Gaziantep’te ‘Kutlu Doğum Sempozyumu
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, kutlu doğum haftası etkinlikleri kapsamında Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesinde düzenlenen 'Kutlu Doğum Sempozyumu'na katıldı.
 
Sempozyum programından önce Selçuklu mimarisinden esinlenerek yapılan Hasan Kalyoncu Üniversitesi Kampüs Camiin açılışını gerçekleştiren Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler ve Diyanet İşleri Başkanı Görmez, sempozyumun yapıldığı Hasan Kalyoncu Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde sergilenen ‘Zamanı aşan çizgiler’ adlı ‘Ferman ve Hat Sergisi’nin de açılışını birlikte gerçekleştirdi. 
 
‘Hz. Peygamber, Din ve Samimiyet’ konulu sempozyumda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, son yıllarda bir samimiyet kaybı yaşandığını belirterek, “İnsan o kadar değişti ki, kainatın dengesini de bozmaya başladı. Kendi Müslümanlığını bozmakla kalmadı kainatın Müslümanlığına da müdahale ederek düzeni bozmaya başladı. Kur’an ve Hz. Peygamber bize ‘Merhametli olun’ dedi ancak insan zalimleşti. İnsan insanın kurdu oldu. O yüzden insan yetiştirme düzeneğimizi yeniden gözden geçirmek zorundayız. Son yıllarda samimiyet kaybına uğradığımızı gördük. Kardeşlerin arasına fitnelerin girdiğine şahit olduk. Bu sene kutlu doğumda bu yüzden ‘Samimiyet’ konusunu ele aldık” dedi. 
 
İnsanın hem kendisiyle hem tüm varlıklarla hem de kainatla olan samimiyetinin gözden geçirilmesine dikkat çeken Başkan Görmez, şöyle konuştu;


“Samimiyet konusunu yeniden ele almak gerekiyor çünkü dünya yapaylaşıyor. Hayatımız yapay hale geldi. Hakikatle aramıza perde girdi. Her şey sunileşti. Gösteriş ve imaj hakikati ifade etmiyor. Hakikati ifade etmek için bunları ortadan kaldırıp hayatımızı samimiyet esasına göre yeniden kurmamız gerekiyor. Bütün varlıklarla ve insanlarla olan ilişkimizde samimi olmalıyız. Bunu yeniden ele almamız çok büyük önem arz ediyor.”
 
Sempozyuma katılan üniversite öğrencilerine de tavsiyelerde bulunan Başkan Görmez, şu hususlara değindi;
 
“Gençler, bilginin peşini bırakmayın…”
 
Gençlerin burada olmasını çok önemsiyorum. Gençlere bir tavsiyem olacak. Bilginin peşini bırakmayın. Ancak bilgiyle olan ilişkinizi yeniden gözden geçirin. Kur’an sadece kendisini değil kainatın ayetlerini de birlikte okumamızı emrederek bizi büyük bir araştırmaya sevk eder. Hz. Peygamberin hayatını iyi okuyun. Hz. Peygamberin hayatını okurken sadece bir tarih bilgisi gibi, bir savaş tarihi okur gibi okumayın. İnsanlarda nasıl bir ufuk sıçraması meydana getirdi. Aklın önündeki prangaları nasıl kaldırdı. İnsan ve kadın onurunu nasıl yüceltti. İnsana hak kavramını nasıl hatırlattı. Bunları okuyun. 
 
“İnsanı insan kılan yüce değerler vardır…”
 
Dört anlayışı iyi okuyun. Bunlardan birincisi, ‘Varlık anlayışı…’ Varlığın sadece maddeden ibaret olmadığını iyi görün. Maddenin ötesindeki manayı ihmal etmeyin. Bir diğer anlayış olan bilgi anlayışını yeniden gözden geçirin. Bilgi sadece aklın verilerinden ibaret değildir. Sadece tecrübe değildir. Böyle olursa bunun adı bilimcilik olur. Bilimi put haline getirmiş olursunuz. Bu bir girdaptır. Aklın verilerini elbette sonuna kadar kullanacağız. Ancak maddenin yanında metafiziği de iyi okumamız gerekir. İnsan sadece etten ve kemikten ibaret değil. Onu insan kılan bir ruhu ve yüce değerleri vardır. İnsan anlayışını yeniden gözden geçirerek okumalarınızı yapın. Son olarak alem tasavvurumuzu yeniden gözden geçirmeliyiz. Ebedi alemin varlığını unutmayın.
 
“Şahıs merkezli okumalardan sakının…”
 
Son olarak size tavsiyem, okumalarınız şahıs merkezli olmasın. Şahıs merkezli okumalardan sakının. Her insanı, her fikri, her alimi okuyun ancak hiçbir zaman bütün okumalarınızı bir şahıs merkezli olmasın. Tarihin hangi evresinden olursa olsun her alimden istifade edin ancak hakikati sadece o şahsın verdiği bilgilere bağlamayın. Hakikati şahıslara bağlarsak yanılırız. Kainatı, fikirleri, düşünceleri merkeze koyarak okuyun. Bu okumaları yaparken asla ilahi vahyi ihmal etmeyin. Hz. Peygamberi en güzel şekilde okumanın gayreti içinde olun.
 
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler ise sempozyumda yaptığı konuşmada şunları söyledi;
 
“Samimiyet, ilişkilerde çıkar ve menfaat gözetmemektir…”
 
Hz. Adem’den bugüne kadar herkes samimiyet sınavına tabi tutulmaktadır. Samimiyet, içi dışı bir olmak, Hz. Mevlana’nın ifadesiyle göründüğü gibi olmaktır. Samimiyet, içten ve gönülden bağlılıktır. Hesabi değil, hasbi olmaktır. İkiyüzlülükten uzak durmaktır. Aldatmamaktır, aldanmamaktır. İlişkilerde çıkar ve menfaat gözetmemektir. Kısacası her işi Allah için yapmaktır. Bizler de Allah ile olan ilişkilerimizi, insanlarla olan ilişkilerimizi, kısaca bütün evrenle olan ilişkilerimizdeki samimiyetimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Amirimiz, memurumuz, komşumuz, ailemiz, kısaca hepimiz bütün beşeri ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Apar topar kıldığımız namazlarımızı, açılmadan kapanan avuçlarımızdaki dualarımızı, dilden kalbe inmeyen tövbelerimizi, gösteri aracı yapılan sadakalarımızı, mideye tutturduğumuz oruçlarımızı, turistik geziye dönen umre ve haclarımızı, kalplere inmeden okuduğumuz İhlas ve Fatihalarımızı yeniden düşünmeliyiz.
 
Sempozyuma Başbakan Yardımcısı İşler ve Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in yanı sıra, Gaziantep Valisi Erdal Ata, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Cemal Kalyoncu, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı.
Ayrıca sempozyuma katılanlara sanatçı Fatih Koca ve İbrahim Sadri birbirinden güzel eserlerini seslendirdi. Programın ardından davetlilere tirit ikram edildi. 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Samimiyet 3 yıl önce

Hep şikayet, hep tespit bu bizim görevimiz değil. Bizim görevimiz şikayet edilen, problem gibi duran şeyleri düzeltmekti.Düzeltemedik.Bizim düzeneğimizi bozarken biz niye bozulmasına müsaade etik.Samimiyette niye yozlaştık.Bu kayma olurken Diyanet camiası olarak neredeydik.Acaba adaletsizlik, yozlaşma,samimimiyetsizlik önce ailemizde (diyanetimizde) vardı da o yüzden mi bütün bu bozulmalara dur diyemedik.Ya işte bir de çözümden bahsetmek acı ama kutsal.Samimiyet tam da bu sanki..Gülleri tıpkı Hz.Peygamber dönemindeki gibi hakkı yenmiş, horlanmış, yoksul bırakılmış insanlar versin bize.Hani araplarda yasak olmasına rağmen kölelerle,garibanlarla, yemek yemek;Rahmet peygamberi sözde değil, bizzat oturarak yemek yiyordu onlarla.Adaleti tesis etmemesi için hani Üsameyi göndermişlerdide peygamberimize O'nun yüzü kızarmıştı, kızmıştı da uyarmıştı ve yine adalet olacak demişti de Saadet toplumu ortaya çıkmıştı.Bize gelen, hak yiyen,tamam ne olacak diyerek birinin hakkını alıp diğerine verdiğimiz için mi evet evet o referansları kıramadığımız için mi peygamberimizin yaptıklarını sadece anlatır olduk.Ya bunun hesabı kimden sorulacak.

Avatar
Samimiyet 3 yıl önce

edit: yorumlarda Hakaret Yasaktır.

Avatar
m emın soydemir 3 yıl önce

pekı bu yozlaşmanın nedenlerı neden kurum içinde en cok yaşanıyor kadınalra bayanlara karşi bu ilgınız ve alakanız neden arttıı sayın dıyanet kurum içi başi merkezıı sıyası ahlakıı yetkılıler bu mıllletı neden mahkum ettınızz zengın kadroluların kucagına yuvalar yıkıldı gençlık felç oldu islamı gençlık inaçlarını yıtırdı sızın yuzunuze artık ımam olmk imkansız oldu kımse cocugunu islamı sektörde uyuşturmuyor uyutturmuyor ... herkes uyandıı artıkk kımsyı kandıramassınız kendınızı kandırırsınızz

Avatar
hasan 3 yıl önce

başkana sormak lazım iyi insan adaletli insan hakkaniyetli insan önce din adamında müftüde vaizde imamda olması gerekmezmi ilkönce kendi krumunuzdan başlamanız lazım diyanette ne ararsan var torpil adam kayıma haksızlık eğer dini bir kurum olan diyanet bunu yaparsa diğerleri ne yapmazki