Diyanet'in hutbeleri vatandaşları memnun ediyor
Paralelcilerin ve candaşların yıpratmaya çalıştığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırladığı Cuma hutbeleri vatandaşların takdirini topluyor. Hutbelerde küreselleşen dünyada Müslümanların karşılaştığı temel sorunlar üzerinde duruluyor. Kur’an-ı Kerim’den uzaklaşmanın doğurduğu tehlikeler konusunda uyarılar yapılıyor. Diyanet’in hutbelerinde, İslam’ın güzel hasletlerine vurgu yapılıyor. İşte Diyanet’in son dönemdeki dikkat çekici Cuma hutbelerinden bazıları:
 
“KUR’AN’IN YASAKLADIĞI BİRÇOK HUSUS…”
 
25 Temmuz tarihli ‘Ramazan muhasebesi’ başlıklı Cuma hutbesinden bir bölüm: “Üzülerek ifade edelim ki; hükmü kıyamete dek baki kalacak Yüce Kitap’la aramızdaki bağımız gün geçtikçe zayıfladı. Kur’an’ın yasakladığı birçok husus Müslümanlardan da sadır olmaya başladı. Kibir, gösteriş, israf, yalancılık, tembellik, bencillik, haksızlık, bozgunculuk, ihanet, cana kıyma ve diğerleri… Üstünlüğün yalnızca takvada olduğunu söylememize rağmen mal ve mülkü, şan ve şöhreti, makam ve mevkii övünç vesilesi yapıp kibre kapıldık. İbadetlerimize riya bulaştırdık. Bir lokma ekmeğe, bir yudum suya muhtaç insanlar varken Allah’ın bize bahşettiği nimetleri hoyratça kullandık. Bencilliğimizin esiri olduk. Hak ve hukuka riayet yalnızca dilimizde kaldı. Bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmeye bedel olduğunu bildiğimiz halde kan dökmekten kaçınmadık. Kısaca Allah nezdinde bizatihi kıymetli olan insanın kadrini bilemez hale geldik.”
 
SÜNNETİ REDDEDEN SAPKINLARIN MASKESİ İNDİRİLDİ
 
15 Ağustos tarihindeki Cuma için hazırlanan “Peygambere iman olmadan Allah’a iman olmaz” başlıklı hutbede, Peygamber Efendimizin (s.a.s) sünnetini ve sahih hadisleri reddeden ve ‘Meal Müslümanları’ olarak adlandırılan sapkın güruhun maskesi indirildi. Peygamberlere imanın İslam inanç sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunun altının çizildiği hutbede şunlar kaydedildi: “Kerim Kitabımızı bize açıklayan Sevgili Peygamberimiz (sas)’e iman etmeden Müslüman olamayız ve İslam’ı tam manasıyla yaşayamayız  Çünkü Rasûlullah (sas)’ e iman eden aynı zamanda Allah’a iman etmiş, onu inkâr eden, Allah’ı inkâr etmiş olur. Peygambere iman, onun, Allah’tan getirdiği her şeyi kabul etmek ve bunlara iman etmektir. Bu sebeple nübüvvete ve risalete inanmadan sadece Allah’ın varlığını kabul etmek, Allah nezdinde imanın geçerli olması için yeterli değildir. Bizler Müslüman olmanın ilk şartı olan kelime-i tevhitte ve kelime-i şehadette Rabbimize imandan sonra Peygamberimiz (sas)’e imanı zikrederiz. Bizler, Allah’a iman ile Rasulü’ne imanın ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul ederiz. Rasul’e iman olmadan Allah’a imanın yeterli olmayacağına inanırız. Zira Kur’an bizi Rabbimizin huzuruna çağırdı. “Namaz kılın!” buyurdu. Fakat biz nasıl namaz kılacağımızı bilmiyorduk. Efendimize baktık ve ondan öğrendik. Kur’an bizi oruç tutmaya çağırdı. Fakat biz nasıl oruç tutacağımızı bilmiyorduk. Efendimize baktık, Allah’ın bizden nasıl bir oruç istediğini ondan öğrendik.”
 
HAYASIZLIK ENDÜSTRİSİ!
 
22 Temmuz tarihli hutbede ise hayanın önemine vurgu yapıldı. “Hayâ, bütün erdemlerin özüdür” denilen Diyanet’in son Cuma hutbesinde şöyle denildi: “Maalesef her türlü hayâsızlığı, hiçbir sınır tanımayan bir özgürlük, özgürleşme ve özgüven adına hem de bütün değerleri hiçe sayan bir zihniyet bugünün insanına egemen olma sürecindedir. Unutmayalım ki; günümüzde insanı bir şehvet objesine dönüştürerek hayâsızlığı ve edepsizliği bir endüstri haline getirenler bu asrın en büyük hayâsızlarıdır. İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde iffet ve namusa tasallut, edep ve hayâdan yoksunluk, giyim ve kuşamda ölçüsüzlük ve müstehcenlik, yirmi birinci asırdaki kadar etkin ve planlı bir şekilde yayılmamıştır. Bu şuursuzluğun temelinde hayâ üzerine bina edilmeyen bir eğitim ve anlayışın var olduğu açıktır. Ne yazık ki hayâ yoksunu modern uygarlık, bugün türünün en çirkin örneklerini sergilemektedir.”
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol