Beştepe Millet Camii'nde ilk hutbeyi Mehmet Görmez Okudu!
 
Dualarla ibadete açılan camide ilk Cuma namazını kıldıran Diyanet İşleri Başkanı Görmez, halka hutbe irat etti.
 
Hutbesinde, mescitlerin gayesinin, sadece namaz kılmak değil, müminlerin kalplerini ve ruhlarını kaynaştırmak ve ümmeti inşa etmek olduğunu vurgulayan Başkan Görmez, “Mescitlerin gayesi sadece namaz kılmak değildir, mescitlerin gayesi, müminlerin kalplerini ve ruhlarını kaynaştırmak, müminlerin saflarını birleştirmek, müminleri ilim, hikmet ve mağfiretle donatmak, müminleri gergef gergef örmek, ümmeti inşa etmek, onların duygularını, düşüncelerini ilmek ilmek dokumaktır” şeklinde konuştu.
 
Yeryüzü kendisine mescit kılındığı halde Hz. Peygamberin mescit inşa ettiğini bunun bir anlamı olduğunu kaydeden Başkan Görmez, Beştepe Millet Camiinin minberinden verdiği ilk hutbe de şu ifadelere yer verdi;
 
“Yeryüzü kendisine mescit kılındığı halde Efendiler Efendisinin mescit inşa etmesinin bir anlamı vardır…”
 
Mescitleri ancak Allah’a iman edenler, ahirete iman edenler, namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, namaz ve zekatı birbirinden ayırmayanlar ve Allah’tan başka hiç kimseden korkmayanlar ancak iman edebilirler. Hadisi Şerifinde Yüce Peygamberimiz şöyle buyuruyor: Yeryüzü bana temiz ve mescit kılındı. Bütün yeryüzü bana mescit kılındı. Ümmetimden herhangi bir insan nerede namaz vakti girerse temiz toprağın üzerinde namazını eda edebilir. Efendiler Efendisi böyle dediği anda, yeryüzü bana mescit kılındı buyurduğu halde Mekke’de Mescid-i Haram putlarla dolu olduğu için hep bir mescit arayışında oldu. Rabbimiz emri ve isteğiyle Medine’ye hicret etti. Medine’ye hicret ederken daha Medine’ye varmadan Kuba’da, küçük Kuba köyünde İslam’a ilk girenlerle beraber bir mescit inşa etti. Rabbimiz bize o mescidi, temelleri takva üzerine kurulan bir mescit olarak ilan etti. Sonra Medine’ye vardı. Medine’ye daha vardığı gün Ebu Eyyûb el-Ensari’nin evinde misafir olduğu gün sahabeyle ilk buluştuğu an ilk düşündüğü şey Mescid-i Nebevi’yi inşa etmek oldu. Mescid-i Nebevi inşa edilirken mübarek sırtında kerpiçler taşıdı. Harcına bizzat kendi alın terini koydu.
 
“Mescitlerin gayesi, sadece namaz kılmak değil, müminlerin kalplerini ve ruhlarını kaynaştırmak ve ümmeti inşa etmektir…”
 
Yeryüzü Resulü Ekrem’e mescit kılındığı halde biz Müslümanlar temiz olan topraklarda namaz kılabildiğimiz halde Resulü Ekrem neden Mescid-i Nebevi’yi inşa etti. Her kim dünyada müminler için bir mescit inşa ederse, Rabbim de ona cennette evler lütfedecektir diyerek müminleri mescitler inşa etmeye neden teşvik etti. Zira mescitlerin gayesi sadece namaz kılmak değildir, zira caminin yapılış gayesi, sadece hafta bir gün, Cuma günü toplanıp namaz kılıp orayı terk etmek değildir. Mescitlerin gayesi, müminlerin kalplerini ve ruhlarını kaynaştırmak, müminlerin saflarını birleştirmek, müminleri ilim, hikmet ve mağfiretle donatmak, müminleri gergef gerfef örmek, ümmeti inşa etmek, onların duygularını, düşüncelerini ilmek ilmek dokumak; mescitlerin asıl gayesidir.
 
“Mescitlerin asıl gayesi gönülleri imar etmektir…”
 
Yüce Kitabımızda Rabbimizin Peygamberin diliyle ifade buyurdukları insanların bir yaratılış gayesi vardır, bir cümleden ibarettir bu; Allah sizi topraktan yarattı, sizi yerden yarattı ve sizden yeryüzünü imar etmenizi istedi. Bu küçük ayet öyle bir ayettir ki İslam medeniyetinin ilk mutasavvıfları bu ayetten bir gönül felsefesi inşa ettiler. Çünkü onlar biliyorlardı ki; mescitlerin asıl gayesi gönülleri imar etmekti. Gönülleri imar etmeyen müminlerin yeryüzünü mimar edemeyeceği, yeryüzünü harabeye çevireceklerini biliyorlardı. Mescitlerin asıl gayesinin tevhit olduğunu, birlik olduğunu onlar biliyorlardı.
 
“Camilerimiz hakkın, hakikatin, adaletin simgeleridir…”
 
Her cami insana öğüttür. Camilerimiz minaresiyle, tevhidin simgesi ve sembolleridir, minaresiyle tevhidin, tevhit ile vahdet arasındaki ilişkiyi ilan eden mekanlardır. Ezanlarıyla, ezanlarıyla camilerimiz şahadetin merkezleridir, ezanlarıyla, ezanlar milletlerin toplu şahadetleridir, milletlerin tevhidin sembolü olan minarelerin ucundan semaya doğru toplu şahadetleri ezandır. Camilerimiz minberleriyle ilmin, hikmetin, marifetlerin merkezleridir. Biz orada Rabbimizi öğreniriz, biz orada Peygamberimizi, orada dünyamızı, ahiretimizi öğreniriz. Camilerimiz kürsüleriyle tebliğin, davetin, merkezidir. Camilerimiz mihraplarıyla hakkın, hakikatin, adaletin simgeleridir.
 
“Mihrap, haksızlıkla, adaletsizlikle, kötülükle mücadelenin simgesi ve mekanıdır…”
 
Biraz sonra içinde size namaz kıldıracağım mekanın adı mihraptır. Mihrap ‘Harp’ kökünden gelir. Zira mihrap, haksızlıkla, adaletsizlikle, kötülükle mücadelenin simgesi ve mekanıdır.
 
Ter insanın göğsünde taşıdığı kalp Rahman’ın evidir, camiler de Rahman’ın evidir. Rahman’ın evi olan kalpler ancak Rahman’ın evi olan camilerde ve mabetlerde Allah’ı zikrederek huzura kavuşur. Cami bizlere birlik öğretir. Cami bize aynı zamanda dillerin, ırkın, rengin hiçbir geçerliliği olmadığını ilan eder. Şu camiden girdiğiniz andan itibaren, her birlikte Allah’ın huzurunda saf tutmuş müminler topluluğu olarak Rabbimiz huzuruna kabul eder. Birlik ve kardeşliğin hatlara, taçlara, nakışlara işlenmiş halidir cami. Ve camilerimiz, her cami yeryüzünün ilk mabedi olan Kabe’nin şubeleridir, onun nurunu taşır, Kabe’nin ışığını taşır her mescit. Kıbleye yönelişimizle birlikte mihrabın Kabe’yle ilişkisiyle birlikte her cami mihrabı doğrudan Kabetullah’a bağlanır ve bu ümmetin birliğini ifade eder, sembolize eder. Her camide Mescid-i Nebevi’nin ışığı ve nuru vardır.


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.