Diyanet,
İşte bu nokta da Diyanet İşleri Başkanı devriye giriyor veSon zamanlarda Türkiye’de Mehdilik üzerinden, Mesihlik üzerinden, rüyalar üzerinden, peygamberle görüşüldüğü iddiaları üzerinden, hatta ve hatta hâşâ Cenabı-ı Hak’la doğrudan iletişim kurma iddiaları üzerinden farklı bir din yorumu ihdas etmeye kalkışmak, hiç doğru değildir" açıklamasını yaparak özellikle militan cemaate göndermelerde bulunuyor.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, TRT Haber'de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.  İşte o açıklama;

Cemaatler konusu…

 
“Cemaat konusunun bir siyasi ve hukuki tarafı var, bir de dini ve ahlaki tarafı var…”
 
Diyanet, sivil dini yapıları hep koruya gelmiştir. Hem onların hata yapmamalarını sağlamak için bir çaba içerisine girmiştir, hem de devletle onlar arasında köprü olarak, devletin onları tamamen ezmesinin de önünde engel olmuştur; bu son derece önemlidir.

Ama sadece bu yapı özelinde değil, bütün dini yapılar için böyledir. Şunu ifade etmek isterim: Bu defa, gündemdeki bu son konunun bir siyasi boyutu var, bir hukuki boyutu var. Elbette işin o kısmı siyaset, hukuk çerçevesinde çözülecektir. Ama bu topraklarda yaşanan bu tartışmanın, bir de dini ve ahlaki boyutu vardır. Biz daha çok bu dini ve ahlaki boyutunun çok iyi konuşulması gerektiğini düşünüyoruz.


 
“Bir dini yapı, kuru bir güç tutkusu adına ulusal siyasete, uluslararası siyasete müdahale etmeye kalkarsa, kendisine inanan insanların hukukunu da çiğnemiş olur…”
 
Bir dini yapı ortaya çıkarken daha çok halka dayanır. Halkın zekâtlarına, sadakalarına, yardımlarına, himmetlerine dayanarak ortaya çıkarlar, neşvünema bulurlar. Herhangi bir dini yapı veya dini sosyal teşekkül toplumla bu irtibatı kurarken, onlarla zımni bir muahedeye sahiptir, bir anlaşmaya sahiptir; bu anlaşmaya sadık kalmak zorundadır. Yani yardım toplarken, sadaka toplarken, zekât toplarken onlara ne demişse, sadece o çerçevede hizmetini yapacak. Yani, eğer onlara, “Ben ahlaklı nesiller yetiştireceğim” demişse, sadece ona yoğunlaşması lazım. Ama arkasından 40 yıllık bir emekten sonra, bütün bunları, kuru bir güç tutkusu adına, bir başka ulusal siyaset adına, uluslararası siyasete müdahale adına bütün bunları heba ettiği zaman, aslında bu dini yapı bütün o insanların hukukunu da çiğnemiş olur.
 
“Milletin maneviyatını çalmak çok kötü bir şeydir…”
 
Hırsızlık kötü bir şeydir, insanların malını çalmak elbette kötü bir şeydir. Ancak milletin maneviyatını çalmak çok daha kötü bir şeydir. Bunun üzerinde düşünmek lazım. Yani milletle kurulan o manevi bağın, ilkeler ve prensipler üzerinden devam etmesi bu tür dini yapılar için son derece önemli ve hayâtîdir.
 
“Birtakım rüyalarla, peygamberle görüşüldüğü iddialarıyla, verdiğiniz kavgayı meşrulaştırmaya kalkışırsanız, o zaman insanlara haksızlık yapmış olursunuz…”
 
Önemli olan başka bir husus daha vardır. Bilhassa teolojik alt yapısını ele alırken İslam Dini’nin bir çerçevesi vardır. İlkeleri, prensipleri, kuralları vardır, temel kaynakları vardır. Bu Kur’an’dır ve Sünnet’tir. Bunun tarih içerisinde oluşmuş sağlam bir metodolojisi ve yorum geleneği vardır. Aynı şekilde, bütün bu çalışmaları yaparken bu metodolojinin dışına çıkıldığı zaman, yani bir takım rüyalarla, peygamberle görüşüldüğü iddialarıyla, verdiğiniz kavgayı meşrulaştırmaya kalkışırsanız, o zaman, ilk günden itibaren her şeyinizi borçlu olduğunuz o insanlara karşı haksızlık yapmış olursunuz. Bunu ben genel konuşuyorum. Yani sadece belirli bir yapı için konuşmuyorum.
 
“Kur’an ve Sünnet dışında rüyalarla, söylentilerle meşruiyet oluşturmak doğru değildir…”
 
Son zamanlarda Türkiye’de Mehdilik üzerinden, Mesihlik üzerinden, rüyalar üzerinden, peygamberle görüşüldüğü iddiaları üzerinden, hatta ve hatta hâşâ Cenabı-ı Hak’la doğrudan iletişim kurma iddiaları üzerinden farklı bir din yorumu ihdas etmeye kalkışmak, hiç doğru değildir. Bir siyasi mücadele, politik bir mücadele veriliyorsa, bütün bu politik mücadeleyi bu tür yanlış dini temeller üzerine kurmak doğru değildir. Rüya, İslam Dini’nde bağlayıcı bir bilgi kaynağı olarak kabul de edilmez zaten. Ortada Kitap vardır, Sünnet vardır; bu esaslar üzerinde kurulmuş bir dinimiz vardır; onun dışında birtakım söylentiler üzerine bunları bina ederek bir meşruiyet oluşturmaya çalışmak doğru değildir.
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.