Diyanet sokak çocuklarına, yetimlere sahip çıkamaz mı?
Geçen gün bir gazete haberinde babası eski büyükelçi olan birinin sokaklarda yaşadığı haberini okuyunca şunu düşünmeden edemedim. ‘Demek ki kim olursan ol çocuklarının akıbetini bilemezsin’. Dolayısıyla gelecekte kimin çocuğunun yetim kalacağı, kimin çocuğunun sokaklara düşeceği acı gerçeği bilinmemektedir. Bununla beraber toplumumuzun geleceği adına, Çocuk Esirgeme Kurumu'na ilaveten Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da bu çocuklara sahip çıkması bir zorunluluk haline dönüşmüştür.
 
Prof. Dr. Sait Alan - Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi
 
Avrupa ve Amerika'daki kiliseler kendilerine ait okullarda ve yurtlarda kimsesiz ve fakir çocuklara sahip çıkmaktadır. Aileleri tarafından terkedilen kimsesiz çocukların tüm öğrenim giderleri ve ihtiyaçları kiliseler birliği tarafından karşılanmakta ve bu çocuklar topluma kazandırılmaya çalışılmaktadır. Bu ülkelerde de devlete ait çocuk esirgeme kurumları bulunmaktadır. Ancak bu konu daha çok manevi bir konu olduğundan fedakarlık ve gönüllülük esasına göre işlemektedir.
 
Bu nedenledir ki bu ülkelerde kiliseler bu çocukların bakımı ve sosyal hayata kazandırılmasında çok önemli rol oynamaktadır. Ülkemizde de çocuk esirgeme kurumları ve şefkat evleri ile bu çocuklara sahip çıkılmaya çalışılmaktadır. Konu ile ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın son yıllarda yapmış olduğu çalışmalar takdire şayan olmakla beraber, bu yükün tek başına bir kurum tarafından yüklenmesi teknik açıdan da zorluklar oluşturmaktadır. En son Elazığ'da meydana gelen vicdan yaralayan örneklerden de anlaşıldığı gibi her zaman istenen sonuçlar alınamamaktadır.
 
Sosyal yara!
 
Bu iş daha çok gönül işidir ve bu nedenledir ki Avrupa ve Amerika'da kiliseler ve din adamları bu konuda çok önemli bir açığı kapatmaktadır. Peki ülkemizde de modern teşkilatı ve örnek çalışmaları olan Diyanet İşleri Başkanlığı neden bu konuyla ilgilenmesin? Diyanet İşleri Başkanlığının tek görevi Kur'an kursu ve cami açmak mı olmalıdır? Tüm toplum kesimlerinin güvenini kazanmış Diyanet İşleri Başkanlığı binlerce çalışanı ile bu konuyla gayet başarılı bir şekilde ilgilenebilir.
 
Bugün Türkiye'deki en önemli sorun, hala halkımızın kimliğinin bir unsuru olması dolayısıyla İslam kültürünün, batı kültür emperyalizminin hedefi haline gelmiş olmasıdır. Maalesef bu kültür emperyalizminden etkilenmiş bazı medya grupları ile işbirlikçi sivil toplum kuruluşları, din istismarını bahane ederek, Diyanet'in bu misyonunu perdelemektedir. Din: bir sosyal kurum ve bir sosyal gerçekliktir. Dolayısıyla da Diyanet'in bu sosyal yarayla ilgilenmesinden ve sahip çıkmasından doğal bir şey olamaz. Bu Diyanet İşleri'nin en önemli misyonudur.
 
Bu Çocuklara Niçin Sahip Çıkmalıyız?
 
Sokak çocukları; kendi aileleri veya yakınları ile ilişkisini kısmen ya da tamamen kesmiş, günün önemli bir kısmını sokaklarda geçiren, madde kullanımı yaygın ve suçla ilişkisi oldukça fazla olan 18 yasından küçük bireylerdir. Sokakta yaşayan çocuklar; günlük hayatın tamamını sokakta geçirmektedirler, maalesef yaşadıkları ortamlarda her türlü ihmal, istismar, sömürü ve kötü davranışa maruz kalmaktadırlar, aile veya yakınlarıyla bağları kısmen ya da tamamen koptuğu için, risklere karşı kendilerini koruyamamaktadırlar, çoğunlukla da yaşadıkları ortam ve geçirdikleri travma sonucu uçucu ve uyarıcı madde kullanmaktadırlar, çünkü onları koruyup kollayacak kimseleri, gerektiğinde sığınacak sıcak bir yuvaları yoktur, en nihayetindede insanlara düşmanlaşarak bulundukları bölgelerde toplumun huzur, sükun ve güvenliğini tehdit edici davranışlar sergileyebilmektedirler.
 
Diğer hukuk sistemlerinin aksine Türk hukuk sisteminde çocukların korunmasına ait kurallar, esasları bakımından, doğrudan doğruya kanunlarla desteklenmiştir. 23 Nisan'ı çok sevdiği çocuklara “Bayram” olarak armağan eden milletimiz maalesef ki bu duyarlılığı onları koruma noktasında yeterince gösterememektedir.
 
Geçen gün bir gazete haberinde babası eski büyükelçi olan birinin sokaklarda yaşadığı haberini okuyunca şunu düşünmeden edemedim. 'Demek ki kim olursan ol çocuklarının akıbetini bilemezsin'. Dolayısıyla gelecekte kimin çocuğunun yetim kalacağı, kimin çocuğunun sokaklara düşeceği acı gerçeği bilinmemektedir. Bununla beraber toplumumuzun geleceği adına, Çocuk Esirgeme Kurumu'na ilaveten Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da bu çocuklara sahip çıkması bir zorunluluk haline dönüşmüştür.
 
Çocuklara sahip çıkmak
 
'Yetimler geceleri sessizce ağlar ve kimse onları duymaz' diye bir deyim vardır bilir misiniz? Artık yeter diyorum ve ardından ekliyorum: 'yetimlerimizin sessiz çığlığı duyulsun artık, gözyaşları uykularımızı kaçırsın, vicdanlarımızı kanatırcasına rahatsız etsin ki; toplum olarak yetimlerimize şefkat elini uzatalım ve onları bu karanlıktan kurtaralım'. Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini istersen, yetime acı, onun başını okşa ve ona yediğinden yedir.(Hadisi şerif)
 
Ve bundandır ki; 'Gün; açlıktan, soğuktan ve karanlıktan korkup gizliden gizliye ağlayan yetimlerin, sokak çocuklarının gözyaşlarının dindirilme günüdür. Gün; Yeni Türkiye'nin çocuklarına sahip çıkma günüdür. Gün; bu konuda yapılacak basit yasal düzenlemeler ile bu sorunu kolayca aşabilme günüdür' diye toplumumuzun vicdanına sesleniyorum.
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nuh KMC 2 yıl önce

Aynen katılıyorum. Sadece Diyanet değil. Diyanet ile birlikte diğer dini cemiyet vakıf STK Dernekler de bu konuda ellerinden geleni esirgememelidirler