Başbakan Davutoğlu Diyanet camiasına seslendi 1
31. İl Müftüleri İstişare Toplantısı
 
- Başbakan Davutoğlu: (1)
 
- "Nasıl Hazreti Mevlana, Moğol istilası döneminde, mezhep çatışmaların yaşandığı dönemde, 'Ne olursan ol gel' diye seslenmiştir aslında bugün aynı çağrıya ihtiyaç hissediyoruz. Müftülerimizin, ilim adamlarımızın, dini öncülerimizin, İslam dünyasının her yerinde ve ülkemizin her köşesinde 'Gel' diye seslenmelerinin vakti gelmiştir"
 
- "Türkiye hem küreselleşmenin getirdiği sorunlarla karşı karşıya kalan ve sağlıklı hesaplaşmayla bu sorunları aşmaya çalışan hem de İslam dünyasında örnek İslami hayat tarzı ile çağdaş, küresel hayat tarzı arasında doğru irtibat kurmaya çalışan bir tecrübenin içinden geçiyor"
 
- "Hepimizin üzerine büyük görevler düşüyor. Bunalım dönemlerinde doğru tavır alanlar, bunalım dönemlerinde ahlakı ve insan onurunu ayağa kaldıranlar, sonraki yüzyılların inşa edici aktörü olurlar"
 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Nasıl Hazreti Mevlana, tam da acıların yaşandığı Moğol istilası döneminde, mezhep çatışmaların yaşandığı dönemde, 'Ne olursan ol gel' diye seslenmiştir, aslında bugün aynı çağrıya ihtiyaç hissediyoruz. Müftülerimizin ilim adamlarımızın, dini öncülerimizin, İslam dünyasının her yerinde ve ülkemizin her köşesinde 'Gel' diye seslenmelerinin vakti gelmiştir" dedi.
 
 
Davutoğlu, toplantının çok önemli bir dönemde, önemli gündemle yapıldığını belirterek, böyle bir toplantının bugünlerde çok ihtiyaç hissedilen bir husus olduğunu ifade etti.
 
Büyük bir değişimin içinde çok köklü krizlerle, bunalımla yüzleşilerek tarih içinde yol alınmaya çalışıldığına işaret eden Davutoğlu, "Diyanet İşleri Başkanımız, İslam dünyasının tasvirini yaptı. Bu bizim gurur duyduğumuz kadim medeniyetimizin, bugünkü tarihe yansıması olan bir tablo değil. Bu bizim vicdanımızın, inancımızın, ahlakımızın, aklımızın gerektirdiği bir sosyal ve toplumsal çerçeve değil. Hepimizin her şeyden önce bütün bu sebepleri araştırırken, kendimizden başlayarak bütün faktörleri tek tek göz önüne almak ve yeni değerlendirmeye tabi tutma ihtiyacımız var. Böyle bir değerlendirmede müftülerimizin çok özem konumları var" şeklinde konuştu.
 
Müftülük makamının, sıradan bürokratik makam olmadığını, bir vicdan ve merhamet makamı olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:
 
"Müftülük makamı, bir ilmi makamdır. Müftülük makamı, insanlar bir takım müşkülatlarla karşı karşıya kaldıklarında akıl alabilmek için istişare etmek için hayatlarını tanzim etmek için başvurdukları, fetva makamlarıdır, vicdan makamlarıdır. Dolayısıyla vicdanımızı, irfanımızı, akaidemizi, ahlakımızı temsil eden bu yüce heyet önünde bugün bulunmaktan ve birlikte vicdanımızın ahlakımızın, irfanımızın karşıya karşı kaldığı tehditleri muhasebe etmekten büyük bir onur duyuyorum. Evet, bu makam, Hazreti Peygamberin sorulara cevap olarak verdiği makamın bugünkü karşılığıdır. Bu makam asırlarca, İslam toplumunun karşı karşıya kaldığı sorunlar karşısında insanların dertlerine deva olan makamdır. Hayatın içinde olan makamdır.
 
Bizde ruhban sınıfı yoktur. Gücünü ve ayrıcalığını metafizik unsurlarından alan ve bu ayrıcalığı hayat boyu sürdürdüğüne inanılan ruhban sınıfı makamı yoktur. Aksine diğer insanlarla birlikte ortak hayat alanını paylaşan, onlar gibi yaşayan, onların derdiyle dertlenen onlarla birlikte hayatın gerçekleri ve sorunlarıyla karşılaşan ilim adamlarından oluşan bir makam olarak müftülük makamı vardır. O bakımdan tam da bugünlerde hepimizin ortak anlayışla bu makamın hakkını vermek, ulvi kıymetine gerçek anlamda bir değer katmak sorunuyla karşı karşıyayız. Çok doğru bir zamanda çok doğru bir gündemle bir araya gelmiş bulunuyoruz."
 
-"İnsanlık büyük bir bunalımdan geçiriyor"
 
Toplantıda, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in 5 ana gündem maddesinden bahsettiğini, bu gündem maddelerinin hepsinin birbiriyle irtibatlı ve son derece önemli devasa problemleri de bünyesinde barındırdığını anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:
 
"Her şeyden önce şunu ifade etmek durumundayız, insanlık büyük bir bunalımdan geçiriyor. Küreselleşmenin getirdiği olağan üstü imkanlarla küreselleşmeyle ortaya çıkan büyük dengesizliklerin bir arada yaşandığı çok ciddi sosyal, varoluşsal sorunların gündeme geldiği bir dönemden geçiriyoruz. Yine bu çerçevede İslam dünyası hiç hak etmediği ve İslam adıyla bağdaştırması mümkün olmayan çatışmaların, katliamların, acıların içinde bu derde deva olacak yeni arayışların beklentisiyle karşı karşıya. Bunun için de Türkiye hem küreselleşmenin getirdiği sorunlarla karşı karşıya kalan ve sağlıklı hesaplaşmayla bu sorunları aşmaya çalışan hem de İslam dünyasında örnek İslami hayat tarzı ile çağdaş, küresel hayat tarzı arasında doğru irtibat kurmaya çalışan bir tecrübenin içinden geçiyor. Hepimizin üzerine büyük görevler düşüyor. Bunalım dönemlerinde doğru tavır alanlar, bunalım dönemlerinde ahlakı ve insan onurunu ayağa kaldıranlar, sonraki yüz yılların inşa edici aktörü olurlar.
 
Hazreti Peygamber'in tevhit çağrısıyla başlayan İslam asırlarının, birkaç temel esas üzerinde insanlık tarihini değiştirdiğine dikkati çeken Davutoğlu, şunları söyledi:
 
"Birincisi tevhit akidesi. Tevhit akidesi daha önceki dönemlerden ve farklı dini telakkilerden gelen yanlış varoluş idrakleri kökten değiştirilmiş ve Allah karşısında bütün insanların ortak bir eşitlik, tam mutlak eşitlik anlamında var oluşunu tek bir alanda tanımlanmasına vesile olmuştur. Bununla birlikte insan onuru da ayağa kalkmıştır. İnsan onuru, İslam medeniyetinin en önemli referans kaynağıdır. Ahseni takvim üzerine yaratılan insan gerçeğinde hareketle insan onuruyla taçlandırıldığı İslam asırlarını görmüştür."
 
-"Yanlış dini telakkiler, tekfirci anlayışlar..."
 
"Bizim tarihimizde de çok ciddi bunalımlar geçmişte yaşandı" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Biraz önce zikredilen yanlış dini telakkiler, tekfirci anlayışlar, batıni ya da zahiri uç noktalara giden dini telakkiler, büyük bunalımlara yol açtı, geçmiş asırlarda da görüldü. Aslında baktığımızda, özellikle dış etki bağlamında, Haçlıların ortaya çıkardığı dış meydan okuma, arkasından Moğolların ortaya çıkardığı dış meydan okumada da aynen bugünkü gibi çok değişik yüzleşmelerin ve çok yönlü hesaplaşmaların yaşandığı asırlar olarak zihinlerimizde ve tarihimizde yer etti."
 
-"İnsanlık onuruna gel, barışa gel"
 
Haçlı döneminde, İslam dünyasında uç noktalara giden dini telakkilerin yayıldığına işaret eden Davutoğlu, şöyle konuştu:
 
"Parçalanmalar, iç parçalanmalar, gerilimlerle birlikte büyük katliamların yaşanmış olması ve arkasından Moğollarla birlikte gerçekten şehirlerimizin aynen bugünkü gibi tarumar edilmiş olması. Bağdat tarihte iki kez büyük yıkıma uğradı, 1258 ve bugünkü Bağdat. Şam bütün İslam şehirleri, o dönemlerde de büyük yıkım yaşadı. O dönemlerden çıkışımızı, yeni ilmi uyanışlarla ve manevi öncülerle sağlayabildik. Biraz önce değerli Diyanet İşleri Başkanımızın vurguladığı gibi Muhiddin İbn-i Arabi'den Hazreti Mevlana'ya, tam da Haçlıların ilk etkilerinin görüldüğü dönemde, Selçuklu'da, büyük dini yeni zihni tanzim hareketi gerçekleştiren İmamı Gazeli'nden bütün ilmi hareketleri daha sonra ortaya çıkartacak olan o büyük ilmi hareketlilikler yaşanan asırlara kadar gördüğümüz bir vaka var; büyük askeri siyasi çalkantıların yaşandığı dönemlerde büyük zihinlerin, büyük ilim adamlarının, manevi ve ilmi öncülerin tarih sahnesine çıkması ve bir anlamda 'durun kalabalıklar' diyerek bütün katliamlara, bütün acı tecrübelere karşı insanlık vicdanını ayağa kaldırması lazım.
 
Nasıl Hazreti Mevlana, tam da o acıların yaşandığı Moğol istilası döneminde, mezhep çatışmaların yaşandığı dönemde, 'Ne olursan ol gel' diye seslenmiştir aslında bugün aynı çağrıya ihtiyaç hissediyoruz. Müftülerimizin ilim adamlarımızın, dini öncülerimizin, İslam dünyasının her yerinde ve ülkemizin her köşesinde 'Gel' diye seslenmelerinin vakti gelmiştir, 'Tevhide gel, vahdete gel, insanlık onuruna gel, barışa gel' diye bütün İslam dünyasının her köşesinde ses vermemizin vakti gelmiştir."

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Osman a. 1 yıl önce

Mevlam derdinizle dertlenenlerden ve sizi iyi anlayanlardan eylesin amin.Rabbim ülkemizi sen yiğitsiz bırakma...

Avatar
hedef 1 yıl önce

Başta dinihaberler olmak üzere bütün Diyanet camiası siyasi partilere eşit olma özelliğini ve güzelliğini taviz vermeden uygulamaya koymalı.kardeşliği ümmet kardeşliği ile mümkün hale getirmelidir. Parti kardeşliği maalesef bu millete yarar sağlamadı.

Avatar
Taha yüksel 1 yıl önce

Önce imama dunun ve sorun derdin var mı kendi memleketine gelmek için hizmet kadrosuna gecen kule gibi çalışan kendi memleketine gitmeyen 4 yılı biten sisteme sorun rotasyon kendilerine dokunna hemen kaldırıldı