Diyanet saygın bir kurumdur

Başbakan Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda toplantı sonrası açıklamalarda bulundu.

Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları;

''Diyanet İşleri Başkanlığımızın hem kamu görevi vardır, hem dini bilginin yaygınlaşması görevi vardır. İslam'ın barış dini olduğu gerçeğinden hareketle din görevlilerimiz herkesi kapsayacak şekilde görevlerini ifa etmelidir. İslam selam verme anından itibaren herkese ben senden eminim sende benden emin ol mesajı veren barış dinidir.

''CAMİ MİMARİLERİNE ESTETİK KAZANDIRILACAK''

İslam mimari açıdan da estetik dinidir. Cami mimarisi açısından Şehircilik Bakanlığı da olmak üzere cami mimarisine estetik bir boyut kazandıracağız. Cami mimarilerine estetik kazandıracak bir denetim mekanizması kuracağız. Camiler toplumun her kesimine hitap edecek ve sosyalleşmeyi içinde barındıracak mekanlar olacak. Herkesin özgürce dini anlayışını yaşaması hakkıdır. İslam'ı bir barış dini olarak korumak ve yaymak hepimizin görevi. Bu çerçevede uluslararası riskler konusuna da geldik. Balkan İslam şurası var ve 6 ayda bir toplanıyor. Sosyal kültürel dokuyu muhafaza etmek için varlar.

''HER TÜRLÜ MEZHEPÇİLİĞE KARŞIYIZ''

Biz her türlü mezhepçiliğe karşıyız. Kim mezhepçiliği körüklüyorsa aslında şiddeti körüklüyordur. Muharrem ayına giriyoruz. Hepimiz hangi mezhepten olursak olalım hep beraber muharrem orucu tutacağız. Bu barış anlayışını dünyaya yaymak için Diyanet işlerinin başlattığı çalışmaları çok önemli görüyoruz. İslam dünyasının içinden ve dışından kaynaklanan bir çok yanlış anlaşılma ile karşı karşıyayız.

"TALİMAT VERDİM"

Hangi inanca mensup olursa olsun ancak dünyanın her yerinde dini otoriteler bir protokole uygun olmuştur. Her dini kuruma saygı göstermek toplumsal bir görevdir. Tehdit olarak görmekten çıkarılması lazım. Eskiden gayrimüslim bir görevlinin ziyareti yadırganıyordu. Diyanet İşleri Başkanımıza verdiğim talimatı yine söylüyorum. Gösterilen protokol en üst seviyede olması lazım. Ulvi görev yürüten dini makamlara siyasi olarak da saygı gösterilmesi gerekir.

''DİYANET İŞLERİ SAYGI UYANDIRAN BİR KURUMDUR''

28 Şubat'ta danışman görevlisi biri sürekli Diyanet İşleri'ni kontrol ederdi. Diyanet işleri artık bizim için şüphe uyandıran değil saygı uyandıran bir kurumdur. Bu saygı ve güven ortamının sağlanması çok önemli. Ben bütün dini liderleri ziyaret ettim hiç bir ayrım gözetmeden. Nihai noktada bir mensubu bile olsa her bir dini lider ulvi bir görev yürütüyor ve biz de gereken saygıyı göstereceğiz.

''O HARİTA BİZİM DEĞİL''

Bir yabancı TV kanalına verdiğim mülakatta güvenli bölge sorusu gündeme geldiğinde zikrettiğim bazı konular benim isteğim dışında haritaya çevirilmiş. Bizim tarafımızdan harita budur diye bir tanımlama yapılmamıştır. Ben bir ilkeye dikkat çektim. Güvenli bölgenin askeri değil insani bölgeler olduğunu belirttim. O harita hiç bir şekilde bizim tarafımızdan üretilen haritalar değildir. Nerede göç söz konusu ise güvenli bölge orada olur.

''ÇÖZÜM SÜRECİNİ BAŞLATIRKEN İZİN ALMADIK YÜRÜTÜRKEN DE ALMAYIZ''

Başbakanlık görevini aldıktan hemen sonra çözüm süreci ile ilgili bir kurul oluşturduk. Son çözüm süreci toplantımızda bütünüyle son yaşanan gelişmeleri değerlendirdik. Bu değerlendirme sonrasında bir takım adımlar söz konusu oldu. Çözüm süreci bizim kendi irademizle başlattığımız bir süreçtir. Nasıl başlatırken kimseden izin almadıysak yürütürken de kimseden izin almayız.

''PAZAR GÜNÜ AKİL İNSANLARLA GÖRÜŞECEĞİZ''

Bu süreç kararlılıka devam edecek. Bunun yanında çözüm sürecini kanunsuz girişmlere bahane etmeyi kabul etemeyeceğiz. Akil adamlar toplantısı gerçekleştireceğiz. Benim de planladığım bir görüşmeydi. Bu pazar görüşeceğiz. Prensip olarak aynı isimlerden oluşuyor. Belki bir görev değişiliği olabilir ama genel çerçevede aynı isimlerle buluşacağız. Akil insanlar heyetine ihtiyacımız var. Onların kendi aralarında toplanmalarından çok memnun oldum. Onlar kendi değerlendirmelerini yaptılar ben de onları dinleyeceğim. Öcalan'la ilgili bir statü değişikliği söz konusu değil.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
şems 2 yıl önce

Din görevlileri de saygınlığa kavuşturulmalıdır.maddi ve manevi.....

Avatar
şems 2 yıl önce

Diyanetin yükünü çekenler din görevlileri,kaymağını yiyenler diğerleri

Avatar
muro 2 yıl önce

Aynen öyle hocam

Avatar
maboçzade 2 yıl önce

ekseri köy ve mahalle camileri, cemaatsız açılıp kapanıyor.imamlar boşa kürek çekiyor.inanmayan köy ve mahalle camilerine gidip bir vakit namazı kılsın da vehameti görsün...istisnaları olabilir..

Avatar
Imam85 2 yıl önce

valla kusura bakma sy hocam inanmayan bir koye imam nicin veriliyor diyorsun,zaten tam isabet oyle yerlerin hidayeti icin gonderiyor asil ulvil görev orda saygilarimla

Avatar
şems 2 yıl önce

Sayın başbakanımız diyanete gereken değerini iade etti.Bizleri onurlandırdı .ALLAH ondan razı olsun..

Avatar
Coşkun Akmaz 2 yıl önce

Saygı ve değer lafla olmaz.Çünkü lafla peynir gemisi yürümez.Saygı parayla itibarla ve eğitimle olur.Akademisyenimizi ezmeyeceğiz maaşlarına 1oo de yüz zam derken imamların 3t3 zam ile geldiğini herhalde biliyorsunuzdur Sayın Başbakanım.