Din hizmeti kavramı üzerinde yeniden durmalıyız
“Din hizmeti kavramını çok daha geniş bir şekilde düşünmemiz gerekiyor…”

Diyanet İşleri Başkanlığı, sosyal hizmet kurumlarında görev yapacak personele yönelik Hizmet İçi Eğitim Semineri düzenledi.

Ankara’da Rıfat Börekçi Eğitim Merkezi’nde, Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen seminere Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de katıldı.

Sosyal hizmet kurumlarında verilen manevi hizmet kalitesinin artırılmasının da amaçlandığı programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, sosyal hizmet kurumlarına yönelik verilen manevi hizmet yürütülürken dikkat edilmesi gereken hususlara dair önemli hatırlatmalarda bulundu.

Din hizmeti kavramının daha geniş düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Görmez’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle;

“Modern zamanlarda tüketim ekonomisiyle birlikte toplumda dezavantajlı kesimler oluştu…”

Modern zamanlar hayatı haz ve hız üzerine bina etti. Müthiş bir tüketim ekonomisi, insanoğlundaki bütün ihtirası kamçılayan bir hayat tarzına dönüştü.



Dünyada, ülkeler taksim ve tasnif ediliyor. Gelişmiş, az gelişmiş, kalkınmakta olan ülkeler şeklinde… Sadece bir kıtadaki obeziteyi önlemek için sarf edilen para ile dört Afrika kıtasını besleyebiliyorsunuz. Böyle bir dünyada yaşıyoruz. Toplum içinde de dezavantajlı kesimler oluşuyor. Aileler bölünüyor, çocuklar sokağa dökülüyor, sokak çocukları oluşuyor, kadınlar evde zulme uğruyor, başka yerlere sığınmak zorunda kalıyor, yaşlılar çocuklarını yetiştirdikten sonra onların merhametinden mahrum kalıyor, başka evlere sığınmak zorunda kalıyor. Bütün bunlar modern hayatın yanlışlarıdır. Bu yanlışlığın kurbanı olan nice insanlar oluyor. Bizim medeniyetimiz bir vakıf medeniyeti olarak bunları tamir etmeye başladı. Göçmen kuşları için vakıf kurmuş bir medeniyetin çocuklarıyız. Bırakın Suriye'den ya da muhtelif yerlerden ülkemize sığınan muhacirleri, belli bir mevsimde ülkemizden geçen göçmen kuşlar için yuvalar yapmak üzere vakıflar kurmuşuz. Kadim kültürümüzün değerlerini öncelikle çok iyi bilmek gerekiyor.

“Din hizmeti kavramını çok daha geniş bir şekilde düşünmemiz gerekiyor…”

Din hizmeti denilince artık akla sadece namazda rehberlik, oruç, hac, cami hizmeti gelmiyor. Bu İslam’ın reddettiği, hayatı parçalara ayırmak anlamına geliyor. İslam hayatı parçalamaz. Hayatı dini hayat ve dünyevi hayat şeklinde ikiye ayırmaz. Hayatı bir bütün olarak görür. Hayatın her alanında metafizik boyutu, manevi boyutu asla ihmal etmez. Din hizmeti kavramını çok daha geniş düşünmeliyiz. Yoldaki insanlara engel olan bir taşı yoldan kaldırmayı imanın bir parçası olarak gören bir Peygamberin ümmetiyiz. Din hizmeti kavramını dar anlamda sadece ibadet hizmeti olarak görmek 20. asırda en büyük hatalarımızdan biri olmuştur. Din hizmeti kavramı üzerinde yeniden durmalıyız.

“Toplumun kırılgan kesimlerine din ve ahlak temelli manevi destek vererek, onların hayata tutunmalarını sağlamak gerekir…”

Toplumun dezavantajlı kesimine hizmet götürmek bizim için son derece önemlidir. O insanların bir takım ihtiyaçları var ancak o insanların belki de en çok ruhi, manevi ihtiyaçları var. Kalpleri kırılmıştır o kalplerin tamir edilmesine ihtiyaçları var. Bunu vaaz ile bilgi vermekle yapamayız. Cami hizmetiyle bu hizmeti birbirine karıştırmamalıyız. Onlarla ilgilenerek, empati yaparak, gönül dünyalarına girerek, dostluk kurarak bu hizmeti yapabiliriz. Misyonumuz, toplumumuzun sosyal hizmet kapsamına giren kırılgan kesimine din ve ahlak temelli manevi destek hizmeti sunmaktır. Bu kesimlere din ve ahlak temelli manevi destek sunmak ve bu kesimlerin, dini danışmanlık ve rehberlik faaliyetleriyle hayata tutunmalarını ve güçlenmelerini sağlamaktır. Sosyal kurumlara sığınan insanlara manevi bakım ve onarımı yaşatarak, onlarla birlikte yaşayarak, zor dönemlerini atlatmalarında onların yanında olmak, hayata tutunmalarını sağlamak son derece önemlidir. Bu kesimlere toplumla bütünleşme becerisini kazandırmak, sağlıklı ve huzurlu bir toplum yapısı inşa etmek yine son derece önemlidir.

“Sosyal hizmet yürütürken dikkat edilmesi gereken önemli ilkeler var…”

Dikkat etmemiz gereken bazı ilkeler var. Bunlardan birincisi, sağlam dini bilgileri, doğru metotlarla hassas kesimlere ulaştırmak… Özel okumalar yaparak, dikkatli çalışmalar yürütmek gerekir. İkincisi, sosyal hizmet kurumlarında manevi desteği sağlarken sürekliliği korumak… Bu hizmet merhameti, sevinci, şefkati taşıma hizmetidir. Bu hizmet, bir tamir hizmetidir. Kırılan kalbi tamir hizmetidir. Kalp sadece söz ile değil, en çok hal ile tamir edilir. Üçüncüsü ise, sürekliliği ve izlenebilirliği sağlamak… Sadece vaaz hizmeti verip sonrasını takip etmemek olmaz. Aşama aşama takip etmek gerekir. Bir başka ilke olarak, kurumlarda tarafsız ve gizlilik ilkesiyle bu hizmeti sunmak… Bu hizmeti yürütürken bazen bu insanlar sırlarını paylaşabiliyor. Bu sırları asla ifşa etmeden, bu sırları saklayarak hizmetlerimizi yürütmemiz gerekir. Buna dikkat etmezsek bu hizmetin en önemli ilkesini çiğnemiş oluruz. Son olarak, ayrım gözetmeden kuşatıcı ve kucaklayıcı bir yaklaşım sergilemek… Buna bağlı olarak oradaki çalışanlarla işbirliği içinde bu hizmetlerimizi yürütmek…

Türkiye genelinden 120 kişinin katıldığı hizmet içi eğitim semineri çeşitli programlar kapsamında 5 gün sürecek.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
fahrettin 2 yıl önce

Sosyal hizmet verilen yerlerde din eğiyimi çok önemli.onun için özel bir program ve bilgilendirilmesi olursa eğitici için daha verimli olacaktir