Başkan Görmez; cehalet kadar insanı zayıflatan bir şey yoktur
Diyanet İşleri Başkanı ve Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, TDV Kadın Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM) yeni dönem açılış toplantısına katıldı “İlahi Hakikatin Bilgisi ve Bilgi Ahlakı" konulu konferans verdi.
Başkan Görmez, konuşmasında, ilim, hikmet ve marifet kavramlarının farklı disiplinler arasında parsellenmek yerine her zaman müşterek ele alınmasının önemini anlattı.
İlahi bilginin hakikatine varabilmek için hem hikmet yıldızına, hem ilim ayına, hem de marifet güneşine ihtiyaç olduğunu ifade eden Görmez, ilmin sadece haber ve malumat olmadığını, aynı zamanda bir şeyin doğruluğunu, gerçekliğini ve değerini bilme anlamlarını da taşıdığını kaydetti.
"İslam'da ilmin zıttı cehalet değildir"
Francis Bacon'un "bilgi güçtür" sözünü anımsatan Başkan Görmez, "Bu söz üzerinde çokça konuşmak ve tartışmak lazım. Çünkü bu çağın bilgi anlayışını tarif ediyor. Elbette bilgi insanı güçlü kılar. Gerçekten cehalet kadar insanı zayıflatan bir şey yoktur. İslam'da ilmin zıttı cehalet değildir. Öyle olsaydı her alim, her bilgi sahibi mümin ve hakikate sahip olurdu. Öyle değil. İlmin zıttı cehalet değildir" değerlendirmesinde bulundu.
"Atom bombasını bir zihin neden icat eder?"
Bilginin güç olduğuna ve o güce atfedilen mananın önemine değinen Başkan Görmez, konuşmasını şöyle sürdürdü: "O güce atfedilen mana önemlidir. Eğer o güce atfedilen mana insanoğlunun yeryüzünde tutkularını tatmin eden bir hegemonya, yeryüzüne hükmetmeyi öğreten bir araç, bir vesile olarak bilgiyi tarif ediyorsa İslam açısından baktığımızda bizim bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Üzülerek belirteyim bugün modern zamanlarda bilgiye atfedilen değer budur. 'Bilgi güçtür' dediğiniz zaman böyle bir bilgi anlayışında otokratik bir siyaset anlayışı çıkar. Otokratik bir idare anlayışı ortaya çıkar. Eğer bilgi böyle atfedilir, sadece bizi güce kavuşturan ve yeryüzüne hükmeden varlık kılan bir araç görüldüğü zaman değerlerden de arınmış olur. Oradan bir ahlak çıkmaz, oradan faydacı bir ahlak çıkar. Böyle bir bilgiden makyavelist bir siyaset çıkar, otokratik bir idare çıkar. Halbuki bilgi eğer bizi hakikate götürmüyorsa, ahlaka ve sorumluluğa dönüştürmüyorsa o takdirde bilgiden kastedilen gayeye ulaşmamış oluruz. Bu da son derece önemlidir ve üzerinde durmak lazım."
"Bugün neden bilgi, bir ahlaka ve sorumluluğa dönüşmüyor" diye soran Başkan Görmez, "Hatta yeryüzünde en büyük kötülükler bilgiyi araç olarak kullanarak yapılıyor. Atom bombasını bir zihin neden icat eder? İnsanlık barışa ulaşsın diye mi icat eder? Zihin neden böyle çalışır? Bilgiyi güç olarak gördüğü için. O güce sahip olmayı yeryüzünde gaye olarak kabul ettiği için" şeklindeki görüşlerini dile getirdi.
"Hakikat sahip olacağımız bir şey değildir"
Bilgi ve hakikat arasındaki ilişkide üzerinde durulması gereken bir husus daha bulunduğuna dikkati çekerek, "Bilgi bizi sadece hakikatin yoluna götürür, hakikatin yolunda yürütür. Bizi hakikate sahip kılmaz" diyen Başkan Görmez, şunları kaydetti:
"Bugün yaşadığımız sorunlardan bir tanesi de herkes 'hakikat benim avucumda' olsun istiyor. Herkes hakikatin sahibi olmak istiyor. Hakikat, sahip olacağımız bir şey değil. Hakikat yolunda olmamız gereken bir şeydir. Biz ne kadar çaba gösterirsek gösterelim biz hakikatin sahibi olamayız. Bugün İslam coğrafyasında küçücük bir mezhep çatışmasından, etnik çalışmalara kadar en küçük bir itilaftan neden insanlar birbirinin kanını döküyor? Neden insanlar birbirini öldürüyor? Çünkü herkes kendisini hakikatin sahibi görüyor. Herkes kendisini hakikatin sahibi gördüğünde yeryüzünde barışı egemen kılmak mümkün olmaz. Ama herkes kendini hakikatin yolunda bir talip, bir yolcu olarak görürse ki Allah'ın muradı da budur, bizden hakikatin yolunda olmamız istenmiştir. Hele hele en büyük tehlikelerden bir tanesi Hakk ve hakikatin şahıslarla, ideolojilerle özdeşleştirilmesidir. İdeolojik çatışmalar niye çıkar? Çünkü şahıslar ve fikirler hakikatle özdeşleştirilir ve herkes şöyle kabul eder 'hakikat bende öyleyse bana gelin' demeye başlar. Hâlbuki biz hakikati şahıslar üzerine bina ettiğimizde o hakikati kaybederiz. Hakikatin yolundan çıkarız."
"Baki hakikatler, fani şahsiyetler üzerine bina edilmez"
Hakikatin yolundan çıkmanın dalalet olduğunu ifade eden Başkan Görmez, bugün böyle bir dalaletle karşı karşıya olunduğunu bildirdi.
Başkan Görmez, "Müslüman olduğumuz halde böyle bir dalaletle karşı karşıyayız. Herkes hakikati kendisinde kabul ediyor. Baki hakikatler, fani şahsiyetler üzerine bina edilmez. Baki hakikatler fani ideolojiler üzerine bina edilmez. Bugün içinde yaşadığımız kavganın sebeplerinden bir tanesi de aynı zamanda herkes kendisini hakikatin sahibi görerek, hakikate davet adına kendisine davet ediyor.   Hatta İslam dünyasında öyle yapılar oluştu ki insanlar yahut insanlardan müteşekkil yapılar, insanlara şöyle diyebiliyorlar: 'Biz sizin ahiretinizi garantiye alalım, siz dünyada iradenizi bize teslim edin'. Yok böyle bir şey. Bu, İslam'ın ortadan kaldırmak için mücadele verdiği bir konudur. Hiç kimse kimsenin ahiretini garantiye alamaz. Ahireti karşısında hiç kimse dünyasını bir başkasına emanet edemez. Ama böyle bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Yaşadığımız en büyük sorunlardan bir tanesidir" diye konuştu.
TDV KAGEM Müdürü Hicret Toprak da merkezin yeni dönem hedef ve projeleri hakkında bilgi verdi. Etkinliğe, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mustafa İsen, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürü İsmail Palakoğlu, akademisyenler, Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV mensuplarıyla sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Konferansın ardından TDV Konferans Salonu fuaye alanında Ressam Betül Burnaz'ın "Kabe" temalı sergisi açıldı.
Anahtar Kelimeler:
İnsanBaşkan GörmezAhlak
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.