'Diyanet İşleri Başkanı ağlamamak için kendini zor tuttu!'

IŞİD'i yabancı parmağıyla açıklamaya itiraz eden Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk "IŞİD'in zihinsel alt yapısı, akait anlayışı, fikirleri yabancı ülkelerde değil, İslam düşünce tarihi içinde aranmalı" dedi. Öztürk yazısında bir ayrıntı daha verdi. Suudiler'in ortak takvime uymayarak bayramı farklı günde kutlamasını hatırlatan Öztürk "Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'le konuşuyorum telefonda. Ağlamamak için zor tutuyor kendini" dedi.

Öztürk yazısında şu ifadeleri kullandı:

"IŞİD'in zihinsel alt yapısı, akait anlayışı, fikirleri yabancı ülkelerde değil, İslam düşünce tarihi içinde aranmalı. O zihnin beslendiği kaynakların tamamı Londra ya da Tel Aviv'de değil, Selefi, Vahhabi, Harici kaynaklarının olduğu kütüphanelerde aranmalı. Pakistan, Afganistan, Suudi Arabistan, Ürdün, Yemen medreselerindeki hocalarda, eğitim sistemlerinde aranmalı bu sorunun kaynağı.

Bu argümanı dillendiren seküler çevrelerin, batılı aydınların tezlerine karşı, IŞİD'i Batılı ülkeler kurdu ve büyüttü antitezi öne sürenler var. Haklılık payı olsa da asıl sorun bu değil. Bu zihin yapısını, öce Taliban, El Kaide'de, sonra El Şebap, Boko Haram ve şimdi de IŞİD içinde besleyen şey, problemli fıkıh ve akaid kitaplarıdır.(Bu alanda önemli çalışmalar yapan, Prof. Ahmet Demircan'ın, Çağdaş İslami Hareketler ve Şiddet Sorunu-Beyan Yay.- kitabını incelemenizi tavsiye ederim.)

IŞİD'E KARŞI MÜCADELE SORUNSALI

IŞİD'e karşı mücadele yöntemlerinin tamamı askeri ya da siyasi alanda yapıldı (bana göre tam da yapılamadı). Bu da sorunun ana kaynağı ile değil, sonuçlarıyla mücadele anlamına geliyor. Oysa ki IŞİD zihniyetini üreten, besleyen, yaygınlaştıran sebepler daha içsel ve derinlerde bulunuyor.

Buna rağmen IŞİD'in akidevi, fikir ve fıkıh argümanlarına karşı güçlü reddiyeler henüz yazılmadı.

Geçen yıl Diyanet İşleri Başkanlığı, “DAİŞ'in Temel İdeolojisi ve Dini Referansları Raporu” yayınladı (diyanet.gov.tr). Rapor özellikle örgütün dini anlayışı ve ideolojisini ilmi olarak inceleyen önemli bir rapordu. Ancak ne kamuoyu yeterli ilgi gösterdi, ne de İslam dünyasında bir yankı buldu.

İŞİD'E KARŞI ORTAK TAVIR SORUNU

Aslında IŞİD'e insan kaynağı akışını kesecek ve Müslümanları canlı bombaya dönüştürecek mekanizmayı, ancak bu tür çalışmaların yaygınlaşması önleyebilir. Gelin görün ki, İslam dünyasının alimleri, dini kurumları, siyasi yapıları bu konuda ciddi bir tepki de vermedi, bir çabası da göstermedi.

Ortak hareket etmek, ortak karar almak, ortak mücadele etmek İslam dünyasının en ciddi sorunu. Hem siyasi olarak, hem dini olarak, hem de iletişim dili olarak ortak tavır alamıyor.

Bunun acı örneği, takvim birliği için yapılan toplantıda yaşandı. İstanbul'daki toplantıda (Mayıs 2016) 50'ye yakın ülke artık ortak takvim, ortak Ramazan, ortak bayram tarihi kararı aldı. Ancak Suudi Arabistan Müftüsü ani bir kararla buna uymadı ve önceki gün bayram tarihini farklı ilan etti.

Nedir şimdi bu? Orak karar alınmasına rağmen nasıl böyle bir şey olabilir? Bayram tarihinde bile uzlaşamayan İslam dünyasının, IŞİD'le mücadelede nasıl ortak hareket etmesi beklenebilir?

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'le konuşuyorum telefonda. Ağlamamak için zor tutuyor kendini. Yarın bunun detaylarını yazacağım."


 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
haydar 6 ay önce

keşke ağlasaydın...adalet başkanım adalet