Diyanet bu işe ne diyecek?
Mustafa KUTLU'nun o yazısı;


Camide nikah
 
Batılılaşma sebebi ile sosyal hayatımızın rayından çıktığını ve geçen zaman içinde bir türlü istikrar bulamadığını anlatan sayısız yazı yazdım.
 
Bu yazıların temel dayanağı şudur: Batılılaşma bizi modern teknolojik medeniyetin 'hayat tarzı'na dahil etmeye çabalıyor. Biz ise (Biz dediğim alafranga zihniyet ve âdetleri kabul etmeyen muhafazakâr-dindar çoğunluk-karabudun'dur) asırların mirası geleneğimizi ve inancımızın gereği iman esaslarına uymayı terketmiyor, direniyoruz. Elbette ki tepeden inme devrimler ile teknolojik medeniyetin nefse hitabeden konforu tüm dünya gibi bizi de etkilemiştir.
 
Mesela tüm dünya (Bazı mahalli kıyafetleri taşımada direnenler hariç) ceket-pantolon-Frenk gömleği-kıravat takıyor. Bu tarzın her mevsim ve yıl yeni biçimleri (moda) vücut buluyor ve biz 'tüketim toplumu mensupları' bunları alıp kullanıyoruz.
 
Evimiz, sokağımız, yeme-içmemiz, mobilyalarımız, AVM'lerimiz, rezidanslarımız, otomobillerimiz, eğlence hayatımız, maarif müfredatımız, giyim-kuşamımız, iletişim araçlarımız, hız ve haz düşkünlüğümüz ile saymayı gerekli görmediğim binlerce unsuru kabullenmiş, onlara erişmeyi hedef haline getirmiş, ancak bu arada geleneksel hayatımızdan bazı unsurları da terketmediğimiz için 'melez' bir zihniyet ve hayat içinde tedirgin yaşamaktayız.
 
Bu 'hayat tarzı' içinde kime, neyi teklif edebiliriz? Yok olmamaya çalışıyoruz; hepsi bu.
 
Ancak şimdilik (mesela ben) zihniyet olarak bu teknolojik medeniyetin hayat tarzına karşı durabilir; bu hususta donanım sahibi olabilir, hatta ufak da olsa bazı noktalarda burnumuzun dikine gidebiliriz. Ki gidiyoruz. Mesela hamburgere karşı döner.
 
Öteden beri 'Yahu şu şehirleşme sonucunda apartmana girdik, âdetlerimizi unuttuk, herkesi memnun edecek bir düğün bile yapamıyoruz' diye yazılar yazmıştım.
 
Öyle ya, kuşak çatışması oluyor; sosyal çevre etkisi var, sürüden ayrılmaya utanıyoruz ve neticede elli türlü düğün yapılıyor ve kimse memnun olmuyor.
 
Yine de 'düğün salonları' sergiledikleri türlü etkinliklerle nüfusun çoğunluğunu bir tür 'salon düğünü'ne alıştırdı.
 
Resmi nikah belediye salonunda, dini nikâh evlerde kıyılıyor.
 
Daha dindar kesimlerin cami bodrumlarında erkekler ayrı, kadınlar ayrı mekanlarda nikah kıyıp düğün yaptıklarını biliyoruz.
 
Haber geçen pazar Yeni Şafak'ın Pazar Eki'nde çıktı: 'Camide Nikah'. Hoca Efendi mihrapta, yüzünü cemaata dönmüş. Gelin ve damat yan yana diz kurmuşlar, önlerinde bir rahle, geride hanımlardan oluşan bir kalabalık (erkekler nerede?) Haberin fotoğrafı bu. Resmi nikah daha önce belediye salonunda kıyılmış. Evlilik cüzdanı alınmış.
 
Nikâh kıyıldıktan sonra cami bahçesinde misafirlere ikramda bulunuluyor.
 
Çok hoş bir düşünce, ama nasıl netice verir ona bakalım.
 
Şu eleştiri mutlaka yapılacaktır. Hıristiyanlar kilisede nikah kıyıyor, bizimkiler ona özenmiş camiye gitmişler. İş öyle değil, bu uygulama Hz. Peygamber zamanında da yapılıyormuş.
 
Hem nikâhın dinî hüviyeti camide daha bir mânidar olmaktadır. Öyle ama muhalif olanlar sürekli nikâh kıyılan camilere 'nikâh salonu', sürekli nikâh kıyan hocalara da 'nikâh memuru' diyebilir.
 
Cami avlusunda ikram da güzel ama bazı sakıncalar var.
 
 
Avlu için herhalde bir kira verilecektir. Bunu kim alacak? Cami derneği mi, Diyanet mi, Vakıflar mı? Burası bir rant kapısı olabilir mi?
 
İlahiler okunur, çoluk çocuk sağa sola koşuşturur, namaza gelen yaşlılar sinirlenir 'Ne bu yahu cami avlusunu lokantaya, oyun yerine çevirmişsiniz' falan diye bozuk atabilirler. Ayrıca cami ve avlusu söz konusu olduğu için cemaattan bir sükunet ve ciddiyet beklenir. Bu kadar ağırbaşlı, ütülü, kolalı düğün mü olur? Anadolu'da bir söz var: 'Ölünün ki ağlamak, düğünün ki oynamak'.
 
Bu sebeple hâlâ devam eden 'kına gecesi' şart. Hanımlar kurtlarını döküp eğlensin. Damat evinde de erkekler bir fasıl geçebilir; yer-içer söyleşir, çığrışırlar.
 
Bütün bu söylenenler yaygınlaşır, kabul görür, resmiyet kazanır, bir gelenek oluşturursa, şehirlerde 'düğün salonu' dışında bize yakışan 'nikâh' için bir adım atılacaktır.
 
Bakalım devamı gelecek mi?
 
Bir geleneğin oluşması yıllar alır.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hasan tekinin 3 yıl önce

kitabını aldım çok güzel herkese tavsiye ederim

Avatar
mustafa balcı 3 yıl önce

toplumumuzda kadın erkeğin yanyana olmadığı bir yer camiler kalmıştı herhalde böyle olursa bir sonraki aşamada kadınlarla erkeklerin aynı safta namaza durmaları olur.esasen nikah din görevlileri tarafından yetkilendirme yapılarak yapılması daha uygundur aynı zamanda evlenecek çiftlere, aile kutsalı ile bilgide verilebilir.bayan ve erkeklerin ayrı ortamda olabilecekleri alanlar gereklidir.