Diyanet'ten Teravih namazı açıklaması
Abdülaziz Bayındır, Ramazan ayında her akşam kılınan namazın aslında olmadığını, peygamberimizin bu namazı hiç kılmadığını söyledi. Bayındır'a göre, Ramazan ayında Diyanet'in kıldırdığı teravih namazı aslında gece kılınan teheccüd namazı.
 
Peki işin aslı ne? Diyanet'e teravih namazının dinimizde olup olmadığını ve peygamberimizin bu namazı kılıp kılmadığını sorduk. 
 
Diyanet İşleri Başkanlığı yaptığı açıklamada, İslam'da Teravih namazının olduğunu ve bizzat Peygamber (sav)'in bu namazı kıldığını, inananların bu tür yersiz açıklamalara itibar etmemesi gerektiğini söyledi....
 
İşte Diyanet'in yanıtı...
 
İNANMIŞ GÖNÜLLERİ TEREDDÜTE SEVK EDEN TARTIŞMALAR
 
Her şeyden önce Ramazanın manevî ikliminin herkesi kuşattığı, ibadet ve hayır duygularının coştuğu, milyonların kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç demeden cami ve mescitlere koştuğu, bütün ülke vatandaşlarının açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan milyonlarca Afrikalı kardeşlerinin imdadına yetişmek için seferber olduğu bir zaman diliminde bu manevî atmosferle hiç bağdaşmayan inanmış gönülleri kuşku ve tereddüde sevk eden tartışmaların milletimizin ilim, irfan ve hikmet dünyasına hiçbir şey katmadığı, her türlü izahtan varestedir.
 
İSLAM'IN CİDDİYETİNE YAKIŞMAYACAK POLEMİKLER
 
Ramazan gecelerini ihya sadedinde vatan sathının bir mabede dönüşmesine vesile olan Teravih namazını İslâm’ın ciddiyetine ve vakarına yakışmayacak polemiklere malzeme hâline getirmenin herhangi bir dinî hassasiyetle, herhangi bir ilmî ve fikrî mülâhaza ile yahut herhangi bir toplumsal maslahat ile izahı mümkün değildir.
 
SADECE METİNLERE İNDİRGEYEREK BELİRLEMEYE ÇALIŞMAK 
 
Herhangi bir hususun İslâm’da olup olmadığını sadece metinlere indirgeyerek belirlemeye çalışmak, tarih boyunca varlığını arızî bir durum olarak sürdüren bir usul problemidir. İslâm on beş asırlık bir inanç, tarih, kültür ve medeniyete sahiptir. Nelerin İslâm’da olup olmadığına karar verirken bu tarih, kültür ve medeniyet de mutlaka hesaba katılmak zorundadır. İslâm’ın temel bilgi kaynakları, Müslümanların tarihi tecrübesi ve yine Müslümanların geliştirdikleri bilgi metodolojisi her zaman kılavuz olmalıdır.
 
BİR SÜNNET OLARAK EDA EDİLEN TERAVİH NAMAZI 
 
Resûl-i Ekrem (sav)’den bugüne kadar şaz denilebilecek birtakım zorlama yorum ve uygulamalar dışında İslâm tarihinin tüm zamanlarında, bütün müminler tarafından büyük bir coşku ile tüm coğrafyalarda müekked bir sünnet olarak eda edilen Teravih namazının varlığını tartışırken, Kur’an’ın nüzul sürecine katılan Hz. Peygamber’le birlikte vahyi pratik bir hayata dönüştüren sahabe neslinin icma ve ittifakını yok sayarak tarihi rivayetlerin satır aralarında boşluklar aramak ve bunu mübarek Ramazan ikliminde bir polemik konusu haline getirmek ilmî ciddiyetle kabil-i telif değildir.
 
CİDDİ BİR USULSÜZLÜK SORUNU
 
Aynı şekilde fıkıh, kelâm, hadis, tefsir gibi İslâmî ilimlerin metodolojilerini kurarak din-i mübin-i İslâm’a ilim zemininde süreklilik kazandıran İslâm bilginlerinin Hanefisiyle, Şafiisiyle, Malikisiyle, Hanbelisiyle bütün mezheplerin ittifakını yok sayarak, onların her biri pek çok ayet ve hadise dayanan sahih örf, maruf sünnet, istihsan, mesâlih-i mürsele, amel-i ehl-i Medine gibi prensiplere hiçbir değer atfetmeyerek indî mülâhazalarla ibadet alanında değerlendirmelerde bulunmak ciddî bir usul yahut usulsüzlük sorunudur.
 
İSLAMDA TERAVİH NAMAZI DİYE BİR NAMAZ VARDIR, PEYGAMBER BİZZAT KILMIŞTIR
 
Aziz milletimiz bilmelidir ki “İslâm’da teravih namazı diye bir namaz vardır.” Bu namaz, Ramazan gecelerinde kılınan bir namazdır. Bu namazı Hz. Peygamber (sav) bizzat kendisi kılmıştır. Onun kıldığını gören sahabîler de Medine Mescidinde bu namazı kılmışlardır. Hatta o kadar çok ilgi göstermişlerdir ki Sevgili Peygamberimiz bu namazın onlara farz kılınmasından yahut onlar tarafından farz telâkki edilmesinden kaygı duyduğu için bilahare bu namazı mescitte değil evinde kılmayı tercih etmiştir. Ramazan orucunu samimiyetle tutan gece ibadetini de içtenlikle yerine getirenlerin bağışlanacağı müjdesini vermiştir. Müslümanların Übey b. Kâ’b’ın arkasında bu namazı kıldıklarını öğrenince de memnuniyetini dile getirmiştir.
 
PEYGAMBERDEN SONRA DA KILINMAYA DEVAM EDİLMİŞTİR 
 
Hz. Peygamber (sav)’in bu namazı yasakladığı iddiası ise akla ziyandır. Sadece üç dört gün ashabıyla birlikte mescitte kıldıktan sonra kendisi evinde kılmayı tercih etmiştir. Ve ilk Müslümanlar Hz. Peygamber (sav)’in vefatının ardından Hz. Ebubekir devrinde ve Hz. Ömer devrinin ilk iki senesinde Ramazanlarda bu namazı ya evlerinde yahut Medine mescidinde tek başlarına veya kıraatini beğendikleri bir kimsenin arkasında ayrı ayrı cemaatler halinde kılmaya devam etmişlerdir. Bu devamlılık da göstermektedir ki teravih namazının yasaklanması diye bir şey asla söz konusu değildir.
 
PEYGAMBER ZAMANINDA TERAVİH İSMİYLE ANILMAZDI 
 
Teravih namazının Hz. Peygamber (sav) zamanında “teravih” ismiyle anılmaması, hadislerde “kıyâmu’l-leyl” olarak geçen bu namaza daha sonraları her dört rekâtta bir oturulup istirahat edildiğinden “terviha/teravih” denilmesi, “teravih” isminin sonradan verilmiş olması böyle bir namazın olmadığı anlamına gelmez.
 
BAZI FATIMİ SULTANLAR BU NAMAZ ŞİDDETLE İTİRAZ ETMİŞLERDİR 
 
9. Teravih namazı İslâm tarihi boyunca bütün İslâm diyarlarında hep kılına gelmiştir. Bunun bir tek istisnası vardır. O da bugün bu namaza itiraz edenlerin tarihteki tek benzerleri olan ve konuya mezhepsel, ideolojik bir taassupla yaklaşan Fatımî Sultanlarıdır. Bazı Fatımî Sultanları teravih namazına şiddetle itiraz etmiş, bununla kalmamış ve özellikle Mısır’da camilerde bu namazın kılınmasını onlarca yıl yasaklamışlardır. Hatta tarihçilerin kaydettiklerine göre yasaklamakla da kalmamışlar, teravih namazını kılmakta ısrar edenleri şiddetle cezalandırmışlardır.
 
YERSİZ AÇIKLAMA VE İDDİALAR MAŞERİ VİCDANLARDA YER BULMAYACAKTIR 
 
Sonuç olarak Hz. Peygamber (sav)’in ibadet hayatındaki eşsiz rehberliğini, nebevî uygulamaları yaşayarak aktaran sahabenin ittifakını, fıkıh mezheplerini ve on beş asırlık İslâm âlimlerinin icmaını ve daha da önemlisi asırlardır Ramazanı hayat veren bir medeniyete dönüştürmeyi başarmış Müslümanların ve aziz milletimizin on beş asırlık uygulama ve birikimini, kültür ve geleneğini dikkate almadan yapılan bu yersiz açıklama ve iddialar asla maşeri vicdanlarda yer bulmayacaktır. Başkanlığımız milletimizin dinî hassasiyetini rencide edecek her türlü teşebbüsü yakından izlemekte, dinî konularda en yüksek karar organı olan Din İşleri Yüksek Kurulumuz da halkımızı aydınlatmaya devam etmektedir. Milletimiz teravih namazının İslâm’ın ibadet tarihinin ayrılmaz unsurlarından olduğu konusunda en küçük bir şüpheye düşmemelidir.
 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ahmet ulvi 2 yıl önce

Haber başlığından bu site editörlerinin ahlak yapılarını anlayabiliyoruz. Haberin içeriğine gelirsek de ben bu uzun yazı içerisinde bir tane dahi ayet veya hadis ile delil getirme göremedim. Yanı kısacası bu haber bir demagojiden ibaret...

___Admin___ Sayın Ahmet Ulvi Bey... Emin olun bizim ahlaki yapımız sizin ve o tapmış olduğunuz Büyük fitneden kat kat üstün ve iyidir.

Avatar
osman nuri kasapoglu 2 yıl önce

Teravih vardir yoktur tartismasini bir kenara birakalim.isteyen istedigi ibadeti yapmakta hürdür.savabi da günahida gendine.hesab ALLAH a verilecek.tamam...tamam da benim anlayamadigim Diyanet ne derse birileri bunu tek dogru diye almasi,geri kalanlarida tu kaka yapmasi. olur mu böyle bir sey?Az cok bildigim kadar islam alimleri ictihat yapar isteyen hanefiye isteyen malikiye uyar bu hep böyle oldu.simdi ne olduda bu isi kurumlar devraldi?kilise konsilleri gibi .hemde diyoruz islamda RUHBANLIK yok diye ...ne farki var ALLAH askina söylermi siniz?Birde su kelimeye taktim; saz (s noktali) nedir bu ya hep ayni kelimenin arkasina saklanmak yakisiyormu hic...A.Bayindir bu yaziyi evire cevire okumali ama sayin admin siz hic bir kerecik olsun A.Bayindiri evire cevire kitaplarini okudunuz mu ? vayahut önyargisiz bir dersini dinlediniz mi hic? önce igneyi kendimize sonra cuvaldizini baskasina degil mi sayin ADMIN.... SAYGILARIMLA

Avatar
cuneytsonmez 2 yıl önce

Öncelikle sıkı bir Abdülaziz hoca dinleyicisi ve takipcisiyim bu konuda benım kafam karışık hüsnü zan ile yaklaşıyorum ve kılıyorum.Ama yukarıdaki yorumda daha net olması gerekirdi bu tartışmayı gündeme getirmeyeceğim ama imsak vakti bayındır hocam'a katılıyorum.

Avatar
hafız 2 yıl önce

Abdulaziz b. Hoca kesinlikle haklıdırlar. Bizim neyimiz doğudaki örneğin yatsının ve ikindi'nin ilk sünnetini arasıra kılmış biz devamlı kılıyoruz. madem peygambere uyacaksak bizde aynısını yapalım ama fazla olsa ne olur curmayı 16 rekat öğleyi 10 ikinciyi 8

Avatar
hafız 2 yıl önce

Yani kardeşlerim her şeyi artıralım namazlardan sonra 15-20 dakika dua camiller bomboş oysaki allah rasulu 'nun yaptığına ekleme ve çıkarma yapmasaydık şimdi camiler süslü ve boş değil cemaatla çakılı olacaktı

Avatar
hafız 2 yıl önce

Yani kardeşlerim her şeyi artıralım namazlardan sonra 15-20 dakika dua camiller bomboş oysaki allah rasulu 'nun yaptığına ekleme ve çıkarma yapmasaydık şimdi camiler süslü ve boş değil cemaatla çakılı olacaktı