Diyanet ve İlahiyat camiası, yaptıklarını Allah için yapar

Paralel Cemaatin Diyanet Hazımsızlığı 

İslam’a hizmet aşkıyla yola çıkan bir çok samimi Müslümanın düştüğü şeytanın bu tuzağı, amellerini putlaştıran cemaat mensuplarının pek dikkatini çekmez. Başlangıçta samimi bir şekilde yaptığı hizmetler, kendisine şevk verir. İbadetlerini ve hizmetini arttırdıkça arttırır. Şeytanın yaman tuzağı bu noktada devreye girer. Kendi amellerini Kur’an’la kıyaslama doğruluğunu bırakıp, çevresi ile kıyaslama yanlışlığına düşer.

Sanır ki dünyada kendisinden daha çok Allah’a kulluk eden yok. Cihadın en büyüğünü, ahlakın en güzelini kendisinin yaptığını sanır. Meleklerle birlikte kulluk yapan şeytanın, mananın verdiği vecdin farkını maddi-görünen-fiziksel yasalara bağlayarak Allah’ın lanetine uğramasını bir an unutur. Maddi planda kulluk ilerleyince bir anlar, sürekli anlara dönüşür ve kulluğu amellerle tartmaya başlar.

Cemaatlerin bu noktada en büyük yanılgısı devlet denen -tüm kesimlere cebri olarak kucak açan- mekanizma ile cemaatvari sivil oluşumların, gönüllülük esası içinde varlığını devam ettiğini ayırt edememeleridir.

Bu nedenle çoğunlukla cemaat taraftarları, devletin niyet ve amel süzgeci kullanma imkanından mahrumgörevlendirdiği bazı samimiyetsiz din görevlilerini gündeme getirerek kendi ağırlığına pay biçmek ister. Paralel yapının çok bilmiş ilahiyatçıları gibi çıkar meydana, “Toplumda bir yığın ahlaksızlık var. Bakın bizim cemaatteki herkes tornadan çıkmış gibi tertemiz. Peki siz Diyanet, İlahiyat ve İmam Hatipler olarak ne yaptınız” şeklinde münasebetsiz sorular sorar.

Hatta Ak Parti döneminde toplumda ahlaki yozlaşmanın arttığından şikayetle övünme gereği duyar. Ahmak müntesip, düşünmez ki devlet İslami kurallarla idare edilmiyor. Ak Partinin üyeleri İslami hassasiyete sahip olsa da nihayetinde kendilerini bağlayan dini hayatla kavgalı anayasaya tabidirler. İçkiyi yasaklamak, zinayı cezalandırmak, lutiliğe ahlaksızlık deme hakları bile yoktur.

Bu konuda yapılan bazı düzenlemeler dahi Gezi parkı 31 Mart benzeri ateist isyanına sahne olmuş. Paralel cemaat bu isyana bizzat destek vermiş, elebaşlarını kendilerine emanet edilen yargı makamınca serbest bırakmaktan imtina etmemişti.

Paralel cemaatin cahil müntesipleri, cemaatin gönüllü insanlardan teşekkül ettiğini, cemaatin ritüellerine ayak uyduramayanların kendiliğinden cemaati terk ettiğini, geriye kalanların ise Kur’an Müslümanı olmayıp, torna Müslüman olduğunu görememektedir. Oysa devlet, cemaat gibi gönüllülük esasına dayalı birliklerin değil, mecburi birlikteliklerin meydana geldiği bir yapıdır.

Cemaate giden bir kimse ilgili cemaatin kurallarına zaten önceden psikolojik olarak teslim olmuştur. Ama camide görev yapan bir imamın, okulda bir ilahiyatçının, ülke sathında görev yapan bir müftünün cemaat seçme hakkı yoktur.

Cemaat lideri “Yerseniz böyle!” deme hakkına sahiptir. Müntesibi ön kabulle geldiği için arzusunca konuşur, buyurur, davranır. Ama bir diyanet ve ilahiyat personelinin cemaat lideri gibi kafasına göre takılma lüksü yoktur. Camide cemaat, okulda öğrenciler, tornadan çıkmış insanlardan oluşmuş değildir. Camide cemaat olsun, okulda öğrenci olsun bir imam veya dini meslek dersi öğretmeni farklı partilerden, farklı cemaatlerden, farklı mezheplerden, farklı kültürlerden, farklı mali imkanlara sahip insanlar arasında cambazlık yaparcasına“Lütfen dinin buyruğu bu! Dinlerseniz iyi olur” der, hal diliyle…

Din görevlileri arasında kötüler yok mu? Elbette var. Paralel yapı dine karşı olanlara destek vereceğine dindarlarla hareket edip sistemi değiştirme zahmetine ve imani gerçekliğe sahip olsaydı zaten o çürük elmalar din görevlilerin arasında yer almayabilirdi.

Paralel cahil müntesip, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e “Ahlaki bozukluk karşısında ne yaptınız. Biz bu arada üzerimize düşeni yaptık. Cemaatimizde ahlaksız yok” derken, ne kadar dar kafalı olduğunu da ortaya koymuş oldu. Cahil müntesip, görmez ki hükümete muhalefet ettikleri son iki seçimde kendi varlıklarının payı yüzde bir bile değildir. Devirmeyi düşündükleri iktidarın aldığı oy oranı ortada iken bunca oy veren bilinçli kitleyi, kendi cemaati mi yetiştirmiştir?

Her şeyden öte Diyanet ve İlahiyat camiası, yaptıklarını Allah için yapar, asla övünmez. Tüm Müslümanları geniş bilgiyle önyargısız kucaklar. Oysa paralel yapı gibi haktan sapıp nefsine tabi olan cemaatler, şeytan gibi maddi planda yaptığı amel ve hizmetleriyle mağrurlanırlar. Dar bir çerçeve edinmesine neden olan az bir bilgiyle önyargılı bir şekilde kendi kalıbına sığmayan herkese sataşırlar.  

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
karaman 2 yıl önce

artık palellerin söyleyecekli hiçbir şey kalmadı....nedir bu hezimet....nedir bu rezillik....kepazelik...bunlar ne zaman hoca oldular,imam-hatip oldular,müftü oldular ve de vaiz oldular....din hizmeti yapmayanlar ne zaman yapar oldular allah aşkınaaaa......paralar olunca,mali ibadetler olunca zannediyorum....dinimizin diğer emirlerini niye uygulamaya çalışmadılar....vah sizi kediler vah...tilkiler....rabbena hebbena heee....

Avatar
faruk 2 yıl önce

kaldıki şu paralel bozuntunun ahlakı da yok. fetonun gerçek imanı varsa sahibi olduğu sahip çıktığı televizyon kanallarının arkasında durmaması gerek. reklamlarında olsun dizilerinde olsun haramlar günahlar neşrediliyor...