Öne Çıkanlar diyanet dinihaberler kansız chp pasaport Hz. İbrahim
banner222

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, "15 Temmuz bir işgal girişimidir!"
banner221
DiNiHABERLER.COM

İskele Sancak'ta programın sunucusu Mehmeh Acet'in sorularını cevaplayan Mehmet Görmez çaprıcı açıklamalarda bulundu.

İşte o açıklamalar...

Mehmet Acet - DEAŞ ve benzeri örgütlerin ortaya cihat adına çıkıp terör estirmesini nasıl buluyorsunuz? Bu yapılanlar cihat olarak değerlendirilebilir mi? 

Mehmet Görmez - Bunu söyleyen bir zihin İslam’a yapılacak en büyük kötülüğü, teröre de verilebilecek en büyük desteği veriyor demektir.

Bu ahlak ve hukuk tanımayan bu eylemlere cihat adını vermeye kalkışmak ve bu terör faaliyetine bu adı veren teröristten daha kötü bir durumdadır. Bu fetvayı veren teröre meşruiyet kazandırmış olur.

Bunun İslam tarihi ve İslam ile hiç ilgisi yoktur. Bu cinnet hali modern zamanlara ait bir cinnet halidir.

Yaratılışın gayesini kaybetmiş, nihilist ideolojisinin Allah ile irtibatını kaybetmiş hastalıklı nihilist ideolojinin yapacağı bir şeydir.

Bizim tarihimizde ve kitaplarımız arasında bu tür bir faaliyeti kimse aramasın bulamazlar.

Hayatın var oluş sebebini kaybetmiş, merhametsizliği ideoloji haline getirmiş bir hareket tarzını dinle, İslamla ve İslam tarihi ile bir araya getirmek doğru değildir.

Bunlar teoloji ile halledilebilecek bir konu değildir. Bu daha çok sosyolog ve psikiyatristlerin ilgi alanına giriyor olabilir.
İntihar saldırılarını Filistin üzerinden veren bir takım kimselerle bir araya geldim. Onların kendi ifadeleri şu ki, “O gün o şartlarda dar bir alan için verdiğim bir fetva idi. Allah’tan istiğfar ettim. Bu fetvayı dikkate alıp birileri bir yerde birilerini öldürüyorsa ve benim bunda payım varsa diye Allah’a istiğfar ediyorum” dedi.

Mehmet Acet - Mezhep savaşları yaşanıyor. DEAŞ vardı bir de Haşdişabi çıktı. Bizim için Türkiye için bir tehdit altındayız diyebilir miyiz?

Mehmet Görmez - Mezhep savaşlarını sebep değil sonuç olduğuna inanmaktayım. Cehaletin gölgesinde yetişen nesillerin bilinç altında yetişen hastalıkların tevarüs etmelerinden başka bir şey değildir mezhep savaşları.

Mezhep meselesi var. Bir cani Halep’te çocukları öldürür, tarumar ederken Kerbela’nın intikamını aldığını söyleyip kaydediyor ve servis ediyorsa bunu mezhep savaşı olarak adlandıramazsınız.

Diğer taraftan IŞİD Şiilerden intikam aldığını iddia ediyorsa bu ahlaksız bir mezhep savaşına evrilme durumudur. Mezhep savaşı değil.

Zalim, zalimdir. Zalimin dini ve mezhebine bakılmaz.

Türkiye’ye gelince…

Biz kainata dar mezhep kalıpları içinde bakmadık. Biz Yunus’u, Mevlana’yı, Hacı Bektaşı Veli’yi yetiştirdik.

İslam’ın medeniyetler kuran ana yolu olarak kabul ettik.

Sayın Cumhurbaşkanımızın sürekli vurgu yaptığı bir cümle var. “Benim Sünnilik ve Şiilik diye bir dinim yok!”

Bunu bazı kardeşlerimiz bunun dahi medeniyetler kuran ana yoldan ayrı düşeceğimiz endişelerini taşıyorlarsa bu doğru değildir.

Ehli sünnet mezhep değildir. Fırka değildir.

Biz kıble ehlini tekfir etmeyiz.

Biz aynı Rahmana yönelmiş bir kimseyi tekfir etmeyiz.

Biz DEAŞ’ın ortaya çıktığı günden beri bunu dile getirdik. Biz heyetlerle İran, Arabistan, Suriye ve Katar planları yaptık.
Bizi İran’a gittiğimiz için eleştirenler oldu.

Allah için düşünelim. Bu coğrafya da dökülen kanı durdurmak gibi bir görevimiz yok mu?

Bütün Ayetullahların huzurunda, “Ey Sünni şeyhler! Ey Sünni ve Şii şeyhler! Yetmedi mi bunca akan kanlar. Yetmedi mi emperyalizmin kıskacında oyuncak olduğumuz. Kalemlerimizi, gönüllerimizi devreye sokalım. Ümmetin ocağı yanıyor. Bu fitneyi söndürmemiz gerekiyor. Dökülen kan Müslüman kanı olduktan sonra kanın Sünni’si Şii’si olur mu? Hangi akıl hangi delil bu akan kanın mübah olduğunu gerekçe gösterebilir? Ey alimler ey hocalar! Bu kin ve nefret kokan fetvalara ve hezeyanlara karşı bizler ne yaptık? Endülüs medeniyetini kaybettik. Maveraünnehirde Asya’yı aydınlatan medeniyeti kaybetmedik mi? Bu gün Şam da İslam medeniyetini kaybetmek üzereyiz…”

Bu konuşmayı yapınca bazılarının gözleri doldu, bazıları alkışladı. O gün o noktadan çok çok uzaktayız.

Haç ibadetleri engellendi birilerinin. Çok çabalar gösterdik bu engel için.

Bizim ülkemizi etkiler mi? Bizim bu olanlardan ibret alarak bizim birbirimize daha çok sahiplenmemiz lazım. Alevi sünni gibi bir ayrımda hepimiz birlik olup birbirimize sahip olmalıyız.

Bizim sahip olduğumuz medeniyet mefkuresi bizim sahip olduğumuz coğrafyadaki yanlışarın buralara gelmeyeceğine olan ümidimi taşıyorum. Biz o yanlışlara düşmemeliyiz.

Mehmet Acet - 15 Temmuzda minarelerden yükselen salalar o milletin sokağa çıkmasında etki eden o selalardı. Diyanet İşleri Başkanı olarak o çağrıyı yapmıştınız. FETÖ darbe girişimine karşı bu konuda ciddi bir çaba içinde oldunuz. Bu arada diğer ülkelerin din görevlileri nezdinde bir farkındalık oluştu mu?

Mehmet Görmez - 15 Temmuz tarihi bundan sonra bu milletin tarihinde pek çok açıdan bir köşe taşı olarak yad edilecektir. Biz belki içinden geçtiğimiz için bunun pek farkında olmayacaklardır. Ama bizden sonraki nesiller bunun çok önemli bir tarih olduğunu göreceklerdir.

Milletin kendi hukukuna  sahip çıkması yabana atılır bir hadise değildir. Diyanet tarihinde de 15 Temmuz unutulacak bir tarih değildir. 100 bini aşkın personeli ile Diyanet’in milletin hislerine tercüman olması takdir edilecek bir husustur.

Bu yapının uluslararası boyutu nedir? Öncelikle belirtmek isterim ki 15 Temmuz bir işgal teşebbüsüdür. Bir ihanettir. Bunda kimsenin tereddüdü yok. Çünkü din adı altında sahte bir söylemle de olsa din adı altında yapılanan bir yapının öncülüğünde yapıldığı için dinin tarihinde de sebepleri ve sonuçları açısında ele alınırken pek çok araştırmanın üzerinde kalem oynatacağı bir olaydır.

Bu milletin bir evladı olarak hasbelkader Diyanet İşleri Başkanlığı gibi çok ulvi bir kurumun başknı olarak ifade etmek isterim ki hala taa başlardan itibaren saf düşüncelerle gönül vermiş bir insanımız varsa o kalbini gözden geçirsin.
Dinin verdiği feraset ve basiretle bu olaya baksın.

Biz olayın hemen akabinde tüm ilim heyetimizi alim denebilecek insanlarımızı topladık ve Olağanüstü Din Şurasında topladık.

Bu kararı Diyanet vermedi. Bu kararı ülke benim diyen tüm hocalarla ortak bir şekilde aldık.

Sonra uluslararası din adamlarını topladık ve anlattık. Onlarda bizim kararlarımızı aynen tasdik ettiler.

Şöyle bir tablo ortaya çıktı. Sovyetler dağılmış pek çok Müslüman topluluklar ortaya çıkmış. Avrupa’da göçmenlerle birlikte bir Müslüman topluluk ortaya çıkmış.

İslam yükselen bir güç ve değer. Küresel güçler bu büyüyen güce karşı sömürge aydınlar yetiştirecek okullar ya da aydınlar göndererek kötülüklerini ihraç ettiler islam toplumlarına.

Şu ana kadar neden görmediniz diyenler olabilir?

Münafıkları deliller ortaya çıkıncaya kadar bilmemiz mümkün değil. Allah Resulü Münafikun Suresinde anlatılınca bildi.
Diğer sahabilerde münafıkları bilemedi.

İhanet ortaya çıkmadan münafığı bilemezsiniz.

Biz de ihanet ortaya çıkmadan önce bilemedik.

Avrupa, Afrika ve Balkanlarda açılan tüm okullar meğer sömürge okulları açmak imiş.

Bir müftü şunu demişti bana. Bu okullarda okuyan çocukların bir aile bağı yok oluyor. İki, millet bağı yok oluyor. Üç, ümmet bağı yok.

Burkinofasodan gelen din adamları öyle bir şey anlattılar ki üzülmemek imkansız. Üç şeyi gördük bir  şeyden dolayı da bu üç şeye sabrettik, dedi. Bunlar hiç fakir sevmediler, bir fakir çocuk okutmadılar, sadece zengin çocukları okuttular güç devşirmek için. Hep Hristiyanları sevdiler. Hiçbir zaman İslam dertleri olmadı bir Kur’an bile okuduklarına şahit olmadık. Ama bu yapıyı Türkiye’den geldikleri için sabrettik. Ses çıkarmadık.

Başta maksadınız son derece iyi niyetle güzel düşüncelerle yönelmiş olabilirsiniz. Ülkeye verilen zarar, kırk yıllık emeğin hebası, Afrika ve Asya’da Müslümanların kafasını tefşif etmesi, Balkanlar ve Avrupa’daki Müslümanların var olma mücadelesini başka yönlerini başka şeylere kanalize etme gibi çok açık bir ihanet tablosu var.

Bunu 15 Temmuz da net olarak gördük.

Bundan dini mübini İslam zarar gördü. Biz gördük. Tüm Müslümanlar zarar gördü.

Mehmet Acet - Dışardan Türkiye’de bir kavga var. Aralarında sorun çıkmış kavga ediyorlar gibi bir anlayış var. 70 ülkenin Avrasya İslam Şurasında anlamaları önemli.

Mehmet Görmez - Avrupa’da da kendilerinin ılımlı olduğunu beyanla düşmanla işbirliğine girdiklerini de müşahade ettik.

Mehmet Acet – FETÖ üzerinden diğer cemaatlerinde böyle bir potansiyeli olup olmadığı konusunda bir soru var.
Mehmet Görmez - Bu topraklarda farklı dini yapılar var ola gelmiştir. Bunlar daha çok tarikatler olarak var olagelmiştir. Modern zamanlarda ise kendine cemaat adı verilen yapılar varlıklarını devam ettirmişlerdir. Cumhuriyet tarihinde de bu yapılar kendini vakıf, dernek çalışmasını yaparak çalışmalarına devam ettiler.

İhanet ile yanlışları eş değer göremeyiz. Bir yapı kendi toplumuna ihanet etmiş, halkın üzerine tanklar yürütmüş, meclisini bombalamış, yeni bir din ve anlayış üretmişse bunun üzerinden hataları olsa bile herhangi bir cemaati aynı kategoriye sokmak doğru değildir.

Benzer yapıların gayesi toplumun dini alanına hizmet olan yapıların hiç hatası olmadığı anlamına gelmez. Bir takım yanlışları var ve onları görmezden gelemeyiz.

Bizim cemaatlerden beklediğimi dört beş temel ilke var.
1- Şiddete başvurmamaları,
2- Tekfir etmeyecek. Kendisi gibi inanmayan ve düşünmeyeni tekfir etmeyecek.
3- Başkasını ötekileştirmeyecek.
4- En önemli hususlardan bir tanesi. İslam’ın ana kaynaklarından uzaklaşmayacak.
5- Şahısları hakikatlerin yerine koymayacak. “Baki hakikatler fani şahıslar üzerine bina edilemez” diyen Bediüzzaman bunu ifade ediyor.


Muhammedi tabirini oryantalistler kullandı. Resulullah (sav) bizim rehberimiz, önderimiz. Fahri kainattır. Buna rağmen biz kendi dinimizi Muhammedi olarak adlandırmadı. Ama İslam coğrafyasında bir hareket çıkıyor. Ve o hareket bir şahsın adıyla var oluyor. Biz bir faniye irademizi geleceğimizi teslim edemeyiz.

Resulullah’a pek çok sahabe geldi ve “Ya Resulullah verdiğiniz karar şahsınızın mı yoksa vahiy mi?”

Resullullah, “Bu benim şahsi görüşümdür” dediğinde, sahabe “O halde bu doğru değildir Ya Resulullah!” demişler ve Allah Resulü’de buna anlayış gösterip doğru olanı yapmalarını söylemiştir.

Biz bu oluşumları futbolda, şikede, ticarette, siyasette görmemeliyiz.

Hayırda yarışarak çalışmalarına devam etmeliler.

Mehmet Acet - Gizli ajandası olan bir cemaat var mı?

Mehmet Görmez - Bir devlet memuru herhangi bir yapıya herhangi bir insana muhabbet duyabilir. Bir memur o yapı ve kişiye olan bağlılığı bir güç tutkusuna dönüştürürse FETÖ ile aynı yola girmiş olur. Bu topraklar ikinci bir FETÖ ihtimali görmüyorum. Ama daha dikkatli ve özenli olmamız gerekiyor.

Mehmet Acet - Osmanlı’da meclisi meşayih müessesi vardı. Siz cemaatler buluşmasından ne bekliyor ne yapmak istiyorsunuz?

Mehmet Görmez - Özgürlüklerine müdahale edilmeksizin din hizmeti ve din eğitimine destek veren sivil teşekküllerle ifrat ve tefritten uzak kalarak denetlenebilir bir yapı içinde ortak çalışmalar yapmak istemekteyiz.

18. madde de bu kararın gereğini yerine getirmek için Din İşleri Yüksek Kurulu ve danışmanlarımız olduğu halde 30 kadar dini yapılarla oturup bunu istişare ettiler.

15 Temmuzda yaşadığımız acılardan dolayı aynı hatalara düşmemek için toplumsal barış, birlik ve beraberliğimiz açısından bu buluşmalar yapıldı.

Buluşmalar üç başlık altında yapıldı.
1- 15 Temmuz da karşılaştığımız ihaneti birlikte değerlendirdik ve neler yapabiliriz?
2- Daha büyük bir araya gelerek o özgürlüklerine müdahale edilmeksizin, ifrat ve tefritten uzak kalarak bu söylemler biraz çoğalıyor. Şunu yaparsan kafirsin falan bizim dilimiz değil. Bunu ortaya koymak. Osmanlıda da benzer bir şey daha önce yapılmış. Tarihte de nice sıkıntılar olmuş. Bu ilk değil. Bu talep devletten dini yapılara gitmemiş, dini yapılar devletten daima görüşme talebinde bulunmuşlar.

1790 yılında tasavvuf ehli aralarına giren istismarcılar için gereğinin yapılması adına devletten talepte bulunmuşlardır.
Şu an şartlar yapılar ve söylemler değişmiştir. Pakistan’da her cami bir mezhebe her cemaat bir fırkaya dönüştü. Türkiye’de Diyanet ve İmam Hatipler olmasaydı Allah korusun aynı duruma düşebilirdik.

İstişarelerden gayret memnunlar. Birlikte bir iç denetim yapıp birlikte aramıza İslam ile alakası olmayan Amerika üzerinden peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan yapılar var. Bu yapıları dikkate alıp anayolu dikkate ederek ifrat ve tefritten uzak kalıp hayırda yarış adına bir görüşme yapıyoruz.

Görüşmeler daha neticelenmedi.

Sürüyor ve ortak bir kararın çıkacağına inanıyorum.

Mehmet Acet - Şimdi bu cemaat ve tarikatlar tekke ve zaviyeler kanunu ile bu faaliyetler yasaklanmış. Biraz da bu nedenle işlerini gizli ve saklı yapmışlar. Bu konuda devlete de bir iş düşmüyor mu?

Mehmet Görmez - Devletten önce bize görev düşürüyor. Millete görev düşüyor. Medrese ilim tahsil ettiğimiz, tekke gönül terbiye ettiğimiz mekanlardır.

Medrese ile tekkenin kavga ettiği, medrese ile ibadethanenin kavga ettiği zamanlar oldu. Tekkelerin bozulduğu zamanlar oldu. Bütün bunların yasaklanması hiçbir zaman çözüm olmadı. Bir şekilde bunlar hayatlarına devam ettiler. Ama ayrışarak değil birleşerek. Tabiat tekke mü’minler zakir. Biz bir mekana özgü değiliz.

Bizim bir araya gelip ittifakla birşeyler yapabilmeliyiz. Ama o ruhu bu güne taşıyabiliriz.

Üniversitenin, caminin, gönül terbiyesi olan başka bir mekanın, gönül estediği kazandıracak mekanların birlikte ayrışmadan değerlendirdiğimiz bir iklim oluşturmalıyız.

Bu sonucu yöneticilere hep birlikte götürdüğümüz de onlarda gereğini elbette yapacaklardır.

Mehmet Acet - Eskiden olduğu gibi dini çalışmaları tehlike gören bir iktidar yok. Bu da büyük ve önemli bir iklim veriyor bize değil mi?

Mehmet Görmez – Elbette bu iklimin kıymetini bilmemiz lazım. Sözlerimi bitirirken 2017’de daha merhametli bir dünyayı Allah bize nasip etsin. 2012’den beri bir merhamet seferberliği başlatmamız lazım demiştik. Bizi kuşatan kötülüklerin üstesinden birlik beraberlik ve kardeşliğimizle bu işlerin üstesinden geliriz.

Allah’a hesap vermeden herkes kendini hesaba çekmelidir. Arzı ekber gelmeden önce amellerinizi tartın diyor. O gün gelmeden önce kendi yapıp ettiklerimizin muhasebesini yapmalıyız. Gelecek nesillerimize daha güzel bir dünya bırakmayı bizlere nasip etsin, diyorum.


 

 

Kaynak: Dinihaberler.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner220