Diyanet işleri Başkanı Görmez ciddi konuları gündeme alıyor
Eğitim alanında, teknoloji alanında, siyaset alanlarında ve diğer alanlarda belirsizlik ileri boyutlardadır. Karmaşa niteliğindedir ve sınırları aşarak ilerlemektedir. Bu gelişmenin vahametini çoğu insanımız görüyor, rahatsız oluyor ve dertleniyor. Çareye başvurmanın gerekliliği hakkında fikir yürütüyor. Gerek ideolojik ve gerekse şahsi tepkilerini sürdürüyor. Fakat netleşme yok, belirsizlik var.

Bu hususlarda sol ve liberal kesimlerde de rahatsızlık var, yoğun eleştirileri var ve ağır ithamları var. Bunlar özellikle mevcut yönetime âdeta ateş püskürmektedirler. Fakat teşebbüs edecek iradeleri yoktur. Akıllarını yeteri oranda kullanmadıkları gibi bilgileri de sığdır. Genelde iddialarında karşıt şartlanma hastalıklarına müptela oldukları görülür. Dışa açık değil kapalı devrede kalma sıkıntısı çekerler. Bu yüzden eleştiri yaptıkları alanlarda onlarca seneden beridir netleşemediler, bir adım dahi atamadılar. Hep kadük kaldılar, ilerleyemediler. Zaten bunların tutunacak dalları, dayanacak kaynakları yoktur. Varlıkların sebep ve sonuçlarını idrak etme yetenekleri gelişmemiştir.

İslamî kesimde ise işler biraz daha karışık hatta karma karışık durumdadır. Çoğu meselede yanlışlarını hissettiler ve birçok platformda kapanmayan yaralarını gördüler, açıklarını idrak ettiler, bir şeyler yapılması gereğini hissettiler. Yaralarını iyileştirmek ve ideallerini gerçekleştirmek için kulüpler, platformlar, dernekler, vakıflar kurdular ve bunların aracılığı ile bir şeyler yapalım, diye teşebbüs ettiler. Fakat netleşemediler. İnandıkları Allah’a rağmen kendi daracık kapasiteleri dışına çıkamadılar. Elbette handikapları çoktur ve bunların aşılmasının bedeli pahalı ve ağırdır.

Çünkü yapacaklarını ya demokrasi ve laiklik kuralları doğrultusunda yerine getirecekler ya da İslamî ilkeler çerçevesinde ciddiyetle gerçekleştireceklerdir. Hem bunun için faaliyet alanı oluşturacaklar. Amma Müslümanın işi öyle kolay bir iş değildir. Bütünü ile karışmış, seçilemez hale gelmiş rengârenk iplik karmaşasını ayıklama pozisyonunda kaldıklarından dolayı bocalıyorlar ve netlik kazanma sıkıntısı çekiyorlar. İnançlarının gereklerini yapmaya teşebbüs etseler laiklik geçit vermiyor, demokrasi devleşiyor karşılarına dikiliyor. Kendi mihverleri çerçevesinde dönüyorlar ve onunla bir şeyler yapıyor görünüyorlar. Buna rağmen yaptıkları asıl mesnede dayanmadığı için tutarsız kalıyorlar, yaptıkları köklü değildir ve sürdürülür tarafı da olmuyor.

Bütün bunların karşısında Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez sorumluluk bilincine sahip bir idareci olduğu için ciddi konuları gündeme alıyor. Yaptığı konuşmalarında başta tüm sorumlulara ve topluma mesajlar veriyor ve tekliflerde bulunuyor. Tekliflerinde ciddi, sorumlu ve akıllı yöneticilere hedef gösteriyor. Özellikle eğitimde geleneksel yöntemler yerine daha etkin yöntemlerin oluşturulmasını ve bunların insan fıtratına uygun olmasını istiyor. Toplumu bilgilendirecek ve bilinç düzeyini yükseltecek etkin projeler hazırlanması gerektiğini dile getiriyor. Toplumu, ayırımcılık değil uzlaştırıcı programlarla bütünleme çalışmaları yapılmasını hedefliyor. Bunların ve diğer ihtiyaçların gerçekleşmesini her vatan evladı, Müslüman ve mümin insanın kabul etmesi fıtratının gereğidir. Bunlara katkıda bulunmak aklın ve imanın gereğidir, unutulmamalıdır.

Bu satırların yazarı ve bir vatandaş olarak bu tekliflere yürekten katılmak ve katkıda bulunmak benim de görevimdir. Ancak bu göreve talip olanın ciddiye alınması önemli ve elzemdir. Özellikle Diyanet’in önemli görevlerinden olan Kur’an öğretimi ile ilgili denenmiş, uygulanmış ve yüzde doksan üzeri başarı elde edilmiş ve takdir toplamış bir projeyi, bizzat Başkana takdim edeceğimi teklif ediyorum. Hem bizzat projeyi, yetkililere sunum yaparak tanıtımını yapmaya hazırım. Yeter ki bu ciddi ve çok önemli teklif ve beyanlar ortada ve sahipsiz kalmasın. Ayrıca Aile eğitimi ile ilgili ciddiye alınması gereken önemli bir proje de hazırdır.

Bizim milletimiz en güzel hizmete layık bir millettir. On beş Temmuz gecesi ve bir ay süresince bütün varlığı ile ne olduğunu ortaya koyan bu milletin çocuğuna layık olduğu hizmeti vermek ve bu hizmetten onları mahrum etmemek yüksek bir fazilettir. Bununla beraber insanı ve aileyi asli kimliğine kavuşturma mücadelesi, bir başka çalışma alanıdır. Çeşitli mihraklar ailenin temelini dinamitlediler. Yapılan birçok programlarla yeniden aileyi dinamitlediler ve viraneye çevirdiler. Özellikle kadını asli kimliğinden kopardılar. Onun bencilleştirdiler, hayâ dışı duygularla doldurdular. Onun için toparlamanın zorluğu ve dehşeti ortadır. Boşanmaların zirve yaptığı, çocukların perişan olduğu ve elden ele dökülerek gönül dünyalarının harabeye döndüğü bir toplumda tedbir almayan yetkililer ve aklı erenlerin vicdan azabından kurtulma sıkıntısı çekecekleri şüphe götürmez gerçektir.

Netlik kazanmayan Din anlayışı, Allah Teâlâ’ya, O’nun kitabı Kur’an’ı Kerim’e ve Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme rağmen huzur kapılarının açılmasına engeldir. “Ey iman edenler, kendilerinizi ve ailelerinizi, yakıtı insan ve taş olan cehennem ateşinden koruyunuz. (Tahrim: 66/6) Buna kim lakayt kalabilir? Esselamu aleyküm.


 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
İmam 2 ay önce

Ey idareciler helede din gorevlisi liderleri kendinizi adaletsizlikten koruyun torpilden uzek durun kul hakkiyla Allah huzuruna cikmayin cehennemi biliyorsniz yapmyin hakki yenilen imam kuran kursu muezzinlerin hakki sizi iflah emiucektir