Diyânet Vakfı Ensar ve Muhacir Kardeşliğine Öncülük Etmelidir


DiNiHABERLER.COM / öZEL


Özlenen Ensar Muhacir Kardeşliği ve Günümüz Müslümanları

 
İnsan hayatı ahlak ve erdem prensipleri doğrultusunda bir hikmet yolculuğuna şahit olurken insan ruhu ise bunların müsebbibi olan his dünyasında varlığını idâme ettirir. Ruh, varlık yolculuğunda öyle hislere şâhitlik etmiştir ki zî-şuur hiçbir varlık sarsılmasın, etkilenmesin. İşte bu ilâhî ilhamın tecellisi, söz dinlemez nefsimizin yegâne şifâsı olarak kendisini rahmânî sevgi ve aşkta bulmuştur. Bu tecelli ruhumuzda muhtelif şekillerde vücud bulur. Bir annenin evladına karşı sevgisi, kardeşler arasındaki uhuvvetkarâne bir muhabbet, dünyaya bedel dostluk ve kardeşlik besleyen kişilerin birbirlerine karşı cennet-i cânan sevgisi ve yeryüzünün hiçbir zaman temâşâ etmediği vahyin huzurunu yansıtan peygamberî bir Ensar-Muhacir kardeşlik öyküsü bu tecellilere ışık tutan misallerdir.
 
Ensar ve Muhacir kardeşliğini derketmek, aklın anlamakta aciz ve güçsüz kalacağı bir iştir. Vahiy penceresinden bakmadan, nebevî düsturları izlemeden,  iman ve vahdet hakikatleri  ile yoğrulmadan ruhumuzun bir varlık hazinesi şekline bürünerek bu nübüvvetkârâne hikmete şahitlik etmesi mümkün değildir. İman, varlığımızı bulmamızı ve bizi kendimize getirmemizi sağlayan yegâne yoldur. Bizler iman ederek varlığımızı asıl varlık sahibi Rabbimize teslim eder ve o nur etrafında kenetleniriz. İmanın verdiği haz ve zevk hiçbir varlığın dercan edemeyeceği bir iştir. Ensar ve Muhacir kardeşliğini tam manasıyla anlamak ve nebevî sırra mazhar olmak  ancak imanî bir tekamül ve nazar ile mümkündür.  Unutmamalıyız ki en büyük Muhacir Resûlullah’tır, yine en büyük Ensar da O’dur. Cehalet karanlığından hicret eden Ensar, O’na Muhacir olmuştur.  
 
İnsanlık izzeti ve onurunun hiçe sayılıp cehalet bataklığında çırpındığı bir zamanda  Peygamber efendimiz, kurmuş olduğu bu eşsiz kardeşlik sayesinde insan nefsinin hakimiyetine son vermiş ve çok kısa bir sürede insanlık tarihinin başaramayacağı kardeşlik destanına imza atarak bir medeniyet inşa etmiştir. Nefsi dizginlemenin yolu kardeşlik hislerinin coşkun şekilde hâsıl olmasıdır. Bizler cihanşümûl bir dinin temsilcileriyiz ve asla kendimizi düşünerek şahsî ve dinî yükümlülüklerimizi edâ edemeyiz. Bizler kardeşlerimiz rahat ve huzur içersinde oldukça ancak bilfiil sırrı saadete mazhar oluruz. Benlik rüzgarlarının kasıp kavurduğu günümüz dünyasında en çok ihtiyaç duyduğumuz gıda da bu kardeşlik sırrında saklıdır. Rabbimiz bize bu yüzden kardeş olduğumuz gerçeğini hatırlatıyor (Hucurat Sûresi, 10) ve Peygamber efendimiz de “Ey Allah’ın kulları! Birbirinizle kardeş olunuz” (Buhârî, Edeb, 57, 58) diyerek ısrarla bu hususa temayüz ediyor.    
 
Kardeşliklerin dünya malıyla ölçüldüğü ve nefsimizin bizi bizden aldığı bu şiddetli dönemlerde  Asr-ı Saadet’ten kopup gelen Peygamberî  bir esintiye öylesine muhtacız ki nefsanîlik ateşinin kavurduğu yüreklerimize dökülen bir damlacık su olsun, serinletsin bizleri ve imanı hatırlatsın yeniden. O esinti ki bizi bizden almalı, bizi bize sormalı, bizden bizi çıkarmalı, bizi bize katmalı.
 
Kafamızı kaldırıp nereye baksak bir acı, bir dert, bir sıkıntı. İslam coğrafyası kanla yoğrulmuş, cehalet ve nifak karanlığına hapsedilmiş ve bizi birbirimize kırdırmışlardır. Kardeşlerimiz, yine kardeşlerinden uzanacak bir el beklemektedirler. Öyle bir el ki onları alsın ve iman güzelliği ile yoğurarak aydınlık ve huzur dolu bir geleceğe taşısın. Onlar nereye gideceğini, ne yapacağını  bilememektedirler. Onları bu çile, meşakkat  ve mihnetlerden kurtaracak olan o gözlerindeki ümit dolu ışık bizleriz. Rabbimiz bize ilahî bir misyon yüklemiştir ve bundan kaçamayız. Tarihten gelen sorumluluğumuz da bize mecburî bir ilahi kader çizmiştir. Onlara Muhacir olmak düşmüştür, bizler de Ensar olarak onların ellerinden tutup yere düşmelerine izin veremeyiz. Dünyaperest nefsimizin bitmek tükenmek bilmeyen istekleriyle uğraşıp onları kendi hallerine terk edemeyiz. Eğer gerçek mü’minler isek Rabbimizin hitabına kulak vermeliyiz: “ İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihâd edenler ve (Muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü’minlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır” (Enfal Sûresi, 74).
 
Allah (c.c.) hicret edenleri, cihâd edenleri  ve barındıranları gerçek müminler olarak nitelemiştir. Hicret sadece fizikî vücudun değil Allah’a ulaşma açısından ruhun da hicretini ifade eder. Tâbiiyetle kalplerine iman yazılacağı için imanları artmıştır. Hicret, kardeşlik özleminin iman ile yakıp kavurduğu ruhun maşûkuna olan ilahî bir vuslatıdır. Öyle bir vuslat ki bizi Allah (c.c.) ve Resûl’üne rücû ettirir. 
 
Kardeşlik beraberinde kesret, feyiz ve bereket getirir. Hicretten sonra Resûlullah, Ensar ve Muhaciri kardeş ilan edince Ensar sahip olduklarını Muhacirle paylaşmıştı. Bu maddî anlamda onların zararına gibi görünse de zamanla anlaşılmıştır ki her iki tarafa da bolluk ve bereket hâsıl olmuştur. Mü’minler olarak şuna inanırız ki sahip olduklarımız bize hesabımızı çoğaltan bir gâile ve yüktür. Ancak verdiklerimizle kurtuluşa kapı aralarız. Bizim inancımızda matematik tersten işler. Bizler biriktirdikçe değil, verdikçe kazandığımıza ve âhirete yatırım yaptığımıza inanırız. Verdiğimiz bizimdir, tuttuğumuz ise elimizde kor ateş gibi bizden hesap soracağı zamanı beklemektedir.  Kardeşlik bize vermeyi gerektirir, kardeşimize bakmayı, sorunlarıyla ilgilenmeyi lüzumlu kılar. Onların dertleriyle hemdert olmayı, acılarıyla bütünleşmeyi terettüb eder. Resûl-i zîşan efendimiz bu hakikati bir Hadis-i Şerif’te şu şekilde dile getirmiştir:  "Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar" (Buharî, Edeb 27; Müslim, Birr 66).
 
Bizler ümmet bilinci ile hareket etmeli ve İslam coğrafyasında özlenen Ensar ve Muhacir kardeşliğini yeniden tesis etmeliyiz. Bu noktada hepimize çok iş düşmektedir. Özellikle de Diyânet camiamızın güzîde kurumu olan Diyânet Vakfımıza bu kardeşliği tesis  ve öncülük etmesi için çağrıda bulunuyoruz. Bu nebevî misyonun bizlere yüklediği şanlı görevi üzerimize alarak Resûlullah’a layık bir ümmet olduğumuzu göstermeliyiz.  Resûlullah’ın Huneyn’in en zor yerinde Hz. Abbas’ın diliyle yaptığı “Ey Ensar topluluğu! neredesiniz” çağrısı bugün bize hitap ediyor. Huneyn’den kopup gelen o ulvî sese eşlik edelim: “Buradayız ey Allah’ın Resûlu, bize emanet ettiğin Muhacir kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız. Kendi nefislerimiz için istediklerimizi onlar için de istiyoruz” şeklinde cevap verelim ve kalbî bir imanla Hz. Sa’d’in diliyle “Allah ve Resûlü bize yeter, biz başka şey istemiyoruz” diyelim.  Resûllulah bugün gelse ve bizi görse şunu demeli:  “Sizler Asr-ı Saadet’in Ensar kardeşleri gibisiniz. Onlar bugün yaşasa sizler olurdunuz, sizler o zaman yaşasanız da onlar gibi olurdunuz”. Cenabı Hak bizlere bu şuuru ihsan eylesin. Haydi Diyânet Vakfı, özlenen Ensar ve Muhacir kardeşlik projesine öncülük etme zamanı. Vakit, İslam kardeşliğini diriltme ve yüceltme vakti.  Günümüzün tefrika ve ihtilaflarından ancak bu şekilde kurtulabiliriz. Yunus Emre’nin diliyle, “Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz”…

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
çemen 1 yıl önce

ADMİNİN YORUMU___
Yorumunuz alay edici ve gerçeklikten uzak olduğu ve diğer okuyucularımızı yanıltabileceği görüşüne kanaat getirdiğimizden dolayı ONAYLANMAMIŞTIR.

Avatar
ilyas 1 yıl önce

ADMİNİN YORUMU___
Yorumunuz Okuyucularımızı yanıltabileceği görüşüne kanaat getirdiğimizden dolayı ONAYLANMAMIŞTIR.

Avatar
37000 1 yıl önce

ADMİNİN YORUMU___
Yorumunuz okuyucularımızı yanıltabileceği görüşüne kanaat getirdiğimizden dolayı ONAYLANMAMIŞTIR.

Avatar
hasan 1 yıl önce

ADMİNİN YORUMU___ Yorumunuz okuyucularımızı yanıltabileceği görüşüne kanaat getirdiğimizden dolayı ONAYLANMAMIŞTIR.

Avatar
M.İKbal 1 yıl önce

Bu kadar yorum yayınlamamışsa "Bir fare bir arslana dikleniyorsa, yakınlarda bir delik var demektir." Ankara duy bu sesleri.

Avatar
espiyeli 1 yıl önce

ADMİNİN YORUMU___
Yorumunuz alay edici ve gerçeklikten uzak olduğu ve diğer okuyucularımızı yanıltabileceği görüşüne kanaat getirdiğimizden dolayı ONAYLANMAMIŞTIR.

Avatar
imam 1 yıl önce

oğlum 4 yıllık üniversite okudu ilahiyat olmadığı için burs alamadım din görevlilerin çocukları burs almak için ilahiyat mı okumak zorunda beklentim hem diyanetin hem diyanet vakfının zihniyetinin değişmesini bekliyorum burs verme sonra camilerden üniversitede okuyan öğrencilere diye namaz sonu para toplat sanırım yayınlarsınız

Avatar
NİĞDELİ 1 yıl önce

BİR DİYANET MENSUBU OLARAK HEM DİYANET VE HEMDE VAKFINDAN RİCAM...LÜTFEN DİYANET GÖEVLİLERİ VE AİLESİNE SAHİP ÇIKSINLAR.BU GÜZİDE CAMİADA SEVEREK ÇALIŞAN VE YILLARINI VEREN DİYANET ÇALIŞANLARININ LİSE VE YÜKSEK OKULLARA GİDEN ÇOCUKLARINA HİÇBİR ŞART KOŞULMADAN VE OKUL AYRIMI YAPILMADAN BURS VE EĞİTİM YARDIMI YAPMASI ÇOKMU ZOR.CAMİ CEMAATİ VE TOPLUMUN HER KESİMİNDEN YARDIM TOPLAYIP VAKFIMIZI AYAKTA TUTAN DEĞERLİ ÇALIŞANLARINI ONURLANDIRMAK İÇİN HİÇ OLMASA ÖĞRENCİ SAHİBİ OLAN ÇALIŞANLARIMIZA KATKIDA BULUNULURSA ÖZVERİ VE SAMİMİYET ARTAR ,DİYE DÜŞÜNÜYORUM.TAKDİR YİNE BÜYÜKLERİN NE DİYELİM.