Diyanet'i
Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen maden kazasında hayatını yitirenler için tüm Türkiye’de Cuma namazı öncesi Kuran’ı Kerim okunarak dua edildi.
 
Türkiye genelinde ‘Müminler tek vücut gibidir’ konulu Cuma hutbesinde Soma’da yaşanan acı olay konu edildi. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Ankara’da Ahmet Hamdi Akseki Camiinde irad ettiği hutbede, Soma’da yaşanan acı olayın tüm milletin ortak acısı olduğunu belirterek, “Milletimizin yüreği, Soma’da, maden faciasında hayatını kaybeden evlatları için yanıyor. Yüzlerce insanımız, çocuklarına ekmek getirmek için girdiği kara toprağın bağrında can verdi. Bu defa ateş, düştüğü yeri de yaktı, düşmediği yeri de. Çünkü ateş, bütün memleketin bağrına düştü” .

 Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in okuduğu hutbeyi eleştiren malum gazetenin sol zihniyetli uçuk yazarı Ruşen Çakır," Mehmet Görmez, hükümetin bu stratejisinin dindar insanları da fazlasıyla tedirgin etmiş olduğunu mutlaka görmüştür diye düşünüyordum" dedi.

-Ne bekliyordun Ruşen?-

Diyanet'in her hutbesini eleştiren sol zihniyet yine boş durmadı. Tabi bir de bunlara vatan haini paralelcileride eklersek tam isabet olur. Vatana millete hayrı olmayan bu zihniyet dün yine boş durmadı ve akıllarınca Diyanet'e fetva vermeye kalktı.

Birlik ve bareberliğe ihtiyacımızın olduğu şu günlerde sol zihniyet her yerde kendini belli ediyor. 
Soma’da yaşanan acı olayı bir fırsat bilip hem hükümete hem de diyanete saldırmayı bir prensip haline getirdiler. Allah'tan korkmazlar sizi.

İşte bunlardan biri Ruşen Çakır. Diyanet'ten böyle hutbe beklemiyormuş. Pardon Beyefendi, Diyanet senin keyfine göre mi hutbe yazacak? Diyanet hep aynı diyanet değil, Sol kafa hep aynı zihniyet. Hani 21. yüzyıla girerken şu kafa yapınızı ve zihniyetinizi değişseniz fena olmayacak.

Malum yazar
 Çakır; "Kimseye, hele Diyanet yöneticilerine İslamiyet’i öğretmeye kalktığım yok. Başta da belirttiğim gibi camilerde Diyanet aracılığıyla bir “sivil İslam isyanı” bekliyor da değilim. Ancak Soma’daki facianın sorumlularının tespitinin ve cezalandırılmasının öneminin altını çizmek yerine öncelikle sabrı, tevekkülü telkin etmeleri, yani resmi söylemin peşine bu kadar takılmaları ne Türkiye’nin, ne siyasi iktidarın, ne de Diyanet’in hayrınadır." "Diyanet yöneticilerine İslamiyet’i öğretmeye kalktığım" yok diyorsa da resmen o işi yaptığının farkında değilmiş gibi gözükmesi kendisini komik duruma düşürdü. Diyanet ile Siyaseti karşı karşıya getirmek isteyen söylemleri kulak arkası yaptığı aşıkardır.
 
-Malum yazarın yazısı-

Soma faciasına karşı siyasi iktidarın tutumunun üç ayağı bulunuyor: 1) Her yönüyle bir “iş cinayeti“ olduğu aşikâr olan, resmi rakamlarla yaklaşık 300 kişinin hayatına mal olması nedeniyle pekâlâ “katliam“ olarak niteleyebileceğimiz bu faciayı bir “kaza“, buna bağlı olarak da takdir-i ilahi olarak görüp göstermek; 2) Facianın hesaplaşmasını da büyük ölçüde öbür dünyaya havale etmek; 3) Tüm ülkenin bu faciayı tevekkülle karşılamasını temin etmek için dini faaliyetleri ön plana çıkarmak.
 
Dün ülke çapında kılınan gıyabi cenaze namazları ve tüm camilerde okutulan Soma ile ilgili cuma hutbesi bu stratejinin önemli birer parçasıydı. Galiba fazla safım: Diyanet İşleri Başkanlığı’nın faciayı bütün yönleriyle Allah’a havale etme yaklaşımına isyan olmasa bile itiraz etmesini bekliyordum. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, hükümetin bu stratejisinin dindar insanları da fazlasıyla tedirgin etmiş olduğunu mutlaka görmüştür diye düşünüyordum.
 
Hayal kırıklığı
 
Dün Soma’daydım. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ve Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın facianın yaralarının sarılmasına katkıda bulunma amacıyla yaptıkları temasları izledim. Bu vesileyle kısa süreliğine de olsa kentteki o acı atmosferi soluma, Somalılarla ve ilk andan itibaren orada bulunan meslektaşlarımla sohbet etme imkânım oldu.
 
Bu nedenle cuma hutbesini canlı dinleme imkânı bulamadım, ancak sağduyusuna güvendiğim bir dindarın cuma namazının hemen ardından sosyal medyadan yaptığı şu değerlendirme umduğumun değil korktuğumun gerçekleştiğini gösteriyordu: “Fevkalade bir cuma hutbesiydi. İşçi çalıştıran, yöneten kimse rahatsız edilmedi. ‘Ölüyorlarsa Allah öldürmüştür’ hutbesiydi. ‘Dua edersiniz de duanız kabul edilmez’ diyor (Hz. Muhammed) SAV böylesi durumlarda.“
 
Bunun üzerine Diyanet’in internet sitesinden hutbe metnini bulup okudum. Tabii ki ve maalesef beklentilerimin boşuna olduğunu, hükümetler ve başkanlar değişse de Diyanet’in aynı Diyanet olarak yollarına devam ettiklerini bir kez daha gördüm.
 
Acı derslerden ibret
 
Haksızlık etmeyelim, müminlere sabır, tevekkül, kardeşlik, diğerkâmlık, fedakârlık, yardımlaşma, dayanışma ve sükûnet telkin eden hutbenin sonlarına doğru şöyle deniyor: “Kader ve ecel, insanoğlunun ihmal ve sorumluluklarını asla ortadan kaldırmaz. Takdir, insanoğlunun tedbir sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.“
 
Ancak bu sözlerin “acı hadiselerden ders ve ibret alma“ babında söylenmiş olduğunu da unutmayalım. Zaten hutbede “müminler, bilhassa insan sağlığı ve hayatı açısından risk oluşturacak işlerde, hiçbir şekilde tedbirsizlik zaafı içine düşmezler. Sevgili Peygamberimiz’in ifadesiyle müminler, yaptıkları her türlü işi ‘en güzel ve en sağlam’ şekilde yaparlar” deniliyor ve hemen ardından şöyle nokta konuluyor: “Sonra da Allah’a tevekkül ederler.”
 
Kimseye, hele Diyanet yöneticilerine İslamiyet’i öğretmeye kalktığım yok. Başta da belirttiğim gibi camilerde Diyanet aracılığıyla bir “sivil İslam isyanı” bekliyor da değilim. Ancak Soma’daki facianın sorumlularının tespitinin ve cezalandırılmasının öneminin altını çizmek yerine öncelikle sabrı, tevekkülü telkin etmeleri, yani resmi söylemin peşine bu kadar takılmaları ne Türkiye’nin, ne siyasi iktidarın, ne de Diyanet’in hayrınadır.
 
Anlaşılan Soma faciasının her geçen gün bu ülkenin dindarları için de bir milat hâline gelmekte olduğunu görmüyor ya da görmek istemiyorlar.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sade bir vadandaş 3 yıl önce

şu memleket bunların ne olduğunu haladahada anlamamışlarsa yuolsun onların yazacakları yazılara okumasınlar ....... onların yazılarını leşler öldülermi ...leri caminin bahçehsine getiriyorlar caminin musalla taşını bisliyorlar imamlarımızda bunların cenazelerini kıldırmasınlar artık siyahı beyazı secmek gerekdir

Avatar
Marjinal İmam 3 yıl önce

>>Ancak Soma’daki facianın sorumlularının tespitinin ve cezalandırılmasının öneminin altını çizmek yerine öncelikle sabrı, tevekkülü telkin etmeleri, yani resmi söylemin peşine bu kadar takılmaları ne Türkiye’nin, ne siyasi iktidarın, ne de Diyanet’in hayrınadır.
demiş. Ne de güzel söylemiş adam. Sol zihniyetten tiksinebiliriz, beğenmeyebiliriz bende aynı şekilde Sol görüşten nefret eden bir İmamım. Fakat bir kavme olan kinimiz bizi adaletsizliğe sürükleyemez. Evet dünkü hutbe gayet güzeldi fakat sinir yatıştırma ve sorumluların üstünü örtme bakımından bu eleştirileri hak ediyordu.
Unutmayalım Allah bize adaletli olmayı emreder, Peygamber hep adalet timsali olarak insanların gönlünde taht kurdu. Diyanetin böylesi olaylarda hep zurnanın son deliği olup milletin gazını alma pozisyonundan memlekette adaletin ve hakk'ın üstün gelmesi için bu tarz durumlar yaşanmadan evvel sürekli olarak ülkemizde özellikle mağdur, işçi kesimin, asgari ücretlinin hakkının aranması için çalışması gerekir.

Avatar
Zeki 3 yıl önce

Bu adam gibi aynı kafada olanların rahatsızlığı aslında başka. Bunların düşüncesi Diyanet gibi bir kurumun ülke meselelerinde gündemde olmasıdır. Ama dinleyin o kafada olanlar; Diyanet artık her meselede olacak, hatta gündemi bile belirleyecektir. Çünkü bu toplum din-dar-dır ve bu toplumun kervanı yürüyecektir.

Avatar
Kerim tunç 3 yıl önce

Sn Ruşen Çakırı beğenirim.Bir çok analizi yerinde ve bence doğru.Burada da iyi şeyler söylemiş.Görüşünü zihniyetini beğenmesekte,gazeteciliği bence iyi.Aslında hükümet sadece lehteki yazarların fikrini değil Sn Çakır gibi gazetecilerin fikrini takip etmeli.Hemencecik redetmenin bir anlamı yok.Ancak bu noktada Fethullah cemaatinin medyasını çok agresif buldum.Sanki Sn Başbakana vurmak için bir fırsat gibi somayı kanallarında işlemeye devam ediyor.Bakıyorum ki,Doğan medyasından daha atik davranıyor.Bana göre bu tavır hiçte doğru ve inandırıcı bir tavır değil.Olayları provoke etmeden sunabilirlerdi.Yalan yanlış haberlere baş vurmadan daha iyi bir sınav verebilirlerdi.Kusurabakmasınlar ama bu tavırları ile iyi bir sınav veremiyorlar.Düşünebilir miydiniz ki,DHKPC lilerin tavırları ile cemaatin tavırları aynı.Cemaat böyle devam ederse inançlı kesimi küstürür ve bir daha eskisi gibi insanları kucaklayıcı bir konuma gelemez.Mesela beni Allah bu Fethullah cemaatine muhtaç etmesin...

Avatar
hakan 3 yıl önce

evet kardeşim bu işler olamdan bu iş yerleri madenler denetlenmeli her daim teknolojinn gelştigi bu zaman da bu işler olmammalı herşeyi Allah yuklemek olmaz tedbirini al ması lazım yetkililerin helede devletin eksikleri olanları uyarıp hemen yaptırmalı bu kaçıncı facia