Diyanet gereken mesajı verdi!
Filistin ve Aksa gündeme geldiği her defasında, İslâm âleminin ve bilhassa Türkiye’de yaşayanların bu konuda yeterli bilgileri olmadığını ortaya çıkıyor. Maalesef, Filistin ve Aksa’nın; gözden ve gönülden ırak mağduriyeti devam ediyor.
Cuma akşamı Mi’rac Gecesiydi. Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın bu bakımdan da ayrı bir önemi vardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm), bu kutlu yolculuğunda Mescid-i Aksa’ya uğramış ve oradan Mi’raca yükselmiştir. Mescid-i Aksa, aynı zamanda Müslümanların Kâbe’den önceki ilk kıblesidir. Dolayısıyla Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmak, orayı bilmek, görmek, ziyaret etmek; imkânı olan herkese tavsiye edilir.
 
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de, Mi’rac Gecesi vesilesiyle Kudüs’e gidip Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmiş. (14 Mayıs 2015) Haberdeki bilgi doğru ise Görmez hayatında ilk defa Mescid-i Aksa’ya gitmiş. Doğrusu bu bilgi beni çok şaşırttı. Tabiî ki mesele şahısların Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya gidip gitmemesi değil. Bu makamlara gelen kişilerin çok daha önce ve belki de birkaç defa Mescid-i Aksa’ya gitmiş olması arzu edilir. Tahmin ediyorum ki ilahiyatçıların ekserisi, çok defa Kâbe’ye gitmiştir. Bu tablo, Mescid-i Aksa’nın ihmal edildiğini akla getirmez mi?
 
Mescid-i Aksa’yı ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Tevhidin en büyük merkezi olan bu mekânın yad ellerde esir olması her Müslümanın kalbinde bir yaradır. O yaradan dolayı bugüne kadar gelme imkânımız olmadı. Biz Türkiyeli Müslümanlar İstanbul’da namaz kıldığımız zaman iki kıbleyi de birleştiriyoruz. Onun için Mescid-i Aksa’nın bizim kalbimizde çok daha farklı bir yeri vardır” demiş. 
 
Müslümanların muhabbet ve merhameti birbirinden esirgedikçe, kendi gönül dünyalarını özgürleştiremeyeceklerini de ifade eden Görmez, şöyle konuşmuş: “Öfke, kin, nefret gibi kötü duygular Müslümanları esir aldıkça, Müslümanlar birbirlerine düşman oldukça, muhabbet ve merhameti birbirinden esirgedikçe, kendi gönül dünyalarını özgürleştiremezler. Kendi gönül dünyalarını özgürleştiremeyenler, kendi coğrafyalarını özgürleştiremezler. Rabbim her iki özgürlüğü de nasip etsin.” (AA, 15 Mayıs 2015)
 
İmkânı olan herkesin, ama bilhassa idarecilerin, imam hatiplerin, ilahiyatçıların ve ‘din dersi’ öğretmenlerinin Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı öncelikli olarak ziyaret etmesi önemlidir. Bir ‘din dersi’ öğretmeni düşünün ki, öğrencilere Mi’rac’ı ya da Mecsid-i Aksa’yı anlatacak. Orayı görmüş olsa daha iyi anlatmış olmaz mı? Aynı şekilde, haccı ya da hicreti anlatacak olan bir ‘din dersi’ öğretmeni, Mekke’yi, Medine’yi, Uhud’u görmüş olsa çok daha faydalı olmaz mı? 
 
O halde öncelik ilahiyatçılar ve idareciler olmak üzere Mekke, Medine, Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı ziyaret kampanyaları başlatmak lâzım. O mübarek beldeler ziyaret edilip görüldükten sonra anlatılacak olan ‘dersler’ de daha farklı olacaktır. Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı ziyaret eden bir idareci ile, ziyaret etmeyen bir idarecinin Kudüs konusundaki tavrı birbirinden çok farklı olur. Kudüs’e Mescid-i Aksa’ya gerçek anlamda sahip çıkılmak isteniyorsa oraların ziyaret edilmesi teşvik edilmeli. Ancak bu yolla Mescid-i Aksa’nın esareti sona erer ve inşallah hürriyetine kavuşur...
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Anahtar Kelimeler:
Faruk ÇAKIR
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.