Diyanet, Çocuk Hakları Bildirgesi Hazırlanmalı
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, dünyada büyük bir problem haline dönüşen çocuk ihmali ve istismarı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. “Çocuğun İhmal ve İstismarının Önlenmesi Eğitici Eğitimi ve Koruyucu Aile Programı”na katılan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Çocuğun cinsel istismar malzemesi haline getirilmesi, insanlığın tükendiği, tefessüh ettiği son noktadır.” dedi.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Ankara Büyük Anadolu Otel’de düzenlenen programın açılış konuşmasında Diyanet İşleri Başkanı Görmez, dünyada çocuk istismarı ve çocuk ihmali konusunda yayınlanan raporlara dikkat çekti. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bu konuyu dikkatle takip ettiklerini bildiren Başkan Görmez, “Dünya genelinde bu konuda olup bitenler, dünyanın muhtelif bölgelerinde çocuklara yönelik cinayetler, Birleşmiş Milletler’in verdiği rakamlar, 2013 yılında TÜİK tarafından yayınlanan “Çocuk İstatistikleri” gerçekten yürekleri parçalayan, vicdanın adeta tükeniş noktasına geldiğini gösteren rakamlardır.” diye konuştu.
 
İslam’ın her türlü istismarı yasakladığını belirten Başkan Görmez,  Allah’ın insanlara emanet olarak bahşettiği herhangi bir şeyi kötüye kullanmanın istismar olduğunu söyledi. Çocuk istismarınınsa modern zamanların en büyük problemlerinden biri olduğunu kaydeden Başkan Görmez konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
“Çocuklarımız gözümüzün nurudur…”
 
Kur’an’ın ifadesiyle çocuk, ‘Gözün nurudur.’ Göz nurunu kaybettiği zaman, önünü göremez, istikbalini kaybeder. Milletlerin gözünün nuru çocuklardır. Eğer çocuk ihmal edilirse, çocuk istismar edilirse, göz ışık vermez ve insanlık geleceğini göremez. Ortaçağ’ın karanlıkları ifade edilirken, çocukların, küçük bedenlerinden istifade etmek için, en çok maden ocaklarında çalıştırıldığından söz edilir. Aslında modern zamanlarla Ortaçağlar ile mukayese ettiğinizde, Ortaçağ’da çocukların madenlerde istismar edilmesi ne kadar çirkinse, modern zamanlarda çocuğun cinsel istismar malzemesi haline getirilmesi çok daha çirkin bir davranıştır.”


 
“Küçük yaşta çocukların zorla evlendirilmesi, çocuk istismarıdır…”
 
Çocuk istismarı denildiğinde, zorla evlendirilen kız çocukları akla gelmelidir. Henüz anne olmanın ne demek olduğunu, eş olmanın ne demek olduğunu bilmeden, nikâh akdinin ne olduğunu bilmeden, anlamadan, annesi, babası yahut başkaları tarafından zorla evlendirilen kız çocuğu, istismar edilen çocuktur. Çocuk istismarı denildiğinde bütün bunların akla geliyor olması gerekir. Çocuk istismarı denildiğinde hem fiziksel, hem ruhsal hem de duygusal olarak çocukların istismarı akla gelmelidir.
 
“Çocuk Hakları Bildirgesi hazırlanmalı”
 
Diyanet İşleri Başkanlığının çocuk hakları beyannamesi veya bildirgesi şeklinde bir metni hazırlanmalı. Çünkü bizim elimizde çok daha büyük ve zengin kaynaklar var. Dolayısıyla bizim de bu konularda, bize ait metinleri oluşturmamız, başka dünyalarda var olan bütün metinlerden haberdar olmamız gerekiyor. Çünkü çocukların ekonomik açıdan sömürülmesi, çocukların zorla evlendirilmesi gibi çocuk istismarına giren bütün konular, camilerde vaazlarda, hutbelerde insanları aydınlatmamız gereken konulardır. Biz sadece namazı, orucu, haccı anlatmak üzere bu görevi ifa etmiyoruz. Bir yeryüzünde marufu egemen kılmak ve çirkin olan her şeyi ortadan kaldırmak için görevliyiz.  
 
“İnsanlık olarak, çocukların geleceğini şimdiden tüketiyoruz…”
 
Çocuklara iyi bir dünya hazırlamakla mükellefiz. Bütün çalışmalarımızda gelecek kuşakları düşünerek çalışmalar yapmalıyız. Ancak biz insanlık olarak bırakın gelecek kuşaklara bir dünya hazırlamayı, gelecek kuşakların dünyasının tüketiyoruz. Biz dünyamızı gelecek kuşaklar için yaşanmaz kılıyoruz, dünyanın ekolojik dengesini, mizanını, nizamını bozuyoruz. İnsanlık olarak biz, bizden üç dört asır sonra gelecek çocukların hakkına giriyoruz.
 
“Çocuk, henüz anne karnındayken dokunulmazlık hakkına sahiptir…”
 
Çocuk anne karnında cenin vasfını taşımaya başladığı, kalbi atmaya başladığı an dokunulmazlık hakkı başlar. İslam bunu insanlığa haykırmaya devam edecektir. Çocuk anne karnında kalbi atmaya başladığında, cenin vasfını kazanmaya başladığında başka insanlarda olduğu gibi dokunulmazlık haklarına sahip olur.
 
“100 yıl önceden Afrika’daki çocukların barınma, sağlık, eğitim gibi haklarını ihlal edenlerin, bugün çocuk hakları konusunda çalışmalar yapması büyük bir paradokstur…”
 
Barınma, sağlık, eğitim gibi haklar, çocukların en doğal haklarıdır. Ama maalesef bütün savaşlarda her türlü hak ve hukuku kaybeden çocuklar olmuştur. Sadece Irak savaşlarında, körfez savaşlarında milyonlarca çocuk yetim kaldı. Afrika’da sömürgeleştirmelerle birlikte milyonlarca çocuk eğitim, barınma, sağlık ve her türlü hakkından mahrum yetiştiler. Dünyanın belirli kesimleri, yüz yıl boyunca dünyanın en zengin coğrafyası olan Afrika’yı sömürdüler ve şimdi o topraklarda dünyaya gelen çocuklar, birçok haktan mahrum kaldılar. 100 sene önce Afrika’da dünyaya gelecek çocukların bütün nimetlerini sömürenler, bugün çocuk hakları bildirgeleri yayınlayarak, çocuk istismarı üzerine çalışmalar yapıyor. Çok büyük paradokslar yaşanıyor dünyada.
 
“Çocukların cinsel istismarı, insanlığın tükendiği, insanlığın tefessüh ettiği son noktadır…”
 
Bugün modern dünyada çocuk haklarından en çok söz edildiği bir zaman diliminde çocuk istismarı üzerinde en çok durulduğu bir zaman diliminde, hala çocukların cinsel istismar malzemesi olarak kullanılmaya devam edilmesi, insanlığın tükendiği, tefessüh ettiği son noktadır.
 
“Çocuk ihmali ve istismar konusunda insanları aydınlatmak İslam’ın bize verdiği en büyük vazifelerdendir…”
 
Diyanet olarak biz neler yapmalıyız? Biri ilin, ilçenin imamı, müftüsü, hatibi, vaizi, insanlığı kuşatan bu sorunlardan haberdar değilse; vaazlarında, hutbelerinde, sohbetlerinde bu konuları işlemiyorsa, vazifesini yapmıyor, hatta kendi vazifesini istismar ediyor demektir. Bunlar İslam’ın bize yüklediği en büyük vazifelerdir. Kaç tane sokak çocuğu var? Kaç tane bölünmüş aile var? Uyuşturucuya müptela olmuş kaç tane çocuk, genç var? Bunları bilmeden bir şehrin manevi hayatını ayağa kaldırmak mümkün değildir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yalnız imam 2 yıl önce

diyanet olarak adam kayırmamayı hakkaniyetli mülakat yap gerisi kendinden gelir zaten. sen sadece siyasi baskıları her sınava bulaştırma yeter

Avatar
Ebuzer YALNIZ 2 yıl önce

Personeliniz arasında bir araştırın bakalım kaç bölünmüş aile var?Kaç tanesinin çocuğu,hangi bataklığa saplanmış?Hangi il veya ilçe müftüsü birlikte çalıştığı kaç kişinin,hangi insanların derdine derman olmuş?ÇOK ÖNEMLİ TESBİTLERİNİZ MEVCUT.SAYIN BAŞKANIM ANCAK KENDİ YAPAMADIKLARINIZI BİZLERDEN BEKLEMENİZ ABESLE İŞTİGAL DEĞİL Mİ?Elbette biz vazife istismarı yapmayalım.YA SİZ?!

Avatar
Ahmet (HİZMETLİ) 2 yıl önce

Diyanet olarak ilk yapılması gereken; fakülte mezunu olup da Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan yüzlerce personel var. Bu arkadaşlar Tuvalet temizliği,daire temizliği,çay yapıp dağıtma,kalorifer yakma, evrak götürüp getirme,dosya dağıtma,v.b .amirin tüm isteklerini yerine getirme gibi işleri yapmaktadır.Amirinin bir dediği iki edilirse amir tarafından mobbing uygulanmakta, personele ceza verilmektedir. Diyanetin fakülte mezunu Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan personele sahip çıkıp,Genel İdare Hizmetler Sınıfına alması kaçınılmazdır.Diyanet bizlerin mağduriyetini biran önce gidermelidir.