28 Şubat'ta Diyanet'e baskı yapılmıştır
Başkan Görmez: Din siyasetin emrinde bir araca döndüğü zaman, güç ve çıkar çatışmaları içinde hırpalanıyor ve bir zaman sonrada en büyük yanlışımız, rahmet olarak gelen dinin; güç ve çıkar çatışmaları için meşrulaştırma aracı olması.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, katıldığı NTV televizyon programında konuştu. Görmez, "Biz bilhassa dinle hayat arasında ki ilişkiyi Yaratıcımızın istediği şekilde dizayn edemeyip ikilemde kaldık. Dinin emrinde siyaset yapanlar, kendilerini bir süre sonra dinle bağdaştırmaya başlıyorlar. Din bir araç haline getiriliyor. Din siyasetin emrinde bir araca döndüğü zaman, güç ve çıkar çatışmaları içinde hırpalanıyor ve bir zaman sonrada en büyük yanlışımız, rahmet olarak gelen dinin; güç ve çıkar çatışmaları için meşrulaştırma aracı olması." dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in konuşmasından satır başları;

28 Şubat Diyanet Tarihi adına çok önemli olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı o dönemde zor zamanlar yaşadı. Askeri personeller o dönemlerde Diyanet İşlerinde odalar açarak, çalışmalara yön vermeye çalışmış, baskı yapmıştır.

"ESKİDEN KABİLE SAVAŞLARI VARDI ŞİMDİ ADETA KÜRESEL KABİLE SAVAŞLARI VAR"

Bence radikalizme kayma, olgudan ziyade algı olarak gelişti. Medeniyetler çatışması kuramı, malesef kuram olarak kalmadı. eskiden kabile savaşları vardı şimdilerde adeta küresel kabile savaşları var. Afganistan sovyetler tarafından işgal edilmese El Kaide olmazdı Irak işgalinde yüzbinlerce insan olmasa, çocuk ve kadınlar öldürülmese acaba DAEŞ gibi bir örgüt ortaya çıkacak mıydı. Afrika'da köleleştirme, sömürgeleştirme işlemleri olmasa; Boko Haram, el şebab tarzı örgütler ortaya çıkacak mıydı?

İslam Dünyası başına gelen tüm hadiselerin dışardan kaynaklandığını bizden kaynaklandığını söyleyerek hataya düşüyor Hristiyanlıktan Haçlı Seferleri, Musevilik'ten Siyonizm nasıl ortaya çıktığı araştırılmalı. 60 kişiyi aşkın insanı yok eden Brieveik'in geride bıraktığı metinlere baktığımız zaman, dinlerin bazı insanlar tarafından meşrulaştırma unsuru olarak kullanıldığını görüyoruz. Batı-Doğu ikileminin, dünyanın yuvarlak olmadığını iddia eden dogmatik bir düşünce gibi olduğunu düşünüyorum..


"BİZ NE BATILI NE DOĞULUYUZ, BİZ DÜNYALIYIZ"

Biz ne batılı ne doğuluyuz, biz dünyalıyız. Allah kuranda bildiriyor ki 'Allah doğununda batınında rabbidir' diyor. Batı da kin ve kibir hakim; bunu Afrika sömürgelerinden beri görüyoruz. Batının sahip oldugunu iddia ettiği değerlere bakarsak, Batı dünyası insanlık, insan hakları gibi kavramları yücelttiğini söylese de bunu sadece kendine mal ediyor. İki dünya savaşından sonra bu coğrafyanın tamamına batılıların geldiğini, işgalci olarak geldiğini biliyoruz ve gelen batılılar bu coğrafya da istibdad rejimleri kurdu. Saddam Hüseyin'in, Suriye'ye Baas Rejiminin nasıl geldiğini herkes biliyor.

3 tane büyük hatamız var. 1. hatamız biz bilhassa dinle hayat arasında ki ilişkiyi Yaratıcımızın istediği şekilde dizayn edemeyip ikilemde kaldık. Dinin emrinde siyaset yapanlar, kendilerini bir süre sonra dinle bağdaştırmaya başlıyorlar. Din bir araç haline getiriliyor. Din siyasetin emrinde bir araca döndüğü zaman, güç ve çıkar çatışmaları içinde hırpalanıyor ve bir zaman sonrada en büyük yanlışımız, rahmet olarak gelen dinin; güç ve çıkar çatışmaları için meşrulaştırma aracı olması.
100 sene önce batıda hiç bir yerde cami sinagog kilise Batı'da yan yana yoktu fakat bizde yüzyıllar boyunca bu inançlar barış içinde yaşamıştır. Bizim dinimiz başkalarıyla olan ilişkilerimizi bize bırakmadı, buyurdu. Biz tüm inançlarla yan yana yaşama özelliğimizi güncellemeyerek dünyanın gerisinde kaldık.



"DİN HASTALANMAZ Kİ İLACA İHTİYACI OLSUN"

Din bir rahmet mesajıdır ancak bu mesajı bugüne taşımak önemlidir. Bunu bugüne taşıyamazsak; dini, tarihte bırakmış oluruz. Reform kavramı yanlıştır çünkü reform olması için deform olmalıdır fakat dinimizde deforme olma konusu yoktur. Din hastalanmaz ki ilaca ihtiyacı olsun'.

"DİLİNİZİ, KİMLİĞİNİZİ VE BENLİĞİNİZİ İNKAR ETMEYİN"

Şu an Avrupa'da da bazı siyasi partiler İslamofobiyi siyasette kullanıyorlar. Bir müslüman Avrupa'da sıradan bir suç işlemişse bile sınırdışı edilmesi referandum haline getiriliyor. Bu bir nefret siyasetidir bu ötekileştirerek kendi kalma mücadelesi, sürekli düşmanlar ortaya çıkararak kendinde kalma ve aynı zamanda etik bir sorundur. Yüce Rabbimiz kainatı yaratıp insansa emanet etti ve dedi ki burayı birlikte güzelleştirin, birbirinizi tanıyın, dilinizi kimliğinizi ve benliğinizi inkar etmeyin.

Bugün küresel bir bozgunculuk var ve tek sebebi daeş değil, bunun sebebini trumpta da aramalıyız Avrupa'da da aramalıyız. 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
adalet 10 ay önce

ya diyanete baskı yapılmayan dönem oldu mu ki?