir dergiyi neden alayım, diyor.

Diyanet Aylık Dergiyi severek okumalıyız çünkü;

1-Diyanet Dergisi, resmi yayın olmanın çok ötesinde ilmi ve entelektüel derinliği olan bir dergidir. Dergide Türkiye’de alanında ilmine ve görüşlerine itibar eden seçkin ilim adamlarının yazıları yer alır.

2-Dergide çalakalem yazılara rastlayamazsınız. Her yazı, önce Din İşleri Yüksek Kurulunun sonra da hukuk komisyonunun tetkikinden geçer. Dine ve ahlaka mugayir, tartışmalı ham konulara ve düşüncelere yer verilmez.

3-Diyanet Dergisi güncel konuları popülizmin ve güncel polemiklerin tesirinde kalmadan ele alır ve olması gerekeni söyler. Ayrıca, o ay meydana gelmiş önemli tarihi olaylar, vefat eden şahsiyetler Din İşleri Yüksel Kurul Mütalaaları yer alır.

4- Bir din görevlisinin evinde kafi miktarda kitap olmasa bile bir ay boyu dergideki yazılardan yararlanarak vaaz yapabilir. Zira dergide hem cemaati hem de din gönüllüsünü manen doyuracak içerikte yazılar yer alır. Diyanet Dergisi, kitap gibi dergidir. İki ayda bir dergiyle birlikte verilen ekler de hacmi küçük, değeri büyük bir kitap mahiyetindedir.

5-Her personel, kurumunun olaylara yaklaşımını bilmek durumundadır. Personel arası insicam, aylayış birliğinin oluşması, koordinasyon ve ortak projelerin hayata geçirilmesi için süreli yayınların takibi zaruridir. Haber bülteninde Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde uygulanmış örnek bir faaliyet, diğer görevlilere de ilham verir, ufuk açıcı fikirler intaç eder.

Hasılı, sermayesi ilim ve fikir olan Diyanet personelinin haftada bir kitap, ayda bir dergi okumaması düşünülemez. Diyanet Aylık Dergi, ayağına gelmiş paha biçilmez bir sermaye mahiyetindedir Diyanet personeli için. Okumayanlar, düşünemeyen ve aklını kullanmayanlardır. Okumayanların zihninde yararlı bilgilerin yerini dedikodular alır. Malayani ( boş iş ve sözler) ile zihin meşgul olur. Zihni malayani ile dolanlar, kendisine ve çevresine sadece sorun üretir. Başı da beladan kurtulmaz.

NOT: Yazarımızın diğer yazılarını okumak için lütfen yıklayınız

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.