Başkan Görmez, Fransa Özel Temsilcisi Hulot’u kabul etti

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Fransa Cumhurbaşkanının Özel Temsilcisi Nicolas Hulot’u kabul etti.

Gezegenin korunması hususunda dünyada duyarlılığı artırmak amacıyla Fransa Cumhurbaşkanının Özel Temsilcisi sıfatıyla çeşitli ülkelerde devlet başkanları ve dini liderlerle görüşmeler yürüten Hulot, Papa Francis’in ardından Diyanet İşleri Başkanı Görmez ile de bir araya geldi.

Kabulünden dolayı Başkan Görmez’e teşekkür eden Hulot, Ankara’da meydana gelen terör saldırısında hayatını kaybedenler için Fransız halkı adına taziyelerini iletti.

Başkan Görmez, taziye dilekleri için Fransız halkına teşekkür ederek, iklim konusunda yürüttüğü çalışmalardan dolayı Hulot’a tebriklerini iletti.

Yürütülen çalışmanın önemine dikkat çeken Başkan Görmez,  “Bütün inançlara göre yürüttüğünüz vazifenin kutsal bir vazife olduğunu söylemek istiyorum. Böyle bir görev yürüttüğünüz için sizleri kutluyorum. Bu sadece sizin ya da benim değil, bütün insanlığın konusudur. Üstelik bizden sonra gelecek bütün nesillerin, kuşakların da konusudur” dedi.

Bugünün dünyasında tabiatın artık insanları taşıyamaz hale geldiğini kaydeden Başkan Görmez, tabiatın korunması konusunda siyasi, sosyal, kültürel boyutlarının yanı sıra manevi boyutuna da vurgu yaparak şunları söyledi;

“Bugün tabiat insanları taşıyamaz hale geldi…”

Doğrusu bugün tabiat insanları taşıyamaz hale geldi. Çünkü biz yapıp ettiklerimizle tabiatın dengesini bozmaya başladık. Aslında yaratıcı tabiatı o kadar zengin yarattı ki; tabiat, bugünkü nüfusun on katını, hatta daha fazlasını besleyecek güce sahiptir. Ancak her bir insan yüzlerce, binlerce insanın hakkını kullandığı için tabiat bizleri taşıyamaz hale geldi. Bu konuda akıl tutulması altı çizilebilecek en güzel ifadedir. Siz konunun kültürel boyutuyla ilgileneceğinizi ifade ettiniz. Ancak bunun manevi boyutu var. Bu manevi boyutu ihmal edildiği zaman insanlar bu konuda başarılı olamazlar. Çünkü manevi olarak baktığımızda nasıl ki insan yaratıcının en büyük eseridir, tabiatın her parçası da Allah'ın bir eseridir. İlahi dinlere göre ağaç sadece ağaç değil, dal sadece dal değil, taş sadece taş değildir. Dolayısıyla eşya ile ilişkilerinde bir hukuku vardır. İnsan tabiatın sahibi değildir. Malı gibi kullanamaz. Tabiatta her şey insana emanet olarak verilmiştir.

“Güç ve tüketim tutkusu tabiatı da yok ediyor…”

Müslüman kelimesi sözlük anlamı itibarıyla ‘Yaratıcıya ve onun iradesine teslim olan’ demektir. Bu anlamıyla baktığımızda tabiat bütünüyle Müslüman'dır. Tabiatın yaratıcıya teslimiyetine müdahale ettiğimiz zaman tabiat bizi taşıyamaz. Bugün tabiatı hoyratça kullanıyoruz. Tabiat insanın saldırısı altındadır. Çünkü güç ve tüketim tutkusu tabiatı yok ediyor. Kuran'ı Kerim en güçlü kral olarak Hz. Süleyman'dan bahseder. Kur'an, Hz. Süleyman'ın gücü nasıl kullanacağını öğretir. Güçlü ordularının karıncaları ezmeyecek şekilde davranması gerektiğini öğretmiştir. Bugün bilhassa insanlığı ortadan kaldıracak silah gücüne nice ülkelerin sahip olması, gücün ahlakına inanmadığımız anlamına gelir. Hz. Muhammed tabiatla ilişkimiz için her insanın bal arısı gibi davranması gerektiğini söyler. Çünkü bal arısı güzel ve temiz olan şeyleri yer. Çiçeklerin özünden istifade eder. Çiçekleri incitmez, onları kırmaz dökmez. Sonra ondan da bal gibi güzel bir nimet üretir. Bugün üretimimizde sorunlu tüketimimizde sorunludur. Hatta biz arının Müslümanlığına da müdahale ettik. Biz ona çiçek yerine bizleri hasta eden şeker verdik. O da bizi hasta edecek bal üretti. Bu aslında tabiatla ilişkimizle ilgili küçük bir örnektir.

“Din adamları, siyaset adamları, sanat adamları bir araya gelerek dünyamızı nasıl kurtaracağımız üzerinde yoğunlaşması gerekir…”

Bütün din adamları, siyaset adamları, sanat adamları bir araya gelerek dünyamızı nasıl kurtaracağımız üzerinde yoğunlaşmamız gerekir. Ben doğrusu Paris Konferansı'ndan ümitli olmak istiyorum. Dünya siyasetinin gidişatı bizi çok umutlu kılmıyor. Dünyanın nimetlerinin yüzde seksenini yüzde yirmisi tüketirken, yüzde yirmisini de yüzde seksen tüketiyor. Bu dengesizliği ortadan kaldırmadan bunu düzeltmemiz biraz zor görünüyor. Savaşları bitirmemiz gerekiyor. İşgalleri ve sömürgeleri sona erdirmemiz gerekiyor. Obeziteyi tedavi etmek için sarf edilen para açlığı ortadan kaldıracak miktardadır. Bu çelişkileri siyaset ortadan kaldıramaz. Siyaset ahlakla buluştuğunda bunu yapabilir, din adamları da dinlerini ideolojiye indirgediği zaman bunu yapamazlar, vicdanı ve merhameti besleyen bir kaynak olan din ancak bunu ortadan kaldırabilir.

Fransa Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi Hulot ise, gezegenin korunması hususunun manevi ve kültürel boyutunun önemli olduğuna inandığını belirterek,  “İçinde bulunduğumuz krizin manevi ve kültürel boyutunu es geçmemek için başından beri çaba sarf ediyorum. Bu bağlamda daha çok bilime değil, vicdana sahip olmamız gerektiğine inanıyorum” dedi.

Gezegenin korunması konusunda dini ve ruhani liderlerle görüşmesinin toplumda geniş yankı uyandıracağını ifade eden Hulot, “Bütün dünyada dini liderlerle görüşmelerim merak uyandırdı. Bu görüşmeleri neden yapıyorum çünkü dini ve inanç temsilcileriyle görüşmem bu konuyu toplumda daha ileri seviyeye getireceğine inanıyorum. İnsanlığımızın niçin böyle bir zorlukla karşı karşıya kaldığının nedenleri konusunda derinlemesine bir düşünce gelişeceğine inanıyorum. Ne zamanki din yetkilileri sözü alıyorlar dünyada daha farklı yankı uyandırıyor. Bu krize ancak teknolojik ve ekonomik çözümler getirirsek geçmişte yaptığımız hataları yaparız. Siz benden daha iyi bilirsiniz insanlığımız bir akıl tutulmasıyla karşı karşıya kaldı. Umuyorum Paris Konferansı bir hezimete uğratılmaz. Siyaset ve maneviyat bir araya gelmezse bizi karanlık günler bekliyor demektir. İnsanın en büyük hatası kendisini doğadan dışlayabileceğine inanmasıdır. Teknolojinin getirdiği başarıyla kör olan insan dünyada tek başına hareket edebileceğini düşünüyor.” şeklinde konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.