Görmez: Diyanet'teki idareciler hem adil hem de ahlaklı olmalı!
Hayat, baştan sona imtihandır. Ancak idarecilerin imtihanının daha zor, daha çetin olduğunu her halde ifade etmeye ihtiyaç yoktur.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Trakya Kur’ân Günleri ve Kur’ân Okuyucuları Semineri’nde” yaptığı konuşmada, idarecilerle ilgili önemli bir tesbit dile getirmiş. İlim hayatında ahlâkın önemine dikkat çeken Görmez, İmam El Acuri’nin (Ebûbekir el-Âcurrî) ‘Âlimlerin Ahlâkı’ kitabından şu mesajı aktarmış: “İdareciler adaleti, âlimler ahlâkı terk ettikleri zaman dünya bozulur. Devlet idaresinde adalet ne kadar önemliyse, ilim hayatında ahlâk o kadar önemlidir. Adalet ve ahlâk birbirini tamamlayan iki büyük değerdir.” (AA, 17 Nisan 2016)

‘İdareciler adaleti, âlimler de ahlâkı terk ettiği zaman dünya bozulur’un başka bir anlamı da ‘kıyamet alâmeti’dir dense her halde yanlış olmaz. Hele günümüzde bu tesbit çok daha fazla önem arz eder. İdareciler ‘adalet imtihanını’ ve aynı şekilde, ilim ehli, âlimler; ‘ahlâk imtihanını’ kazanabilmiş midir?

Sabah akşam ‘adalet’ desek, adaletin tesisi için gayret sarf etsek yeridir. Çünkü adalet, mülkün temelidir. Fakat bunu ‘güzel bir söz’ olarak duvarlara yazmakla temin etmiş olmayız. Adaletin her adımda tesis edilmesi, hayata yansıması gerekir.

Âlimlerin imtihan vesilesi olan ‘ahlâk’ da aynı şekildedir. İlim ehlinin ve bilhassa hem diyanet hem de ilim ehli olanların ‘ahlâk’ı terk etmesi, onu küstürecek işler yapması çok büyük bir hatadır, belki de cinayettir. ‘Âlim’lerin bu hata ve bu ihmali, sadece şahıslarıyla sınırlı kalmaz, Allah muhafaza, başkalarına da sirayet eder. Her ne pahasına olursa olsun ahlâk ve adaleti ayakta tutmak mecburiyetindeyiz.

Prof. Dr. Mehmet Görmez, ‘diyanet ehli’ne başka hatırlatmalarda da bulunmuş: “(Kur’ân-ı Kerîm’i) Sadece güzel okumak yetmez, güzel anlamak (lâzım). Bütün hafızlık okullarımız, bütün hafızlık mekteplerimiz, kurslarımız Kur’ân kurslarımızda biz hep birlikte müfredatlarımızı, programlarımızı gözden geçirelim. Çocuklarımız sadece güzel okumayı öğrenmesinler, güzel anlamayı da öğrensinler. (...) 120 binden fazla hafızımız var, ama üzülerek belirteyim hafızlarımızın büyük bir kısmı okuduklarını anlamıyorlar.”

Evet, derin bir yara ile karşı karşıyayız. Genelde Kur’ân kurslarının ve özelde hafızlık okullarının elden ve gözden geçirilmesi gerektiğine her halde itiraz eden olmaz. 120 binden fazla hafızımızın olması övünülecek bir rakamdır, ama bu hafızların kaç bini ‘hafız’ olarak kalabiliyor? Okuduğunu anlamak da elbette çok önemli; fakat hafız kalabilmek, hafız ölebilmek de çok önemli bir meziyet değil mi? Acaba, hafız olup da hıfzını unutanlarla ilgili sağlam ve itibar edilebilir bir rakam elimizde var mı?

Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in, din görevlilerinin Kur’ân’a hakim olmaları gerektiği noktasındaki tesbitleri de önemli: “Mihraba geçen her imamımız (...) Kur’ân okumaya başladığı zaman bize ihsanda bulunacak. Bakara Sûresi dendiği zaman Beni İsrail’in yapıp ettikleri nasıl anlatılır hepsinden haberdar olacak. (...) Örümcek, karınca, arı niçin bir sûreye isim olmuş, Belkıs Hz. Süleyman’a ne yazdı, Yusuf zindanda neler söyledi... Kur’ân’daki bütün bu manalar dünyasından, Fatiha’dan Nas Sûresine kadar her hafızımız haberdar olacak.”

“Din görevlileri” için çizilen ve olması gereken ‘tablo’ hayata geçebilme kalpler daha kolay fethedilmez mi: “(Hocalar) Rab’bini razı etmek için öfkesini yutar. Yüceliği ve yüksekliği sadece Allah’tan ister, mahlûkattan istemez. Kibri yok eder, tanımaz. Nefsin kibre bulaşmasından korkar, kralların çocuklarına Kur’ân öğretmek için koşuşturmaz. Kur’ân’ın ayağına gelinir. Zenginlerle oturmak için can atmaz, geçimini Kur’ân’dan yapmaya kalkışmaz. Az bir kazançla geçinir. Kur’ân en büyük servettir. Yemesi, içmesi, hüzünlenmesi bile ilimledir.”

Diyanet camiası, ilim ehli, âlimler, hocalar böyle bir tablo sergilemek noktasında üzerine düşeni yapmış olsa “Doğru İslâmiyet ve İslâmiyete lâyık doğruluk” âleme ilân edilmiş olmaz mı? Bu ahlâka sahip ‘temsilciler’e kim itiraz edebilir?

Yara belli, çare belli, yol belli: Hepimiz İslâmı doğru tanıyacağız, doğru yaşayacağız ve ne adaletten ne de ahlâktan uzak kalmayacağız. İnşallah...
 
Kaynak: yeniasya.com.tr

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ben 8 ay önce

Adaletin olmadığı tek kurum diyanet en büyüğünden en kucugune

Avatar
I.h 8 ay önce

Bu kuruma adalet gelmez. Hiç beklemeyin.

Avatar
imam 8 ay önce

Allah aşkına diyanet işleri başkanlıgını kim yürütüyor bu kurumun mevzuatını kim düzenliyor sayın görmeze birileri hatırlatması lazım adaleti kendisi düzenleyecek kendi yönettiği bir kurum baştan aşağı adaletsizlikle dolu tayin ümre hac vs ya bunlar sırayla olsa görev puanıyla yapılsa kim itiraz eder ama işte puan sistemi bazılarının işine gelmiyor çocukları yeğenleri var adamların mbsts puanı bile olmasa valilik oluru var köylerde görev yaptırmayacaklar bazılarına yıllarca köyde görev yapan garibanlarda köylerde sürünsün amA bu dünyanın birde öteki tarafı var Mehmet görmezden başlayıp aşağı doğru hakkımı yiyenlerin yakasına yapışacagım orada bulsunlar torpilde göreyim

Avatar
adaletmi hahahaha 8 ay önce

neremle gülsem buna diyanet ve adalet asla yanyana gelemeyecek iki kelime

Avatar
ihtisaslı 8 ay önce

onun için mi bin tane müftü varken vaizi murakıbı imamı daire başkanı yapıyorsun diye sormazlar mı adama

Avatar
dosdoğru 8 ay önce

torpilin olduğu yerde kimse adaletden bahsedemez kurumu bu hale getirenler elbet hesap verecek umarım bu dunyada olur da biraz umutla bekleriz

Avatar
Ahmet 8 ay önce

Ilk sorumluluk yöneticilerdedir 25 yıllık görevli hala ıssız cemaatsiz köylerde tutuluyor. Hayatını ilme harcamış ama maalesef İlmiyle hapsediliyor. Çözüm emirle değil şu en ücra insandan tutun onları yanına giderek gerçeği birebir görmek dinlemek önerileri dinlemek anlamak. Doktor ne kadar bilgin olsa önce Önce hastayı dinler. Sonra bildiği ni uygular . İmamları gönder tamam. Tabi böyle olunca fırsatını bulan ayrılıyor. Yada emekli .çözüm en basit tayini hizmet puanına göre düzenleyin.ki ben en ücra da olabilirim. Ama istanbulu düşünür sem ona görede kendimi yetişriririm. Sadece ezanlar da makamda ihtiyacım olur. O konuda yardım beklerim.yani isteğim yönetici yönetriklerinden

Avatar
Efe 8 ay önce

sayın hocamızdan ricamız, bunu müftüler toplantısında müftülerin yüzüne söylemesidir.